Başvuru, yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirine karar verilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirine karar verilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Almanya'da yaşayan başvurucu hakkında 21/7/2014-13/4/2018 tarihleri arasında sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlarla Cumhurbaşkanı'na hakaret suçunu işlediği iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 25/7/2019 tarihinde başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde; sosyal medya hesabından hakaret içerikli bir paylaşım yapmadığını, hesabının çalınarak başkası tarafından paylaşım yapılmış olabileceğini belirterek suçlamayı kabul etmemiştir. İfadesi alınan başvurucu, adli kontrol talebi ile İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği aynı tarihte, başvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun maddesinin (3) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca yurt dışına çıkamama şeklinde adli kontrol altına alınmasına karar vermiştir. Kararda, atılı suçun işlendiğine ilişkin kuvvetli şüphe uyandıracak somut delillerin bulunduğu vurgulanarak suçun vasıf ve mahiyeti ile soruşturmanın devam etmesi nedeniyle delillerin tam olarak toplanmaması ve başvurucunun delilleri karartma ihtimalinin var olması hususları tedbirin gerekçeleri olarak belirtilmiştir. Başvurucu, anılan karara itiraz etmiştir. Başvurucu; Almanya'da yaşadığını ve ailesinin bu ülkede yerleşik olduğunu, %70 oranında maluliyeti bulunduğunu, Almanya'da kendisine iki bakıcı görevlendirildiğini, farklı hastalıklardan tedavisinin devam ettiğini ve yurt dışına çıkma yasağının sağlığına ve aile ilişkilerine zarar vereceğini belirterek güvence karşılığı yasağın kaldırılmasını veya tedbirin değiştirilmesini talep etmiştir. Başvurucu hastalıklarına ilişkin raporları da talep dilekçesine eklemiştir. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği yukarıda belirtilen gerekçeleri yineleyerek itirazı reddetmiştir. Başvurucu İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sunduğu 7/8/2019 tarihli dilekçe ile adli kontrol tedbirinin kaldırılması için yeni bir talepte bulunmuştur. İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği adli kontrol kararındaki gerekçeyi tekrarlayarak talebi reddetmiştir. Başvurucunun bu karara itirazı ise İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 23/8/2019 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu nihai kararı 29/8/2019 tarihinde öğrendikten sonra 17/9/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Devam eden süreçte başvurucunun adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına ilişkin talepleri reddedilmiş ve başvurucu hakkında tedbire konu olan suçlamayla kamu davası açılmıştır. İstanbul Asliye Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) yürütülen yargılamanın 21/1/2020 tarihli ilk duruşmasında başvurucunun sorgusu yapılmıştır. Mahkeme, yargılama sonucunda isnat edilen suçun başvurucu tarafından işlendiğinin sabit olduğunu ancak başvurucunun psikolojik rahatsızlığına ilişkin rapora istinaden ceza sorumluluğunun bulunmadığını belirterek ceza verilmesine yer olmadığına ve başvurucunun yüksek güvenlikli bir sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınmasına karar vermiştir. Ayrıca yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin kararın infazının başlanmasına kadar devam ettirilmesine de hükmedilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi başvurucunun psikolojik rahatsızlığı dışında başka sağlık sorunlarının da bulunduğu ve tedavisinin yurt dışında devam ettiği gerekçesiyle 22/9/2020 tarihinde adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına karar vermiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi 20/5/2021 tarihinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş olup dava temyiz aşamasında derdesttir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.