14. Hukuk Dairesi 2015/9154 E. , 2015/9176 K. "" MAHKEMESİ : Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/12/2014 NUMARASI : 2014/47-2014/135 Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.11.2010 gününde verilen dilekçe ile suya müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 23.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin …
**14. Hukuk Dairesi 2015/9154 E. , 2015/9176 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 03/12/2014 NUMARASI : 2014/47-2014/135 Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 23.11.2010 gününde verilen dilekçe ile suya müdahalenin önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 23.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: \_ K A R A R \_ Dava, suya vaki elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir. Davacı, paydaşı bulunduğu 165 ada 13 parsel sayılı taşınmazdan çıkan suya davalı tarafın izinsiz kazı çalışmaları yaparak boru döşendiğini, kendi taşınmazının sulu arazi özelliğini yitirdiğini ve ağaçların kuruduğunu belirterek elatmanın önlenmesini ve boruların kal'ini istemiştir. Davalı köy muhtarlığı, dava konusu suyun içme suyu olarak kullanıldığını, kaynağın ve boruların bulunduğu taşınmazın davacıya ait olmadığını, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, mahallinde yapılan keşif sonucu alınan fen bilirkişisi raporuna göre, dava konusu suyun ve çalışma yapılan yerin hazine adına kayıtlı 165 ada 8 parsel sayılı taşınmazda kalmasına rağmen davanın kısmen kabulüne, bilirkişi rapor ve krokisinde (A) harfi ile gösterilen su kaynağına davalı köy tüzel kişiliğinin elatmasının önlenmesine, davacının arazisi üzerinden geçtiğini iddiaa ettiği su hattının kal'ine ilişkin istemin ise reddine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gereğince; Arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsar. Bu mülkiyetin kapsamına yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynaklar da girer. Gerek Türk Medeni Kanununun 718. maddesi gerekse 756/2. maddesinde sözü edilen kaynaklar, yeraltı sularından farklıdır.Kaynak, kökeni yeraltı suyu olan tabi ve sürekli olarak yeryüzüne çıkan özel mülkiyete girecek nitelikte özel bir su olup, suni bir şekilde veya ara sıra yeryüzüne çıkan su kaynak niteliğini kazanmaz (Gürsoy/Eren/Cansel, Türk Eşya Hukuku, Ankara 1978, s.618). Ayrıca, kaynaktan çıkan suyun yararı kamuya ait bir akarsu oluşturacak kadar bol çıkması halinde kaynak artık özel mülkiyete konu olamaz. Yine, yeraltı suyundan sondaj gibi suni yollarla çıkartılan sulardan yararlanma usulü de 167 sayılı Yeraltı Suları Kanununa tabidir.