8. Hukuk Dairesi 2014/5522 E. , 2015/1851 K. "" Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.11.2013 gün ve 403/470 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili; dava konusu 114 ada 2 parsel sayılı taşınmazın aktif ...'nın taşkın kotun…
**8. Hukuk Dairesi 2014/5522 E. , 2015/1851 K.** **"İçtihat Metni"** Asliye Hukuk Mahkemesi DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil Hazine ile ... aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının reddine dair Asliye Hukuk Mahkemesi'nden verilen 13.11.2013 gün ve 403/470 sayılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Davacı Hazine vekili; dava konusu 114 ada 2 parsel sayılı taşınmazın aktif ...'nın taşkın kotunda yer almasına rağmen davalı adına tapuda kayıtlı olduğunu, ...'nın yüksek sarfiyatlı taşkın riski bulunduğunu, Başbakanlık Genelgeleri ve diğer mevzuatlar çerçevesinde dere yataklarının tespitinde DSİ'nin görüşünün alındığını ve DSİ'nin görüşünde dava konusu taşınmazın ...yatağında ve taşkın alanda olduğunun bildirildiğini açıklayarak, taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile terkinine karar verilmesini istemiştir. Davalı cevap dilekçesinde, dava konusu taşınmazın su baskını altında bulunan yerlerden olduğuna dair bir ilanın yapılmadığını, bunun yanısıra 4373 sayılı Kanun'un mülkiyet hakkını yasaklamadığını ve bu yönde yargı kararlarının mevcut olduğunu, taşınmazda kıyı kenar çizgisinin bulunmadığını ve taşınmazın kadimden beri tarım arazisi olarak kullanıldığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece; 4373 sayılı Kanun'un mülkiyet hakkını sınırlamadığı, bahsi geçen Kanunun 2. maddesinde taşkın alanda yer alan taşınmazların üzerinde bulunabilecek muhdesatlar için düzenleme getirildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 4373 sayılı Kanun gereğince yapılması gerekli olan ilanların yapılmadığını ve taşkın sularla ilgili bir tehlike oluştuğunda idare tarafından önlemler alınabileceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi üzerine, hüküm davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir. Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından, dava konusu 114 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 2004 yılında yapılan kadatro çalışmalarında, cennet meyvesi vasfı ile 1021,57 m2 olarak davalı adına tespit ve tescil edildiği, 07.01.2013 tarihli ziraat ve jeoloji bilirkişilerin birlikte vermiş oldukları bilirkişi raporunda, taşınmazın hali hazırda narenciye bahçesi olduğu, en az 35 yıl tarımsal amaçlı kullanıldığı, 911,20 m2'sinin tarım arazisi olduğu ve bu şekilde kullanılmasının sürdürülebilir olduğunun açıklandığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken Mahkemece yapılan yargılamada, elde edilen fen bilirkişi ve ziraat ve jeoloji bilirkişi raporlarından, fen bilirkişi raporunda mavi renkle gösterilen ve B harfi ile belirtilen 911,20 m2 lik kısım tarım arazisi niteliğinde olup özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğundan, Mahkeme'nin davanın reddine ilişkin kararı doğru görülmekle Hazine vekilinin bu kısıma ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir.