Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1525 E. , 2024/3374 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1525 Karar No : 2024/3374 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... Şubesi VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ...Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA):... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/1525 E. , 2024/3374 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1525 Karar No : 2024/3374 TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) ... Şubesi VEKİLİ : Av. ... 2- (DAVALI) ...Bakanlığı VEKİLİ : Av. ... MÜDAHİL (DAVALI YANINDA):... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Balıkesir İli, ... ve ... İlçelerinde, davalı yanında müdahil ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait ... Ruhsat numaralı sahada "IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi" projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2022/2575, K:2022/9290 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında, yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesinden; nihai ÇED raporuna konu projenin hazırlanma sürecinin teknik yönden mevzuatta öngörülen usule uygun hazırlandığı, proje kapsamının asgari gereklilikleri taşıdığı ve yeterli uzman personelin bilgi ve katkısının projenin hazırlanmasında dikkate alındığı, kurulması planlanan dava konusu tesis ile ilgili olarak hazırlanan nihai ÇED raporunda gerek tesisin yapım aşaması, gerekse işletme aşamasında karşılaşılabilecek sorunların tespit edilerek raporda incelendiği, projenin çevredeki insan ve doğal yaşama karşı oluşturacağı etkilerin önemli ölçüde değerlendirildiği, gerçekleşmesi muhtemel çevresel zararların asgari düzeye indirilmesi için alınması gereken önlemlerin yeterli düzeyde belirtildiği ve gerekli ilanların yapıldığı, bu bağlamda, nihai ÇED raporunun ilgili mevzuata uygun olduğu, proje kapsamında hidrolojik unsurlara yansıyacak olumsuz etkilerin yasal sınırlar içerisinde kaldığı, jeolojik olarak yapılan çalışmaların tutarlı ve saha ile uyumlu olduğu, taahhütlere uyulması durumunda herhangi bir sakınca oluşmayacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, projenin olumsuz çevresel etkilerinin en aza indirilmesi için öngörülen önlemlerin yeterli olduğu, bu nedenle dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: 1- Davacı tarafından; dava konusu işlemin dayanağı ÇED raporunun çok kısa sürede hazırlandığı, proje alanının çok yakınında yerleşim yerlerinin bulunduğu, bu nedenle açık ocak madencilik faaliyetleri yürütülmesinin yöre halkının sağlığı, tarımsal üretim ve hayvancılık açısından tehlike arz ettiği, iklim koşullarına göre pasalardan sızan kimyasal yönden kirlenmiş, ağır metal içeren suların, çevredeki köylere zarar vereceği ileri sürülmektedir. 2- Davalı idare tarafından; idareleri lehine duruşmalı işler için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde öngörülen vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, hatalı olarak duruşmasız işler için öngörülen vekalet ücretine hükmedildiği ileri sürülmektedir. DAVACININ SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DAVALININ SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin kabulü ile davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının Dairemiz kararının karşı oyunda belirtilen gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : Davacının temyiz istemi yönünden; İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davalı idarenin temyiz istemi yönünden; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz İncelemesi Üzerine Verilecek Kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararın düzeltilerek onanmasına karar verileceği hükmü yer almaktadır. 21/09/2023 tarih ve 32316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin "Danıştayda, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde görülen dava ve işlerde ücret" başlıklı 15. maddesinde " (1) Danıştayda ilk derecede veya duruşmalı olarak temyiz yoluyla görülen dava ve işlerde, idari ve vergi dava daireleri kurulları ile dava dairelerinde, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde birinci savunma dilekçesi süresinin bitimine kadar anlaşmazlığın feragat, kabul, davanın konusuz kalması ya da herhangi bir nedenle ortadan kalkması veya bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi durumunda bu Tarifede yazılı ücretin yarısına, diğer durumlarda tamamına hükmedilir. (2) Şu kadar ki, dilekçelerin görevli mercie gönderilmesine veya dilekçenin reddine karar verilmesi durumunda avukatlık ücretine hükmolunmaz." kuralına yer verilmiş; anılan Tarife Ek'inin İkinci Kısım İkinci Bölümü'nde yargı yerleri ile icra ve iflas dairelerinde yapılan ve konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen hukuki yardımlara ödenecek ücretin belirlendiği, söz konusu bölümünde 16. maddesinde ise, "İdare ve Vergi Mahkemelerinde takip edilen davalar" duruşmasız ise 10.500,00-TL; duruşmalı ise 20.900,00-TL" vekalet ücreti ödeneceğinin kurala bağlandığı görülmektedir. Bakılan davada, İdare Mahkemesince, bozma kararına uyularak davanın reddine karar verildiğinden, davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 10.500,00-TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının verilmesinden önce 09/02/2022 tarihinde yapılan duruşmaya davalı idare vekili Av. ...'