17. Hukuk Dairesi 2012/13888 E. , 2013/3343 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı, davalı adına kayıtlı aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde olduğu sırada karıştığı 5.4.2009 tari…
**17. Hukuk Dairesi 2012/13888 E. , 2013/3343 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü: -K A R A R- Davacı vekili, müvekkili şirkete trafik sigortalı, davalı adına kayıtlı aracın dava dışı alkollü sürücü yönetiminde olduğu sırada karıştığı 5.4.2009 tarihli kazada, karşı aracın sürücüsünün yaralandığını, 3.412 TL tedavi giderinin Sağlık Bakanlığı'na ödendiğini, (31.3.2010 tarihinde), sigortalı aracın sürücüsünün kazada %100 kusurlu olduğunu ve kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğini, bu halin teminat kapsamında bulunmadığını, davalı sigortalı ile dava dışı sürücü hakkında Merzifon İcra Müdürlüğünün 2011/502 sayılı dosyasında 3.412 TL asıl alacak ve 300,63 TL işlemiş faiz toplamı 3.712,63 TL üzerinden icra takibi yapıldığını, borçluların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, olay anında kazaya karışan adına kayıtlı aracı oğlunun kullandığını, kusurunun, sorumluluğunun ve borcunun bulunmadığını, aynı olayla ilgili olarak olayda yaralanan dava dışı ... ve yakınlarının, kendisi ve trafik sigortacısı hakkında Merzifon Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/278 Esas sayılı dosyasında destekten yoksun kalma, tedavi gideri bedeli ve manevi tazminat davası açtıklarını, davanın derdest olduğunu, 25.2.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Yasanın 59.maddesine göre tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılanacağını, inkar tazminatının şartlarının oluşmadığını belirterek davanın SGK'na ihbarını ve reddini savunmuştur. Mahkemce, 6111 sayılı Yasanın 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nin değişik 98.maddesi gereğince tedavi giderleri SGK'ca karşılanacağından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, ZMSS sözleşmesine dayanılarak, davacı ... tarafından, davalı sigortalı aleyhine, sigortalı aracın dava dışı sürücüsünün alkollü olması nedeniyle ZMSS Genel Şartlarının B.4.c maddesi hükmü uyarınca karşı araçta bulunan ve yaralanan 3.kişiye ödenen tedavi masraflarının rücuen tahsili istemiyle, itirazın iptali şeklinde açılan alacak davasıdır. 2918 Sayılı KTK'nin 95/2.maddesi uyarınca, sigorta sözleşmelerinden veya sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerinden doğan nedenlerle sigortacının tazminat yükümlülüğünün azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin haller sigortacı tarafından 3.kişilere karşı ileri sürülemeyeceğinden, sigortacı zarar görene ödeme yaptıktan sonra tazminatın kaldırılması yada indirilmesini sağlayabileceği oranda kendi sigorta ettirenine rücu edebilecektir. 25.2.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 Sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 59.maddesi ile 2918 sayılı KTK'nin 98.maddesinde yapılan değişiklik "Trafik Kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün, resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri ve diğer bütün resmi sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmetleri bedelleri kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır" hükmü getirilmiştir. 6111 Sayılı Kanunun geçici 1.maddesinde; "Bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır" şeklinde düzenleme yapılmıştır. 27.8.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililerine Sunulun Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in "Rücu hakkı" başlıklı 11.maddesine göre; Tespit edilen sorumluluk çerçevesinde sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının ilgili mevzuat çerçevesinde zarar sorumlusuna karşı rücu hakları saklıdır. Rücu hakkı kapsamında yapılan tahsilatlar sigorta şirketlerince ve Güvence Hesabınca ilgili poliçele eşleştirilerek Merkez veri tabanına kaydedilir". Yine aynı yönetmeliğin Geçici 1.maddesine göre; Kanunun yayımı tarihinden önce meydana gelen trafik kazalarından kaynaklanan ve anılan tarih itibariyle ödenmemiş tüm tedavi gideri, bedelleri Kanunun geçici 1.maddesi kapsamında Kurumca ödenir. Bu tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle ilgili sigorta şirketlerinden ve Güvence Hesabından tahsil edilen tutarlar bakımından ilgili sigorta şirketlerine ve Güvence Hesabına herhangi bir iade yapılmaz. Bu tutarlar Kuruma bu yönetmelik uyarınca aktarılan tutarlarından mahsup edilemez. 2918 sayılı KTK'nin 48.maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliğinin "Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı" başlıklı 97/1. maddesinde; alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, bu konu ile ilgili olan "b-2" bendinde; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tesbit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları belirtilmiştir. Öte yandan, Zorunlu Mali Sorumluluk Sorumluluk Genel Şartlarının B.4.d maddesinde; tazminatı gerektirin olay işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin veya motorlu aracın hatır için karşılıksız olarak kendilerine verilen kişilerin uyuşturucu veya keyif verici maddeler almış olarak aracı sevk ve idare etmeleri esnasında meydana gelmiş veya olay yukarıda sayılan kişilerin alkollü içki almış olmaları nedeniyle aracı güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş bulunmalarından ileri geliyorsa sigortacının sigorta ettirene rücu hakkı olduğu açıklanmıştır. Bununla birlikte, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4.d maddesinin dayanağını teşkil eden KTK'nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve mütakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabülü de mümkün değildir. O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK'nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin belirlenmesi durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın kabulüne aksi halinde reddine karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları) Somut olayda; 5.4.2009 tarihinde saat 16.25'te, davacı şirkete trafik sigortası bulunan, davalı adına kayıtlı aracın dava dışı sürücüsü ... saat 17.25'te düzenlenen alkol raporuna göre 1.31 promil alkollüdür. Olay saatinin üzerinden 1 saat geçmiş olduğundan Widmerk formülüne göre, kandaki alkol miktarı saatte ortalama 15 promil azaldığından sürücünün olay anında 146 promil alkollü olduğu anlaşılmaktadır. Kaza tesbit tutanağına göre; sürücü ... şeride tecavüz etmek kuralını ihlal etmekten asli ve tamamen kusurlu bulunmuş; ... plakalı motosiklet sürücüsü ...'ya kusur izafe edilmemiştir. Olayda yaralanan ... için Sağlık Bakanlığı Amasya Sabuncuoğlu Şerefeddin Devlet Hastanesi Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğünce 17.6.2009 tarihli 857,30 TL meblağı ve 21.12.2009 tarihli 2.554,90 TL meblağı içeren tedavi bedellerine ilişkin belgelerin düzenlenmesi üzerine, Sağlık Bakanlığınca bu bedeller 8.3.2010 ve 9.3.2010 tarihinde faturalandırılmış ve talep üzerine 31.3.2010 tarihinde davacı ... şirketince toplam 3.412,20 TL Sağlık Bakanlığı'na ödenmiştir. Davacı tarafça, olayın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiğinden bahisle Merzifon İcra Müdürlüğü'nün 2011/502 sayılı icra dosyasında 3.412 TL asıl alacak ve 300,63 TL işlemiş faiz toplamı 3.712,63 TL alacağın, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle tahsili istemiyle davalı sigortalı ve dava dışı sürücü hakkında icra takibi yapılmış; borçluların süresinde itirazı üzerine takip durmuştur. Davacı vekili davalı sigortalının itirazının iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesi istemiyle işbu davayı açmıştır. Davalı özetle, tedavi giderlerinden 6111 Sayılı Yasaya göre SGK'nun sorumlu olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, mahkemece bu gerekçeyle davanın reddine karar verilmişir. Eksik inceleme ile yanlış değerlendirme ile hüküm kurulamaz. Trafik kazası 5.4.2009 tarihinde meydana gelmiş, davacı ... karşı araçta bulunan ve yaralanan ...'nun tedavi gideri bedelini 31.3.2010 tarihinde Sağlık Bakanlığı'na ödemiştir. 6111 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesinde bu kanunun yayımlandığı 25.2.2011 tarihinden önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanacağı hükmü öngörülmüş ise de, 27.8.2011 tarihinde yayımlanan "Trafik Kazaları Nedeniyle İlgililerince Sunulan Sağlık Hizmet Bedellerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 11.maddesinde, tesbit edilen sorumluluk çerçevesinde sigorta şirketlerinin ve güvence hesabının ilgili mevzuat çerçevesinde zarar sorumlularına rücu haklarının saklı olduğu belirtildikten sonra, aynı yönetmeliğin geçici 1.maddesinde, kanunun yayımı tarihinden önce meydana gelen trafik kazalarından kaynaklanan ve anılan tarih itibariyle (25.2.2011 tarihi) ödenmemiş tüm tedavi gideri bedellerinin Kanunun geçici 1.maddesi kapsamında SGK tarafından ödeneceği, ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabından 25.2.2011 tarihinden önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle bu tarihten önce tahsil edilen tutarlar bakımından, sigorta şirketlerine ve Güvence Hesabına iade yapılmayacağı hükmü getirilmiştir. Bu durumda davaya konu kaza, 6111 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce 5.4.2009 tarihinde meydana geldiği gibi, davacı tarafından tedavi gideri hizmet bedeli de 31.3.2010 tarihinde, 6111 Sayılı Yasanın 25.2.2011 olan yürürlük tarihinden önce Sağlık Bakanlığına ödendiğinden ve davacı ... şirketinin zarar sorumlusuna rücu hakkı saklı tutulduğundan 6111 Sayılı Yasanın 59.maddesi ve geçici 1.maddesinin somut olayda uygulama yeri bulunmamaktadır. Bir başka anlatımla işbu davaya konu tedavi giderinden SGK'nun sorumlu olduğu kabul edilemez. Kazazedenin tedavi masrafları hali hazırda davacı tarafça 6111 Sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden önce ödendiğinden; artık uyuşmazlık kazazedenin tedavi masraflarının kimin tarafından ödeneceğine ilişkin olmayıp; dava dışı sürücünün olay anında alkollü olması sebebiyle kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, sigortacı tarafından ödenen tedavi giderinin ZMSS teminatı içinde kalıp kalmadığı, ZMSS Genel Şartlarının B.4.c maddesindeki sigortalıya rücu şartlarının somut olayda oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir. Bu hususların konunun uzmanı bilirkişilerce tespit edilmesi gerekir. Mahkemece, kazanın meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının tesbiti yönünden inceleme yapılmadığı gibi alkolün münhasıran etkisi altında meydana gelip gelmediği konusunda da inceleme yapılmamıştır. Dava dışı ... için yapıldığı ileri sürülen ve faturalandırılan tedavi giderlerinin, tesbiti hususunda alınan 27.12.2011 tarihli bilirkişi raporunda da; bu kaza nedeniyle dava dışı kazazede de bu yaralanmaların meydana gelip gelmeyeceği, uygulanan tedavilerin yaralanmaya uygun olup olmadığı, tedavi gideri bedellerinin makul olup olmadığı hususları irdelenip değerlendirilmeden, dosyada mevcut tedavi gideri belgeleri, faturalar aynen kaleme alınmıştır. Hükme elverişli olmayan rapora istinaden karar verilemez. Ayrıca davalı cevap dilekçesinde olayda yaralanan ... ve yakınlarının Merzifon Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/278 Esas sayılı dosyasında kendisi ve davacı ... hakkında tedavi gideri, uzuv tazminatı manevi tazminat, davası açtıklarını, davanın derdest olduğunu savunmuştur. Bu dosyanın getirilerek davacı tarafça bu davaya konu edilen tedavi gideriyle ilgili talep olup olmadığının da tesbiti gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, öncelikle Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/278 Esas sayılı dosyasının mahkemesinden getirtilerek iş bu davaya konu tedavi giderine ilişkin talep olup olmadığının tesbit edilmesi, daha sonra aralarında nöroloji ve kusur konusunda uzman bilirkişi ile tedavi giderinin uygunluğu ve tesbiti hususunda uzman doktor bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulundan olayın oluş şekli, yol, hava durumu, dosyadaki tüm deliller birlikte değerlendirilip, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin, karşı aracın sürücüsü dava dışı ... 'nun kazanın oluşumunda kusurunun bulunup bulunmadığı, alkolden başka unsurların da etkili olup olmadığının, tedavi giderlerinin oluşa, iş bu kazadaki yaralanmaya uygun ve makul bulunup bulunmadığının tesbiti hususlarında ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı ... Sigorta AŞ vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.3.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.