Başvuru, yakalama ve gözaltına almanın hukuki olmaması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ifade alma ve sorgu esnasında sorulan sorular
Başvuru, yakalama ve gözaltına almanın hukuki olmaması, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların doğal hâkim ilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimlik tarafından verilmesi, tutuklamanın hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; ifade alma ve sorgu esnasında sorulan soruların ifade özgürlüğü kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle ifade özgürlüğünün; tutuklu olarak bulunulan ceza infaz kurumunda spor ve iyileştirme faaliyetlerinin kısıtlanması, diğer tutuklu ve hükümlüler gibi sosyal aktivitelerden faydalandırılmama, gözaltında iken fiziki ve psikolojik cebir uygulanması, gözaltı ve ceza infaz kurumu koşullarının insani olmaması nedenleriyle kötü muamele yasağının; taşınmaz hak ve alacaklara tedbir konulması nedeniyle mülkiyet hakkının; gözaltına alınılan ilk andan itibaren avukat yardımından yararlandırılmama ve Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması ile ilgili olarak yayımlanan haberler nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 25/11/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan 2015/15372 sayılı soruşturma kapsamında 1/6/2016 tarihinde Kocaeli Emniyet Müdürlüğünde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileri tarafından 2/6/2016 tarihinde alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular sorulan sorularla açıklanmıştır. Kocaeli Barosu tarafından görevlendirilen müdafi de ifade alma işlemi esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu, Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğünde alınan ifadesinde özetle örgüt içinde herhangi bir faaliyete katılmadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiştir. Başvurucu 3/6/2016 tarihinde Başsavcılığa sevk edilmiştir. İfade tutanağına göre başvurucuya yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular açıklanmıştır. Kocaeli Barosu tarafından görevlendirilen müdafi de ifade alma işlemi esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu, Savcılıktaki ifadesinde özetle kendisine sorulan kişileri tanımadığını belirterek suçlamaları kabul etmemiştir. Savcılık, ifadesini aldıktan sonra başvurucuyu serbest bırakmıştır. Başvurucu, 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra -anılan soruşturma kapsamında- çıkarılan yakalama kararına istinaden FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle Kocaeli Emniyet Müdürlüğünde 25/7/2016 tarihinde yeniden gözaltına alınmış ve aynı tarihte Başsavcılığa sevk edilmiştir. Savcılık, başvurucuyu anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 25/7/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını almıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış, Kocaeli Barosunca görevlendirilen başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucunun Hâkimlikteki savunmasının ilgili kısımları şöyledir:"... Ben bugüne kadar hiçbir terör örgütüne üye olmadım, varlığından da haberdar değilim. Dört tane çocuğum var, onların ekmeği için uğraşmaktayım. Bugüne kadar sabıka kaydım da yoktur. FETÖ/PDY isimli terör örgütüne üyeliğim iddiasını dahi şahsıma hakaret olarak kabul ediyorum. Benim Körfez KASİAD'la hiçbir ilgim bulunmamaktadır. Sadece geçmişte 2013-2015 yılları arasında Körfez Fen ve Anafen Dershanelerinde halkla ilişkiler bölümünde çalıştım. Çalıştığım bu dershanede sadece kayıt dönemlerinde kurumu tanıtım amacıyla velilerimizi davet edip, toplantı yaptığımız olmuştur. Bu tamamen kayıt amaçlı bir programdır, her hangi bir örgüt adına ya da cemaat adıyla dini sohbet biçiminde de olsa bir toplantıya katılmadım ...Müşteki H.E.nin ifadesi okundu, soruldu: Benim bu kişi ile birebir tanışıklığım yoktur, banka veznesinde çalışan biri olduğunu biliyorum. Tarafıma okuduğunuz ifadeleri işten ayrılmanın hezeyanıyla asılsız suçlama niteliğinde görüyorum ...Müşteki H.E. ile bilgi sahibi E.Y.nin ifadeleri okundu, soruldu: E.Y. isimli kişiyi tanımıyorum, her iki ifadedeki tarafıma yöneltilen suçları kesinlikle reddediyorum. T.T.yi sadece aynı şirkette çalışmamızdan dolayı biliyorum, bu kişinin örgüt ile bir ilgisi olup olmadığını bilmiyorum ...Şüpheliye çevresinde bu örgüt adına faaliyet halinde bulunan kişiler olup, olmadığı sorulduğunda; 'bilmiyorum' şeklinde cevap verdi. ... Benim 15/7/2016 tarihindeki darbeye teşebbüs eyleminden önceden haberim bulunmamaktadır. Kesinlikle bu darbenin her hangi bir yerinde yer almadım. Tasvip etmiyorum, şiddet ve nefretle kınıyorum ..." Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu bakımından ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir: "... şüpheli Muammer Koçan'ın soruşturma konusu silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından; 15/7/2016 günü saat 00 sıralarında TSK bünyesinde görevli bir grup muvazzaf askerler öncülüğünde örgüte bağlı polis ve bir kısım sivilin de katılımıyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Anayasal Düzenine karşı siyasal iktidarısonlandırmak, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Büyük Millet Meclisini ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırma, kamu kurum ve kuruluşlarını ele geçirip işlevsiz kılmak ve yönetimi ele geçirmek maksadıyla darbe eyleminin yapılmaya çalışıldığı, yurdusavunmak amacıyla hareket eden çok sayıda insanın hayatını kaybettiği ve binlerce insanın yaralandığı, milyonlarca maddi zararın ortaya çıktığı, teşebbüs ile demokratik düzenin büyük yara aldığı, darbe teşebbüsünün FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından planlanıp en kanlı şekilde icra edildiğinin anlaşıldığı, şüphelinin darbe eylemini gerçekleştiren aynı örgüte mensup kişilerden olduğu hususunda soruşturma dosyası içersinde,8/5/2015 günü BİMER'e yapılan ihbarın içeriği, müştekiler H.E, H.E. ile bilgi sahibi E.Y.nin ifadelerinde şüphelinin örgüt adına Körfez ilçesinde toplantılar organize ettiği, mütevelli heyetinde bulunduğu şeklinde beyanlarda bulunulması, dosya şüphelileri arasında geçen iletişim tespit kayıtlarından hareketle kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin mevcut olduğu, tutuklama talebine konu edilen suç ilgili eylemin vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, öngörülen ceza miktarının yüksek oluşu, suç ve şüpheli hakkında delillerin henüz toplanamamış olması, atılı suçların CMK'nın 100/3-a. maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlardan oluşu, öngörülen ceza miktarı ile talep edilen tedbir karşılaştırıldığında tutuklama tedbirinin bu aşamada ölçülü kabul edilmesinin gerektiği ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı kanaatiyle ve tutuklama koşullarının oluştuğu kabul edilerek; CMK.nın ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına ... [karar verildi.]" Başvurucu 28/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itiraz etmiş, Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliği 1/8/2016 tarihinde başvurucunun itirazını reddetmiştir. Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliği 19/8/2016 tarihinde resen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itirazı Kocaeli Sulh Ceza Hâkimliği 12/10/2016 tarihinde kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu 25/11/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı yetkisizlikle Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan başlattığı soruşturma kapsamında 11/7/2017 tarihinde başvurucunun ifadesini almıştır. Başvurucu Savcılıktaki ifadesinde özetle 1971 yılında Erzurum'un İspir ilçesinde doğduğunu, ilk ve orta öğrenimini İspir'de tamamladıktan sonra 1991 yılında Altunizade FEM Dershanesine gittiğini, 1996 yılında Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinden mezun olduğunu, 2000-2006 yılları arasında İstanbul Fatih Kolejinde din dersi öğretmeni olarak çalıştığını, 2008 yılından 2015 yılına kadar Kocaeli FEM Dershanesinde dershane yönetim memuru ve halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştığını, 2015 yılı Kasım ayından sonra çocuklarının öğrenim durumu nedeniyle Gemlik'e geldiğini, yaklaşık bir buçuk ay R.B.nin yanında büro elemanı olarak çalıştığını, FETÖ/PDY bünyesinde Gemlik'te herhangi bir görev almadığını, 2015 yılı sonunda Kocaeli'nde dershaneden ayrıldıktan sonra bu örgüt bünyesinde herhangi bir şekilde görev almadığını, ilahiyatçı olması nedeniyle çağrılan yerlere gidip düzenlenen sohbetlerde konuşma yaptığını, cenaze ve düğün törenlerine mevlit okumaya gittiğini, bunun haricinde herhangi bir terör örgütü bünyesinde sohbet yapmadığını, Gemlik'te FETÖ bünyesinde R.B., H.B. ve okul müdürü olan H. isimli şahsı tanıdığını, H.B.yi eskiden beri İstanbul'dan tanıdığını, H.B.nin kendisini R.B. ile tanıştırdığını, bu kişi ile hemşerisi olması nedeniyle diyaloğunun olduğunu, H.B.nin çalıştığı okulun müdürü olan H. Bey'le de orada tanıştığını, bunun dışında herhangi bir bağının olmadığını, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığında tanık olarak dinlenen H.E. ve E.Y.nin ifadelerinde belirttikleri hususları kabul etmediğini, bu kişileri tanımadığını, daha sonra bu kişilerin ifadelerini geri çektiğini duyduğunu, dosya kapsamında adı geçen diğer kişileri tanımadığını aleyhine beyanda bulunan kişilerin kendisine iftira attığını, kendisinin sadece bir kez kandil gecesinde FETÖ'ye ait yurda sohbet etmeye gittiğini, hakkında yapılan ihbarların hiçbirini kabul etmediğini, Gemlik'e geldikten sonra herhangi bir sorumluluk almadığını, çevresinde ilahiyatçı ve hoca olarak bilindiği için bu şekilde ihbarlar yapıldığını, ihbarların tamamen asılsız olduğunu, tuşlu telefon kullandığını, herhangi bir şekilde telefonuna ByLock yüklemediğini ve ByLock üzerinden kimseyle görüşme yapmadığını, Asya Termal Otel'e sadece bir kez gittiğini, o dönem çalıştığı okuldan birilerinin olduğunu ancak kimler olduğunu hatırlamadığını, görev yaptığı dershanenin Bank Asya ile çalışması nedeniyle 2000 yılından beri tüm işlemlerini Bank Asyada yaptığını, terör örgütünün talimatıyla Bank Asyaya para yatırmadığını, Bankadan araç kredisi çektiğini ancak araç alamayınca bu parayı hesaba yatırdığını, 000 TL civarındaki paranın eşinin ailesinden gelen mirastan hakkına düşen para olduğunu, 000 TL civarındaki paranın ise dershanede kalan hak ve alacakları olduğunu, bu parayı hesabına yatırdığını, gazete ve dergi aboneliğinin olmadığını beyan etmiştir. Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı tamamladıktan sonra dosyayı fezleke ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı 5/10/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunu işlediği iddiasıyla aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamu davası açmıştır. Aynı iddianame ile başvurucu dışında otuz üç kişi hakkında da FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlar nedeniyle dava açılmıştır. İddianamede öncelikle FETÖ/PDY hakkında genel bilgilere, daha sonra ise başvurucu ve diğer şüphelilere yönelik suçlama ve delillere yer verilmiştir. Bu bağlamda iddianamede, başvurucunun işlediği iddia olunan suça ve başvurucunun örgüt bağlantısına ilişkin olarak yer verilen olay ve olgular özetle şöyledir:i. Bir kısım şüpheli ve tanık beyanlarına göre başvurucunun 15 Temmuz darbe teşebbüsünün yaşandığı tarihte ve öncesinde FETÖ/PDY bünyesinde Gemlik ilçe imamı olarak görev yaptığı ve örgütün Gemlik ilçesindeki en üst yöneticisi olduğu, ilçede bulunan FETÖ/PDY ile irtibatlı kurum ile kuruluşların ve grupların başvurucuya bağlı olduğu, hiyerarşik yapı içinde en üst konumda bulunması nedeniyle örgütten "mütevelli heyeti" ve diğer gruplardan toplanan paraların kendisine teslim edildiği ve bu paralarla ilgili takdir yetkisinin başvurucuda olduğu belirtilmiştir. Bu bağlamda örgüt yapılanmasında başvurucunun altında yer alan diğer örgüt mensuplarının isimlerine ve görevlerine, Gemlik'te bulunan örgütle bağlantılı özel kurum ve kuruluşların isimlerine ve faaliyetlerine de yer verilmiştir.ii. Gemlik İlçe Emniyet Müdürlüğünün 17/3/2017 tarihli yazısı ve ekindeki rapora göre başvurucunun FETÖ/PDY'nin şifreli haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı belirtilmiştir.iii. Başvurucunun Bank Asyada bulunan hesap hareketlerinin incelenmesinde FETÖ/PDY lideri Fetullah Gülen'in örgüt üyelerine yönelik olarak "Bank Asyaya para yatırılması" çağrısını yaptığı 25/12/2013 tarihinden sonra başvurucunun da bu çağrıya uyarak adı geçen Bankada birden fazla katılım hesabı açtırdığı ve Bankaya 6/2/2014 tarihinde 850 TL, 19/8/2013 tarihinde 139 TL, 19/10/2014 tarihinde 591 TL yatırdığı, 19/9/2014 tarihinde ise 296 TL tutarında hurda altın alımı yaptığının tespit edildiği belirtilmiştir.iv. Başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olan gazete ve dergi aboneliklerinin bulunduğu ve abone dağıtım listelerinde adının yer aldığı belirtilmiştir.v. Gemlik İlçe Emniyet Müdürlüğünün 2/12/2016 tarihli yazısı ve ekindeki 30/11/2016 tarihli tutanağa göre başvurucunun FETÖ/PDY tarafından organize edilen ve 28/12/2007, 7/5/2010, 23/12/2011, 25/10/2013 tarihlerinde Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde bulunan Asya Termal Otelde gerçekleştirilen örgüt içi toplantılara katıldığının tespit edildiği belirtilmiştir.vi. 15/8/2016 tarihli Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün yazısına göre başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı eğitim kurumlarında sigortalı olarak çalıştığının tespit edildiği bilgisine yer verilmiştir. İddianame Bursa Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 31/10/2017 tarihinde kabul edilmiş ve E.2017/265 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme aynı tarihte yaptığı tensiple birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"... Sanık Muammer Koçan'ın üzerine atılı silahlı terör örgütü kurma veya yönetme suçunun vasıf ve mahiyeti, tutuklu sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren arama kararları doğrultusunda delillerin bulunması, katoloğ suçlardan oluşu, tutuklu sanığınkaçacağı, saklanacağı, delilleri yok edeceği, gizleyeceği veya değiştireceği; tanık veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunacağı hususlarında kuvvetli şüphe uyandıran somut olguların bulunması ve tutuklu sanık hakkında adli kontrol uygulamasının bu aşamada yetersiz kalacağı, tutuklamanın sanığın üzerine atılı suç ve delil durumu itirabiyle ölçülü olduğu anlaşıldığından CMK’nun 100 ve devamı maddelerigereğince sanığın tutukluluk halinin devamına ... [karar verildi.]" Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/1/2018 tarihli iddianame ile başvurucunun FETÖ/PDY üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle açılan dava iddianamenin kabulü ile birlikte Mahkemenin E.2018/32 sayılı dosyasına kaydedilerek kovuşturma aşaması başlamış, Mahkeme anılan dosyayı bağlantı nedeniyle 22/1/2018 tarihinde E.2017/265 sayılı asıl dosya ile birleştirmiştir. Mahkeme 20/2/2018 tarihinde ilk duruşmayı, 21/2/2018 tarihinde ise ikinci duruşmayı yapmıştır. Başvurucunun daha sonra savunma yapmak istemesi nedeniyle bu duruşmalarda savunması alınamamıştır. Mahkeme 22/2/2018 tarihinde yaptığı üçüncü duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucu savunmasında özetle herhangi bir terör örgütü içinde görevinin olmadığını, Gemlik'e çocuklarının eğitimi nedeniyle geldiğini ve kısa süredir Gemlik'te bulunduğunu, kimseden talimat almadığını ve örgüt toplantılarına katılmadığını, para toplamadığını, bu hususlarda aleyhine olan beyanların iftira olduğunu, ByLock kullanıldığı belirtilen telefon hattının kendisine ait olduğunu, tutuklanmadan önce iki tane akıllı telefonunun bulunduğunu ancak ByLock kullanmadığını, görev yaptığı özel kurumun Bank Asya ile çalışması nedeniyle hesap işlemlerini Bank Asyada yaptığını ancak talimatla para yatırmasının söz konusu olmadığını, zaman zaman kaplıcalara gittiğini Asya Termal Otel'in de bunlardan birisi olduğunu ve gizli bir toplantının olmadığını, Kocaeli'nde dershanede yönetim memuru ve halkla ilişkiler görevlisi olarak çalıştığı için işi gereği birçok kişiyle görüşme yapmasının normal olduğunu, kendisine sorulan kişilerin aleyhine olan ifadelerini ve suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Mahkeme 29/7/2019 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmen tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla istinaf kanun yolunda derdesttir. Başvurucu, adli yardım talebinde bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir." 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun "Terör suçları" kenar başlıklı maddesi şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315 ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birinci fıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır." 3713 sayılı Kanun'un "Cezaların artırılması" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "3 ve 4 üncü maddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayin edilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarak hükmolunur. Bu suretle tayin olunacak cezalarda, gerek o fiil için, gerek her nevi ceza için muayyen olan cezanın yukarı sınırı aşılabilir. Ancak, müebbet hapis cezası yerine, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur." 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315), 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir. (2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 5271 sayılı Kanun'un "Şüpheli veya sanığın salıverilme istemleri" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir. (2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Usul" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"103 ve 104 üncü maddeler uyarınca yapılan istem üzerine, merciince Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiin görüşü alındıktan sonra, üç gün içinde istemin kabulüne, reddine veya adlî kontrol uygulanmasına karar verilir. (Ek cümle: 24/11/2016-6763/23 md.) 103 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca yapılan istemler hariç olmak üzere örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar bakımından bu süre yedi gün olarak uygulanır. Duruşma dışında bu karar verilirken Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık veya müdafiinin görüşü alınmaz. Bu kararlara itiraz edilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "Tutukluluğun incelenmesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak, şüpheli veya müdafii dinlenilmek suretiyle karar verilir. (2) Tutukluluk durumunun incelenmesi, yukarıdaki fıkrada öngörülen süre içinde şüpheli tarafından da istenebilir. (3) Hâkim veya mahkeme, tutukevinde bulunan sanığın tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceğine her oturumda veya koşullar gerektirdiğinde oturumlar arasında ya da birinci fıkrada öngörülen süre içinde de re'sen karar verir." 5271 sayılı Kanun'un "Adlî kontrol" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, 100 üncü maddede belirtilen tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir.… (3) Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir: a) Yurt dışına çıkamamak. b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak. c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak. ...f) Şüphelinin parasal durumu göz önünde bulundurularak, miktarı ve bir defada veya birden çok taksitlerle ödeme süreleri, Cumhuriyet savcısının isteği üzerine hâkimce belirlenecek bir güvence miktarını yatırmak. g) Silâh bulunduramamak veya taşıyamamak, gerektiğinde sahip olunan silâhları makbuz karşılığında adlî emanete teslim etmek. ...j) Konutunu terk etmemek. k) Belirli bir yerleşim bölgesini terk etmemek. l) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemek." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat istemi" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,...d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen,...Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını, Devletten isteyebilirler." 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat isteminin koşulları" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"(1) Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde bulunulabilir. (2) İstem, zarara uğrayanın oturduğu yer ağır ceza mahkemesinde ve eğer o yer ağır ceza mahkemesi tazminat konusu işlemle ilişkili ise ve aynı yerde başka bir ağır ceza dairesi yoksa, en yakın yer ağır ceza mahkemesinde karara bağlanır." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz olunabilecek kararlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir." 5271 sayılı Kanun'un "İtiraz usulü ve inceleme mercileri" kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:"İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:a) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) Sulh ceza hâkimliği kararlarına yapılan itirazların incelenmesi, o yerde birden fazla sulh ceza hâkimliğinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen hâkimliğe; son numaralı hâkimlik için bir numaralı hâkimliğe; ağır ceza mahkemesinin bulunmadığı yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine; ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerlerde tek sulh ceza hâkimliği varsa, en yakın ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine aittir.b) (Değişik: 18/6/2014-6545/74 md.) İtiraz üzerine ilk defa sulh ceza hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararlarına itiraz edilmesi durumunda da (a) bendindeki usul uygulanır. Ancak, ilk tutuklama talebini reddeden sulh ceza hâkimliği, tutuklama kararını itiraz mercii olarak inceleyemez...." 5271 sayılı Kanun'un "Karar" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:"Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir." 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un "Sulh ceza hâkimliği" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir: "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, yürütülen soruşturmalarda hâkim tarafından verilmesi gerekli kararları almak, işleri yapmak ve bunlara karşı yapılan itirazları incelemek amacıyla sulh ceza hâkimliği kurulmuştur." 5235 sayılı Kanun'un "Ağır ceza mahkemesinin görevi" kenar başlıklı maddesinin birinci cümlesi şöyledir: "Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, Türk Ceza Kanununda yer alan yağma (m. 148), irtikâp (m. 250/1 ve 2), resmî belgede sahtecilik (m. 204/2), nitelikli dolandırıcılık (m. 158), hileli iflâs (m. 161) suçları, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısmının Dört, Beş, Altı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar (318, 319, 324, 325 ve 332 nci maddeler hariç) ve 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun kapsamına giren suçlar dolayısıyla açılan davalar ile ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir." 23/7/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) (18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un) "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;...ı) Tutukluluğun incelenmesi, tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilir...." 27/7/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 25/7/2016 tarihli ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında KHK'nın (8/11/2016 tarihli ve 6755 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un) "Soruşturma ve kovuşturma işlemleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: "26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ve toplu işlenen suçlar bakımından, olağanüstü halin devamı süresince;...c) Tutukluluk kararına itiraz edilen sulh ceza hâkimliği veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok on gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.ç) Tahliye talepleri en geç otuzar günlük sürelerle tutukluluğun incelenmesi ile birlikte dosya üzerinden karara bağlanır...."