T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/965 - Karar No:2026/384 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md) ESAS NO : 2024/965 KARAR NO : 2026/384 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2024 NUMARASI : 2021/843 E-2024/520 K DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVA…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2024/965 - Karar No:2026/384 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md) ESAS NO : 2024/965 KARAR NO : 2026/384 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 02/07/2024 NUMARASI : 2021/843 E-2024/520 K DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ :16/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 24/04/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili; 31/05/2021, 30/07/2021 ve 19/08/2021 tarihli faturalardan kaynaklanan alacağının kalan 165.000,00 TL'sinin davalı tarafından ödenmediğini, alacağın tahsili için Ankara 29. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2021/17890 Esas nolu dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davacı ile davalı arasındaki Nisan 2021 tarihli sözleşme ile davacının İvedik Osb mahallesi Matbaacılar sitesi .... cadde Yenimahalle Ankara adresinde bulunan numaralı dükkanlarda ek imalatların ve tadilat işlerinin yapılması işlerini yüklendiğini, davacının üstlendiği işleri sözleşmede belirtilen sürede tamamlamadığını, tamamladığı işlerde ise eksik, düşük kaliteli ve hatalı imalat yaptığını, dava konusu faturaların kesildiği tarihte eksiklikleri tamamlayacağını, hatalı iş ve işlemleri düzelteceğini vaat eden davacının bu faturaların davalının ticari defterlerine işlenmesinden sonra herhangi bir işçilik ve imalat yapmayacaklarını söylediğini, davacının imalat ve tadilat çalışmalarının eksikliklerinin bir kısmını üçüncü kişilere yaptırmak durumunda kaldığını savunarak davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece;" Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi ile davacı yüklenicinin edimi için düzenlediği 31/05/2021, 30/07/2021 ve 19/08/2021 tarihli faturalardan kaynaklanan kalan alacağa dayalı olarak açılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasıdır. Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün 15/05/2023 tarihli cevabi yazısı, Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanlığının tarihsiz cevabi yazısı, İvedik Vergi Dairesi Müdürlüğü 18/05/2023 cevabi yazısı, inşaat yüksek mühendisi , mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişisi oluşturulan bilirkişi kurulu 31/01/2024 tarihli ek raporunda davalının 2021 yılında 1. sınıf tacir olduğunun ve bilanço esasına göre defter tasdik ettirmiş olduğunun bildirilmesi ve dava konusu işin toplam tutarı göz önünde bulundurulduğunda Türk Ticaret Kanununun 11., 12. ve 15. maddeleri ile 11. maddesinin 2. fıkrasına göre yürürlüğe konulan karara göre davalının dava tarihi itibari ile tacir olması nedeni ile Türk Ticaret Kanununun 4. ve 5. maddeleri gereğince mahkememiz görevli kabul edilmiştir. Davacı davalı ile arasındaki eser sözleşmesine göre yüklenici olarak ifa ettiği edimi için düzenlediği 31/05/2021, 30/07/2021 ve 19/08/2021 tarihli faturalardan kaynaklanan kalan alacağının ödenmediği vakıasını ileri sürmüş ve alacağın tahsili için başlattığı icra takibine davalının itirazının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı davacının eser sözleşmesindeki edimlerinden bir kısmını süresinde tamamlamadığını, tamamladığı işlerde ise eksik, düşük kaliteli ve hatalı imalat yaptığını savunmuş ve davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ile davalı arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davacının bu sözleşme ile davalının iş yerinde imalat ve tadilat yapma borcu, davalının ise ücretini ödeme borcu altına girdiği vakıasına ilişkin uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık davacının edimlerini süresinde ve tam olarak yerine getirip getirmediği, bunun sonucuna göre davacının dava konusu icra takibine konu ettiği faturalardan dolayı davalıdan alacaklı olup olmadığı hususundadır. Türk Medeni Kanununun 6. maddesi gereğince “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.”. Hukuk Muhakemeleri Kanununun 190. maddesini göre “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.”. İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer, davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Davacı ve davalı arasında uyuşmazlık konusu olan ve olmayan vakıalara göre genel kurala uygun olarak ispat yükü davacıdadır. Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan delillerden davacı ile davalı arasında eser sözleşmesi bulunduğu, davacının bu sözleşme ile davalının iş yerinde imalat ve tadilat yapma borcu, davalının ise ücretini ödeme borcu altına girdiği, davacının bir kısım işleri yaptığı, davalının süresinde ayıp ihbarında bulunmadığı, davacının davalıdan dava konusu icra takip tarihi 72.000,00 TL alacaklı olduğu, davacının 13/12/2021 tarihinde 165.000,00 TL fatura alacağı bakiyesi asıl alacağın takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili talebi ile Ankara 29. