4. Hukuk Dairesi 2012/6050 E. , 2012/10402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı ... aleyhine 02/03/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/07/2009 günlü kararın dairemizin 10/06/2010 gün ve 2009/11798-2010/6936 E-K sayılı kararı ile tümden reddedilmek üzere bozulması üzerine mahkemece önceki kararda direnilmesine dair verilen kar
**4. Hukuk Dairesi 2012/6050 E. , 2012/10402 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat .... tarafından, davalı ... aleyhine 02/03/2009 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 07/07/2009 günlü kararın dairemizin 10/06/2010 gün ve 2009/11798-2010/6936 E-K sayılı kararı ile tümden reddedilmek üzere bozulması üzerine mahkemece önceki kararda direnilmesine dair verilen kararın HGK'nun 08/06/2011 gün ve 2011/4-188-2011/393 E-K sayılı ilamı ile "...direnme uygun bulunduğundan davalı vekilinin manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine..." karar verilmekle ve davalı vekilinin karar düzeltme istemi HGK'nun 2012/4-126-2012/281 Esas Karar sayılı ilamı ile ret edilmekle dosya dairemize gelmiş olup tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir. 2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, hakaret nedeni ile kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 10.06.2010 gün ve 2009/11798-2010/6936 E-K sayılı ilamı ile istemin tümden reddi gerektiği yönünde bozulmuş, yerel mahkemece önceki kararda direnilmiş, HGK nun 08.06.2011 gün ve 2011/4/188-393 E-K sayılı ilamı ile mahkemenin davalının Sinop mitinginde söylediği sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve manevi tazminattan sorumlu tutulması gerektiği yönündeki direnmesi yerinde bulunarak manevi tazminat miktarına yönelik inceleme yapılmak üzere dosya dairemize gönderilmiştir. Davacı, davalının 28.02.2009 günü Sinop’da yaptığı seçim konuşmasında kendisini “maganda-külhanbeyi üslubu kullanmakla, zerafetten, terbiyeden, nezaketten saygıdan uzak olmakla, ne söylediğini bilmemekle, devlet sorumluluğu taşımamakla, adam olamamakla ve yalancı olmakla” suçladığını, kişilik haklarına bu ağır saldırı nedeni ile uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir. Davalı, davacının üslubuna yönelik düşünce, kanaat ve eleştiri içeren konuşma metni nedeni ile manevi tazminat ödetilmesi isteminin haksız olduğunu, davacının konuşmalarında sık sık argo ifade ve söylemler kullandığını, buna dayalı olarak eleştirilmeyi göze alması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Yerel mahkemece; davalının Sinop mitinginde yaptığı konuşma metninde geçen bir takım cümlelerin eleştiri sınırlarını aştığı, davacıyı halkın gözünde küçük düşürücü nitelikte olduğu kabul edilerek 10.000,00Tl manevi tazminat ödetilmesine karar verilmiştir. Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa'nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olaya gelince; davacı iktidar partisinin genel başkanı ve başbakan, davalı ise dava konusu konuşmanın yapıldığı dönemde ana muhalefet partisi genel başkanıdır. Tarafların mevcut konumları nedeni ile sürekli ülke gündeminde yer alan kişiler oldukları, üstlendikleri görevlerden dolayı da diğer kişilere göre eleştiriye daha açık olmaları gerektiği açıktır. Davalı ana muhalefet partisi genel başkanı olarak seçimler öncesinde Sinop’ta yaptığı miting konuşması sırasında iktidar partisine ve onun genel başkanı olan davacıya yönelik eleştirilerini dile getirirken Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun kararı ile eleştiri sınırlarını aşarak davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu kabul edilmiş ise de, tarafların siyasi kişilikleri ve görevleri ile yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde yerel mahkemece davacı yararına takdir edilen 10.000,00TL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının (1) sayılı bentte gösterilen nedenler ile reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/06/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Hukuk Genel kurulu, ilk derece mahkemesinin davalının Sinop mitinginde söylediği sözlerin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu ve manevi tazminattan sorumlu tutulması gerektiği yönündeki direnmesini yerinde bulmuş, davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Dairemize gönderilmesine karar vermiştir. Yerel mahkeme direnme kararında; davalının davacıyı, maganda ve külhanbeyi üslubu kullanmakla, zarafetten, terbiyeden, nezaketten, saygıdan uzak olmakla, ne söylediğini bilmemekle, Devlet sorumluluğu taşımamakla, adam olmamakla, yalancı olmakla itham ettiğini kabul ederek, davacı yararına 10.000 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Borçlar Kanununun 49/2. maddesi; "Hakim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumları da dikkate alır." biçiminde düzenlenmiştir.Mahkeme hakimi, tazminat miktarını belirlerken yasanın öngördüğü bu kıstası nazara almıştır.Bunun aksine sübjektif görüş ve mülahaza ile fazla olduğunu söylemek doğru değildir. Bu itibarla; ilk derece mahkemesi kararını yerinde ve isabetli bulduğumdan ve onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma kararına bu yönüyle katılamıyorum.14/06/2012