Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/12/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası dışındaki diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabul edilemez olduğuna, adli yardım talebinin kabulüne ve tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası bakımından başvurunun Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:A. Genel Bilgiler Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl süresi 19/7/2018 tarihinde yeniden uzatılmayarak son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).B. Başvurucuya İlişkin Süreç Adli yargıda hâkim olarak görev yapmakta olan başvurucu, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca FETÖ/PDY'ye üye olma ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçlarından hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında 18/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığında ifade vermiştir. İfadenin ilgili kısımları şöyledir: "Ben ilk orta ve lise tahsilimi Van İlinde bulunan Başkale YİBO, Lütfiye Binnaz Saçlı İlk Öğretim Okulu ve Cumhuriyet Lisesinde tamamladım. İlköğretim tahsili boyunca ailemle birlikte evimizde kaldık. Üniversite sınavları hazırlık için Van İlinde bulunan Çağlayan Dershanesine 1,5-2 yıl boyunca gittim. 2004 yılında girdiğim Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 2009 yılında mezun oldum. Üniversite hayatımın başlarında yaklaşık 1,5-2 sene boyunca Fethullahçıların Batıkentte bulunan evlerinde isimlerini hatırlamadığım 3-4 arkadaşım ile birlikte kaldım. Üniversite hayatım boyunca ailemin yanına gidip 1-2 ay gidip dönmediğim zamanlarda oldu. 1,5-2 senenin sonunda Van İlinden tanıdığım Artuklu Üniversitesinde Yardımcı Doçent Doktor [A.A.] ile birlikte Cebecide birlikte kaldım. Evin masraflarını aile yardımlarıyla ve burslarla karşılıyordum. Üniversite hayatımın sonuna kadar Akif ile birlikte kaldıktan sonra Hakimlik-Savcılık sınavlarına hazırlandım. 2010 yılında yapılan Adli Yargı Hakim Savcı adaylığı sınavını ve aynı yıl yapılan İdari Yargı Hakimlik sınavını kazandım. Sadece İdari Yargı Hakimlik mülakatına girdim, mülakatı kazandım. 2011 yılında İdari Yargı Ankara Hakim Adayı olarak göreve başladım. Staj dönemi boyunca eşim [E.Ş.] ile birlikte Ankara Dikmen'de ve Demetevlerde ikamet ettik. Görev süresince HSYK tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine 4 günlük gezi için götürüldük, bunun haricinde Yurt İçin Yurt dışında gezi, eğitime katılmadım. Bunun haricinde de yurt dışına hiç çıkmadım. Meslek hayatım boyunca bir defa o da geçen sene Aksaray'da teftiş geçirdim. ... Benim Ziraat Bankası ve Vakıfbank haricinde hiç bir bankada hesabım olmadı. Herhangi bir banka veya kurum vasıtasıyla para transferide yapmadım. Benim ve ailemin maddi durumu iyi olmadığı için yardımda bulunmadım, zaten maddi durumumda iyi olsaydı da yardımda bulunmazdım. Benim eşim ev hanımıdır ... Benim ailemin ve yakın çevremin bu yapılanmayla herhangi bir ilgisi yoktur, bu yapıyıda sevmezler. Benim 25 aylık ve 4 aylık olmak üzere bir kızım bir oğlum bulunmaktadır. Eşim Aksaray Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümünden bu sene mezun oldu. Kendisi çocukluk arkadaşım olur. Eşiminde bu yapıyla herhangi bir bağlantısı yoktur. Benim Facebook ve Tweteer hesabım vardır, tweteer hesabımı hiç kullanmadım, bir kez bile tweet atmadım, facebook hesabımı ise 2-3 ayda bir kullanırım. Üniversitenin ilk yıllarında Batıkentte kaldığım evde zaman zaman bu tür sohbetler oluyordu, sohbetlerin konusu Peygamberimizin hayatı ve dini konulardı, bunun haricinde ülke siyasetine ve devlete ilişkin sohbetler yapılmazdı. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu evlerde çok fazla kalmadığım için çok fazla bilgim de yoktur. Ben dünya görüşü olarak da kendimi o yapıya yakın hissetmediğim için onlarla fazla bir birliktelik yaşamadım. Darbe teşebbüsünden 15 Temmuz gecesi eşim ve eşimin üniversiteden soyismini hatırlayamadığım hocası İsmail Bey ile birlikte Aksaray'da bulunduğum cafetaryada İsmail beyin birarkadaşının İsmail Beyi telefonla aramasıyla haberdar olduk. Ben ilk başta olayın bir terör eylemi olduğunu düşündüm. Bir kaç saat sonra eve vardığımda olayları darbe teşebbüsü olduğunu anladım. Bana darbeye teşebbüs sonrasında herhangi bir görev teklifinde bulunulmadı. Ben örgüt üyesi olmadığım için ve örgütle ilgili bilgim olmadığı için etkinlik pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istemiyorum. ... Benim kesinlikle herhangi bir terör örgütüyle ilişkim yoktur. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Benim FETÖ/PDY'nin taraf olduğu davalarda verdiğim kararlar bellidir, bu kararlar gerektiğinde ilgili mahkemeden de talep edilebilir, örneği son bir yıl içeresinde Emniyet Personellerinin performans değerlendirme (sicil) kararlarında idarenin takdir yetkisi olduğunu gerekçe göstererek red kararı verdiğim bir çok dosya bulunmaktadır. Dershane, yurt, okul davalarında da verdiğim kararlar bellidir. Emniyet mensuplarının il içi ve il dışı atamalarla ilgili davalar ve resen emekliye sevkedilme işlemlerine karşı verdiğim kararlarda ortadadır. Ben herhangi bir yerden emir alarak herhangi bir işlem yapmadım. Karar vermedim bu yapıya mensup olsaydım bu şekilde kararlar vermezdim. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum ..." Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle başvurucuyu Şanlıurfa Sulh Ceza Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Hâkimlik tarafından 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu; sorgu sırasındaki ifadesinde özetle darbe girişimi ile hiçbir alakasının olmadığını, FETÖ/PDY ile ilişkisine dair somut bir delil bulunmadığını, görev yaptığı dönemde örgüt aleyhine birçok karara imza attığını ve tutuksuz olarak yargılanması gerektiğini belirtmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 20/7/2016 tarihinde tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... şüpheliller ... A. Ş.nin atılı suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedenlerinin bulunduğu, şüphelilere isnat edilen suçun CMK'nın 100/3-amaddesinde sayılan katalog suçlardan olması ve atılı suçlara ilişkin olarak kanunda öngürülen ceza miktarı dikkate alındığında şüpheliller hakkında adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı ve şüpheliler hakkındaki tutuklama kararının ölçülü olduğu anlaşıldığından şüphelilerin 5271 sayılı CMK'nın 100 vd. maddeleri gereğince tutuklanmalarına... [karar verildi]." Başvurucu 26/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Şanlıurfa Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararını yerinde bularak 28/7/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Başvurucu 2/11/2016 tarihli dilekçe ile tahliye talebinde bulunmuş, Ankara Sulh Ceza Hâkimliği 4/11/2016 tarihli karar ile tahliye talebini reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"... [A.Ş.] ... şüphelilerin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunması, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın 108/1 maddesi uyarınca şüphelilerin ayrı ayrı tutukluluk hallerinin devamına... [karar verildi.]" Başvurucu tahliye talebinin reddine dair verilen karara itiraz etmiş; Ankara Sulh Ceza Hâkimliği, kararı yerinde bularak itirazı 29/11/2016 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 9/12/2016 tarihinde öğrendiğini beyan etmiş ve 14/12/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı 10/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek soruşturmayı Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) devretmiştir. Savcılık 5/7/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede; ilk olarak FETÖ/PDY'nin kuruluşuna ve tarihçesine, hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına ve hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna değinilmiştir. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. Bu suçlamalara esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Dairesinin 10/8/2016 tarihli kararıyla başvurucunun meslekten uzaklaştırılmasına karar verildiği, HSYK Genel Kurulunun 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği, ihraç kararının 29/11/2016 günü kesinleştiği belirtilmiştir.ii. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren Ş.ya 2011 yılında 000 TL para gönderdiğinin tespiti.iii. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren Y.ye 2015 yılında 000 TL para gönderdiğinin tespiti.iv. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren A.K.ya 2014 yılında 800 TL para gönderdiğinin tespiti.v. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren K.S.ye 2015 yılında 500 TL para gönderdiğinin tespiti.vi. FETÖ/PDY kapsamında soruşturma geçiren A.ye 2015 yılında 500 TL para gönderdiğinin tespiti.vii. Başvurucunun evinde yapılan aramada örgüt liderine ait bir ses kaydının bulunduğunun tespiti.viii. Hâkimlik adaylığından başvurucunun dönem arkadaşı olan ve örgüt üyeliğinden şüpheli olarak soruşturma geçiren U.E.nin "Ayrıca ben bizim dönemden bu yapıya müzahir olduğunu bildiğim diğer şahısların isimlerinde söylemek istiyorum. Bunlardan İ.G., , O., B ve Ş.Y. Emek Mahallesinde aynı evde oturmaktaydı. N. S. ile Ö. F.S., Y.K., H. A. ve A.