8. Hukuk Dairesi 2018/15738 E. , 2019/369 K. "" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde; davacıların kök murisleri ...... Mah. 148 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 57/72 payını, 10/01/1959 tarihinde satın aldığını, kök muris ile birlikte kim ol…
**8. Hukuk Dairesi 2018/15738 E. , 2019/369 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Hasımsız görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. KARAR Dava dilekçesinde; davacıların kök murisleri ...... Mah. 148 ada 3 parsel sayılı taşınmazın 57/72 payını, 10/01/1959 tarihinde satın aldığını, kök muris ile birlikte kim oldukları bilinmeyen ve yaptıkları araştırmalar sonucu kayıtlarına ulaşılamayan ............'in 3/72'er paya sahip olduklarını, bu kişiler hakkında gaiplik kararı verilmesi halinde davacıların TMK'nin 713/2. maddesi uyarınca bu kişilere ait hisseleri kazanmalarının mümkün olacağını, bu nedenlerle ...... ......isimli şahısların 26/01/1978 tarihinden itibaren hüküm ve sonuç doğurmak üzere gaipliklerine karar verilmesi istenmiştir. Mahkemece, davanın, TMK'nin 588. maddesi gereğince açılan gaiplik isteğine ilişkin olduğu, iş bu davanın da münhasıran ... tarafından açılabileceği, davacıların aktif husumet ehliyetleri bulunmadığı gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. 04.06.1958 ve 15/6 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tesbit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesinde hâkimin, Türk hukukunu resen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Eldeki dava yönünden öncelikle çözümlenmesi gereken husus; davanın, davacılar vekilinin iddia ettiği üzere 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 32 ve devamı maddelerinde düzenlenen gaiplik istemine mi ilişkin olduğu yoksa mahkemenin nitelemesi gereği aynı Kanunun 588.maddesi kapsamında kalan gaiplik istemine mi ilişkin olduğudur. Gaiplik, kanunda tahdidi olarak sayılan belli durumlarda, sağ mı ölü mü olduğu bilinmeyen kişi ile bu durumdan hakları etkilenenleri koruma amacı ile kanun tarafından öngörülen şüphe ve belirsizliği ortadan kaldırmak amacıyla ölüm olayına karine teşkil eden ve sonucu itibari ile ölüme bağlı hakların, aynen gaibin ölümü ispatlanmış gibi kullanılması sonucunu doğuran bir müessesedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 32. maddesi gereğince ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.