T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:22/12/2022 Davanın Türü:İtirazın iptali (Eser Sözleşmesi) (Denizli İcra ... Esas) (Eski Denizli 2. İcra ... Esas) Dava Tarihi:10/05/2021 Karar Yazım T:23/12/2025 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incel…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İncelenen Kararın Mahkemesi:Denizli 1.Asliye Ticaret Mahkemesi Tarihi:22/12/2022 Davanın Türü:İtirazın iptali (Eser Sözleşmesi) (Denizli İcra ... Esas) (Eski Denizli 2. İcra ... Esas) Dava Tarihi:10/05/2021 Karar Yazım T:23/12/2025 İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü; I. DAVA Davacı vekili açtığı dava ile, taraflar arasında 12/03/2020 tarihli 800 kg kapasiteli 4 duraklı 10 kişilik makine daireli elektrikli insan asansörü işi için sözleşme yapıldığını, bu işe ilişkin 12/03/2020 düzenleme tarihli 75.520,00 TL bedelli fatura düzenlendiğini, sözleşmeye göre bedelin %30'u peşin olarak geri kalan bedelin ise 30, 60 ve 90 günlük vadeli çekler ile ödemesinin kararlaştırıldığını, davalı peşin olarak 30.000,00 TL ödemiş ise de, bakiye 45.520,00 TL borcun ödenmediğini, 23/06/2020 tarihinde Denizli 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile borçlu tarafından ödenmeyen 45.520,00 TL üzerinden borçlu şirket aleyhine ilamsız icra takibinin başlatıldığını, borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durdurulduğunu belirterek, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevabında, davalı ile davacı firma yetkilisi ...'ın kardeşi ... Asansör ... arasında asansör inşası hususunda sözlü olarak sözleşme akdedildiğini, asansörün bedelinin 75.520,00 TL olarak belirlendiğini, davalı tarafından dava dışı ...'a ... Bankasının 45.000,00 TL bedelli çeki ön kapora mahiyetinde teslim ettiğini, davacı firmanın kardeş şirketi konumundaki firmanın keşide tarihinde çeki tahsil ettiğini, karşı tarafın banka hesabına 31/01/2020 tarihinde 25.000,00 TL, 07/02/2020 tarihinde ise 5.000,00 TL olmak üzere ödemelerin yapıldığını, davacı tarafın iddia ettiğinin aksine davalının, davacıdan 10.000,00 TL alacağının bulunduğunu, davalının, davacı firmaya herhangi bir borcu olmaması sebebi ile davanın esastan reddine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk derece mahkemesi, taraflar arasında eser sözleşmesinden kaynaklı ticari ilişki bulunup eser sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda akdi ilişkinin varlığını ve işin yapılıp teslim edildiğini kanıtlama mükellefiyeti yükleniciye ait ise de, faturaların davalı defterinde kayıtlı olup, davalı tarafından ödeme iddiasında bulunulduğu, davalının bu savunmasının “bağlantılı bileşik ikrar" mahiyeti taşıdığı, bu haliyle ispat yükünün davalıya düştüğü ve davalı tarafın iş bedelini ödediğinin ispatlanması gerektiği, her ne kadar davalı tarafından ödemenin havale ile yapıldığına ilişkin beyanda bulunulmuş ise de, yapılan ödemelerin davaya konu faturalara ilişkin olduğuna dair havalede açıklama bulunmadığı, cevap dilekçesinde yemin deliline dayanıldığından, davalı tarafa yemin delilinin hatırlatıldığı, davalı tarafın yemin deliline dayanmayacağını beyan ettiği, bu haliyle davalı tarafın ödeme iddiasını ispat edemediği sonuç ve kanaatine varıldığı, TTK'nın 125. maddesine göre ticaret şirketlerinin tüzel kişiliğe haiz olduğu, ticaret şirketlerinin Türk Medeni Kanununun 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabileceği ve borçları üstlenebileceği, bu hususdaki kanuni istisnaların saklı olduğu, ticari şirketleri tüzel kişiliğe sahip olduklarına göre ortaklık mal varlığının sahibinin tüzel kişi olduğu, aktif ve pasif dava ehliyetine sahip olanın tüzel kişi olduğu, kural olarak her tüzel kişi şirketin kendi borçlarından ve sadece kendi mal varlığı ile sorumlu olduğu, ancak, tüzel kişilik perdesinin kötüye kullanıldığı durumlarda, perdenin aralanması suretiyle gerçek sorumlulara da başvuru imkanı verilebildiği, perdenin aralanması ilkesinin genel olarak tüm modern hukuklarda öğretide ve içtihatlarda gittikçe netleşen ve ilkeleri hukuk kuralları haline dönüşen bir kuramın yerleşmesi sonucunu doğurduğu, bu kural perdeyi kaldırmak, diğer bir ifadeyle hakkaniyet ve hükümlerin gaye ve ruhunun gerektirdiği anda perdenin arkasına sığınmış diğer bir tüzel kişiliğine giderek onun bu perdeden haksız yere faydalanmasını, sorumluluktan dolayısıyla takipten kurtulmasını önlemek olduğu, perdenin kaldırılmasında genel hukuki dayanağın, tüzel kişiliğin