6. Hukuk Dairesi 2010/2660 E. , 2010/9071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :9.12.2009 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 6570 Sayılı Yasanın 7/son maddesi gereğince tahliye istemine ilişkindir. Davacı ...’in maliki bulunduğu Güre Belediyesi sınırları içindeki mesken nitelikli taşın
**6. Hukuk Dairesi 2010/2660 E. , 2010/9071 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi KARAR TARİHİ :9.12.2009 Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı tahliye davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, 6570 Sayılı Yasanın 7/son maddesi gereğince tahliye istemine ilişkindir. Davacı ...’in maliki bulunduğu Güre Belediyesi sınırları içindeki mesken nitelikli taşınmaz 20.11.1990 başlangıç tarihli ve bir yıl süreli kira sözleşmesi ile davalı ...’a kiralamıştır. Kira sözleşmesi ve koşulları konusunda taraflar arasında bir çekişme yoktur. Davacı vekili 2.7.2008 günlü dava dilekçesi ile davalının 20.11.1990 başlangıç tarihli sözleşme ile kiracı olduğunu, davalının Edremit-Zeytinli Belediyesi sınırları içinde oturulabilir nitelikli meskeni bulunduğunu belirterek, davalının 6570 Sayılı Yasanın 7/son maddesi gereğince tahliyesini istemiştir. Mahkeme davalının taşınmazının Zeytinli Belediyesi sınırları içerisinde olduğunu, kiralananın Akçay Güre Belediyesi sınırları içerisinde bulunduğunu, Edremit’in beldeleri olan Zeytinli ve Güre’yi aynı şehir olarak kabul etmek gerektiğini, davalıya ait konutun da oturulabilir konut olduğunu vurgulamak suretiyle taşınmazın tahliyesine karar vermiştir.Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 6570 Sayılı Yasanın 7/son maddesi aynı şehir veya belediye sınırları içinde kendisi veya birlikte yaşadığı eşi adına kayıtlı oturabileceği meskeni bulunan kiracının oturduğu yeri malikin isteği üzerine tahliye etmeye mecbur olduğu hükmünü içermektedir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere bu madde üç koşul öngörmektedir. Bunlar; 1-Varlığı ileri sürülen konutun aynı şehir veya Belediye sınırları içinde olması 2-Kiracının veya birlikte yaşadığı eşi adına kayıtlı olması 3-Konutun oturulabilir nitelikte bulunmasıdır. Temyize konu olayda “varlığı ileri sürülen konutun aynı şehir ve Belediye sınırları içinde olması” koşulu önem taşımaktadır. Kiracıya ait meskenin kiralananla aynı Belediye sınırları içinde olmadığı kiralananın Güre Belediyesi sınırları içinde davalıya ait meskenin Zeytinli Belediyesi sınırları içinde olduğu çekişmesizdir. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğünde (2009-tıpkı basım) şehir; nüfusunun çoğu ticaret, sanayi, hizmet veya yönetimle ilgili işlerle uğraşan, genellikle tarımsal etkinliklerin olmadığı yerleşim alanı, kent(sayfa 1855) anlamındadır. Belediye ise; il, ilçe, kasaba, belde vb. yerleşim merkezlerinde temizlik, aydınlatma, su, toplu taşıma ve esnafın denetimi gibi kamu hizmetlerine bakan, başkanı ve üyeleri halk tarafından seçilen, tüzel kişiliği olan örgüt olarak tanımlanmaktadır. Burada (aynı şehir veya Belediye hudutları içinde olmak) deyiminden ne anlaşılması gerektiği, şehir veya Belediye tabirlerinin eş anlamlı kelimeler olup olmadığı konusu üzerinde durulmak gerekir. Prof Dr. F.N.Feyzioğlu “Borçlar Hukuku Hususi Kısım (1970.sayfa 494-495) isimli kitabında "o halde (şehir) ile (belediye) tabirleri arasındaki irtibat derecesi nedir? Bunlar eş anlamlı (müteradif) kelimeler midir? Eş anlamlı iseler, neden (ve) denmemiş de (veya) denmiştir? Genellikle, (şehir) tabiri ile bir ilin merkez kazası kastolunmakta ve idari taksimat ile beledi taksimat çok vakit aynı hudutlarla ayrılmamaktadır. Acaba sebep bu mudur?Bu sorunun izahına yarar bir açıklamaya, doktrinde ve tatbikatta rastlayamayınca Kanun vazıının maksadını araştırmak gayesiyle B.M.M. Zabıt ceridelerine baktık. Gördük ki, bu fıkra, Prof Muhlis Ete tarafından teklif edilmiştir. Verdiği takrir (aynı şehir ve aynı belediye hudutları içinde) şeklindedir. Fakat Reis, Muhlis Ete’nin takririni okurken (aynı şehir veya belediye hudutları) demiş ve kanuna da böylece (veya) şeklinde geçmiştir. Şu hal gösteriyor ki, kanun vazıının kastı her ikisini eş anlamlı kullanmaktır. Yargıtay kararlarında ise, daha çok (belediye hudutları) tabirinin kullanıldığı ve gayrimenkulün belediye hudutlarının içinde veya dışında oluşuna göre hadisenin tahliye sebebi olarak kabul edilmekte ve edilmemekte olduğu görülmektedir"demektedir. Prof Dr. Kenan Tunçomağ da “Türk Borçlar Hukuku Cilt 2 Özel Borç İlişkileri” (1977.Sayfa 651) isimli kitabında (F bendinde kullanılmış aynı şehir veya belediye hudutları içinde sözleri yerinde olmayıp bunun aynı belediye sınırları içinde biçiminde anlaşılması gerekir. Zaten GKK.’nun 1. maddesi de bu yasanın her şeyden önce belediye örgütü bulunan yerlerde yani şehir ve kasabalarda uygulanacağını belirtmiştir. O halde f bendinde sadece belediyeden söz edilmesi de yetişecekdi” denmek suretiyle kanaatını belirtmiştir. Ayrıca Büyükşehir Belediyeleri ile davaya konu olan belediyeler arasında bir benzerlik olduğu da söylenemez. Büyükşehir Belediyeleri 5216 Sayılı Yasa ile kurulmuş en az üç ilçe veya ilk kademe belediyesini kapsayan bu belediyeler arasında koordinasyonu sağlayan, kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine getiren, yetkileri kullanan, idari ve mali özerkliğe sahip ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzel kişileridir. Büyükşehir içindeki alt yapı hizmetlerini, ulaşım hizmetlerini koordine etmek gibi görevleri vardır. İşte bu niteliği ve görevleri dikkate alınarak 6570 Sayılı Yasanın 7/son fıkrasının uygulanmasında Büyükşehir Belediye sınırları esas alınmış ve Yargıtay uygulamaları da bu doğrultuda sürdürülegelmiştir. Bu açıklamaların ışığı altında Edremit Belediyesi'nin Büyükşehir Belediyesi olduğu söylenemeyeceği gibi Güre ve Zeytinli Belediyelerinin de Edremit Belediyesine bağlı belediyeler olarak kabulü mümkün değildir. O halde Büyükşehir Belediyesi vasfında olmayan bir yerde ayrı ayrı belde belediye sınırları içinde bulunan meskenler için 6570 Sayılı Yasanın 7/son maddesinin uygulanması olanağı yoktur. Bu nedenle davanın reddine karar vermek gerekirken yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 13.7.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.