Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5026 E. , 2024/2838 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5026 Karar No : 2024/2838 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 4- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 01/05/2019 gününde yapılan trafik denetimleri sırasında alkolmetre ile yapılan ölçümde alkollü olduğu tespit edilen ve sürücü belgesi geri alınarak idari para cezası verilen da
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2021/5026 E. , 2024/2838 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5026 Karar No : 2024/2838 DAVACI : ... DAVALILAR : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : ... 2- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 3- ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... 4- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : 01/05/2019 gününde yapılan trafik denetimleri sırasında alkolmetre ile yapılan ölçümde alkollü olduğu tespit edilen ve sürücü belgesi geri alınarak idari para cezası verilen davacı tarafından, bireysel işlemlerin dayanağı olan İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 16/10/2017 gün ve 64443 sayılı Genelgesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinin iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : Alkollü iken araç kullandığından bahisle sürücü belgesi iki yıl süreyle geri alınan davacı, kendi imkanı ile gittiği Bergama Devlet Hastanesi'nde İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Genelgesi nedeniyle alkol ölçümü yaptıramadığını, işlem tesisine neden olan ölçüm sonucu kadar alkollü olmadığını kanıtlayamadığını, dava konusu Yönetmelik maddesi ve Genelge nedeniyle alkol ölçümüne yapacağı itirazın usuli işlemler ile sınırlı olacağını; bu durumun hak arama özgürlüğünü engellediğini ileri sürmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : DAVALI... BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI : Dava konusu yönetmelik kurallarının dayandığı Yasa hükmüne uygun olduğu savunulmaktadır. DAVALI ... BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI : İptali istenen Yönetmelik hükmü ile ilgili olarak bakanlığın bir görev ve yetkisinin bulunmadığı; davanın husumetten reddi gerektiği savunulmaktadır. DAVALI ... BAKANLIĞI'NIN SAVUNMASI : Bakanlığın yalnız belediyelerin yetkili olduğu hususlarla ilgili sorumluğu olduğu; dava konusu olayın İçişleri Bakanlığını ilgilendirdiği, kendilerinin görev ve yetkisinin bulunmadığı savunulmaktadır. DAVALI ... VALİLİĞİ'NİN SAVUNMASI : Dava konusu yazının Sağlık Bakanlığı'na bağlı hastanelere gönderilen uygulamaya yönelik bir bildirim yazısı olduğu, alkol ölçümünün memur nezaretinde gerçekleşmesinin ve uygulamada yeknesaklığın sağlanmasının amaçlandığını, daha önce Danıştay Onbeşinci Dairesi tarafından yürütmesinin durdurulması sebebiyle Genelge yönünden davanın konusuz kaldığı; öte yandan işlemlerin üst hukuk normlarına uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın kısmen iptal, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : 01/05/2019 gününde yapılan trafik denetimleri sırasında alkolmetre ile yapılan ölçümde alkollü olduğu tespit edilen ve sürücü belgesi geri alınarak idari para cezası verilen davacı tarafından, bireysel işlemlerin dayanağı olan İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğünün 16/10/2017 gün ve 64443 sayılı Genelgesi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 97. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinin iptali istenilmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde; herkesin, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 125. maddesinde ise idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde; bir suç ile itham edilen herkesin, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılacağı belirtilmiş ve savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak bir suç ile itham edilenlerin sahip olduğu asgari haklar arasında sayılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, 2. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılacağı hüküm altına alınmış, 3. fıkrasında; kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde teknik cihazla ölçümü kabul etmemesi veya ölçüme itiraz etmesi halinde uygulanacak usule yer verilmiştir. 02/11/2011 tarih ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin, dava konusu Genelge'nin duyurulduğu tarihte yürürlükte bulunan, 2. maddesinde, Sağlık Bakanlığı'na; halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi, uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesinin önlenmesi, sağlık eğitimi ve araştırma faaliyetlerinin geliştirilmesi, sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar, özel ürünler, ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasada bulunması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi, insan gücünde ve maddî kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun sağlanması ile ilgili olarak sağlık sistemini yönetme ve politikaları belirleme görevleri verilmiştir. Anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin, yine dava konusu Genelge'nin duyurulduğu tarihte yürürlükte bulunan, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değişik "Taşra teşkilatı" başlıklı 25. maddesinde ise; "(1) Bakanlık ve bağlı kuruluşları, ilgili mevzuatına uygun olarak taşra teşkilatı kurmaya ve kaldırmaya yetkilidir. (2) Bakanlığın il ve ihtiyaca göre kurulacak illçe yönetim birimleri il ve ilçe sağlık müdürlükleridir. İl sağlık müdürlüğü bünyesinde ihtiyaca göre halk sağlığı, kamu hastaneleri, ilaç ve tıbbi cihaz, sağlık ve acil saplık hizmetleri ile personel ve destek hizmetlerini yürütmek üzere başkanlıklar kurulabilir. (3) İl sağlık müdürleri Bakanlığın il düzeyindeki hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesinden sorumludur; Bakanlığın düzenlemeleri çerçevesinde il düzeyinde personelin adil ve dengeli dağılımını yapar ve bu amaçla il içinde personel nakil ve görevlendirme işlemlerini doğrudan gerçekleştirir. (4) İl sağlık müdürü, acil sağlık hizmetlerinin yürütülmesi için kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının sevk ve idaresinden sorumlu ve bu konuda yetkilidir. (5) Birden fazla ildeki sağlık hizmetlerinin bir arada değerlendirilmesi, gelişmişlik farklarının giderilmesi ve hizmetlerin ve ihtiyaçların müşterek planlanması amacıyla Bakanlıkça belirlenen illerdeki müdürlerden biri koordinatör olarak görevlendirilebilir." hükmü yer almaktadır. Aynı KHK'nın "Yetki devri" başlıklı 38. maddesinde, "Bakan, Müsteşar ve her kademedeki Bakanlık ve bağlı kuruluş yöneticileri, sınırlarını açıkça belirlemek ve yazılı olmak kaydıyla, yetkilerinden bir kısmını alt kademelere devredebilir. Yetki devri, uygun araçlarla ilgililere duyurulur." düzenlenmesine, "Düzenleme yetkisi" başlıklı 40. maddesinde de, "Bakanlık ve bağlı kuruluşlar görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabilir." hükmüne yer verilmiştir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 1. maddesinde; "Memleketin umumi emniyet ve asayiş işlerinden Dahiliye Vekili mesuldür. Dahiliye Vekili bu işleri, kendi kanunları dairesinde hareket eden Emniyet Umum Müdürlüğü ile Umum Jandarma Komutanlığı ve icabında diğer bütün zabıta teşkilatı vasıtasile ifa ve lüzum halinde Cumhurbaşkanı kararile ordu kuvvetlerinden istifade eder." hükmüne; "Merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı" başlıklı 16. maddesinde ise; "Emniyet Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatından oluşur. A) Merkez teşkilatı; ... B) Taşra teşkilatı; İllerde il emniyet müdürlükleri, ilçelerde ilçe emniyet müdürlükleri veya ilçe emniyet amirlikleri ile güvenlik hizmetlerine ilişkin diğer birimlerden oluşur. İçişleri Bakanlığının uygun göreceği yerleşim alanlarında, polis teşkilatı birimi kurulabilir. ... Emniyet teşkilatı birimlerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin trafik görevlilerince sürücülerin alkol oranlarının tespitinde uygulanacak usul ve esasları gösteren 3. fıkrasının "Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaz, yapılan