Başvuru, sendikal gerekçelerle iş sözleşmeleri feshedildiği hâlde sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sendika haklarının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, sendikal gerekçelerle iş sözleşmeleri feshedildiği hâlde sendikal tazminat taleplerinin reddedilmesi nedeniyle sendika haklarının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 31/3/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. 2016/6350, 2016/6351 ve 2016/6352 numaralı bireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2016/6350 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiş ve inceleme 2016/6350 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yapılmıştır. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Kısa adı Lastik-İş olan Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayii İşçileri Sendikası (Sendika) 1949 yılında kurulmuş, şu anda Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonuna bağlı olarak petrol, kimya ve lastik iş kollarında faaliyet göstermek üzere örgütlenen sendikadır. Başvuruculardan Arif Sami Cebeci ve Ersin Uysal formen, Yaşar Arduç ise mekanikçi olarak S.R.A.S. A.Ş.de (Şirket) çalışmakta iken toplu iş sözleşmesi yapabilmek için Sendikaya üye olmuşlardır. Başvurucuların iş sözleşmeleri 21/4/2015 tarihinde 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun ve maddeleri uyarınca performans düşüklüğü gerekçesiyle feshedilmiştir. Başvurucular 6/5/2015 tarihinde sözleşme feshinin sendikal nedenlerle yapıldığının tespiti ile sendikal tazminata hükmedilmesi istemini içeren dilekçelerle Çankırı Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Dava dilekçelerinde, başvurucuların iş sözleşmelerinin sendikal faaliyette bulunmaları nedeniyle feshedildiği ileri sürülmüştür. Başvurucular, toplu iş sözleşmesi yapabilmek için Sendikaya üye olduklarını ve örgütlenme çalışması yürüttüklerini; bu durumun işveren tarafından öğrenilmesinin ardından performans düşüklüğü perdesiyle haksız yere iş akitlerine son verildiğini ifade etmişlerdir. Ayrıca başvurucular, fabrika müdürleri ve yetkilileri tarafından tüm işçilere yönelik olarak Sendikanın yerildiğini ve işçilerin geleceğini kötü yönde etkileyeceğinin söylendiğini, işçilerin toplu ve bireysel olarak tehdit edildiğini belirtmişlerdir. İş akitlerinin feshedilmesinin akabinde diğer Sendika üyelerinin istifaya zorlandığını ifade eden başvurucular bu kadar çok çalışanın birden Sendika üyeliğinden istifa etmesinin feshin sendikal nedenlerle yapıldığının kanıtı olduğunu öne sürmüşlerdir. İlk derece mahkemesi 5/11/2015 tarihli kararlarıyla davaları kabul etmiş ve iş sözleşmesi feshinin sendikal sebeplere dayanması nedeniyle 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca başvuruculara bir yıllık brüt ücretleri tutarında sendikal tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Kararların gerekçesinde, öncelikle başvurucuların performanslarının düştüğünün işveren tarafından ispatlanamadığı tespiti yapılmıştır. Mahkeme; 6356 sayılı Kanun'un maddesinin (5) numaralı fıkrası uyarınca, iş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde 4857 sayılı Kanun'un maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verileceğini hatırlattıktan sonra başvurucuların sendikal faaliyet nedeniyle işten çıkarılıp çıkarılmadıklarını irdelemiştir. Mahkeme, dinlenen tanıkların başvurucuların Sendikaya üyesi oldukları için iş sözleşmelerinin feshedildiğinin işyerinde konuşulduğunu belirttiklerini ve Sendikanın yetki tespitinden sonra dört arkadaşlarının işten atılmasının yarattığı korku nedeniyle Sendikadan istifaların arttığı yönündeki beyanlarının Sendikadan ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından alınan bilgilerle uyumlu olduğunu vurgulamıştır. Bütün bu hususları birlikte değerlendiren Mahkeme, işveren tarafından yapılan fesih işlemlerinin sendikal nedene dayandığı sonucuna ulaşmıştır. Yargıtay, işe iade davalarında ilk derece mahkemesi tarafından verilen hükme katılmadığında, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek yeni ve kesin nitelikte bir hüküm kurmaktadır. Yargıtay Hukuk Dairesi (Daire) 20/1/2016 tarihinde ilk derece mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermiştir. Daire başvuranların iş sözleşmelerinin geçersiz olarak feshedildiğini tespit etmekle birlikte bu feshin sendikal nedene dayandığının ispatlanamadığı sonucuna ulaşmıştır. Daire bu nedenle ilk derece mahkemesinden farklı olarak başvurucular lehine sendikal tazminata hükmetmemiştir. Nihai kararlar 9/3/2016 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular 31/3/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır. A. Ulusal Hukuk 6356 sayılı Kanun’un "Sendika özgürlüğünün güvencesi" kenar başlıklı maddesi şöyledir: “(1) İşçilerin işe alınmaları; belli bir sendikaya girmeleri veya girmemeleri, belli bir sendikadaki üyeliği sürdürmeleri veya üyelikten çekilmeleri veya herhangi bir sendikaya üye olmaları veya olmamaları şartına bağlı tutulamaz. (2) İşveren, bir sendikaya üye olan işçilerle sendika üyesi olmayan işçiler veya ayrı sendikalara üye olan işçiler arasında, çalışma şartları veya çalıştırmaya son verilmesi bakımından herhangi bir ayrım yapamaz. Ücret, ikramiye, prim ve paraya ilişkin sosyal yardım konularında toplu iş sözleşmesi hükümleri saklıdır. (3) İşçiler, sendikaya üye olmaları veya olmamaları, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde işçi kuruluşlarının faaliyetlerine katılmaları veya sendikal faaliyette bulunmalarından dolayı işten çıkarılamaz veya farklı işleme tabi tutulamaz. (4) İşverenin (…) yukarıdaki fıkralara aykırı hareket etmesi hâlinde işçinin bir yıllık ücret tutarından az olmamak üzere sendikal tazminata hükmedilir. (5) Sendikal bir nedenle iş sözleşmesinin feshi hâlinde işçi, 4857 sayılı Kanunun (…), 20 ve 21 inci madde hükümlerine göre dava açma hakkına sahiptir. İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiğinin tespit edilmesi hâlinde, 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesine göre işçinin başvurusu, işverenin işe başlatması veya başlatmaması şartına bağlı olmaksızın sendikal tazminata karar verilir. Ancak işçinin işe başlatılmaması hâlinde, ayrıca 4857 sayılı Kanunun 21 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen tazminata hükmedilmez. İşçinin 4857 sayılı Kanunun yukarıdaki hükümlerine göre dava açmaması ayrıca sendikal tazminat talebini engellemez. (6) İş sözleşmesinin sendikal nedenle feshedildiği iddiası ile açılacak davada, feshin nedenini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Feshin işverenin ileri sürdüğü nedene dayanmadığını iddia eden işçi, feshin sendikal nedene dayandığını ispatla yükümlüdür. (7) Fesih dışında işverenin sendikal ayrımcılık yaptığı iddiasını işçi ispat etmekle yükümlüdür. Ancak işçi sendikal ayrımcılık yapıldığını güçlü biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren davranışının nedenini ispat etmekle yükümlü olur....”B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre çalışanlar veya işçiler yaptırıma veya ayrımcılığa maruz kalmadan bir sendikaya üye olma hususunda serbest olmalıdırlar (Danilenkov ve diğerleri/Rusya, B. No: 67336/01, 30/7/2009, § 123). AİHM, Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye (B. No: 35009/05, 4/4/2017) kararında, işverenin sendika üyeliğinden ayrılma tehdidine boyun eğmeyerek sendika üyeliğini sürdüren kırk işçinin iş akdinin ekonomik nedenler ve mesleki yetersizlikler gerekçe gösterilerek feshedilmiş olmasını sendika özgürlüğü yönünden incelemiştir. i. Anılan karara konu olayda mahkemeler 2004 yılı Temmuz ile Aralık ayları arasında verdikleri kararlarda işçilerin sendika üyeliği sebebiyle işten çıkarıldığı sonucuna ulaşmış ve işçilerin işe iadelerine ya da bir yıllık brüt aylıklarına denk tazminatın işveren tarafından işçilere ödenmesine hükmetmiştir. İşveren, tazminat ödeme seçeneğini tercih ederek işçileri işe başlatmamış ve netice olarak davalı işverene ait işyerinde başvurucu sendika üyesi hiçbir işçi kalmamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, §§ 17-22). ii. AİHM; işçilerin ödenen tazminatın yeterliliğini, sendika hakkının kullanımına yönelik işveren tarafından yapılacak müdahalelerde caydırıcılık özelliğine sahip olup olmadığı bakımından incelemiştir. Söz konusu başvuruda başvuran sendika, tazminatın caydırıcı bir nitelik taşımaması nedeniyle işverenin işe iade yerine tazminat ödeme seçeneğini tercih ettiğinden ve bunun sonucunda toplu görüşme ve toplu sözleşme yapma yetkisini elde edemediğinden şikâyet etmiştir (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 48). iii. AİHM, işverenin tazminat ödeme seçeneğini tercih etmesi nedeniyle sendikasızlaşma sürecinin yaşandığını ve sonuç olarak sendikanın o işyerinde üyesinin kalmadığını vurgulamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 54). iv. AİHM bu kaybın sendika yönünden sendikal faaliyetlerinin özünü zedeleyen bir sınırlama mahiyetinde olduğunu tespit etmiş ve ulusal mahkemelerin müdahalenin ölçülülüğüyle ilgili daha detaylı gerekçeler sunmalarını gerektirdiğine işaret etmiştir. AİHM, somut olayda derece mahkemesinin haksız işten çıkarma için kanun tarafından müsaade edilen asgari tutarda tazminata hükmederken-örneğin işten çıkarılan işçinin aldığı ücretin düşüklüğünü ve işveren şirketin ekonomik gücünün büyüklüğünü dikkate almak suretiyle- tutarın önleyici etkisi üzerinde titiz bir inceleme yaptığına dair hiçbir işaretin bulunmadığını belirtmiştir (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 55). v. AİHM, işverenin işten çıkarılan işçilerin işe iadelerini reddetmesinin ve işverenin çalışanları haksız yere işten çıkarmasının önlenmesi bakımından yetersiz miktarda tazminata hükmetmesinin derece mahkemelerince yorumlandığı biçimiyle kanuna aykırı olmadığını not etmiştir. AİHM ilgili kanunun -derece mahkemesince uygulandığı şekliyle- başvurucu sendikanın çalışanları üyeliğe ikna etme hakkını toplu işten çıkarma yoluyla bertaraf eden işveren için caydırıcı etki doğuracak yeterlilikte bir ceza dayatmadığı sonucuna ulaşmıştır. AİHM'e göre sonuç olarak somut olayda ne yasama ne de mahkeme, başvuran sendikanın çalışanları sendikaya üye olmaya ikna etme ve bu suretle toplu görüşme imkânı elde etme hakkının kullanımının güvenceye bağlanması pozitif yükümlülüğünü ifa etmiştir. Bu nedenle başvurucu sendika ile işverenin yarışan menfaatleri arasında makul denge kuralamamıştır (Tek Gıda İş Sendikası/Türkiye, § 56).