ın katıldığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, söz konusu yanlışlığın, yukarıda yer verilen mevzuat hükmü uyarınca usul ekonomisi de gözetilmek suretiyle yeniden yargılamayı gerektirmeyen bir yanlışlık olduğu değerlendirildiğinden, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının, "karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 20.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin ise kabulüne, 2.Temyize konu .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının esasa ilişkin kısmının ONANMASINA, 3. Temyize konu kararın vekalet ücretine ilişkin kısmının ise, "karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" şeklinde DÜZELTİLEREK ONANMASINA 4.Temyiz giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davalı idarece yapılan temyiz giderlerinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 5.Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez..." hükmüne yer verilmiştir. 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; "(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararı veya "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır." kuralına, 7. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur." kuralına, 15. maddesinde; "(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir." kuralına, 17. maddesinde ise; "(1) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bakanlık, Proje Tanıtım Dosyalarını Ek-4’te yer alan kriterler çerçevesinde inceler ve değerlendirir. Bakanlık, bu aşamada gerekli görülmesi halinde Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlardan proje ile ilgili geniş kapsamlı bilgi vermesini, araç gereç sağlamasını, yeterliği kabul edilebilir kuruluşlarca analiz, deney ve ölçümler yapmasını veya yaptırmasını isteyebilir. Bakanlık inceleme değerlendirme sürecinde gerekli görülmesi halinde yetkili kurum/kuruluşlardan görüş isteyebilir. Otuz (30) takvim günü içerisinde görüş bildirmeyen kurum/kuruluşun görüşü olumlu kabul edilir. (Son cümleye yönelik, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/07/2018 tarih ve YD İtiraz No:2018/177 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.) (2) Bakanlık on beş (15) iş günü içinde inceleme ve değerlendirmelerini tamamlar. Proje hakkında "ÇED Gereklidir" veya "ÇED Gerekli Değildir" kararını beş (5) iş günü içinde verir, kararı Valiliğe, proje sahibine ve Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara bildirir. Valilik, bu kararı askıda ilan ve internet aracılığıyla halka duyurur. (3) “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilen proje için beş (5) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda “ÇED Gerekli Değildir” kararı geçersiz sayılır. (4) "ÇED Gereklidir" kararı verilen projeler için bir (1) yıl içerisinde Bakanlığa başvuru yapılmaması durumunda karar geçersiz sayılır." kuralına yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin yollamada bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" başlıklı 266. maddesi, "(1) Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz. Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemez." hükmünü; "Bilirkişi sayısının belirlenmesi" başlıklı 267. maddesi, "(1) Mahkeme, bilirkişi olarak, yalnızca bir kişiyi görevlendirebilir. Ancak, gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle, tek sayıda, birden fazla kişiden oluşacak bir kurulun bilirkişi olarak görevlendirilmesi de mümkündür." hükmünü; aynı Kanun'un"Bilirkişinin haber verme yükümlülüğü" başlıklı 275. maddesinde "(1) Bilgisine başvurulan bilirkişi, kendisine tevdi olunan görevin, uzmanlık alanına girmediğini, inceleme konusu maddi vakıaların açıklığa kavuşturulması ve tespiti için, uzman kimliği bulunan başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu veya görevi kabulden kaçınmasını haklı kılacak mazeretini bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mahkemeye bildirir. (2) Bilirkişi, incelemesini gerçekleştirebilmek için, bazı hususların önceden soruşturulması ve tespiti ile bazı kayıt ve belgelerin getirtilmesine ihtiyaç duyuyorsa, bunun sağlanması için, bir hafta içinde kendisini görevlendiren mahkemeye bilgi verir ve talepte bulunur." hükmünü; aynı Kanun'un "Bilirkişi açıklamalarının tespiti ve rapor" başlıklı 279. maddesinin 2. fıkrası ise, "(2) Raporda, tarafların ad ve soyadları, bilirkişinin görevlendirildiği hususlar, gözlem ve inceleme konusu yapılan maddi vakıalar, gerekçe ve varılan sonuçlarla, bilirkişiler arasında görüş ayrılığı varsa, bunun sebebi, düzenlenme tarihi ve bilirkişi ya da bilirkişilerin imzalarının bulunması