1. Hukuk Dairesi 2009/5146 E. , 2009/7769 K. "" MAHKEMESİ : GAZİOSMANPAŞA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden paydaşı bulundukları 501 ada 78 ve 83 parsel sayılı taşınmazlarda Gaziosmanpaşa Belediye Başkalığınca imar uygulaması yapılarak paylarının bedele dönüştürüldüğünü, yapılarının yer aldığı taşınmazın 1772 ada 8 imar parseli olarak davalı adına tescil edildiğini, imar uygulamasına dair işlemin idari yargı yeri…
**1. Hukuk Dairesi 2009/5146 E. , 2009/7769 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : GAZİOSMANPAŞA 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, kayden paydaşı bulundukları 501 ada 78 ve 83 parsel sayılı taşınmazlarda Gaziosmanpaşa Belediye Başkalığınca imar uygulaması yapılarak paylarının bedele dönüştürüldüğünü, yapılarının yer aldığı taşınmazın 1772 ada 8 imar parseli olarak davalı adına tescil edildiğini, imar uygulamasına dair işlemin idari yargı yerinde iptal edildiğini ileri sürüp tapu kaydının iptali ile eşit paylarla adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davalı, dava konusu taşınmazı bedelini ödeyerek satın aldığını, iyi niyetli olduğunu belirtip davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, çekişmeli taşınmazlarda yapılan imar uygulamasına dair işlemin idari yargı yerinde iptal edildiği, davacıların taleplerini daralttıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, dahili davacılar ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. -KARAR- Dava, kadastral mülkiyet ve geometrik durumunun ihyası isteğine ilişkindir. Mahkemece, davacılara imar parselinde pay verilmek suretiyle davanın kabulüne, karar verilmiştir. Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve HUMK.nun 376. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin; aynı yasanın 388. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu 389. maddede öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır. Nevarki, uygulamada söz konusu yasanın 38l. maddesinin son fıkrasının getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır. İşte bu gibi hallerde HUMK.nun 389. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkca gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur. Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın l4l. maddesi ile HUMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.