işlemlere itiraz 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesi kapsamında ilgili mahkemelere yapılır." düzenlemesini haiz (f) bendi yönünden; Söz konusu Yönetmelik hükmünün, sürücülerin bizzat sağlık kuruluşuna başvurmasını engelleyici bir kural içermediği anlaşıldığından düzenlemede hukuka aykırılık bulunmamaktadır. İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 16/10/2017 tarih ve 64443 sayılı Genelgesi yönünden; Dava konusu İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün dağıtım yerlerine gönderilen 16/10/2017 tarih ve 64443 sayılı Genelgesi'nde özetle; 2918 sayılı Kanunu'nun 48. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesi çerçevesinde resmi yazıyla veya görevli nezaretinde sevk halinde alkol ölçümü yapılabileceği, kişinin kendi imkanları ile alkol ölçümü yaptırmasının ise mevzuat çerçevesinde mümkün olmadığı bu nedenle bu şekilde başvuran kişilerin alkol ölçümünün yapılmaması gerektiği bildirilmiştir. Genelge'de dağıtım yerlerinin; -İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, -İzmir Kuzey Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, -İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, -9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, -Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, -Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, olarak belirlendiği görülmektedir. Yukarıda aktarıldığı üzere 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ülkemizde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi yetkisi Sağlık Bakanlığı'na verilmiştir. Anılan Bakanlık tarafından hizmetin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Kanun Hükmünde Kararname'nin 25. maddesinde verilen yetki kapsamında taşra teşkilatlanması yapılabileceği de tabiidir. Ancak dava konusu Genelge ile 3201 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün taşra teşkilatlarından olan İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından, sağlık hizmet sunucusu olan ve Sağlık Bakanlığı'nın sağlık politikaları kapsamında hizmet sürdüren dağıtım yerlerine, bu hizmete müdahale eder, hatta hizmeti engeller şekilde talimat verildiği, alkol ölçümü yaptırmak isteyen kişilerin görevli memur nezaretinde başvurulmaması halinde bu taleplerinin yerine getirilmemesi gerektiğinin duyurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, ülkemizde sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen sağlık hizmetine müdahale niteliğindeki İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Genelgesi'nde yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, iptali istenilen yönetmelik hükmü yönünden davanın reddi, genelge yönünden ise düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 15/05/2024 tarihinde, davacı vekili Av....'ın ve davalı İçişleri Bakanlığı'nı temsilen Av. ...'nun, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nı temsilen Av. ...'nın geldiği, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile İzmir Valiliği temsilcisinin gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacıya, 01/05/2019 tarihinde saat 20:31'de trafik görevlilerince alkol ölçümü yapılmış ve 1.09 promil alkollü olduğundan bahisle sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınmasına ilişkin işlem tesis edilerek idari para cezası verilmiştir. Davacı, tutanakları şerh koymadan imzalasa da ölçüm sonucu kadar alkollü olmadığını ileri sürerek hastaneye sevkini talep ettiğini ancak isteminin reddedildiğini öne sürerek kendisi hastaneye giderek alkol ölçümü yaptırmak istemiştir. Hastane tarafından, İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 16/10/2017 tarih ve 64443 sayılı Genelge'si uyarınca davacının başvurusu reddedilmiştir. Davacının hastaneye müracaat kaydı bulunmaktadır. Davacı tarafından; -Sürücü belgesinin iki yıl süreyle geri alınmasına ve kendisine idari para cezası verilmesine ilişkin işlemin dayanağı olarak gösterilen İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 16/10/2017 tarih ve 