Ş.[başvurucu] Emek Mahallesinde aynı evde oturmaktaydı." şeklindeki beyanı. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"... Şüphelinin dijital incelemesinde bilgisayarında Silahlı Terör Örgütü elebaşına ait 1 adet 'Fethullah Gülen - Deli Sanır (Reşit Muhtar)' isimli ses dosyasının tespit edildiği,hakkında verilen beyanlara göre ve ikrar içeren ifadesinde FETÖ/PDY Terör Örgütü mensupları tarafından kullanılan ve örgüt üyelerinin kaldığı evlerde kaldığı, Masak inceleme raporuna göre hakkında FETÖ/PDY kapsamında soruşturma bulunan şahıslarla para transfer işlemlerinin bulunduğu, bu suretle şüphelinin silahlı terör örgütüne üye olduğu anlaşılmıştır..." Başvurucu soruşturma aşamasındaki savunmasında; hakkındaki iddiaları kabul etmediğini, örgütle ilişkisi olmadığını, hakkındaki tanık beyanının gerçeği yansıtmadığını ifade etmiştir. Başvurucu hakkında yargılamaya Gaziantep Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) E.2017/71 sayılı dosyasında başlanmış ve yargılamanın 12/10/2017 tarihli birinci celsesinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir. Mahkeme kovuşturma aşamasında toplanan belgeler arasında bulunan, 96741 - 379377 ID (kimlik numarası) numaralı ByLock kullanıcıları arasında geçen: "Abi yarın Ürgüp'teki arkadaş da gelecek.", "bi de A. bey var bizim grupta, onla tanışacak mısınız?", "Ürgüp'teki arkadaş ile tanışacak mısınız?" şeklindeki görüşme tutanağında başvurucudan bahsedildiğini değerlendirmiştir. Mahkeme 14/2/2019 tarihli ve E.2017/71 ve K.2019/57 sayılı kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir: "... Her ne kadar sanıkhakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle hakkında iddianame düzenlenmiş ve mahkememizde kamu davası açılmış ise de; sanığın, son olarak Şanlıurfa Mahkemesi Hâkimi olarak görev yaptığı sırada FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibatı sebebi ile Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İkinci Dairesinin 16/07/2016 tarih ve 2016/345 sayılı kararı ile görevden uzaklaştırıldığı, Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun 24/08/2016 tarih ve 2016/426 sayılı kararı ile meslekten çıkarılmasına karar verildiği, sanığın yeniden inceleme talebinin Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu'nun 29/11/2016 tarih ve 2016/434 sayılı kararı ile reddedildiğinin anlaşıldığı, sanığın mahrem nitelikte olan örgüt çalışma ve staj evlerinde kaldığına, örgütün gizli haberleşme programı olan bylocku kullandığına, örgüte himmet verdiğine ve yardım ettiğine,sanığın hâkim olarak görev yaptığı süre zarfında örgütün emir ve talimatı doğrultusunda karar verdiğine ve 2014 HSYK seçiminde örgütün desteklediği sözde bağımsızlar adına çalışmalar yürüttüğüne, kısacası; sanığın örgütün yapısında bulunup hiyerarşisine dahil olduğuna ve örgütle organik bağ kurarak örgüt üyesi olduğuna dair dosyada her türlü şüpheden uzak, inandırıcı, somut delillerin de bulunmadığı, yukarıda detaylı bir şekilde izah edilen gerekçelerle sanık hakkında iddia olunan eylemlerin ve yapılan tespitlerin, mahkemece sanık aleyhine silahlı terör örgütüne üyelik suçunun sübutu açısından her türlü şüpheden uzak, somut delil olarak itibar edilmediği,HSK tarafından 667 sayılı KHK 3/1 maddesi uyarınca FETÖ/PDYsilahlı terör örgütü ile irtibat veya iltisakı nedeniyle mesleğinden çıkarılmış olması ile aynı irtibat veya iltisak nedeniyle 2802 sayılı yasanın maddesi uyarıncahakkında soruşturma izni verilmiş olmasının sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun oluşması için yeterli nitelikte olmadığı, bu eylemlerin sanığın örgüt üyeliği için aranan süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk arz eden ve sanığın organik bağ ile örgüte bağlı olduğunu açıkça gösteren eylemlerden ve faaliyetlerden olmadığı, sanığın örgütün hiyerarşisinde yer alarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren eylemleri gerçekleştirmek suretiyle üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği ve yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı kanaatine varılmış ve yukarıda izah edilen gerekçelerle sanığınberaatine karar verilmiştir." Savcılık, başvurucu hakkındaki tanık beyanında başvurucunun hâkimlik stajı sırasında örgüt evinde sorumlu kişi olduğunun ifade edildiğini belirterek karara karşı istinaf talebinde bulunmuştur. Başvurucu hakkında yürütülen yargılama bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi önünde derdesttir. İlgili ulusal hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-