DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/256 E. , 2024/1309 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/256 Karar No : 2024/1309 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişki
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/256 E. , 2024/1309 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/256 Karar No : 2024/1309 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'' suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, söz konusu tanık ifadelerinde, davacının örgütle bağlantısına yönelik olasılığa dayalı yorum ve varsayım ile duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulduğu, davacının örgütle bağlantısı bulunduğuna, davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını desteklediğine, onlar lehine seçim çalışması yürüttüğüne, seçimde örgüt lehine sandık müşahitliği yaptığına ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğuna ilişkin somut verilere dayalı bir beyanda bulunulmadığı, aksine tanık K.T. tarafından seçim konusunda tamamen tarafsız kalmaya çalıştığının belirtildiği; davacının aynı adliyede görev yaptığı meslektaşlarıyla örgütsel amaçlarla görüştüğüne ve birlikte hareket ettiğine ilişkin iddianın somut bilgilerle desteklenmediği, bu konuda gözlemlerden ve duyumlardan hareketle çıkarımda bulunulmaya çalışıldığı, tanık A.A. ve B.T. tarafından davacının kuradan gelen hakim ve savcılarla birlikte hareket ettiğinin ancak bu kişilerden meslekten çıkarılanlar olduğu gibi halen meslekte olanların da bulunduğunun belirtildiği; M.D. adına düzenlenen toplantıda davacı tarafından söylenen sözlere ilişkin olarak tanıkların ifadelerinin duyuma dayalı olduğu, birbirini doğrulamadığı ve birbiriyle tutarlı olmadığının görüldüğü, M.Ç. tarafından ise davacının kendisine sarf ettiği sözlerin kendi kanaatine göre yorumlayarak aktarıldığı; Samandağ'da düzenlenen yemek konusundaH.Y. tarafından yemeğin neden düzenlendiğini bilmeyerek katıldıklarının ifade edildiği, yine tanık S.D. tarafından davacının kendisine "yemeğin normal bir yemek olduğunu düşünerek katıldığını" ifade ettiği, anılan yemeğin örgütsel faaliyet kapsamında düzenlendiği ve davacının örgütsel saiklerle yemeğe katıldığının somut verilerle desteklenmediği, davacının örgütle iltisakının ve irtibatının bulunduğuna, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını "desteklediğine" ve örgütsel amaçlarla örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine ilişkin olarak dava dosyasında herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden, anılan tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan, davacı hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda yer alan ifadeler incelendiğinde, davacıyı örgütle ilişkilendirecek herhangi bir ifadeye de yer verilmediğinin görüldüğü, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan 03/03/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 29/04/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ...esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Diğer taraftan, davalı idarece, davacı hakkındaki şikayet dilekçelerinden bahsedilmiş ve bu durumun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu dilekçelerin davalı idare tarafından sunulmadığı gibi bu dilekçeler üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulunca işlem yapıldığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görüldüğünden davacı hakkındaki şikayetlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koymaya yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Öte yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan yürütülen soruşturma sonucunda verilen kovuşturmaya yer olmadığı kararında davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından, anılan karardaki hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 03/03/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu, HTS analiz ve inceleme raporu bulunduğunu belirtmiş olmalarına rağmen, Dairece bu delil ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığı ve KYOK kararında "irtibat ve iltisakı gösteren herhangi bir delil bulunmadığı anlaşıldığından" şeklindeki bir gerekçeyle eksik ve hatalı bir şekilde karar verildiği, davacının seçim dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin tanık ifadelerinin, anılan örgütle irtibat ve iltisak halinde olduğunu ortaya koyduğu, ifadelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği, ifadelerde, somut ve görgüye dayalı beyanların olduğu, davacı ile birebir tartışan, diyaloğa giren M.