12. Ceza Dairesi 2012/21402 E. , 2012/16968 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : Beraat Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Ölenin 20.3.2001 günü doğum yapmak üzere gittiği özel bir doğum evinde doğum ( takibi sırasında rahatsızlandığı, kasılmalarının olduğu, bu sırada doğan bebeğin de 15 dakika sonra öldüğü, ileri tetkik ve tedavi için sevk edildiği M
**12. Ceza Dairesi 2012/21402 E. , 2012/16968 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : Beraat Taksirle öldürme suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Ölenin 20.3.2001 günü doğum yapmak üzere gittiği özel bir doğum evinde doğum ( takibi sırasında rahatsızlandığı, kasılmalarının olduğu, bu sırada doğan bebeğin de 15 dakika sonra öldüğü, ileri tetkik ve tedavi için sevk edildiği Mersin Devlet Hastanesi'ne ex duhul olarak götürüldüğü, doğumevinde kadın hastalıkları ve doğum mütehassısı olarak çalışan doktor sanığın 9 aylık gebelik müddeti boyunca takip ettiği hastası ölen ...'ın kan ve idrar tahlillerini yaptırmadığı, olay günü doğum için kliniğe getirildiği sırada gerekli tıbbi müdahaleyi yapmakta geciktiği, hastanın kan kaybetmesine sebep olduğu, canlı doğan bebeğin ve kan kaybeden annenin yasaması için gerekli özen ve dikkati göstermediği, bu suretle her ikisinin ölümüne sebebiyet verdiği iddiasıyla açılan kamu davasında, bozma öncesi Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulu'nun 04.06.2003 tarihli raporunda, 1-Otopsi esnasında batında tespit edilen 500 cc serbest kan ile karaciğerdeki yaralanmanın kişiye uygulanmış olan canlandırma işlemi sırasında meydana gelmiş olacağı,2-Gebeliğinin seyri süresince yapılan takibindeki klinik ve laboratuar bulguları ile doğum esnasındaki bulguların tamamı birlikte değerlendirildiğinde; kişinin ölümünün doğum sırasında ani şuur kaybı, Kasılmalar ve felçle seyreden, otopside tespit edilemeyen kendinde mevcut bir hastalık sonucu meydana gelmiş olduğu, 3-Kişinin gebeliğinin seyri, doğum ve doğumdan ölüme kadar geçen süre içindeki teşhis ve tedaviye yönelik tıbbi uygulamaların tamamının tıp kurallarına uygun olarak yapılmış olmasından dolayı doğumu gerçekleştiren Dr. ... ile takip ve tedavi sürecinde görevli hekim ya da diğer sağlık personeline yüklenecek kusur bulunmadığı, bebeğin canlı olarak doğduğu ancak intrauterin anoksiye maruz kalarak öldüğü hususlarına yer verildiği, mahkemece bu rapor itibarıyla 02.10.2003 tarihinde verilen beraat kararının katılan vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin 18.04.2005 tarihli ilamıyla 1219 sayılı Yasanın 75, maddesinin mahkemelerin uygun görecekleri bilirkişilerin görüşlerine başvurma imkanı saklı kalmak üzere doktorların mesleklerinin icrasından doğan suçlarından dolayı Yüksek Sağlık Şurasından düşünce sorulmasını zorunlu kılması, özellikle meydana gelen olayla ilgili olarak Türk Tabipler Birliği Yüksek Onur Kurulu'nun 12-13 Haziran 2004 tarihli raporunda anne ve bebeğin doğum sırasında ortaya çıkan mesleki kusur sebebiyle öldüklerinin belirtilmesi dikkate alınarak sanığın kusurlu olup olmadığının öncelikle Yüksek Sağlık Şurasından rapor alınması suretiyle belirlenmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini Gerekirken yetersiz bilirkişi heyeti raporuna dayanılarak eksik incelemeye karar verilmesi nedeniyle bozulduğu, yerel mahkemece bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra, Yüksek Sağlık Şurasından görüş istendiği, Yüksek Sağlık Şurası'nın 1-2 Mayıs 2008 tarih 270 Karar, 11842 sayı ile oybirliğiyle verilen kararının sonuç kısmında; on yıldır aynı hekim tarafından takibi ve doğumu yaptırılan merhumede ölümüne neden olabileceğini düşündürecek herhangi bir sistem hastalığı olmadığının bilinmesi gerektiği, son gebeliğin doğumu normal seyir gösterirken bir süre 'katatonik hal aldığı' saptanamadığı bilgisinden hareketle bu şekilde başlayan ve epileptik nöbet tarzında devam eden hipoksi sürecinin düzeltilmesine yönelik herhangi bir girişimde bulunulmadığı ve dahası bu halde doğum masasına alınıp hamileliğin sonlandırılmaya çalışıldığı, daha da derinleşen hipoksik sürecin hamileliğin sonlandırılmasından sonra da düzeltilmesine yönelik herhangi bir girişim yapılmadığı, hastanın nakli için çağrılı gelen 112 ekibinin de sorunu saptamış olmalarına rağmen yetersiz, eksik girişimde bulunduğu ve merhumeye yapılan otopsi bulgularının da hipoksik- anoksik serebral ödemi desteklediği cihetleriyle Op.Dr....'in (Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı) 4/8 (sekizde dört) ve 112 Acil Hekimi Hikmet Tekait'in 2/8 (sekizde iki) oranında kusuru olduklarının tespit edildiği, dosyadaki raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için bu kez Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan 23.12.2009 tarihinde alınan raporda, 1972 doğumlu ...' in tıbbi belgeleri incelendiğinde öncelikle annenin hayatını kurtarmaya yönelik tedbir alınması gerektiği ve kasılmanın başladığı dönemde öncelikle kadın hipoksiye girmemesi açısından anestezi uzmanı davet edilip entubasyon yapılması ve akabinde nöroloji veya nöroşirurji uzmanına davet edilmesi gerekirken bu iki işlemin geç yapıldığı cihetle eylemin eksik olduğu, ancak ölüm nedeni belirlenmediğinden gecikmenin ölümünde katkısının olup olmadığının bilinemeyeceğinin oy birliği ile mütalaa olunduğu,mahkemenin bu raporu esas alarak sanığın eylemi ile sonuç arasında illiyet bağı olduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın beraatine karar verilmiş ise de; dosyadaki raporlar arasında çelişki bulunduğu ve olayın oluşumunu net şekilde ortaya koyan biçimde düzenlenmediği, doğum sonrası ölen anne ve bebeğinin ölümünde sanığın kusurlu davranışlarının etki derecesinin ve her ikisinin ölüm nedenlerinin açıklanamadığı ve aydınlatıcı nitelikte bulunmadıkları hususu gözetilerek; Yüksek Sağlık Şurası ve Adli Tıp Kurumu raporları arasındaki mübayenetin Adli Tıp Kurumu Büyük Genel Kurulu'na dosyanın gönderilmesi ile aldırılacak nihai rapordan sonra, sonucuna göre belirlenilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraat kararı verilmesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 05.07.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.