1. Hukuk Dairesi 2023/2524 E. , 2024/3156 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/8 E., 2023/118 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Safranbolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/367 E., 2022/329 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Ma…
**1. Hukuk Dairesi 2023/2524 E. , 2024/3156 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/8 E., 2023/118 K. HÜKÜM/KARAR : Ret/Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Safranbolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/367 E., 2022/329 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı; Karabük ili, Eflani ilçesi, ... köyü 148 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazları uzun zamandır ekip biçtiğini, yaklaşık iki hafta önce davalı tarafından taşınmazlara sınır çizilmesi ve kazık çekilmesi üzerine tapuya gittiğini, tapu kayıtlarını incelediğinde 148 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının davalı adına kayıtlı olduğunu, diğer taşınmazların da bir kısmını içine aldığını öğrendiğini, 148 ada 1 parselin tamamının, 148 ada 2 parselin ise bir kısmının mirasbırakan babası Raşit Kurtçu ve oğlu Hikmet Kurtçu tarafından köy senedi ve trampa sözleşmeleri ile 1992 yılında satın alınıp kendisine verildiğini, o zamandan beridir taşınmazların kendisi tarafından kullanıldığını ileri sürerek 148 ada 2 sayılı parselin tapu kaydının iptal edilerek bir kısmının adına kayıtlı 148 ada 1 parsele, bir kısmının yine adına kayıtlı 148 ada 3 sayılı parsele, kalan kısmının ise davalı ile 1/2 pay oranında kendi adına ve davalı adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı, davaya süresinde cevap vermemiş, aşamada davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2021 tarihli ve 2021/1242 Esas, 2021/1391 Karar sayılı kararı ile; davacının dayandığı satış senetlerinin yöntemince uygulanarak kapsamlarının belirlenmesi, dava konusu edilen taşınmazın niteliğinin belirlenmesi ve davacı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığının yöntemince araştırılması, edinim şartlarının oluştuğunun tespit edilmesi halinde davalının taşınmazı ediniminin iyiniyetli olup olmadığının, korunup korunmayacağının değerlendirilmesi gereğine değinilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dava konusu yeri kadastro tarihine kadar nizasız ve fasılasız olarak yirmi yıldan fazla süreyle kullandığını ispatlayamadığı, dayandığı senetlere göre dava konusu yerin kendisine devredildiğine ilişkin kaydın bulunmadığı, bu haliyle de davacının eklemeli olarak da olsa dava konusu taşınmaza malik olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, davacının dayandığı satış senetlerinin uygulanmadığını, davacının zilyetliğinin bulunduğuna ilişkin tanık beyanlarına itibar edilmediğini, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtip İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının dayandığı satış senetlerinin dava konusu taşınmaza uymayıp komşu taşınmazlara uyduğu, dava konusu taşınmaz bölümünün tarım arazisi olmadığı, üzerinde zaman zaman hayvan otlatıldığı, davacının bir zilyetliğinin bulunmadığı, davacı taraf lehine kazandırıcı zamanaşımı koşullarının oluşmadığı, davacının davasını ispat edemediği, kadastro tespitinin doğru yapıldığı, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, istinaf dilekçesindeki itiraz nedenlerini yinelemiş, İlk Derece Mahkemesince delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, Bölge Adliye Mahkemesince itirazlarının dikkate alınmadığını belirtip kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü ve 20 inci maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin birinci fıkrası. 3. Değerlendirme 2009 yılında yapılan kadastro sonucunda, Karabük ili, Eflani ilçesi, ... köyü çalışma alanında bulunan 148 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 290,62 m2 yüz ölçümü ve bahçe niteliğiyle senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Şükrü Kandemir adına tespit edildiği, kadastro tutanağının edinme sebebinde, yirmi yılı aşkın süredir Şükrü Kandemir'in zilyetliğinde iken 2008 yılında ölümü ile mirasçılarını bıraktığı, taşınmazın halen mirasçılarından İsmail oğlu Muzaffer Demirel'in tasarrufunda olduğu ancak veraset ilamı sunulmadığından mirasçılarının tam olarak tespit edilemediğinin belirtildiği, kadastro tespitinin itiraza uğramadan 22.12.2009 tarihinde kesinleştiği, tespit maliki Şükrü mirasçılarının taşınmazı 22.08.2019 tarihinde davalı ...'e satış suretiyle temlik ettikleri, 148 ada 1 ve 3 parsel sayılı taşınmazların sırasıyla 1780,73 m2, 77,60 m2 yüz ölçümleri ve "kargir iki katlı ev, samanlık, ahır ve bahçe", "bahçe" nitelikleri ile senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tespit edilip tespitin itiraza uğramadan 22.12.2009 tarihinde kesinleşmesi ile tescil edildikleri anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın hüküm kurmaya yeterli olduğu söylenemez. Şöyle ki; davacı 148 ada 1 parselin tamamının, 148 ada 2 parselin ise bir kısmının mirasbırakan babası Raşit Kurtçu ve oğlu Hikmet Kurtçu tarafından köy senedi ve trampa sözleşmeleri ile 1992 yılında satın alınıp kendisine verildiğini ileri sürmüş ancak gerek dava dilekçesinde gerekse aşamalardaki beyanında, taşınmazların kendisine ne şekilde geçtiği (bağış, satış vs.) hususunda bir açıklamada bulunmadığı gibi Mahkemece de bu husus davacıdan sorularak açıklığa kavuşturulmamıştır. Öte yandan, davacının dayandığı 07.07.1985, 09.12.1985, 28.02.1992 ve 07.09.1992 tarihli satış senetleri yöntemine uygun şekilde zemine uygulanmamış, komşu taşınmazların tespit tutanakları ve var ise tespite esas kayıtların tüm tedavülleri getirtilmemiş, senetlerde belirtilen sınır yerleri hakkında mahalli bilirkişi ve tanıkların soyut ve yetersiz beyanları ile yetinilmiş, usulünce bir senet uygulaması olmadığı gibi fen bilirkişi raporunda ise uygulamaya yer verilmemiş, mahalli bilirkişi ve tanıkların bir kısmı keşifte dinlenmek yerine duruşmada dinlenilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz. Hal böyle olunca; Mahkemece öncelikle davacı taraftan çekişmeli taşınmazın kendisine ne şekilde intikal ettiği sorularak bu husustaki iddiasını kanıtlama imkanı tanınmalı, daha sonra çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin tespit tutanakları ile varsa tespitlerine esas alınan kayıtların tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilmeli, mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve halen hayatta iseler senet tanıkları ile teknik bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında taşınmaz başında ayrı ayrı beyanları alınmak suretiyle davacının dayandığı satış senetlerinin mevki ve hudutları tek tek okunmak suretiyle taşınmazlara uygulanmaya çalışılmalı, ortak sınırlar netleştirilmeli, taşınmazın ne zamandan beri kim tarafından ve ne şekilde zilyet edildiği sorulup saptanmalı, beyanlar arasında çelişki bulunduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir, komşu tutanak ve varsa dayanaklarıyla birlikte denetlenebilir şekilde satış senedi uygulamasını gösterir rapor alınmalı; bundan sonra zilyetlikle birleşmeyen satış senedine itibar edilemeyeceği de göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.