(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2013/15008 E. , 2013/21708 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduk…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2013/15008 E. , 2013/21708 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan ve temyiz konusu hükme ilişkin dava, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hallerden hiçbirine uymadığından Yargıtay incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava, 13.01.2008 tarihindeki iş kazası nedeniyle davacı sigortalının maddi ve manevi zararların giderilmesi istemlerine ilişkindir. Mahkeme, taraflar arasındaki ilişkinin hizmet akdine dayanmadığı, bu ilişkinin eser sözleşmesi olduğu ve olayın iş kazası omadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmişse de varılan bu netice aşağıda yazılan nedenlerden ötürü yerinde görülmemiştir. 506 sayılı Yasa'nın 11 ve 5510 sayılı Yasa'nın 13.maddesinde iş kazasının tanımı yapılmıştır. Kazanın meydana geldiği 13.01.2008 tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Yasa'nın 11.maddesine göre sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle, sigortalının, işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda, emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda, sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence veya ruhça arızaya uğratan olaylar iş kazası olarak tanımlanmıştır. Bunun yanında Kurumun iş kazası tahkikat raporları aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden olup Kurumun yaptığı tahkikat neticesinde bir zararlandırıcı olayın iş kazası olarak kabul edilmesi halinde bunun aksi ancak yargısal faaliyet ile ortaya konulabilecek bir mevzudur. Kurumca iş kazası olarak kabul edilen bir olayın iş kazası olmadığı hususunda açılacak tespit davalarında ise hak alanları etkilendiğinden ötürü SGK'nın ve ilgili işverenin hasım gözterilmesi zorunludur. Buraya kadar yapılan açıklamalardan sonra dosya kapsamından anlaşılan, 13.01.2008 tarihindeki olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edildiği ve kazalıya iş kazası sigorta kolundan %40,20 maluliyetine göre Kurumca ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca, yani kazalı davacının yaralandığı olayın Kurum tarafından iş kazası olarak kabul edilip kendisine iş kazası sigorta kolundan ödeme de yapıldığının anlaşılmasına göre anılan zararlandırıcı olayın yukarıda da izah edilmeye çalışıldığı üzere iş kazası olmadığının değerlendirilmesi veya tespiti ancak bunun aksini iddia edence ayrıca açılacak "iş kazası olmadığının tespiti" davasıyla ortaya konulabilecek bir husustur. Zira bir olayın iş kazası olmadığının tespiti davaları bir yönü ile SGK'nın hak alanını ilgilendirmekte olup işbu tazminat davalarında SGK taraf değildir. Buna göre Mahkemece Kurumun taraf olmadığı işbu davada olayın iş kazası olmadığı değerlendirmesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca Mahkemenin kabul şekli bakımından da, velevki anılan olay iş kazası olmasa dahi ortada bir haksız fiil mevcut bulunduğuna göre, iş kazası sayılmayacak bir olayda İş Mahkemesince yapılan yargılama bakımından işin esasına yönelik bir karar verilmesi doğru olmayıp burada meselenin halli merciinin genel görevli mahkemeler(Asliye Hukuk) olduğu hususunun göz ardı edilmesi de ayrıca hatalıdır. Yapılması gereken iş, öncelikle davalıya 13.01.2008 tarihindeki olayın iş kazası olmadığının tespiti davası açıp açmayacağını sormak, davalının bu davayı açacağını beyan etmesi halinde bu tespit davası neticesini beklemek, olayın iş kazası olmadığı açılacak bu tespit davası ile kesinleşirse görevsizlik kararı vererek dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine göndermek, aksi halde ise işin esasına girip tüm delilleri bir arada değerlendirip karar vermekten ibarettir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 25/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.