Başvuru, yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle açılan davada hakkaniyete uygun yargılama yapılmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, yaşlılık aylığı bağlanması talebiyle açılan davada hakkaniyete uygun yargılama yapılmaması ve yargılamanın makul sürede sonuçlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 1/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu tarafından 8/11/2007 tarihinde Düzce İş Mahkemesinde Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aleyhine açılan tespit davasında başvurucu, Emekli Sandığı ve Sosyal Güvenli Kanunu'na tabi sigortalığı nedeniyle emekli olmaya hak kazandığından 2004 tarihinde emeklilik işlemlerinin gerçekleştirilmesi talebiyle SSK'ya başvuruda bulunduğunu ancak başvurusunun sürüncemede bırakıldığını ve dava tarihine kadar sonuçlandırılmadığını, 1/10/1979-14/12/1990 tarihleri arasında Emekli Sandığına tabi olarak 1/10/1991 tarihinden itibaren Sosyal Güvenlik Kanunu'na tabi olarak çalıştığını, belirtilen bu sigortalılık sürelerine ilave olarak Emekli Sandığına tabi olduğu döneme ilişkin Emekli Sandığı Kanunu çerçevesinde 1 yıl 9 ay 27 gün fiili hizmeti süresi bulunduğunu, yasa ve Yargıtay içtihatlarına göre bu sürenin sigortalılık süresine eklenmesi gerektiğini belirterek emekliliğe hak kazandığı tarihin ve emekliliğe hak kazandığı gün itibarıyla yaşlılık aylığından ve diğer sosyal haklarından yararlanmasının tespitine; emeklilik işlemleri gerçekleştirilip yaşlılık aylığı bağlanamadığından, yaşlılık aylığını kestirmek suretiyle sigorta haklarından yararlanan emsallerine göre maaş artışlarından yararlanması gerektiğinin tespitine; hak edilen yaşlılık aylıklarının mevduata uygulanan en yüksek faiz oranı ile tahsiline; maddi, manevi tazminat haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yapılan değerlendirme sonucu Düzce İş Mahkemesi 31/7/2008 tarihli kararı ile davayı kısmen kabul ederek başvurucunun SGK'ya başvuru tarihi olan 11/6/2004 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının ve yasa gereği SGK'ya başvuru tarihini takip eden ay başı olan 1/07/2004'ten itibaren başvurucuya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine hükmetmiş; karar, temyiz incelemesi sonucu Yargıtay Hukuk Dairesinin 30/3/2009 tarihli ilamı ile eksik incelemeye dayandığı gerekçesi ile bozulmuştır. Bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama kapsamında başvurucunun tüm hizmet süresine ilişkin prim borcunun olup olmadığının tespiti yönünden davalı Kuruma müzekkere yazılmış, başvurucuya ait SGK ve Emekli Sandığı'a ait tahsis dosyaları celp edilmiş, dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve İlk Derece Mahkemesinin 6/7/2010 tarihli kararı ile davanın kısmen kabulüne, başvurucunun 11/6/2004 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının ve yasa gereği SGK'ya başvuru tarihini takip eden ay başı olan 1/7/2004'ten itibaren başvurucuya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine hükmedilmiş, temyiz incelemesi sonucu karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 25/10/2010 tarihli ilamı ile 1/3/1995 ila 30/3/2004 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olarak davalı Kurumun olduğunu iddia ettiği prim borcunu 14/6/2010 tarihinde ödediği anlaşılan başvurucuya, 1/7/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerekirken yanılgıyı değerlendirme sonucu karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesine dayanılarak bozulmuştur. Bozma üzerine dava dosyasını tekrar incelemeye alan Düzce İş Mahkemesi 18/2/2011 tarihli kararı ile 6/7/2010 tarihli kararında direnilmesine hükmetmiş, direnme üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca yapılan temyiz incelemesi sonucu 21/9/2011 tarihli ilam ile bozmaya hükmedilmiştir. İlamın ilgili kısımları şöyledir: "... Belirtilmelidir ki, Kurumun hatalı işlemine dayalı olarak davacının iyiniyetli olmasından kaynaklanan bir kazanılmış haktan bahsedebilmek için Hukuk Genel Kurulu’nun 2003 gün ve 2003/21-406 E., 2003/424 K. ile 2002 gün ve 2002/21-1062 E., 2002/1098 K. sayılı kararlarında da belirtildiği gibi; bir hakkın elde edilmiş olması, objektif bir hukuk kuralının kişiye uygulanması, hakkın elde edilebilir ve Anayasa ile diğer Yasalarla korunmaya değer duruma gelmiş olması ve