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2021/17890 Esas nolu dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığı, davalının süresi içinde borca ve ferilerine itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu, davacının İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 1. fıkrasındaki süre içinde itirazın iptalini talep ettiği, ispat yükü kendisinde olan davacının bilirkişi kurulu raporları ile icra takibine konu alacağının varlığını kısmen ispatladığı ve davalının icra takibine itirazının kısmen haksız olduğu sonucuna varılmıştır. İnşaat yüksek mühendisi , mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişisi oluşturulan bilirkişi kurulunun 01/08/2023 tarihli raporunda davacı ile davalının ticari defterlerinin incelenerek değerlendirilmesi, delillerden dava konusu işin teslim tarihinin belirli olmaması, Türk Borçlar Kanununun 474. maddesine göre davalının uygun sürede ayıp ihbarında bulunmaması, 3. ve 4. bilirkişi kurulu raporlarının son kısım ile sonuç bölümünün karıştırılması, sonuç olarak davacının ayıplı işlerden doğan alacağının talep etme hakkının bulunması, eksik iş bedeli 93.000,00 TL ile ilgili davacı ile davalının ticari defterleri arasındaki farklılık bulunması, bilirkişi kurulu raporlarına itirazların değerlendirilmesi sonrasında hazırlanan 3. ve son bilirkişi kurulu raporunda araç satışı ile senet ödemesi de göz önünde bulundurularak ayrıntılı hesaplama ile davacının ticari defterlerinin esas alınmasından doğan 165.000,00 TL’den düşülmesinden sonra davacının 72.000,00 TL alacağının bulunduğu kabul edilmiştir. İspat yükü kendisinde olan davacının yukarıda belirtildiği üzere uyuşmazlık konusu olan vakıayı usulüne uygun tuttuğu ticari defter ve kayıtlarının incelemesi sonrasında hazırlanan bilirkişi kurulu raporu ile kısmen ispatlaması, kalan kısım açısından davacının başka delil sunmaması nedenleri ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu icra takibinin takip talebinde takip tarihinden itibaren avans faizi talep edilmesi ve davacı ile davalının tacir olması nedenleri ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlı avans faizi işletilmesine, dava konusu alacağın bilirkişi incelemesi ile belirlenip likit olmaması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince reddine karar verilmesi, red edilen kısım açısından davacının kötü niyeli olduğuna ilişkin delil sunulmaması nedeni ile davalının kötü niyet tazminatı talebinin İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince reddine " karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik iş bulunduğu ispatlanamadığı ve ayıp ihbarı bulunmadığından davanın tümden kabul edilmesi gerektiği, faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davalının faturalara itiraz etmediğini, takip başlatılmasına kadar ayıp ihbara yapılmadığını, bu nedenle ayıplı ifa iddiasının dinlenemeyeceğini, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını, ayıplı iş olan bir kısım işlerin eksik iş olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, tarafların ticari kayıtlarının davacı şirket lehine kesin delil olduğunu, davalının yaptırdığı delil tespiti masraflarının bir kısmının müvekkiline yükletilmesinin hatalı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; faturaların ticari defterlere kaydının işin gerçekleştiğine karine teşkil ettiğini, müvekkilinin davacıya duyduğu güven nedeniyle faturaya itiraz etmediği, tespit raporunda eksik ve ayıplı işlerin giderilmesi için 223.500,00 TL harcama yapılması gerektiğinin belirlendiğini, tespit raporunun tebliğ edilmesinin ayıp ihbarı niteliğinde olduğunu ve tanık beyanlarıyla da ayıp ihbarının yapıldığının açık olduğunu, kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK 222/4). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.(Yargıtay 6 H. D 2023/1909 Esas- 2024/5226 Karar, 2022/1617 Esas-2023/2114 Karar vb.) Mahkemece yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde; davalının davacı tarafından düzenlenen faturaları ticari defterlerine işlediği tespit edilmiştir. Bu durumda, davalı taraf aleyhine delil teşkil edeceğinden fatura bedeli iş bedeli olarak kabul edilmelidir.(Yargıtay 15. HD. 2019/770 E, 2019/4108 K; 2020/266 E, 2020/3200 K). 2- Yukarıda (1.)bentte açıklanan nedenlerle; davalı ticari defterlerinde kayıtlı faturaların toplam bedeli iş bedeli olarak kabul edilmesi gerekirse de; sonradan ortaya çıkan gizli ayıplı işlerin ortaya çıktığı tarihten itibaren makul bir sürede ihbarının yapılmış olması şartıyla gizli ayıplı işler bedeli toplam iş bedelinden mahsup edilmelidir. YHGK'nın 13.05.2009 tarih ve 13-160 E., 185 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, ayıp ihbarı kural olarak şekle tabi bulunmayıp içeriği itibariyle ayıptan karşı tarafın haberdar olmasını sağlamaya elverişli her türlü ihbarın, ayıp ihbarı olarak kabulü mümkün olup, tespit dilekçesinin ya da raporunun tebliği işleminin de ayıp ihbarı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir. Yapılan açıklamalar karşısında somut olay incelendiğinde; davalı tarafından delil tespiti yaptırıldığı, bilirkişi raporunun davacı tarafa tebliğ edildiği, böylece ayıp ihbarı yükümlülüğünün yerine getirildiği anlaşılmaktadır. 3- Yukarıdaki bentlerde açıklanan hususlar dikkate alındığında mahkemece yapılacak iş; aralarında eser sözleşmelerinde uzman bir hukukçu da olan bilirkişi heyetinden rapor alınarak gizli ayıplı imalatların belirlenerek, ortaya çıktığı kabul edilmesi gereken tespit tarihindeki serbest piyasa rayiçlerine göre giderim bedellerinin tespit edilmesi, bu bedel ile davacının kabul ettiği ve davalı tarafça kanıtlanan ödemelerin toplam fatura bedelinden mahsup edilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulmasından ibarettir. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE, 2-Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/07/2024 gün ve 2021/843 Esas 2024/520 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-Taraf vekillerince yatırılan istinaf karar harçlanın istek halinde kendilerine iadesine, 5-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 16/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır