T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : VEKİLİ : MÜDAHİL : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 28/10/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından ist…
T.C. DENİZLİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : KARAR NO : KARAR TARİHİ : T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : TARİHİ : NUMARASI : DAVACI : VEKİLİ : MÜDAHİL : VEKİLİ : DAVANIN KONUSU : Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h) G.KARAR YAZIM TARİHİ : 28/10/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Şirketi, ... Şirketi ve ... Şirketi tarafından bankalara olan borç ödemeleri gerçekleştirilemediğinden, ... ’in müteselsil kefaleti sebebiyle sorumluluğu doğduğunu, ... , kefaletten kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirebilmek amacıyla konkordatoya başvurduğunu, ... Limited Şirketi, ... Şirketi ve ... Şirketi’nin kullanmış olduğu kredilerde müteselsil kefil olduğunu, İmza yetkilisi olarak; Şirket adına alınan krediler, Şirket adına alacaklılara keşide edilen Çek ve Senetlerde Münferiden imzası bulunduğunu, müteselsil kefalette belirli şartların oluşması halinde alacaklı borçluya başvurmadan doğrudan doğruya kefile başvurabildiğini, Türk Borçlar Kanunu’nda müşterek borçlu müteselsil kefalet hususunda alacaklının takibi kefil için çok fazla şarta bağlı olmayıp kefilin bu durumda statüsü de asıl borçlu gibi olduğunu, bu durumda asıl borçlu; ... Şirketi, ... Şirketi ve ... Şirketi ’nin konkordato talep etmesi ile muaccel hale gelecek tüm borçlara müteselsil kefil olan taraf; ... ’in de koruma altına alınması için yazılmış ön projesi Mahkeme nezdinde alacaklılara sunulduğunu, Ayrıca İİK 308/h maddesi uyarınca rehinli alacaklılarla müzakere ve yapılandırma sürecinin de başlatılmasını talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davacının, mütesilsil kefil olduğu borçlar açısından kendine özgü projeyi sunmaması için yasal bir mazeretinin olmadığı, asıl borçlu şirketin sunmuş olduğu proje ve borcun asıl borçlu tarafından ödenecek ya da diğer teminatlarla karşılanacak olması halinin davacı kefil bakımından kanunda öngörülen şartları içeren bir konkordato ön projesi olarak kabul edilmesine gerekçe olmadığı, sunulan ön projenin incelenmesinde konkordato nedeninin kefil olduğu borçlardan kaynaklı olduğu, davacı kefilin, asıl borçlu şirketten bağımsız alacaklıların kabulüne elverişli konkordato ön projesi ibraz etmediği, konkordato ön projesinin içeriğinin şekil bakımından denetlendiğinde denetime elverişli, uygulanabilir ve alacaklıların teklifine sunulabilecek nitelikte şekli unsurları içerir ön konkordato projesi niteliğinde olmadığı, şekli anlamda yapılan incelemede dahi Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik madde 6/ç fıkrası gereği davacının borcu ile kaynak olarak gösterdiği malvarlığı değerlerinin ciddi anlamda orantısız olduğu, borçlunun alacaklılara ödemeler yapabilmesi için gerekli mali kaynağı hangi yöntemle sağlayacağının ön raporda belirtmediği, ön projede gösterilen malvarlığı tutarı ile borç miktarı arasında ciddi orantısızlık olması ile ilgili hususların 6100 sayılı HMK'nın 119-2 maddesi uyarınca eksikliği giderilebilecek hususlardan olmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/2 maddesi delaletiyle 6100 sayılı HMK.nun 115/2 maddesi gereğince davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Öncelikle davacı şahısların ve şirketlerin dosyalarının tefrik edildiğini, söz konusu kararın hatalı olduğunu, söz konusu davada davacı şahsın davacı şirketin ortağı olup müşterek kefalet durumları söz konusu olduğunu, davaların aynı hukuki nedenden kaynaklanıp, dava sebeplerinin kefili bulunduğu kredi borçlarının benzer ve aynı ilişkilerden kaynaklanmış olması sebebiyle HMK'nın 166/4 maddesi gereğince davanın, davacı şahıs ve asıl dosyadaki şirket yönünden birlikte görülmesi gerektiğini, bu nedenle de ilk derece mahkemesince verilen tefrik kararı usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, ayrıca İİK madde 287/1 "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir ve 297.maddenin ikinci fıkrasındaki hâller de dahil olmak üzere, borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli gördüğü bütün tedbirleri alır." denilerek İİK 286.maddedeki belgelerin eksiksiz olması durumunda konkordato başvurusunda bulunulan mahkemenin derhal geçici mühlet vermesi gerektiği yönünde kanunda emredici hüküm bulunduğunu, İİK madde 286'da belirtilen bu evraklar ise ön proje, borçlunun malvarlığını gösterir belgeler, ara bilançolar, tüm alacak ve borçları vadeleri ile birlikte gösteren liste ve belgeler, makul güvence raporu gibi evraklar olduğunu, mahkeme dosyasına bakılacak olursa, sunulan evraklarda herhangi bir eksiklik bulunmadığını, ilk derece mahkemesi değerlendirme yaparken içerik incelemesi yapıp kararını ön projede bulunan eksikliğe dayandırdığını, ancak mahkemenin böyle bir yetkisi olmadığı İİK madde 287/1'de gözüktüğünü, söz konusu teknik incelemeyi ve içerik incelemesini yapacak kişiler geçici mühlet süresi içerisinde mahkeme tarafından atanacak olan konkordato komiserleri ve bilirkişiler olduğunu, mahkemenin dosyaya atayacağı komiserler ve bilirkişiler aracılığıyla sunulan evrakların içerik ve teknik incelemesi yapılarak söz konusu eksikliğin komiser raporu ile tespit edilmesi gerektiğini, kaldı ki bu eksiklik davanın reddi sonucunu doğuracak bir husus da olmadığını, mahkemenin dayanmış olduğu eksiklik revize proje ile giderilebilecek bir eksiklik olduğunu, bu sebeple de mahkemece verilen davanın reddi kararı hem hatalı hem de ağır bir karar olduğunu, davacının borçlarının şahsi borç olmadığını, borçlarının tamamı pay sahibi olduğu şirketin borçlarına karşılık verdiği kefaletler sonucu oluşan borçlar olduğunu, GKS ile verilen kefaletler sonucu müteselsil borçlu olan davacı, pay sahibi olduğu şirketin konkordato sürecine girdiği bir durumda alacaklıların bir numaralı hedefinin davacı olacağını, bu nedenle davacı hakkında da tedbir kararı verilmesi gerektiğini, aksi bir durum hem şirket borçları nedeniyle davacının cebri icra tehdidi ile karşı karşıya kalacağın hem de alacaklılar arasındaki eşitliğini bozacağını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen tefrik kararının ve 29/05/2025 tarihli tensip zaptıyla verilen davanın reddi kararının kaldırılarak davacı hakkında 3 aylık geçici mühlet tedbirine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. İstinaf başvurusuna konu uyuşmazlık konkordatonun tasdiki talebine ilişkindir. Dosyadaki belgelere, mevcut delil durumuna, kararın dayandığı delillerle belirtilen gerekçelere, davacının kefaletten kaynaklı borç miktarı ile gösterdiği ödeme kaynağı arasında aşırı orantısızlık bulunduğuna, söz konusu kaynak ile borçların ödenmesinin mümkün olmadığına, nitekim borçlu gerçek kişinin konkordato projesinin başarısının şirketin başarısına bağlandığının anlaşılmasına, ancak konkordatonun tasdiki için gerekli şartların her bir borçlu açısından ayrı ayrı oluşması gerektiğine, bu şekilde davacıya özgü bir proje ve konkordato hedefi bulunduğundan söz edilmeyeceğine, sırf icra takibinden korumak için konkordatoya başvurulmasının konkordatonun amacına uygun düşmeyeceğine göre, ilk derece mahkemesi karar ve gerekçesinin usul ve yasaya uygun olduğu, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği, ihtilafın doğru tanımlandığı anlaşmakla; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Emsal Yargıtay 6. HD. 2024/3717 Esas ve 2025/1008 Karar sayılı ilamı) HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-... Mahkemesinin ... tarih, ... Esas ve ... Karar sayılı kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde re'sen yatırana iadesine, 5-İstinaf kararının dairemizce taraflara tebliğine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.23/10/2025 ... Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.