gerekir. Azınlıkta kalan bilirkişi, oy ve görüşünü ayrı bir rapor hâlinde de mahkemeye sunabilir..." hükmünü içermekte olup; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde ise, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. ÇED süreci sonunda verilecek kararların yargısal denetimi yapılırken, seçilecek bilirkişiler arasında bir çevre mühendisinin bulunması, diğer bilirkişilerin ise projenin bulunduğu çevrenin özelliklerine göre ve proje tanıtım dosyası ve ÇED raporunu hazırlayan kişilerin uzmanlık alanları da dikkate alınmak suretiyle belirlenmesi önemli bir gereklilik olmakla birlikte; böyle bir heyet tarafından hazırlanacak bilirkişi raporunun, dava konusu proje kapsamında öngörülen faaliyetin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin minimize edilmesi için Proje Tanıtım Dosyası ya da ÇED Raporu içinde yer verilen önlemlerin yeterli olup olmadığının tespit edilerek değerlendirilmesi açısından, tarafları tatmin edici düzeyde hazırlanmasının da önemli bir gereklilik olduğu açıktır. Belirtilen hususların sağlanması, adil bir yargılama yapılması açısından önem arz etmektedir. Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, bilirkişi raporunda eksiklik veya belirsizlik arz edilen hususların varlığı durumunda, Mahkemece bu hususların, bilirkişiye tamamlattırılması ya da belirsiz olan hususların açıklattırılması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılabileceği sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlıkta; davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin 08/11/2022 tarih ve E:2022/2575, K:2022/9290 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararında, yaptırılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak davanın reddine karar verilmiştir. Dosyanın ve Dairemizin E:... sayılı dosyasının birlikte incelenmesinden; Balıkesir İli, ... ve ... İlçelerinde, davalı yanında müdahil CVK Maden İşletmeleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine ait ... Ruhsat numaralı sahada "IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi" projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle görülen işbu dava ile davalı yanında müdahil şirket tarafından "... Ruhsat numaralı sahada IV. Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi" projesi ile ilgili olarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin 14. maddesi uyarınca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararının iptali istemiyle ... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında görülen davada yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi kök raporlarının kelimesi kelimesine aynen yazıldığı; söz konusu raporlarda kısmen "IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi" projesine, kısmen "... Ruhsat numaralı sahada IV. Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı, Cevher Zenginleştirme Tesisi ve Atık Depolama Tesisi" projesine matuf değerlendirmelerde bulunulduğu, ancak bu kapsamda yapılan değerlendirmelerin bir bütünlük arz etmediği, bu durumun açıklığa kavuşturulması amacıyla Mahkemece alınan ek raporda da belirtilen noksanlığın giderilemediği gibi, tekrar her iki işlem yönünden de aynı değerlendirmeleri içeren ek raporların hazırlandığı; öte yandan, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında davacının orman bütünlüğünün bozulacağına, pasalardan ağır metal içeren suların sızması tehlikesine karşı alınan önlemlerin yeterliliğine, projeden yer altı ve yer üstü su kaynaklarının olumsuz etkilerinin olacağına yönelik iddialar bağlamında kapsamlı bir değerlendirme yapılmadığı, dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunda yer verilen taahhüt ve bilgilerin yeterliliğinin, nihai ÇED raporunun ilgili kısımlarında yer alan ifadelerin aynen aktarılması suretiyle değerlendirildiği; bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının bu yeterlilikte olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda; Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce verilen ... tarih ve ... sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu" kararına esas "IV.Grup (Altın-Bakır) Maden Ocağı Kapasite Artışı ve Hazır Beton Tesisi" projesine münhasıran değerlendirmelerin yapıldığı, bununla birlikte anılan nihai ÇED raporunun tekrarı mahiyetinde olmayacak ve tarafları tatmin edecek biçimde bilirkişi raporu hazırlanması gerekirken; eksik incelemeye dayalı olarak ve hükme esas alınabilecek nitelik ve yeterlilikte olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla mümkünse üniversite öğretim üyelerinden oluşan yeni bir bilirkişi heyetiyle yerinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılarak, bunun sonucunda hazırlanacak bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; davanın reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, anılan kararın esasa ilişkin kısmının onanmasına, vekalet ücretine ilişkin kısmının ise düzeltilerek onanmasına dair Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyoruz.