Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/319 E. , 2024/6931 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/319 Karar No : 2024/6931 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Şırnak İli, Uludere …
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/319 E. , 2024/6931 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2022/319 Karar No : 2024/6931 TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, Şırnak İli, Uludere İlçesi ... Köyünde güvenlik Korucusu olarak görev yapmakta iken görevden çıkarılmasına ilişkin Şırnak Valiliği'nin ... tarih ve ... sayılı olur işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; geçici köy korucusu olarak görev yapan davacının 2018 yılı içerisinde iki defa ücretten kesme cezası ile cezalandırıldığı ve bu cezalara karşı dava yoluna gidilmediği, davacı vekilince davacıya savunma hakkı verilmeden disiplin cezası verildiği ileri sürülmüşse de; bakılan dava, disiplin cezasına karşı açılan bir dava olmadığından, bir başka anlatımla birden fazla ücretten kesme cezası alınmasından dolayı yönetmelik gereği göreve son verilmesine ilişkin işlemin iptali için açılan iş bu davada daha önce verilmiş olan disiplin cezalarının sebep unsuru incelenmeyeceği gibi yine dava konusu göreve son verme cezasının bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası almak durumunun zorunlu bir sonucu olması sebebiyle, göreve son verme işlemi için ayrıca savunma alınmamış olmasının ortaya çıkan durumu etkilemeyeceği açık olduğundan bu iddialara itibar edilmediği, geçici köy korucusu olarak görev yapmakta iken 2018 yılı içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası alan davacının, görevine son verilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı vekili tarafından, müvekkilinin görevden çıkarılmasına yol açan tutanakların çelişkili, mesnetsiz, hukuka aykırı olduğu, göreve son işleminin 442 sayılı Köy Kanunu ve Yönetmeliğe aykırı olduğu, dava konusu işlemin müvekkilinin savunması alınmaksızın tesis edildiği belirtilerek aksi yöndeki istinaf mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının savunma alınmaksızın göreve son işlemi tesis edildiğinden bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının adli yardım talebi hakkında istinaf aşamasında karar verildiği görüldüğünden bu hususta yeniden karar verilmeden gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükteki mevzuat aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. 442 sayılı Köy Kanunu'nun Ek 18. maddesinde; geçici köy korucuları ile korucu başlarının; görevlendirme şekilleri, göreve alınmalarında aranacak şartlar, görevleri, uygulanacak disiplin cezaları ve görevlerine son verilmesini gerektiren haller, disiplin amirleri, yararlanacakları giyim eşyaları ile bunların şekli ve verilme zamanları, eğitim ve denetim usûl ve esasları, sicil ve izinleri, ilk müracaatlarında sahip olmaları gereken sağlık şartları, başka bir işte çalışma hakları ile bu Kanunda yer alan diğer hususlara ilişkin uygulamaların Milli Savunma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine İçişleri Bakanlığınca hazırlanacak ve bu maddenin yayımı tarihinden itibaren altı ay içinde Bakanlar Kurulunca çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceği hükme bağlanmıştır. Bu madde hükmü uyarınca 09/01/2008 tarih ve 2018/13105 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile yürürlüğe giren Geçici Köy Korucuları Yönetmeliği'nde yapılan 11/10/2018 tarih ve 182 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile değiştirilen Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin "Disiplin Cezaları" başlıklı 17. maddesinin (ç) 'görevden çıkarma' başlıklı 1. bendinde; '(1)Bir daha güvenlik korucusu olarak görevlendirilmemek üzere görevlendirilmelerindeki esas ve usullere uyularak görevle olan ilişiğin kesilmesidir. Göreve son verme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:' hükmü, aynı maddenin 14. alt bendinde; 'Bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası almak,' hükmü, "Savunma Hakkı" başlıklı 20/A maddesinde; '(1) Güvenlik Korucusu hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Soruşturmayı yapanın veya komisyonun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan güvenlik korucusu savunma hakkından vazgeçmiş sayılır.' hükümlerine yer verilmiştir. 24/03/2022 tarihli 31788 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin 24/02/2022 tarihli E:2021/2, K:2022/20 sayılı kararı ile 442 sayılı Köy Kanununun ek 18. maddesinde yer alan "...uygulanacak disiplin cezaları..." ibaresinin iptaline, iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine karar verilmiştir. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal kararının yürürlüğünün 9 ay ertelenmesine ilişkin süre dolmadan, 30/11/2022 tarih ve 32029 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7422 sayılı Kanun ile 442 sayılı Köy Kanunu'na "Güvenlik korucularına verilecek disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller" başlıklı 74/A, "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B, "Uygulanacak hükümler" başlıklı 74/C maddelerinin eklendiği görülmüştür. Anayasa'nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, "Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz." hükmü ile "suçun kanuniliği" ilkesi; üçüncü fıkrasındaki "Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur." hükmü ile "cezanın kanuniliği" ilkesi benimsenmiştir. Ceza Hukukunda, bir eylemin suç sayılabilmesi için, eylem sahibinin kusurlu iradesinden doğması, kanunda yazılı tipe uygun bulunması ve bir yaptırım uygulanmasını gerektirmesi şarttır. Disiplin suçu, kamu görevlisinin ilgili Kanunlarda tanımı yapılan ve kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı taşıyan kuralların ihlali sonucunu doğuran eylemleridir. Ceza ise, suç tanımına uyan eylemi gerçekleştiren kişilere uygulanacak olan ve nev'i, süresi ve miktarları kanunla belirlenen yaptırımlardır. Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemeyeceği gibi kanunun başka bir ceza öngördüğü eylem için daha ağır bir ceza verilemez. Zira "cezada kanunilik" ilkesi, kişinin belli bir suçla ilgili olarak kanunda öngörülmeyen bir ceza ile ya da kanunda öngörülen daha ağır bir ceza ile cezalandırılmasına imkan vermez. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Kanunsuz ceza olmaz" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasında da hiç kimsenin, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamayacağı; aynı biçimde, suçun işlendiği sırada uygulanabilir olan cezadan daha ağır bir cezanın verilemeyeceği yönündeki düzenlemeye yer verilmiştir. Anayasa'nın 38. maddesinde idari suç ve cezalar ile adli suç ve cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, her ikisi de bu maddede öngörülen ilkelere tabidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddesinde, "Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır." denilerek suç ve cazalar hakkında bu Kanunda düzenlenen genel hükümlerin, idari veya adli suç ve ceza ayrımı yapılmaksızın uygulanması gerektiği ifade edilmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasındaki "...İşlendikten sonra yürürlüğe giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz. Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar." şeklinde ifade edilen hükme göre, bir suçun işlendiği zamandaki Kanun hükmü ile sonradan yürürlüğe giren Kanun hükmü birbirinden farklı olduğu takdirde, fail hakkında lehe olan hüküm uygulanacaktır. Lehe olan hükmün saptanabilmesi için suç tarihinde yürürlükte bulunan kanuni düzenleme ile sonradan yürürlüğe giren kanuni düzenlemenin tüm yönleriyle değerlendirilmesi gerekmektedir. Dava konusu görevden çıkarma işleminin dayanağı olan Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17.ç.14 maddesinde yer alan 'Bir yıl içerisinde birden fazla ücretten kesme cezası almak' hükmünün, 442 sayılı Köy Kanunu'nda yapılan düzenlemede aynen yer almadığı, buna karşın aynı Kanunu'nun "Ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler" başlıklı 74/B maddesinin son fıkrasında; "Disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin bir yıl içerisinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının bir yıl içerisinde üçüncü uygulanmasında bir derece ağır ceza verilir." düzenlemesine yer verildiği görülmüştür. Bu durumda aylıktan kesme cezasının bir derece ağır cezası olan göreve son verme cezası için işlem tarihinde yürürlükte olan Yönetmeliğe göre; bir yıl içinde iki kez ücretten kesme cezası yeterli iken yasal değişiklikten sonra disiplin cezasına sebep olmuş bir fiil veya halin bir yıl içerisinde tekerrürü nedeniyle bir derece ağır ceza uygulanması ya da aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının bir yıl içerisinde üçüncü kez uygulanması suretiyle bir derece ağır ceza verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında aynı yıl içinde iki kez Güvenlik Korucuları Yönetmeliği 17.c.1. "kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde bu yönetmelikte belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, ihmali nedeni ile kaybetmek, bakımını yapmamak, hor kullanmak" maddesine istinaden ücretten kesme cezası uygulandığı, bu cezalara ilişkin dava açılmadığı, dolayısıyla cezaların kesinleştiği, yeni düzenlemeye de uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden davanın reddine yönelik Mardin 2. İdare Mahkemesi kararının reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı netice itibarıyla hukuka uygun bulunmuştur. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, davacının adli yardım talebi Bölge İdare Mahkemesince kabul edildiğinden temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsiline ilişkin olarak Mahkemesince müzekkere yazılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından ilgili tarafa iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 17/12/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY : (X) Davacının 19/08/2018 tarihi tutanak ile görev esnasında ve göreve geliş gidişlerde resmi elbisesi olmadığı ve 25/08/2018 tarihli tutanak ile görev yerinde olmadığı tespit edilmesi üzerine Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/c-1 maddesi uyarınca "kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde bu yönetmelikte belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, ihmali nedeni ile kaybetmek, bakımını yapmamak, hor kullanmak" fiilini işlediğinden Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 02/10/2018 tarihli olur işlemi ile 1/8 oranında aylıktan ücretten kesme cezası ile tecziye edildiği, söz konusu ücretten kesme cezası için savunmasının alınmadığı, 09/11/2018 tarihinde görevli olmasına rağmen görev yerinde olmadığı ve sorulduğunda görev yerinizi izinsiz terk ettiğinin tespit edilmesi üzerine Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/c-1 maddesi uyarınca Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 26/12/2018 tarihli olur işlemi ile 1/8 oranında aylıktan ücretten kesme cezası ile tecziye edildiği, söz konusu cezaya ilişkin savunmasının alındığı, bu cezalar üzerine "Bir yıl içinde birden fazla ücretten kesme cezası almak" maddesine dayalı olarak göreve son işleminin tesis edildiği, göreve son işleminin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 129. maddesinde; memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Dava konusu olayda güvenlik korucusu olan davacının görevine son verilmesine ilişkin işlemin disiplin cezası olduğu ve buna bağlı işlemlerin tamamında savunma alınma zorunluluğu bulunduğu Anayasal bir güvencedir. Bu halde savunma alınmaksızın tesis edilen dava konusu göreve son işleminin iptali gerekirken aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum. KARŞI OY : (XX) Dava, güvenlik korucusu olarak görev yapan davacı tarafından, görevine son verilmesine ilişkin Şırnak Valiliği işleminin iptali istemiyle açılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacı hakkında 19/08/2018 tarihi tutanak ile görev esnasında ve göreve geliş gidişlerde resmi elbisesi olmadığı ve 25/08/2018 tarihli tutanak ile görev yerinde olmadığı tespit edilmesi üzerine Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/c-1 maddesi uyarınca "kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde bu yönetmelikte belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, ihmali nedeni ile kaybetmek, bakımını yapmamak, hor kullanmak" fiilini işlediğinden Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 02/10/2018 tarihli olur işlemi ile 1/8 oranında aylıktan ücretten kesme cezası uygulandığı, sonrasında 09/11/2018 tarihinde görevli olmasına rağmen görev yerinde olmadığı ve sorulduğunda görev yerinizi izinsiz terk ettiğinin tespit edilmesi üzerine Güvenlik Korucuları Yönetmeliği'nin 17/c-1 maddesi uyarınca Uludere İlçe Jandarma Komutanlığı'nın 26/12/2018 tarihli olur işlemi ile 1/8 oranında aylıktan ücretten kesme cezası uygulandığı, bu cezalar üzerine "Bir yıl içinde birden fazla ücretten kesme cezası almak" maddesine dayalı olarak 28/01/2019 tarihinde göreve son işleminin tesis edildiği görülmüştür. Davacı hakkında uygulanan cezaların tarihleri incelendiğinde, ücretten kesme cezalarının 02/10/2018 ve 26/12/2018 tarihlerinde, "Bir yıl içinde birden fazla ücretten kesme cezası almak" nedeniyle göreve son verme işleminin ise 28/01/2019 tarihinde uygulandığı, ikinci ücretten kesme cezası ile dava konusu göreve son işlemi arasında idareye karşı dava açma süresi kadar bile bir zamanın bulunmadığı anlaşıldığından davacıya hak arama özgürlüğü kapsamında süre dahi verilmeksizin tesis edilen dava konusu işlemin iptali gerekirken aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.