Başvuru, tutukluluğun devamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutukluluğun devamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/9/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü sunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen bir soruşturma kapsamında İstanbul Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yapılan iletişime müdahale işlemlerinin usulsüz olduğu iddiasına ilişkin olarak başvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır. Başsavcılık; anılan bu soruşturma kapsamında 10/12/2015 tarihinde başvurucuyu kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları kaydetmek, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetmek ve haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek suçlarından tutuklanması istemiyle İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 10/12/2015 tarihinde tutuklama talebinin reddi ile başvurucu hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Başsavcılık tarafından başvurucunun da aralarında olduğu şüphelilerin Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma ve hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme suçlarını işlediklerinden bahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianame, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından 22/7/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/304 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu hakkında da FETÖ/PDY'ye üye olma suçuna yönelik olarak Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca başka bir soruşturma başlatılmıştır. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 17/1/2017 tarihinde başvurucuyu tutuklanması istemiyle Erzurum Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Erzurum Sulh Ceza Hâkimliği 17/1/2017 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığının 19/1/2017 tarihli iddianamesi ile silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde başvurucu hakkında kamu davası açılmıştır. İddianame, Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 3/2/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/37 sayılı dosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Erzurum Ağır Ceza Mahkemesi 3/6/2017 tarihli kararıyla anılan dosyanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2016/304 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. Birleştirme kararı sonrasında Mahkeme 1/8/2016 tarihinde başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda sanığın tutukluluk durumunu incelemiş ve "Tutuklu sanıklar ...üzerlerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu itibariyle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut kanıtlar bulunması, sanıklara atılı suçların bir kısmının tutuklama nedenlerinin yasal karine olarak varsayıldığı 5271 sayılı CMK.nun [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3-a.11 alt bendinde sayılan katalog suçlardan oluşu, müşteki sayısı, eylemlerin sayısal yoğunluğu, davanın karmaşık yapısı gibi hususlar da dikkate alındığında yargılama sonucunda suçlarının sübutu halinde sanıklara verilmesi muhtemel ceza veya güvenlik tedbiri ile tutuklama tedbirinin Anayasanın maddesi bağlamında orantılı ve ölçülü oluşu, tutuklama sebep ve koşullarında bu aşamada herhangi bir değişiklik olmaması, tüm bu nedenlerle bu aşamada sanıklar üzerinde adli kontrol hükümleri ile yeterli ve etkili hukuksal denetim sağlanamayacak oluşu..." gerekçesiyle tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu 8/8/2016 tarihinde bu karara itiraz etmiştir. Mahkeme itiraz talebi hakkında kendisi bir değerlendirme yaparak yeniden başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına bir üst merciye itiraz yolu açık olmak üzere karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararı 5/9/2017 tarihinde öğrenmiştir. Başvurucu 13/9/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP üzerinden yapılan incelemede başvurucunun 8/8/2016 tarihli itirazının bir üst merci tarafından karara bağlandığına dair bir kayda rastlanılmamıştır. Başvurucunun 19/9/2017 tarihli tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazının üst merci tarafından 5/10/2017 tarihinde karara bağlandığı yapılan araştırma sonucunda anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemesinin 18/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis, haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek suçundan 3 yıl 18 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme suçundan beraatine hükmolunmuştur. Silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ise başvurucu hakkında hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiştir. Mahkumiyet kararı ile birlikte Mahkeme, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin geri alınmasına karar vermiştir. Ancak Mahkeme bu kez, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan başvurucunun tutuklanmasına hükmetmiştir. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla yargılama dosyası ilk derece mahkemesindedir. İlgili ulusal hukuk için bkz. Cafer Yıldız (B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§ 18-23) kararı.