1. Hukuk Dairesi 2010/11086 E. , 2010/12102 K. "" MAHKEMESİ : ALANYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2010 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakan babaları A.K..'ın 710 parsel sayılı taşınmazdaki 1000/2020 payını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı oğluna temlik ettiğini ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgus…
**1. Hukuk Dairesi 2010/11086 E. , 2010/12102 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ALANYA 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 26/01/2010 Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, ortak miras bırakan babaları A.K..'ın 710 parsel sayılı taşınmazdaki 1000/2020 payını mirasçılardan mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak davalı oğluna temlik ettiğini ileri sürerek, payları oranında iptal ve tescil isteminde bulunmuşlardır. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, muvazaa olgusunun ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği düşünüldü. Dava, ve birleşen dava muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davaların reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 710 parsel sayılı taşınmazın 1000/2020 payının miras bırakan A.. K... tarafından 08.07.1992 tarihinde davalıya satış yoluyla temlik edildiği, murisin 16.09.2002 tarihinde öldügü, mirasçıları olarak davacılar ve davalının kaldıkları anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakan tarafından davalı oğluna yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa,niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü dür. Söz konusu Muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmeside Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tesbitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.