Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4644 E. , 2024/2021 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4644 Karar No : 2024/2021 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...'a velayeten ... ve ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4644 E. , 2024/2021 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4644 Karar No : 2024/2021 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ...'a velayeten ... ve ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, yakınları ...'in hatalı teşhis sonucu hastaneye yatışının yapılmaması nedeniyle 19/05/2017 tarihinde vefat ettiği ileri sürülerek ayrı ayrı 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; müteveffa ...'in anneannesi ... ile birlikte 16/05/2017 tarihinde çarpıntı ve nefes alamama şikayeti ile İzmir Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi kardiyoloji bölümüne başvurduğu, burada yapılan tetkiklerinde kardiyomiyopati tanısı konularak yatışının önerildiği ancak kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanan ceza soruşturmasına dayanak yapılan Adli Tıp Kurumu 8. İhtisas Kurulunun ... tarih ve ... karar sayılı bilirkişi raporunda aktarılan; müteveffanın anneannesi ...'in 02/09/2018 tarihli ifadesinde ''... birlikte yaşadığım torunum olur, rahatsızlanması üzerine 16/05/2017 tarihinde Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesi kardiyoloji bölümüne götürdüm, muayene yapan doktor torunuma yatış önerdi ancak torunum ... okulunun bitmesine az kaldığı gerekçesiyle doktorun yatış teklifini reddedince hastaneden ayrılarak eve geldik'' yönündeki beyanı dikkate alındığında, ...'in yatışı yapılarak gerekli tedavileri yapılması gerektiği ve bu durumun belirtildiği halde kendi isteğiyle hastaneden ayrıldığının anlaşılması karşısında işlemin tıbbi uygulama hatası olarak kabul edilemeyeceği, daha sonraki tıbbi ameliyelerin de tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı anlaşılmakla, hizmet kusuru tespit edilemeyen olaydan dolayı davacıların uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddine karar vermek gerektiği sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davacıların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, müteveffanın anneannesinin beyanına dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinin yargılama ilkelerine aykırı olduğu, müteveffaya kullanacağı ilaçlar hakkında bilgi verilmediği, antipsikotik ilaç kullandığından tansiyon düşürücü ve idrar söktürücü Aldactazide isimli ilacın reçete edilmesinin tıbbi uygulama hatası niteliğinde olduğu, yatarak tedavinin reddedildiğine dair herhangi bir tutanağın bulunmadığı, bu tutanağı hastanın imzalamaktan imtina etmesi durumunda şerh düşülerek düzenlenen belgenin tedavi evrakına eklenmesi gerektiği, tedavi ret tutanağı ve aydınlatılmış onam düzenlenmemesi nedeniyle olayda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, olayda aydınlatılmış onam alınma zorunluluğunun bulunmadığı, yatış önerisinin reddedildiği hususunun ifadelerle doğrulandığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmuş olup, müdahil tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; müteveffa ...'in İzmir’de anneannesinin yanında kalırken rahatsızlandığı, kalp çarpıntısı şikayetiyle 16/05/2017 tarihinde Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesine başvurduğu, EKO (kalp ultrasonu) incelemesi yapılıp kardiyomiyopati tanısı konulduğu, doktorun beyanına göre yatış önerildiği ama sınavları olduğu için hastanın kabul etmediği (Anneannesinin ifadesi de benzer doğrultudadır.), 3 tane ilaç reçete edildiği (Aldactazide, Arlec ve Coraspin), 18/05/2017 tarihinde ise öksürük ve hırıltı şikayetleriyle Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurulduğu, akciğer grafisi çekilip solunum testi yapıldığı; astım, zatürre ve bronşit tanısıyla ilaç reçete edildiği, bir hafta sonra kontrole çağrıldığı, ayrıca kardiyoloji muayenesinin önerildiği, ertesi gün anneannesi tarafından yatağında ölü olarak bulunduğu; olayda idarenin hizmet kusurunun mevcut olduğu ileri sürülerek davalı idareye tazminat ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun zımnen reddi üzerine bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayla ilgili olarak yürütülen ceza soruşturması kapsamında Adli Tıp Kurumu 8 İhtisas Kurulunca düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda, müteveffanın anneannesinin ifadesine yönelik olarak "Maktül ... birlikte yaşadığım torunum olur, ben torunumu tahminimce 16/05/2017 günü şiddetli öksürüğünden dolayı Alsancak Nevvar Salih İşgören Hastanesi kardiyoloji bölümüne götürdüm. İsmini bilmediğim doktor gerekli muayeneyi yaptıktan sonra torunuma yatış vereceğini söyledi ancak torunum Burak'ın okulunun bitmesine az kaldığı gerekçesiyle doktorun yatış teklifini reddetmesi üzerine hastaneden ayrılarak eve geldik..." ibaresine yer verilmiş olup; kişinin tedavisine katılan kardiyoloji ve göğüs hastalıkları hekimlerinin tanı ve tedavisinin doğru olduğu, tedaviyi yapan hekimlerin tıbbi uygulama hatasının olmadığı yönündeki değerlendirme doğrultusunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. İdare Mahkemesince, olayda hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde aynı Kurul tarafından düzenlenen ... tarih ve ... karar numaralı raporda ise, "Alsancak Nevvar Salih İşgören Devlet Hastanesinde Uzm. Dr. ... tarafından tetkikleri sonucu konulan kardiyomiyopati teşhisi ile yatışının yapılıp takip edilmesinin gerekli olduğu, ancak davacı vekili ve doktor tarafından düzenlenen dilekçelerde çelişki bulunduğu, davacı vekili dilekçesinde doğru bir teşhis konulamadığı ve dolayısıyla yatırılmadan ayaktan tedavi ile evine gönderildiğinden bahsedildiği, Mahkemenizce doktorlar tarafından evine gönderildiğinin kabulü halinde, yapılan işlemin tıbbi uygulama hatası olduğu, Uzm. Dr. Feray Koca’nın Alsancak Devlet Hastanesi Başhekimliğine yazdığı yazıda müteveffanın sınavları olduğunu gerekçe göstererek kendi isteği ile hastaneden ayrıldığından bahsedildiği, Mahkemenizce müteveffanın hastaneden kendi isteği ile ayrılmış olduğunun kabulü halinde yapılan işlemin tıbbi uygulama hatası olmadığı; Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesinde kişiye konulan tanı, düzenlenen reçete ve kardiyoloji bakışı önerilmesinin tıp kurallarına uygun olduğu, tıbbi uygulama hatası olmadığı" yönünde görüş bildirilmiştir. İdare Mahkemesince söz konusu mütalaa ile ilk raporda yatış önerisinin kabul edilmediğine dair müteveffanın anneannesinin beyanı birlikte değerlendirilmek suretiyle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Esasen, Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemek ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak onları denetleyerek yerine getirmek ile ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2. maddesinin devlete yüklediği pozitif yükümlülükler, devlet tarafından, özel ya da kamu hastanelerine hastaların yaşamını koruyacak nitelikteki tedbirleri alma zorunluluğu getiren yasal ve düzenleyici çerçevenin konulmasını gerektirmektedir. Bu yükümlülük, hastaları, tıbbi müdahalelerin bu bağlamda meydana getirebileceği ağır sonuçlardan mümkün olabildiğince koruma gerekliliğine dayanmaktadır. Böylelikle, taraf devletler, bu yükümlülük uyarınca, hekimlerin, uygulanması düşünülen tıbbi müdahalenin hastaların fiziksel bütünlüğüyle ilgili olarak meydana getirebileceği öngörülebilir sonuçlar hakkında sorgulanmaları ve hastalarını aydınlatarak, rıza göstermelerini sağlayacak şekilde kendilerini bu tıbbi müdahale hakkında önceden bilgilendirmeleri amacıyla gereken düzenleyici yasal tedbirleri almakla yükümlüdürler (Codarcea/Romanya, No. 31675/04, 2 Haziran 2009). 11/04/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanun’un 70. maddesinde, "Tabipler, diş tabipleri ve dişçiler yapacakları her nevi ameliye için hastanın, hasta küçük veya tahtı hacirde ise veli veya vasisinin evvelemirde muvafakatını alırlar. Büyük ameliyei cerrahiyeler için bu muvafakatin tahriri olması lazımdır. (Veli veya vasisi olmadığı veya bulunmadığı veya üzerinde ameliye yapılacak şahıs ifadeye muktedir olmadığı takdirde muvafakat şart değildir.) Hilafında hareket edenlere ikiyüzelli Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmü yer almaktadır. 5013 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunan 16/03/2004 tarih ve 2004/7024 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanan "Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi)"nin "Amaç ve konu” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Sözleşmenin Tarafları, tüm insanların haysiyetini ve kimliğini koruyacak ve biyoloji ve tıbbın uygulanmasında, ayrım yapmadan herkesin, bütünlüğüne ve diğer hak ve özgürlüklerine saygı gösterilmesini güvence altına alacaklardır.”; "Mesleki standartlar" başlıklı 4. maddesinde; “Araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin, ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir.” kurallarına yer verilmiştir. Sözleşme, iç hukukumuzun bir parçası haline gelmiş olup, anılan düzenlemede her türlü tıbbi müdahalenin mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olması benimsenmiştir. Sözleşmenin "Muvafakat" başlıklı (II) numaralı bölümünde yer alan 5. maddesinde “muvafakat” konusu düzenlenmiş ve “Sağlık alanında herhangi bir müdahale, ilgili kişinin bu müdahaleye özgürce ve bilgilendirilmiş bir şekilde muvafakat etmesinden sonra yapılabilir. Bu kişiye, önceden, müdahalenin amacı ve niteliği ile sonuçları ve tehlikeleri hakkında uygun bilgiler verilecektir. İlgili kişi muvafakatini her zaman serbestçe geri alabilir.” düzenlemesiyle muvafakatin kapsamı belirlenmiştir. 01/08/1998 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Hasta Hakları Yönetmeliği'nin "Bilgilendirmenin Kapsamı" başlıklı 15. maddesinde, “Hastaya; a) Hastalığın muhtemel sebepleri ve nasıl seyredeceği, b) Tıbbi müdahalenin kim tarafından nerede, ne şekilde ve nasıl yapılacağı ile tahmini süresi, c) Diğer tanı ve tedavi seçenekleri ve bu seçeneklerin getireceği fayda ve riskler ile hastanın sağlığı üzerindeki muhtemel etkileri, ç) Muhtemel komplikasyonları, d) Reddetme durumunda ortaya çıkabilecek muhtemel fayda ve riskleri, e) Kullanılacak ilaçların önemli özellikleri, f) Sağlığı için kritik olan yaşam tarzı önerileri, g) Gerektiğinde aynı konuda tıbbî yardıma nasıl ulaşabileceği, hususlarında bilgi verilir.", "Tedaviyi Reddetme ve Durdurma" başlıklı 25. maddesinde ise, "Kanunen zorunlu olan haller dışında ve doğabilecek olumsuz sonuçların sorumluluğu hastaya ait olmak üzere; hasta kendisine uygulanması planlanan veya uygulanmakta olan tedaviyi reddetmek veya durdurulmasını istemek hakkına sahiptir. Bu halde, tedavinin uygulanmamasından doğacak sonuçların hastaya veya kanuni temsilcilerine veyahut yakınlarına anlatılması ve bunu gösteren yazılı belge alınması gerekir." düzenlemeleri yer alır. Anılan düzenlemeler özetle, herhangi bir tıbbi müdahaleye başlamadan önce kişilerin yapılacak işlemlerin fayda ve riskleriyle ilgili olarak aydınlatılmasını, tedavinin reddedilmesi halinde ise bu durumun kayıt altına alınmasını gerektirmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: A) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Maddi Tazminat İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine Dair Kısmının İncelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın, İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurularının reddine dair kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize Konu Bölge İdare Mahkemesi Kararının, İdare Mahkemesi Kararının Manevi Tazminat İstemlerinin Reddine İlişkin Kısmına Karşı Davacılar Tarafından Yapılan İstinaf Başvurularının Reddine Dair Kısmının İncelenmesi: Manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. İdare Mahkemesince hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporu ile müteveffanın anneannesinin beyanı birlikte irdelendiğinde, ilk başvurulan hastanede konulan kardiyomiyopati tanısının gerektirdiği yatış önerisinin hastaya yapılmış olduğu, bu nedenle olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından, uyuşmazlıkta maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. Bununla birlikte; dosya içerisinde yer alan hastane kayıtları incelendiğinde, müteveffa tarafından yatış önerisinin reddedildiğine ilişkin herhangi bir belgenin düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, tedavinin reddedildiğinin kayıt altına alınmasına ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmemesi nedeniyle, müteveffanın yeterince bilgilendirilip bilgilendirilmediği hususunda davacıların ömür boyu şüphe duyacakları açık olup, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesinin yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda endişe ve üzüntüye yol açması sonucu oluşan manevi zararın karşılanmasına yönelik makul bir tutarın ödenmesine karar verilmesi gerekmekte iken, manevi tazminat istemlerinin reddedilmesinde hukuki isabet görülmemiştir. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, manevi tazminat istemlerinin reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının maddi tazminata ilişkin kısmının ONANMASINA, manevi tazminata ilişkin kısmının BOZULMASINA, 3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 16/05/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.