idarece tek taraflı tasarrufla geri alınamayacak durumda bulunması gerekir.Hukuki değerden yoksun işlemler, açık hataya dayalı işlemler, iradeyi fesada uğratan nedenlere dayalı işlemler, kazanılmış hak doğurmadığı gibi idarenin yapmış olduğu olumsuz veya açıklayıcı işlemleri de kazanılmış hak doğurmaz. Somut uyuşmazlık bu yönden incelendiğinde, davacının başvurusu üzerine prim borcu Kurumca ilgili Baro Başkanlıkları tarafından gönderilen prim bordrolarına göre hesaplanmış olup; hesaplamanın bildirilen süreler eksik olduğu için yanlış yapıldığı, diğer bir ifade ile hatalı bildirime dayalı ve hukuki değerden yoksun olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda açıklandığı üzere hukuki değerden yoksun ve hatadan kaynaklanan Kurum işlemine dayalı olarak herhangi bir hak kazanılması mümkün değildir. Bu nedenledir ki,Yerel Mahkemenin, Kurumun hatalı işlemi sonucu çıkarılan prim borcunu ödeyen davacının iyiniyetli olduğunu kabul ile aylık bağlanmasına dair verdiği karar isabetsizdir. Sonuç itibariyle; yanılgılı değerlendirme ve yerinde olmayan gerekçelerle, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı açıklanan bu değişik nedenlerle bozulmalıdır. ..." Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamı üzerine dava dosyası Düzce İş Mahkemesine gönderilmiş ve bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş, bozma ilamı doğrultusunda Baro Başkanlıklarından, SGK il Müdürlüğünden gerekli belgeler celp edilmiş, dosya bilirkişi incelemesine gönderilmiş, bilirkişi raporuna yapılan itirazlar üzerine yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu düzenletilmiş, yapılan değerledirme sonucunda 22/10/2013 tarihli karar ile davanın kısmen kabulüne, başvurucuya prim borcunu tamamladığı 14/6/2010 tarihini takip eden ay başı olan 1/7/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine hükmedilmiştir. Düzce İş Mahkemesinin kesinleşen 22/10/2013 tarihli kararının ilgili kısımları şöyledir: "...Taraf vekillerinin rapora itirazları sonucunda dosyamız İstanbul Anadolu iş Mahkemesine gönderilerek en az doçent seviyesinde iş ve sosyal güvenlik alanında uzman bilirkişiye tevdii edilmesi istenilmiş, bilirkişi Prof. Dr. E. Z. tarafından tanzim edilen 30/05/2013 tarihli rapor ile davacının emekliliği talep ettiği dönemde yürürlükte bulunan 506 sayılı Sosyal SigortalarKanununun maddesine göre Yargıtay ve YHGKilamları gereği davacının 14/06/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alma hakkı kazandığı,ancak 506 sayılı yasanın 62, 5510 sayılı yasanın maddesine göre yaşlılık aylığına hak kazananlarahak kazanma tarihinden sonraki ay başındanitibaren aylık bağlanabileceğinden 01/07/2010 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanabileceği, anılan aylıklarınfiilen ödenmemeleri nedeniyle ödenmeleri gereken tarihlerden itibaren yasal faizi ile talep edilebileceklerini beyan etmiştir.Tüm dosya kapsamı, bozma ilamı ve bozma ilamı sonrası temin edilen aynı yöndeki bilirkişi raporları içeriği gözönünde bulundurularak; Yargıtay Hukuk Genel kurulu kararı sonrasında dosya içerisine temin edilen belgelerden davacının 01/03/1995 tarihli Düzce Barosundan, 30/03/2004 tarihinden İstanbul Barosundan topluluk sigortasına tabi olarak serbest avukatlık yaptığı, baro kayıtları ile örtüşür şekilde Düzce Vergi Dairesinde avukatlık faaliyeti sebebiyle 04/04/1995-30/04/2004 tarihleri arasında vergi mükellefiyeti bulunduğu, 11/06/2004 tahsis talep tarihi itibariyle 2002 yılından önceki dönemlere ait topluluk sigortası prim borcu bulunduğundan başvurusunun sonuçlanamadığı, Bolu SGK İl Müdürlüğünce dosyamıza sunulan kayıtlardan davacının 1995 yılı 9-10-11- aylar, 1996 yılı 1-2-3- aylara ilişkin eksik ödediği, 1996 yılı 4-6-7-8-9-10-11, 1997 yılı 7-8-12, 1998 yılı 3-4, 2001 yılı 6-8-10- aylara ilişkin ise hiç ödemediği topluluk sigortası primlerini 14/06/2010 tarihinde ödediği ve ancak bu tarih itibariyle yaşlılık aylığı almaya hak kazandığı anlaşılmıştır...." Tarafların temyiz talebinde bulunmaları üzerine Yargıtay Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucu 13/1/2014 tarihli ilam ile İlk Derece Mahkemesi kararı onanmış ve yargılama sona ermiştir. Onama ilamı başvurucuya 3/3/2014 tarihinde tebliğ edilmiş, başvurucu 1/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.