Ç.'nin ifadesinin, duyum/çıkarım olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğu, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 29/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini "Yurtta Sulh Konseyi" olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ...sayılı kararıyla, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. Öte yandan, davacı hakkında "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma'' suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması neticesinde ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturacak nitelikte ve yeterlilikte delil elde edilemediği gerekçesiyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT : 1) Anayasa Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa'da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa'nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir. Anayasa'nın 5. maddesi: "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir. Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır. Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz." Anayasa’nın 9. maddesi: "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır." Anayasa’nın 13. maddesi: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz." Anayasa’nın 14. maddesi: "Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz. Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz. ..." Anayasa’nın dava konusu kararın tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: "Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir. Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz." Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz." Anayasa’nın 36. maddesi: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz." Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler." Anayasa’nın 139. maddesi: "Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır." Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: "Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler." Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: "Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar." Aynı maddenin sekizinci fıkrası: "Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar. ..." 2) AİHS AİHS'in 6. maddesinin birinci fıkrası: "Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir." AİHS'in 8. maddesi: "Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir." AİHS'in 15. maddesi: "Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir. Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez. Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir." 3) Kanun667 sayılı KHK'nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: "Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir." Üçüncü fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır." Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: "Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır. ..." 4) Etik İlkeler Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan "Bangalor Yargı Etiği İlkeleri"nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir. Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 1) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. 2) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir. Öte yandan, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca olağanüstü tedbir niteliğinde bir idari yaptırım olarak meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen yargı mensupları hakkında bu olağanüstü tedbirin sebebini oluşturan eylem ve davranışların niteliği ve mahiyeti itibarıyla aynı zamanda ceza hukuku bakımından da suç oluşturması halinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) uyarınca "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak" suçundan ceza soruşturması ve kamu davası açıldığı da görülmüştür. Bununla birlikte, 667 sayılı KHK uyarınca bir yargı mensubu hakkında terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan yargı mensubu hakkında açılan ceza soruşturmasında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına veya ceza davasında beraatine karar verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır. Bu durumda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan adli soruşturma sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Kurulumuz tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığı da bulunmamaktadır. Dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki bilgi ve belgelerin değerlendirilmesine gelince; Yargı mensubu olarak görev yapan A.A.'ya ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Ben şu an ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyorum. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ...'ı 2012 yılı kura kararnamesi ile kendisinin benim görev yaptığım ... Adliyesine Cumhuriyet Savcısı olarak atanmış olması ve 2016 yılı yaz kararnamesine kadar bu adliyede görev yapmış olması nedeniyle tanırım... ... ile birlikte adliyeye kura kararnamesinden 8-9 hakim savcı atanmıştı, ..., seçim döneminde genel itibariyle kuradan gelen bu yeni hakim ve savcılarla birlikte geziyordu, zira kendisi de kuradan gelmişti, kuradan gelen bu yeni hakim ve savcıların birçoğunun 15 Temmuz 2016 sonrasında HSYK Genel Kurulunca meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olması nedeniyle ben...'ın da bu yapı ile irtibatlı olabileceğini düşünmüştüm, ancak hepsi kuradan gelmiş olduğu için ... bu kişilerle gezmiş olabilir. Bu kuradan gelen hakim ve savcıları ... adliyesine yine bu hakim ve savcılarla aynı dönemde kuradan atanan E.Y. isimli FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verildiğini bildiğim Cumhuriyet Savcısının arayarak yemeğe davet ettiğini, bunun üzerine kuradan atanan herkesin bu yemeğe gitmek üzere ... Adliyesinin otoparkına indiklerinde orada yine FETÖ irtibatı nedeniyle sonradan meslekten çıkarılmasına karar verilen eski ... İdare Mahkemesi Başkanı H.E.'yi gördüklerini, bunun üzerine şaşırdıklarını, aşağıya inmiş bulununca kerhen araçlara binerek yemeğe gitmek üzere hareket ettiklerini bana yine kuradan atanan ve halen görevde olan Cumhuriyet Savcısı H.Y. anlatmıştı. ...'ın bu yemeğe gönüllü olarak mı yoksa kerhen mi katılanlardan olduğunu bilemiyorum. Ayrıca YBP adaylarından M.D.’nin adliyeye ziyarete geldiği dönemde Hakim ve Savcılar toplantıya çağırılmıştı. O arada ...'ın da masada otururlarken bağımsız adı altında seçime giren daha sonra FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen adayları kastederek diğerleri geldiğinde neden toplantı yapmıyorsunuz şeklinde o dönemdeki ... Başsavcı vekili M.Ç.'ye söylediğini adliye ortamından duydum. ..., 2016 yılının başında evlenmişti, eşi de doktordu. Evlenmesine vesile olanın ...Üniversitesinde Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığında Profesör olan M.A.'ydı, bu şekilde ... ile eşinin evlenmesine vesile olduğunu profesör M.A. bana bizzat söylemişti. Profesör M.A.'nın da FETÖ irtibatı nedeniyle adli soruşturması devam etmektedir..." Yargı mensubu olarak görev yapan M.Ç.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen ... tarihli tanık ifade tutanağı; "Ben 2014 Temmuz ve 2016 Temmuz tarihleri arasında ... Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yaptım.... ... Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptı, birlikte yaklaşık 2 yıl çalıştık. 