64443 sayılı Genelgesi'nin ve; -Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olduğu belirtilmiş; "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde; herkesin, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, 125. maddesinde ise idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu kurala bağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde; bir suç ile itham edilen herkesin, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar masum sayılacağı belirtilmiş ve savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak bir suç ile itham edilenlerin sahip olduğu asgari haklar arasında sayılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Alkol, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı" başlıklı 48. maddesinin 1. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri almış olan sürücüler ile alkollü olan sürücülerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu, 2. fıkrasında; uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılıp kullanılmadığı ya da alkolün kandaki miktarını tespit amacıyla, kollukça teknik cihazlar kullanılacağı hüküm altına alınmış, 3. fıkrasında; kişinin yaralanmalı veya ölümlü ya da kollukça müdahil olunan maddi hasarlı trafik kazasına karışması hâlinde teknik cihazla ölçümü kabul etmemesi veya ölçüme itiraz etmesi halinde uygulanacak usule yer verilmiştir. 02/11/2011 tarih ve 28103 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin, dava konusu Genelge'nin duyurulduğu tarihte yürürlükte bulunan, 2. maddesinde, Sağlık Bakanlığı'na; halk sağlığının korunması ve geliştirilmesi, hastalık risklerinin azaltılması ve önlenmesi, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin yürütülmesi, uluslararası önemi haiz halk sağlığı risklerinin ülkeye girmesinin önlenmesi, sağlık eğitimi ve araştırma faaliyetlerinin geliştirilmesi, sağlık hizmetlerinde kullanılan ilaçlar, özel ürünler, ulusal ve uluslararası kontrole tâbi maddeler, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, kozmetikler ve tıbbî cihazların güvenli ve kaliteli bir şekilde piyasada bulunması, halka ulaştırılması ve fiyatlarının belirlenmesi, insan gücünde ve maddî kaynaklarda tasarruf sağlamak ve verimi artırmak, sağlık insan gücünün ülke sathında dengeli dağılımını sağlamak ve bütün paydaşlar arasında işbirliğini gerçekleştirmek suretiyle yurt sathında eşit, kaliteli ve verimli hizmet sunumunun sağlanması ile ilgili olarak sağlık sistemini yönetme ve politikaları belirleme görevleri verilmiştir. Anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin, yine dava konusu Genelge'nin duyurulduğu tarihte yürürlükte bulunan, 25/08/2017 tarih ve 30165 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 694 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Düzenlemeler Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile değişik "Taşra teşkilatı" başlıklı 25. maddesinde ise; "(1) Bakanlık ve bağlı kuruluşları, ilgili mevzuatına uygun olarak taşra teşkilatı kurmaya ve kaldırmaya yetkilidir. (2) Bakanlığın il ve ihtiyaca göre kurulacak illçe yönetim birimleri il ve ilçe sağlık müdürlükleridir. İl sağlık müdürlüğü bünyesinde ihtiyaca göre halk sağlığı, kamu hastaneleri, ilaç ve tıbbi cihaz, sağlık ve acil saplık hizmetleri ile personel ve destek hizmetlerini yürütmek üzere başkanlıklar kurulabilir. (3) İl sağlık müdürleri Bakanlığın il düzeyindeki hizmetlerinin etkili ve verimli bir şekilde yürütülmesinden sorumludur; Bakanlığın düzenlemeleri çerçevesinde il düzeyinde personelin adil ve dengeli dağılımını yapar ve bu amaçla il içinde personel nakil ve görevlendirme işlemlerini doğrudan gerçekleştirir. (4) İl sağlık müdürü, acil sağlık hizmetlerinin yürütülmesi için kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile gerçek kişilere ait tüm sağlık kurum ve kuruluşlarının sevk ve idaresinden sorumlu ve bu konuda yetkilidir. (5) Birden fazla ildeki sağlık hizmetlerinin bir arada değerlendirilmesi, gelişmişlik farklarının giderilmesi ve hizmetlerin ve ihtiyaçların müşterek planlanması amacıyla Bakanlıkça belirlenen illerdeki müdürlerden biri koordinatör olarak görevlendirilebilir." hükmü yer almaktadır. Aynı KHK'nın "Yetki devri" başlıklı 38. maddesinde, "Bakan, Müsteşar ve her kademedeki Bakanlık ve bağlı kuruluş yöneticileri, sınırlarını açıkça belirlemek ve yazılı olmak kaydıyla, yetkilerinden bir kısmını alt kademelere devredebilir. Yetki devri, uygun araçlarla ilgililere duyurulur." düzenlenmesine, "Düzenleme yetkisi" başlıklı 40. maddesinde de, "Bakanlık ve bağlı kuruluşlar görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve önceden kanunla düzenlenmiş konularda idarî düzenlemeler yapabilir." hükmüne yer verilmiştir. 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'nun 1. maddesinde; "Memleketin umumi emniyet ve asayiş işlerinden Dahiliye Vekili mesuldür. Dahiliye Vekili bu işleri, kendi kanunları dairesinde hareket eden Emniyet Umum Müdürlüğü ile Umum Jandarma Komutanlığı ve icabında diğer bütün zabıta teşkilatı vasıtasile ifa ve lüzum halinde Cumhurbaşkanı kararile ordu kuvvetlerinden istifade eder." hükmüne; "Merkez, taşra ve yurt dışı teşkilatı" başlıklı 16. maddesinde ise; "Emniyet Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatından oluşur. A) Merkez teşkilatı; ... B) Taşra teşkilatı; İllerde il emniyet müdürlükleri, ilçelerde ilçe emniyet müdürlükleri veya ilçe emniyet amirlikleri ile güvenlik hizmetlerine ilişkin diğer birimlerden oluşur. İçişleri Bakanlığının uygun göreceği yerleşim alanlarında, polis teşkilatı birimi kurulabilir. ... Emniyet teşkilatı birimlerinin görev, yetki ve sorumlulukları ile diğer hususlar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin trafik görevlilerince sürücülerin alkol oranlarının tespitinde uygulanacak usul ve esasları gösteren 3. fıkrasının "Teknik cihazla yapılan ölçüm sonucuna itiraz edilmesi durumunda tekrar ölçüm yapılmaz, yapılan işlemlere itiraz 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 27 nci maddesi kapsamında ilgili mahkemelere yapılır." düzenlemesini haiz (f) bendi yönünden; Söz konusu Yönetmelik hükmünün, Yasaya uygun ve onun tekrarı niteliğinde olduğu, Yasa hükmünü kısıtlayıcı bir hüküm içermediği gibi sürücülerin bizzat sağlık kuruluşuna başvurmasını engelleyici bir kural da içermediği anlaşıldığından, can ve mal güvenliğini korumakla görevli idarenin tesis ettiği dava konusu düzenleyici işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır. İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 16/10/2017 tarih ve 64443 sayılı Genelgesi yönünden; Dava konusu İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün dağıtım yerlerine gönderilen 16/10/2017 tarih ve 64443 sayılı Genelgesi'nde özetle; 2918 sayılı Kanunu'nun 48. maddesi ve Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesi çerçevesinde resmi yazıyla veya görevli nezaretinde sevk halinde alkol ölçümü yapılabileceği, kişinin kendi imkanları ile alkol ölçümü yaptırmasının ise mevzuat çerçevesinde mümkün olmadığı bu nedenle bu şekilde başvuran kişilerin alkol ölçümünün yapılmaması gerektiği bildirilmiştir. Genelge'de dağıtım yerlerinin; -İzmir İl Sağlık Müdürlüğü, -İzmir Kuzey Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, -İzmir Güney Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, -9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, -Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, -Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, olarak belirlendiği görülmektedir. Yukarıda aktarıldığı üzere 663 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile ülkemizde sağlık hizmetlerinin yürütülmesi yetkisi Sağlık Bakanlığı'na verilmiştir. Anılan Bakanlık tarafından hizmetin sürdürülebilirliğini sağlamak amacıyla Kanun Hükmünde Kararname'nin 25. maddesinde verilen yetki kapsamında taşra teşkilatlanması yapılabileceği de tabiidir. Ancak dava konusu Genelge ile 3201 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında Emniyet Genel Müdürlüğü'nün taşra teşkilatlarından olan İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü tarafından, sağlık hizmet sunucusu olan ve Sağlık Bakanlığı'nın sağlık politikaları kapsamında hizmet sürdüren dağıtım yerlerine, bu hizmete müdahale eder, hatta hizmeti engeller şekilde talimat verildiği, alkol ölçümü yaptırmak isteyen kişilerin görevli memur nezaretinde başvurulmaması halinde bu taleplerinin yerine getirilmemesi gerektiğinin duyurulduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, ülkemizde sağlık otoritesi olan Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen sağlık hizmetine müdahale niteliğindeki İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Genelgesi'nde yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Kaldı ki mevzuatta, Sağlık Bakanlığı'na, İl Emniyet Müdürlüğü'ne herhangi bir konuda yetki devri yapabilme yetkisinin de verilmediği görülmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. İzmir Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü'nün 16.10.2017 gün ve 64443 sayılı Genelgesi yönünden gerekçede oyçokluğu ile İPTALİNE, 2. Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin 97. maddesinin 3. fıkrasının (f) bendi yönünden oybirliği ile DAVANIN REDDİNE, 3. Davanın kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlanması nedeniyle ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin yarısı olan ... TL'nin davacı üzerinde bırakılmasına, diğer yarısı olan ... TL'nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine, 5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, 6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde taraflara iadesine, 7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/05/2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY : (X)- Çoğunluğun Yönetmelik ve Genelge yönünden verdiği kısmen iptal, kısmen ret kararına katılmakla birlikte, Genelge yönünden yapılan değerlendirmede; 5542 sayılı İl İdaresi Kanunun "Valilerin hukuki durumları, görev ve yetkileri" başlıklı 9. maddesinde; Valilerin, ilin genel idaresinden her bakana karşı ayrı ayrı sorumlu olduğu, kanun, tüzük, yönetmelik ve hükümet kararlarının neşir ve ilanını ve uygulanmasını sağlamakla ödevli olduğu hükme bağlanmıştır. Bu minvalde, Genelge nitelikli Valilik işlemi değerlendirildiğinde; sözkonusu düzenleme her ne kadar İl Emniyet Müdürlüğünce hazırlanmışsa da; Valilik tarafından (Vali yardımcısı imzasıyla) yürürlüğe konulduğu ve bu haliyle Valilik işlemi niteliğinde olduğu; Valiliğin de yukarıda belirtilen Kanun hükmü uyarınca Karayolları Trafik Kanunu ve Yönetmeliğinin uygulanmasını sağlamak, uygulama birliği temin etmek maksadıyla düzenlemeyi ildeki sağlık kuruluşlarına duyurduğu görülmekle düzenlemede yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bununla birlikte; düzenlemenin alkol ölçümlerinde ilgili Yönetmeliğin nasıl uygulanacağının belirlenmesi amacıyla tesis edildiği ve özünde sağlık hizmetleri ile ilgili olmaması sebebiyle sağlık hizmetine müdahale niteliği taşımadığı da açıktır. Buna karşın; Genelgede, uygulanmasını sağlamak üzere hazırlandığı belirtilen dayanak Yönetmelik ve Karayolları Trafik Yasasının 48. maddesinde yer verilmeyen bir yasaklama hükmüne yer verildiği; başka bir ifadeyle; Yasa ve Yönetmelikte yer almayan ve "sürücülerin bizzat başvurması halinde sağlık kuruluşlarının alkol ölçümü yapmamasını'' öngören talimatın üst hukuk normlarındaki düzenlemeleri aşan nitelikte bir işlem olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; Yasa ve Yönetmelikte sürücünün kendi imkanlarıyla sağlık kuruluşlarına başvurarak alkol ölçümü yapmasını engelleyen bir kural bulunmamasına rağmen; sürücülerin cihaz ile yapılan ölçüm miktarı kadar alkollü olmadığı yönündeki iddiasının ispat imkanını ortadan kaldıracak şekilde, hak arama hürriyetini engeller nitelikte ve üst hukuk normlarına aykırı olarak tesis edilen Valilik Genelgesinde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamakta olup; Genelgenin belirttiğim nedenlerle iptali gerektiği oyu ile çoğunluk kararının bu kısmına gerekçe yönünden katılmıyorum.