kötüye kullanılması sebebi ile TMK'nın 2. maddesi olduğu, öğreti ve uygulamada tüzel kişilik perdesinin aralanmasının genel olarak üç değişik durumda mümkün olabileceğinin ifade edildiği, birinci durum perdenin düz aralanması olarak ifade edilen şirketin borcu için şirkete ilave olarak ortakların da borçtan sorumlu tutulması olduğu, ikinci durum perdenin ters çevrilerek aralanması olarak ifade edilen ortağın borcu için ortağın yanında şirketin de borçtan sorumlu tutulması olduğu, nihayet üçüncü durumun ise, somut uyuşmazlık bakımından tartışılması gereken ve perdenin çapraz aralanması olarak ifade edilen, borçlu şirketin yanında aynı ana şirkete bağlı bir kardeş şirketin sorumluluğu cihetine gidilmesi olduğu, perdenin çapraz aralanmasının sadece ana ve kardeş şirket için değil, aynı zamanda grup veya holding sistemi içinde yer alan kardeş şirketler arasında da söz konusu olduğu, davalı tarafından, davacı şirket ile dava dışı ... Asansör şirketi arasında organik bağ bulunması nedeniyle davacı taraf ile herhangi bir alacak borç ilişkinin kalmadığı iddia edilerek, davanın reddinin talep edildiği, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile davacı ve dava dışı ... Asansör şirketinin ekonomik anlamda bağımsız şirketler olması, şirketlerin faaliyetlerinin ekonomik ve ticari anlamda bir bütünlük arz ederek birbirini tamamlayıcı nitelikte olmaması, şirketlerin tek ve aynı iktisadi işletmeye vücut vermemesi ve davalıyı zarara uğratmaya yönelik yapılmış iş ve işlemler bulunmaması nedenleriyle aralarında organik bağ bulunmadığının sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, davalının Denizli 2. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin kaldığı yerden aynen devamına, 45.520,00 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. B. İstinaf Nedenleri Davalı vekili, mahkeme tarafından iddialarının ve mevcut delillerin eksik ve hatalı değerlendirildiği, aralarındaki sözlü anlaşma uyarınca davacı şirketle organik bağı bulunduğu sabit olan ... Asansör / ...'a yapılan 45.000,00 TL ödemenin, bakiye alacak miktarından mahsup edilmediği, belirtilen ödemenin karşılıksız çıkan çekin ön yüzüne işlenildiği, davalı şirketin dava konusu alacak miktarının tamamını ödediği, ayrıca 10.000,00 TL fazla ödemede bulunduğu, davalı şirket yetkilisinin kredi kartıyla davacıya yapılan 10.000,00 TL ödeme ile ilgili ispat külfeti yönünden hatalı değerlendirme yapılmak suretiyle taraflarına yemin teklifi sunmak üzere süre verildiği, taraflar arasında başka bir ticari ilişkinin mevcut olmadığı, düzenlenen bilirkişi raporunda davacı şirketle dava dışı firma arasında organik bağın varlığı kabul ve tespit edilmişken, gerekçeli kararda organik bağın bulunmadığına dair yapılan değerlendirmenin çeliştiği ve dosya münderecatı ile uyuşmadığı, ortada likit bir alacak mevcut olmadığından, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin ve gerekçesinin açıkça belirtilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, İcra İflas Kanununun 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Dava bir yıllık hak düşüm süresi içerisinde açılmıştır. Uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. 2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. 3. Değerlendirme 3.1.Davacı yüklenici tarafından, davalı iş sahibi aleyhine 12/03/2020 tarihli 75.520,00 TL tutarlı faturanın ödenmeyen bakiye bedeli olan 45.520,00 TL asıl alacak ve 571,34 TL işlemiş faiz alacağı toplamı olan 46.091,34 TL alacağın tahsili istemiyle Denizli 2. İcra Dairesinin ... Esas (Denizli İcra Dairesinin ... Esas) sayılı takip dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış olup, davalı borçlunun borca, faize ve tüm fer'ilerine yönelik itirazı üzerine takip durmuştur. Açılan davada, dava değeri 46.091,34 TL olarak gösterilmiş ve itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmiştir. O halde, itirazın iptali davasının konusunu icra takibinde talep edilen asıl alacak ve işlemiş faizin oluşturduğu anlaşılmaktadır. 3.2.Taraflar arasında düzenlenen 12/03/2020 tarihli asansör kurulumuna ilişkin eser sözleşmesi dosyaya sunulmuştur. Davacı tarafça takibin dayanağı faturanın ödenmeyen bakiye bedeli nedeniyle davalıdan alacaklı olunduğu ileri sürülmekte olup, davalı taraf ise, öncesinde, davacı şirketle organik bağı olan dava dışı asansör firmasıyla sözlü olarak anlaştıklarını, sonrasında talep doğrultusunda davacı şirketle yazılı sözleşme imzalandığını, davacının kabulünde olan 30.000,00 TL ödeme dışında ... Asansör / ...'a verilen 45.000,00 TL tutarındaki çekin karşılıksız çıkması sonrasında çek bedelinin ...'a ödendiğini, ayrıca davalı şirket yetkilisinin kredi kartından davacı şirkete 10.000,00 TL ödendiğini, dolayısıyla davacı şirkete borçlu olmayıp, aksine alacaklı oldukları savunulmaktadır. 3.3. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre, bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 Sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nin 297. maddesine göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. 3.4.Somut olayda, mahkemece hangi gerekçeyle takibe konu asıl alacak ve işlemiş faiz miktarının talep edilmesinin haklı olduğu ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı, ayrıca icra inkar tazminatına hükmedilmesi koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı gerekçeli kararda açıklanmamıştır. Sadece davacı şirket ve dava dışı ... Asansör firması arasında organik bağ bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi emredici nitelikteki anayasal ve yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. 3.5.Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm tesisine yeterli bulunmamaktadır. Bilirkişi ... tarafından düzenlenen ... tarihli bilirkişi raporu ile davacı şirket yetkilisi ile dava dışı ... Asansör firmasının sahibinin kardeş oldukları, her iki firmanın da faaliyet alanlarının ve faaliyet adreslerinin aynı olması, mizan kayıtları, davaya konu asansör yapımı için verilen ve karşılıksız çıktığı yazılan çekin de dava dışı firmanın ticari defterlerinde kayıtlı olması ve dava dışı firma ile davalı arasında bir ticari ilişkinin olmaması gibi sebepler göz önüne alındığında, davacı şirketle dava dışı ... Asansör firması arasında organik bağ olduğu kanaatinin oluştuğu bildirilmiştir. Davacı şirket ve dava dışı ... Asansör firmasının (...) ortaklarını, temsilcilerini, faaliyet konularını ve faaliyet adreslerini gösterir şekilde ticaret sicil kayıtları ile davacı şirket ortağı ve / veya yetkilisi ile ...'ın nüfus kayıtlarının dosya içerisine getirtilmesi gerekmektedir. Bu kayıtların incelenmesi ve değerlendirilmesi, davanın tarafları arasındaki sözleşme ile takibin dayanağı faturanın düzenlenme tarihlerinin aynı olması (sözleşme tarihinde işlerin tamamlanarak aynı tarihte faturanın düzenlenmesi hayatın olağan akışına uygun düşmemektedir.) kredi kartıyla yapılan 10.000,00 TL ödeme dışındaki ödemelerin sözleşme tarihinden önce yapılmış olması ve 45.000,00 TL tutarındaki davalı tarafından ... Asansör / ... emrine düzenlenen çekin, ... Asansör / ...'ın incelenen ticari defterinde kayıtlı olması ve bunun dışında ticari ilişkinin taraf defterlerinde kayıtlı olmaması hususları birlikte dikkate alınarak, davalı tarafın savunmasının doğruluğu ve davacı şirketle dava dışı ... Asansör / ... arasında organik bağ olup olmadığının tespiti ile sonuca gidilmesi gerekmektedir. 3.6. Yapılan açıklamalar doğrultusunda, organik bağın varlığının kabulü halinde, söz konusu 45.000,00 TL tutarındaki çekin davalı tarafından dosyaya sunulması itibariyle, üzerinde ödendi ibaresi yazılı bulunan çekin, davalı tarafın elinde olması, çek bedelinin davalı tarafından ödendiğine karine oluşturmaktadır. Davacı tarafça, bu karinenin aksi usulünce ispatlanamamıştır. Diğer taraftan, davacıyla aralarında başka bir ticari ilişki olduğu ileri sürülmeyen ve ispatlanmayan davalı şirket yetkilisi tarafından, kredi kartına istinaden davacıya yapılan 10.000,00 TL tutarındaki ödemenin sözleşme kapsamında yapılan ödeme niteliğinde olduğunun kabulü ile bu bedelinde iş bedelinden düşülmesi gerekmektedir. 3.7. Yukarıda yapılan açıklamalar gözetilerek, eksik hususların giderilmesi suretiyle sonuca gidilmesi ve gerekçeli şekilde hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma neticesinde, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemektedir. Bu sebeplerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nun 353/1-a/4,6 maddeleri uyarınca, esası incelenmeden kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. V. KARAR 1)Yerel mahkeme kararının esası incelenmeksizin ORTADAN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2)Peşin alınan istinaf karar harcının isteği halinde ilk derece mahkemesince istinaf yoluna başvuran tarafa iadesine, 3)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 23/12/2025 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi. ...