2014 HSYK üye seçim sürecinde FETÖ irtibatı nedeniyle ihraç edilen hakim savcılarla birlikte hareket etti, bağımsız görünümlü paralel adayları destekleyen kesimin yanında yer aldı. Duyduğum kadarıyla paralellerin Samandağ da düzenlediği yemeğe de katılmış. YBP için düzenlenen yemeğe katıldığını görmedim. Cumaya gidip gitmediğini bilmiyorum. Seçim sürecinde adliyeye YBP seçim çalışması için gelenler için savcılık katındaki toplantı odasında düzenlenen toplantı için... “siz neden YBP adayları için toplantı düzenliyorsunuz da diğer adaylar için toplantı düzenleyip bizi çağırmıyorsunuz” şeklinde konuştuğu da bana gelen bilgiler arasındaydı..." Yargı mensubu olarak görev yapan S.D.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 17/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Ben şu an İskenderun Adalet Komisyon Başkanı olarak görev yapıyorum. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen ...'ı ... Adliyesinde görev yapmış olması nedeniyle tanırım, ben 2012-2015 yılları arasında ... Adliyesinde hakim olarak görev yapmıştım, kendisi de Cumhuriyet Savcısı olarak bu adliyede görev yapıyordu. İki yıl kadar aynı adliyede görev yaptık. 2014 HSYK seçim sürecinde eski ... Komisyon Başkanı T.H. ve eski ... İdare Mahkemesi Başkam H.E. bağımsız adı altında seçime girip FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen HSYK üye adayları lehine çalışmak amacı ile ...'a geldi. İkisinin de ...'ın odasına girdiklerini gördüm, bağımsız adı altında seçime girip FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen HSYK üye adayları lehine çalışan adliyedeki diğer hakim ve savcıların da ...'ın odasına T.H. ve H.E.'nin ...'ın odasında bulunduğu sırada girdiklerini gördüm. T.H. ve H.E. sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmış kişilerdir. O tarihte Yargıda Birlik Platforum adayı olan M.D. bey seçim öncesinde YBP toplantısı için adliyemize geldiğinde ... bu toplantıya da katıldı. Bu toplantı esnasında ben o dönemki ... Başsavcı Vekili M.Ç. ile ...'ın tartıştığını gördüm, bunun üzerine Başsavcı vekilimizin yanma giderek ne diyor ... dedim, M.Ç. bey de bana Nurullah'ın kendisine "Yargıda Birlik Platformu adayları geldiğinde böyle imkanlar verilmiyor. Yargıda Birlik Platformu Adayları dışındaki HSYK üye adayları geldiğinde niçin tüm hakim ve savcılara haber verilmiyor" dediğini aktardı. Bu konuşmaya şu an İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı K.T.'nin de şahit olduğunu biliyorum, K.T. kendisinin de ...'ın bu sözlerini duyduğunu bana söylemişti. Bu söz bana aktarılınca ben de ...'a hitaben ‘‘Biz Yargıda Birlik Platformu adayları için toplantı yapıyoruz, diğer adaylar için yapmak istiyorsanız sizler de yapın dedim. Kendisi M.D. geldiğinde yapılan toplantıya iştirak etmiştir. 17-25 Aralık süreci ile ilgili bir söylemine şahit olmadım. Sözde bağımsız adayları destekleyen H.E. seçim çalışması için ...'a gelmişti, H.E.'nin de katıldığı hakim ve savcıların Samandağ İlçesinde yaptığı yemeğe ...DAG'ın katıldığını ... bizzat söylemişti. ... sonrasında bu yemeğin normal bir yemek olduğunu düşünerek katıldığını söylüyordu, bu yemeğe şu an meslekte olup da katılan ... Adliyesinde çok sayıda kişi de vardır. 2014 yılı HSYK üye seçim günü bağımsız adı altında seçime katılıp FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılmasına karar verilen HSYK üye adaylarını destekleyenler seçim salonuna hep birlikte geldi, ...'da bu grubun içerisinde geldi. Ben görgü ve duyuma dayalı malumatımı aktardım..." Yargı mensubu olarak görev yapan B.T.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 14/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Şu an Konya Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’ı ... Cumhuriyet Başsavcı olduğum dönemde kendisinin de kura ile ... Cumhuriyet Savcısı olarak atanmış olması nedeniyle tanırım. ... ... Adliyesine atandıktan sonra hatırladığım kadarıyla bir süre askerlik vazifesi için gidip gelmişti, bu nedenle kendisi ile çok uzun süreli bir çalışmamız olmadı... Ben 2014 yılı yaz kararnamesi ile Konya Cumhuriyet Başsavcısı olarak atandım, dolayısıyla HSYK seçimlerinden önce ... Adliyesinden ayrılmıştım. Konya Cumhuriyet Başsavcısı olarak atanıp ... Adliyesinden ayrıldıktan sonra HSYK seçim çalışmaları kapsamında ... Adliyesindeki meslektaşlarımı telefonla arayarak kendilerinden Yargıda Birlik Platformu lehine oy talebinde bulundum, bu bağlamda ...’