Başvuru, itirazın iptali davasında delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar verilmesi ve derece mahkemesi kararlarının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle aynı hak kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, itirazın iptali davasında delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının uygulanmasında hata yapılarak adil olmayan karar verilmesi ve derece mahkemesi kararlarının gerekçesiz olması nedenleriyle adil yargılanma hakkının, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle aynı hak kapsamında makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/7/2014 tarihinde Bafra Hukuk Mahkemeleri Ön Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 30/3/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 25/3/2016 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuruya ilişkin görüşsunmamıştır. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun “müşteri” sıfatıyla tarafı olduğu kredi sözleşmesi gereğince kullandırılan kredinin bir kısım borcunun geri ödenmemesi nedeniyle başvurucu ve diğer borçlular hakkında ilgili Banka tarafından icra takibi başlatılmıştır. Borçluların ödeme emrine itirazı üzerine duran takibin devamı için alacaklı banka tarafından Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Bafra Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) 13/7/2015 tarihinde itirazın iptali davası açılmıştır. Mahkeme, 6/12/2005 tarihli ve E.2005/330, K.2005/638 sayılı ilamı ile davanın kısmen kabulüne ve itirazın iptaline karar vermiş, bu karar Yargıtay Hukuk Dairesinin 29/1/2007 tarihli ve E.2006/6531, K.2007/477 sayılı ilamı ile bozulmuştur. Bozma gerekçesi olarak alacaklı Banka personeli hakkında kredi kullandırımı sırasında usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla Bafra Ağır Ceza Mahkemesinde görülmekte olan ceza davasının sonucunun beklenmesi gerektiği gösterilmiştir. Mahkeme, uyma kararı verdiği bozma ilamı doğrultusunda ceza dosyasının sonucunu bekledikten sonra 19/3/2013 tarihli ve E.2007/564, K.2013/68 sayılı karar ile önceki hüküm doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Mahkeme ayrıca başvurucuyu icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm etmiştir. Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir: “Yapılan yargılamaya, taraflar arasında tanzim edilen ve imzaları taraflarca ikrar edilen 1998 tarihli kredi sözleşmesine, söz konusu sözleşme gereğince kredinin çekilerek kullanılmış olmasına, davalı K. Pazarlama A.Ş. vekilince ileri sürülen ödeme keyfiyetinin kanıtlanamamış bulunmasına, davalı borçluların “aracın alınmadığına ilişkin def’iyi” davacı alacaklıya karşı ileri sürmelerinin hem davanın mahiyeti ve hem de yanlar arasında tanzim olunan sözleşmenin maddesi hükmü gereğince hukuki sonuç doğurmayacağına, davacı bankadan çekilen kredi nedeni ile davalıların davacı bankaya karşı kredi sözleşmesinden kaynaklanan hukuki sorumluluklarının devam ediyor olmasına, yapılan yargılama ile tekmil dosya kapsamına göre; Davalı-borçlu Mustafa Demirci'nin davacı bankaya hitaben tanzim ve imza ettiği 1998 tarihli dilekçesi ile açılacak taşıt kredisi tutarının tamamı olan 7 milyarTL’nin diğer davalı müteselsilkefil K. Pazarlama A.Ş. ye ödenmesini talep ettiği, davalı K. Pazarlama A.Ş. nin de davacı bankaya hitaben düzenlediği aynı tarihli dilekçe ile şasi ve motor numarasını belirttiği beyaz renkli iveco kamyonu Mustafa Demirci'ye vermeyi taahhüt ettiği, taraflar arasında düzenlenen 1998 tarihli kredi sözleşmesi ile davalı H.Y. ve K. Pazarlama A.Ş. nin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile borcun 000 TL lik kısmı ile sorumlu oldukları, davacı banka tarafından toplam 000 TL kredi verildiği, 000 TL nin ödendiği, takip tarihi olan 2005 tarihi itibari ile davalı borçlu Mustafa Demirci'nin ve kefil H.Y.'nin 27 TL, davalı K. Pazarlama A.Ş. nin ise salt kefalet limiti olan 66 YTL ile kredi borcundan sorumlu oldukları ... [anlaşılmıştır]. ... Yapılan yargılama, toplanan deliller, bilirkişi raporu, Yargıtay bozma ilamı ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Yargıtay Hukuk Dairesi bozma ilamı gerekçesi kapsamında mahkememizce bekletici mesele yapılan Bafra Ağır Ceza Mahkemesinin 2005/45 esas sayılı ceza dava dosyasında yargılanan sanıklar hakkında mahkemece zamanaşımı nedeni ile mahkumiyet hükmü kurulmadığı, bu bağlamda yargılanan sanıklar yönünden mahkememizi bağlayabilecek bir mahkumiyet hükmünün mevcut olmadığı, dosyada zamanaşımı nedeni ile ortadan kaldırma kararı verildiği, yukarıda gerekçede ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere ve yine mahkememizce bozma sonrasında yapılan araştırmada taşıt kredisinin hiç bir taksidinin borçlu ve kefillerce ödenmediğinin anlaşılması karşısında davalı K. Pazarlama A.Ş. yönünden mahkememizce verilen 2005/330 esas 2005/638 karar sayılı ilamının kesinleştiği, diğer davalılar yönünden ise, davalı Mustafa Demirci'nin başvurusu üzerine davaya dayanak olan kredi sözleşmesinin imzalandığı, kredi sözleşmesindeki imzaların davalılarca inkar edilmediği, taraflar arasında aktedilen kredi sözleşmesi gereğince kredinin kullanıldığının sabit olduğu, kredi borçlusu olan Mustafa Demirci'nin aracı alamadığına ilişkin savunmasını alacaklı olan davacı bankaya karşı ileri sürmesinin mümkün bulunmadığı, bu hususun davalılar arasındaki iç ilişkide değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmış olup tüm dosya kapsamı, 2005 tarihli gerekçesi tatminkar bilirkişi raporu hükme esas alınmak sureti ile bilirkişi raporu doğrultusunda davalıların çekilen krediden sorumlu oldukları ve alacaklı bankanın takip tarihi olan 15/03/2005 tarihi itibari ile davalılar Mustafa Demirci ve H.Y.'den toplam 64983,27 YTL alacağı olduğu anlaşılmış olup, davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar vermek gerekmiş ve yine davacı banka lehine dava tarihi itibari ile yürürlükte bulunan İİK.nun 67/ maddesi gereğince alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatına hükmedil[miştir].” Söz konusu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 11/12/2013 tarihli ve E.2013/15407, K.2013/19718 sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir: “Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davalılar vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA ... oybirliğiyle karar verildi.” Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 7/4/2014 tarihli ve E.2014/4171, K.2014/6604 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Anılan ilamın ilgili kısmı şöyledir: “Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplere göre, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan davalılar Mustafa Demirci ile H.Y. vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE ... oybirliğiyle karar verildi.” Nihai karar başvurucuya 19/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiş ve başvurucu 18/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir: “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” 22/4/1926 tarihli ve 818 sayılı mülga Borçlar Kanunu’nun maddesi şöyledir: “Mutazarrır olan taraf zarara razı olduğu yahut kendisinin fiili zararın ihdasına veya zararın tezayüdüne yardım ettiği ve zararı yapan şahsın hal ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakim, zarar ve ziyan miktarını tenkis yahut zarar ve ziyan hükmünden sarfınazar edebilir. Eğer zarar kasden veya ağır bir ihmal veya tedbirsizlikle yapılmamış olduğu ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bıraktığı takdirde hakim, hakkaniyete tevfikan zarar ve ziyanı tenkis edebilir.” 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun maddesi şöyledir:“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”