ı da telefonla aradığımda kendisi bana “değerlendiririz” şeklinde cevap verdi, oy veririm yahut vermem şeklinde bir söylemi söz konusu olmadı..." Yargı mensubu olarak görev yapan K.T.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 19/07/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Şu an İstanbul Anadolu Adliyesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktayım. Meslekten ihraç edilen Cumhuriyet Savcısı ... ile ... İlinde birlikte 2013-2015 yılları arasında çalıştık. 2015 yılında benim tayinim Mardin Savur’a çıktı. Kendisi halen ...’daydı. Ben ve ...kura ile ...’a atanmıştık. Komisyon Başkanı ve İdare Mahkemesi Başkanı yeni gelenleri kazanma adına yemek düzenlediler. Bu yemek piknik şeklinde ve öğle yemeği şeklinde oluyordu. Bu yemeğe Nurullah’ı da çağırıyorlardı. Birkaç kez gittiğini biliyorum. Beni hiç çağırmadılar. Sadece ilk gittiğimde 1. ayın içinde Komisyon Başkanı bizleri bir yemeğe götürdü. Daha sonra bir daha beni çağırmadılar. Sadece ...’nda 2014 HSYK seçimleri için ...’nda bir yemek düzenlendi. Yemeği H.E. düzenlemişti. Çünkü kendisi Van Bölge İdare Mahkemesi üyeliğine atanmasına rağmen yemeğin düzenlendiği gün eşi hamile olmasına rağmen ... Adliyesinde gördüm. Savcı H.Y. bana arkadaşlarla balık yemeye gideceklerini benim de yemeğe gelip gelmeyeceğimi sordu. Ben de hayırdır ne yemeği diye sordum. O da bilmediğini söyledi. Ben bir ara eşimi almak için otoparka indim. Otoparkta H.E. veya E. yanında kuradan gelen yaklaşık ona yakın hakim ve savcı ile birlikte otoparktaydı. Ben kendisine hayırdır başkanım geri mi geldiniz dedim. Kendisi çok bozuldu. Arkadaşlarla yemeğe gideceğini söyledi. ...da seçim döneminde benden bağımsızlar için herhangi bir oy istemedi. YBP üyeleri içinde bir oy istemedi. Daha doğrusu seçim konusunda aramızda herhangi bir konuşma geçmedi. Tamamen tarafsız kalmaya çalışıyordu... ...’nda düzenlenen yemeğe ...katılmıştı. Ancak bilerek mi yoksa bilmeyerek mi katıldığını tam bilmiyorum. ...’ın 17-25 Aralık operasyonları ile bir söylemi olduğunu, cemaati öven bir konuşmasına da şahit olmadım... M.D. ile B.A.’nın adliyeye gelecekleri sırada daha gelmeden toplantı salonunda toplanmıştık. Başsavcı vekili de vardı. Konu tam olarak nereden geldiğini hatırlamıyorum ancak ..., Başsavcı vekiline keşke bütün adaylarla böyle gezseniz ve adliyeye gelen tüm adaylara eşlik etseydiniz diye söylendi. Bunun üzerine Başsavcı vekili kendisine, onlara mihmandarlık yapanlar var zaten, bizim onlarla gezmemize gerek yoktur dedi..." Yargı mensubu olarak görev yapan M.E.B'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 14/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; "Şu an ... Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmaktayım. HSYK Genel Kurulunca FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan ...’ı ... Cumhuriyet Savcısı olduğum dönemde kendisinin de aynı adliyede Cumhuriyet Savcısı olması nedeniyle tanıyorum. 2014 yılı HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformuna yakın durmamıştır. Şöyle ki, Yargıda Birlik Platformu adayları lehine düzenlenen hiçbir organizasyona katıldığını hatırlamıyorum. Bağımsız adı altında seçime girip sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan HSYK üye adayları için düzenlenen yemek ve toplantılara katıldığını o tarihte ... Cumhuriyet Savcısı olup halen... Cumhuriyet Savcısı olan K.T.’den duymuştum, şöyle ki; K.T. bana ... ile adliyedeki başkaca hakim ve savcıların daha önce ... İdare Mahkemesi Başkanlığı yapıp o tarihte ...’da idari hâkim olup bildiğim kadarıyla FETÖ irtibatı gerekçesiyle meslekten çıkarılan H.E.’nin de bulunduğu ... İlçesindeki bir öğle yemeğine katıldığını ifade etmişti. 2014 yılı HSYK seçimlerinden önce o tarihte ... Cumhuriyet savcısı olup sonrasında FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan O.I.’nın yanında isimlerini hatırlamadığım o dönemki HSYK üyeleri ile birlikte ...’ın odasına gittiklerini ve orada bir süre oturduklarını adliye ortamından duydum, kimden duyduğumu ve gelen HSYK üyelerinin kimler olduğunu şu an hatırlamıyorum. ...’ın odasına anlattığım bu olay dışında FETÖ irtibatı olan kişilerin geldiklerini görmedim ve duymadım. Ben ...’dan Yargıda Birlik Platformu adayları lehine oy istediğimde, kendisi bana bu faaliyetlerin boşuna olduğunu, yanlış olduğunu, kendi kafasına göre oy vereceğini, kimsenin kendisine bu konuda baskı yapamayacağını ifade etmişti. Kaldı ki kendisine oy hususunda baskı yapıldığına da şahit olmadım. Ben bildiklerimi aktardım, ...’ın FETÖ irtibatı vardır ya da yoktur diyemem..." Yargı mensubu olarak görev yapan M.Ç.'ye ait, HSK Müfettişlerince düzenlenen 31/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı; Ben 2011 yılı Temmuz ayı ile 2016 yılı Temmuz ayı arasında ... Adliyesinde görev yaptım. 2011-2014 yılları arasında Cumhuriyet Savcısı, 2014-2016 yılları arasında ise Cumhuriyet Başsavcı Vekili idim. 2016 yılı yaz kararnamesi ile de halen Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığım ... Adliyesine atandım. 2014 yılı Ekim ayındaki HSYK seçimleri yapılacağı zaman Ağustos, Eylül ayları gibi o zamanki adıyla YBP olan ve yargıdaki birlik, beraberlik ve tarafsızlığı sağlamayı amaçlayan oluşumun yüksek kurul aday adayları ve sonradan kesinleşince yüksek kurul adayları ... Adliyesini seçim çalışmaları doğrultusunda ziyarete geldiklerinde, ... Cumhuriyet Başsavcısı M.Ç. ve Cumhuriyet Başsavcı Vekili olarak da ben, kendilerine bu çalışmalarda adliyemizdeki Hakim ve Cumhuriyet Savcılarına düşüncelerini ve mesajlarını aktarabilmeleri için kendilerinin adliyemize geldiklerini, ... Adliyesindeki hakim ve cumhuriyet savcılarımızı ziyaret etmek istediklerini, gerek SMS göndererek, gerekse yüz yüze görüştüğümüzde söylüyorduk. Ancak bazı adayların programları sıkışık ve yoğun olduğu için ve ... Adliyesi de ..., ... ve ... arasındaki bir bölgede kaldığı için genellikle YBP adayları ...'da günü birlik çalışma yapıyorlar ve ya ... yönünde, ya da ... yönünde programlarına devam ediyorlar veya ...'ya geri dönerlerdi. Yani ... geçiş noktası olduğu için programları kısa ve dardı. Bu anlamda ...'a gelmişken bütün Hakim ve Cumhuriyet Savcılara ulaşabilmek için biz gerek SMS göndererek, gerekse adliyemizin 5. katindeki yemek salonumuzda, veya gerekse başsavcılık katının bulunduğu 4. kattaki toplantı salonunda yüksek kurul adayları ile tanışma, görüşme toplantısı düzenleneceğini, katılmak isteyen meslektaşlarımızın katılabileceğini bildiren bir SMS gönderiyorduk. Yine Sayın M.D. yoğun programı içerisinde ... Adliyesine öğleden sonra gelmiş ve meslektaşlarımızla tanışmak, görüşmek istemişti. Bizde bu şekilde Sayın M.D.'nin adliyemize geldiğini tanışmak ve görüşmek isteyen meslektaşlarımız için 4. katta başsavcılık toplantı salonunda toplantı düzenleneceğini, katılmak isteyenlerin katılabileceğini bildirmiştik. Çünkü mesai saati bitmek üzereydi. Ayrıca bu toplantıya katılmanın zorunlu olmadığını da bildirmiştik. Buna rağmen toplantı salonunda ... Cumhuriyet Savcılarından izinli olmayanlar hariç hepsi katılmıştı. Bu arada ...'da vardı. Ben de Cumhuriyet Savcılarımız ile birlikte Sayın M.D.'yi beklerken, ... bana hitaben “neden bu toplantıları YBP'nin adaylarına düzenliyorsunuz da, bağımsız adaylar için toplantı düzenlemiyorsunuz” diye bir soru sordu. Bu soruyu bana toplantı salonu içerisinde aleni olarak yüksek sesle sordu. Yani kıyıda köşede veya gizlice sormadı. Ayrıca soruyu soruş tarzından da bir sertlik ve kızgınlık emaresi vardı. Bu soru üzerine salondaki bütün Cumhuriyet Savcıları dikkat kesildi ve bir sessizlik oldu. Ben de kendisine yeksek kurul adayımız Sayın M.D. ile tanışmasının kendisine merak ettiği şeyler varsa onları sormasının iyi olacağını, bu toplantının isteğe bağlı olduğunu zaten söylediğimizi, mecburi olmadığını ancak buna rağmen kendisinin toplantıya gelmiş olduğunu, yani hem isteğe bağlı olup, hem toplantıya gelip, hem de bu soruyu sormasının saçma olduğunu, istemiyorsa toplantıyı terk edebileceğini, burada olmasının mecbur olmadığını kendisine söyledim. Ancak kendisi toplantıyı terk etmedi. Yine de mecbur olmamasına rağmen toplantıya neden geldiğini de açıklamadı. Benim bu sözüm üzerine sustu. Birkaç dakika sonra Sayın M.D. toplantı salonumuza teşrif etti. Yanında kendisine eşlik eden Sayın M.Ç.'de vardı. Hep beraber kısa süreli bir tanışma ve görüşme toplantısı yapıldı. Sonra hepimiz toplantıdan ayrıldık. Ben ... ile aramızda geçen bu diyalogu Sayın M.Ç.'ye söyledim. ...'ın o tavrından yani aleni bir şekilde ve sert bir üslupla yukarıdaki anlattığım soruyu sormasından belli bir tavır ve kötüniyet içerisinde olduğunu düşündüm. Ayrıca Başsavcı Vekili olarak çalıştığım süre içerisinde, sürekli yönetimde bir sorun olduğu algısını oluşturmaya çalışan tutum ve davranış içerisindeydi. Sürekli bir şeyleri bahane edip itiraz pozisyonundaydı. Bizim her türlü iyiniyetimize, eşit hakkaniyete dayanan bir çalışma ortamı oluşturma konusundaki çabamıza rağmen, sürekli itiraz ve şikayet pozisyonundaydı. Bunun sebebi de Fetö irtibatı sebebiyle önce ünvanları alınan, daha sonda da meslekten çıkarılan yönetici pozisyonundaki kişilerin aslında ehil olduklarını, bu işleri daha iyi yaptıklarını, benim gibi 2014 den itibaren yeni atanan Unvan sahibi meslektaşlarımızın beceriksiz, yeteneksiz olduğunu, siyasi saiklerle atandıklarını ispata dönük algı çalışması olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, henüz YBP'nin yüksek kurul adayları seçilmemişti. Eski yüksek kurul üyeleri görevdeydi. Şu anki mevcut yüksek kurul yapısı oluşmadığı için ve o zamanda seçilip seçilemeyecekleri belli olmadığı için bu arkadaşların kendine güveni çok fazlaydı, bizlere karşı çok cüretkar ve saygısız davranıyorlardı. Bu konu ile alakalı bütün bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklindedir. Temyize konu Daire kararında, Dairece dosyadaki mevcut deliller davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı için yeterli görülmemiş ise de, davacının, 2014 HSYK seçim sürecinde FETÖ'den ihraç edilen hakim ve savcılarla birlikte hareket ettiğine, bağımsız görünümlü adayları destekleyen grup içerisinde yer aldığına, FETÖ irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan kişilerin ... ilçesinde düzenlediği yemeğe katıldığına, seçim sürecinde YBP adına seçim çalışması yapmaya gelenler için düzenlenen toplantıda Başsavcı Vekiline hitaben "neden bu toplantıları YBP'nin adaylarına düzenliyorsunuz da, bağımsız adaylar için toplantı düzenlemiyorsunuz” şeklinde soru sorduğuna, sözde bağımsız adaylar lehine çalışma yapma amacıyla ... iline gelen T.H. ve H.E.'nin davacının odasına girdiklerine ve meslekten çıkarılan diğer hakim ve savcıların da bu esnada odaya girdiklerine, seçim günü sözde bağımsız adayları destekleyen grupla birlikte seçim salonuna geldiğine ve diğer hususlara yönelik tanık beyanlarının bir bütün olarak değerlendirilmesinden, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. 3) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi Dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir. Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun'la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu karara dayanak KHK'nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır. Dava konusu karar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır. Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle "ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike"nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ'nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır. Bu itibarla, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır. 4) Sonuç olarak Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve... sayılı kararının iptali yolundaki Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 07/06/2022 tarih ve E:2018/1543, K:2022/4317 sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 06/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.