1. Ceza Dairesi 2024/3441 E. , 2025/5302 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/517 E., 2024/594 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir oldu
**1. Ceza Dairesi 2024/3441 E. , 2025/5302 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/517 E., 2024/594 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 286/2-a maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1.maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1.maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2023 tarihli ve 2023/475 Esas ve 2023/579 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında maktule karşı kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 29, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2.Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 29.02.2024 tarihli, 2024/517 Esas, 2024/594 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan ilk derece mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; haksız tahrik ve takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması gerektiğine, tasarlama hükümlerinin uygulanması gerektiğine, eksik incelemeye ilişkindir. 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunmaya ve kastın yokluğuna ilişkindir. III. GEREKÇE Dosya kapsamına göre; sanığın kardeşi ile maktulün uzun süre evli kaldıktan sonra olay tarihinden önce 27.04.2022 tarihinde boşandıkları, maktulün eski eşiyle boşanmasından sonra da eski eşine ve sanığın ailesine rahatsızlık vermeye devam ettiği, maktulün eşinin kadın sığınma evlerinde kalarak ve sürekli adres değiştirerek maktulden kaçmak zorunda kaldığı bu nedenle adli merciye intikal etmiş şikayetlerin bulunduğu, taraflar arasında bundan dolayı uyuşmazlık yaşamadığı, olay tarihinde maktulün aynı amaçla sanığın babası olan tanık ... ile yolda karşılaşmaları üzerine önce tanık ...'e hakaret ve tehdit eylemlerinde bulunduğu, ...'in maktul ile diyaloğa girmeyerek ikametine doğru gittiği, bu aşamadan sonra maktulün sanık ve babası olan tanığın ikametinin önüne geldiği ve sanığın ailesine ait olan hususi aracın ve tarım araçlarının lastiklerini kestiği, bu durumu gören tanık ...'nin sanığın ailesini arayarak durumu anlattığı, ikametinde bulunan sanığın olayları öğrenmesi üzerine tarlada çalışması nedeniyle düzenli olarak üzerinde bulundurduğu ve suçta kullandığı tabanca ile dışarı çıktığı esnada ikametlerine yakın yerde alkollü, elinde bıçak ile beklemekte olan maktul ile karşılaştığı, sanığın aşamalardaki istikrarlı anlatımlarıyla uyumlu olan tanık ...'ın beyanlarına göre; maktulün sanığı görmesi üzerine, maktulün elinde bulunan bıçakla hakaret ve tehdit ederek doğrudan sanığa saldırmak amacıyla koştuğu, bu esnada sanığın önce havaya ateş ettiği, maktulün saldırısına devam etmesi ve aralarındaki mesafenin 1-2 metreye kadar kısalması üzerine bu defa sanığın maktule birden fazla kez ateş ederek otopsi raporunda belirtilen biçimde öldürdüğü olayda, sanığın kendisine yönelmiş haksız saldırıyı defetmek için eylemi gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; sanığın meşru savunma sınırları içerisinde kalan eyleminden dolayı 5237 sayılı Kanun'un 25/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/2-d maddesi uyarınca beraati yerine yazılı şekilde haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 29.02.2024 tarihli, 2024/517 Esas, 2024/594 Karar sayılı kararının "meşru savunma" yönünden 5271 sayılı Kanun’un 302/2.maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebi gözetilerek sanığın bu suçtan TAHLİYESİNE, başka bir suçtan tutuklu ve hükümlü değil ise Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.06.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Sanık ... hakkında, maktul ...’yü haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan, yerel mahkeme olan Afyonkarahisar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28/12/2023 gün ve 2023/475 Esas ve 2023/579 sayılı kararı ile TCK'nın 81/1, 29/1, 62. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezasına karar verilmiştir. Kararın sanık ve katılan tarafından istinafı üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin29/02/2024 gün ve2024/517 Esas ve2024/594Kararı ile yerel mahkeme hükmü doğru bulunarak “İstinaf Başvurusunun Esastan Red’dine” karar verilmiştir. Kararın sanık ve katılanlar tarafından temyizi üzerine, sayın dairemiz çoğunluğu olayın meşru müdafaa olduğunu belirterek sanığın beraatine karar vermiştir. Olayın yerel mahkemenin verdiği ve İstinaf tarafından esastan red edildiği şekilde haksız tahrik altında kasten öldürme suçu olduğunu düşündüğümüzden sayın çoğunluğun görüşüne muhalifiz. Şöyleki; I-) Önce konu ilgili Hukuki açıklamada bulunursak; Yargıtay CGK’nun 14.06.2022 tarih, 2019/3-162 Esas ve 2022/435 sayılı Kararında ve Yargıtay CGK’nun 03.04.2023 tarih, 2023/1-360 Esas ve 2024/157 sayılı Kararda ve birçok kararında Meşru Savunma şu şekilde açıklanmıştır. Gerek öğretide gerekse yargısal kararlarda vurgulandığı üzere; TCK'nın 25. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hukuka uygunluk nedenlerinden birini oluşturan meşru savunma, hukuka aykırılığı ortadan kaldırmakta ve bu nedenle eylemi suç olmaktan çıkarmaktadır. Bir olayda meşru savunmanın oluştuğunun kabul edilebilmesi için saldırıya ve savunmaya ilişkin şartların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. 1-Saldırıya ilişkin şartlar: a)Bir saldırı bulunmalıdır. b)Bu saldırı haksız olmalıdır. c)Saldırı meşru savunma ile korunabilecek bir hakka yönelik olmalıdır. Bu hakkın, kişinin kendisine veya bir başkasına ait olması arasında fark yoktur. d)Saldırı ile savunma eş zamanlı bulunmalıdır. 2-Savunmaya ilişkin şartlar: a)Savunma zorunlu olmalıdır. Zorunluluk ile kastedilen husus, failin kendisine veya başkasına ait bir hakkı koruyabilmesi için savunmadan başka imkânının bulunmamasıdır. b)Savunma saldırana karşı olmalıdır. c)Saldırı ile savunma arasında oran bulunmalıdır. Savunmanın, meşru savunma şartlarının bulunduğu sırada başladığı, ancak orantılılık ilkesinin ihlal edilmesi nedeniyle meşru savunmanın gerçekleştiğinin kabul edilmediği durumlarda, "Sınırın aşılması" söz konusu olabilmektedir. Sınırın aşılması TCK’nın 27/2. maddesinde; (2) Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez" şeklinde düzenlenmiştir. Hukuka uygunluk nedeninin bulunması, eylemin suç olmasını engelleyeceğinden, fail hakkında CMK’nın 223. maddesinin 2. fıkrasının (d) bendi uyarınca beraat kararı verilecektir. Buna karşın, "sınırın aşılması" bir hukuka uygunluk nedeni olmayıp TCK’nın 27. maddesinin birinci fıkrasındaki durum itibarıyla kusurluluğu azaltan, 27. maddesinin ikinci fıkrasındaki durum itibarıyla da kusurluluğu ortadan kaldıran nedenlerden bir tanesidir. Başka bir deyişle, hukuka uygunluk nedenlerinde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde "Beraat" kararı değil, anılan maddenin birinci fıkrasına göre indirimli ceza veya ikinci fıkrasına göre CMK’nın 223. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi gözetilerek "Ceza verilmesine yer olmadığı" kararı verilecektir. TCK’nın 27. maddesinin ikinci fıkrasında, hukuka uygunluk nedenlerinden sadece meşru savunma için sınırın aşılmasına ilişkin özel bir düzenleme öngörülmüştür. Buna göre bu hükmün uygulanabilmesi için; 1-Meşru savunma ile korunabilecek bir hakkın bulunması, 2-Saldırıya ilişkin şartların var olması, 3-Savunmaya ilişkin şartlardan "ölçülülük ya da orantılılık" şartının, savunma lehine ihlal edilmesi suretiyle sınırın aşılması, 4-Sınırın aşılmasının mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmesi gerekmektedir. Tüm bu şartların birlikte gerçekleşmesi hâlinde, meşru savunmada sınırı aşan faile CMK’nın223/3-c maddesi uyarınca ceza verilmeyecektir. Bu durumda, kişinin, maruz kaldığı saldırı karşısında içine düştüğü heyecan, korku veya telaş dolayısıyla davranışlarını yönlendirme yeteneğinin ortadan kalkması söz konusu olacağından, meşru savunmada sınırın aşılmasından dolayı kusurlu sayılmayacağı kabul edilir. Dolayısıyla, belirleyici olan maruz kalınan saldırının kişiyi içine düşürdüğü psikolojik durumdur. Zira kişi sırf maruz kaldığı saldırının etkisiyle, "Heyecan, korku veya telaşa" kapılarak meşru savunmada sınırlarını aştığında bu maddeden yararlanabilecek, buna karşılık saldırının etkisinin yanında, saldırıdan kaynaklanmış olsa bile, öfke gibi nedenlerle sınır aşıldığında ise aynı korumadan faydalanılması söz konusu olmayacaktır. Başka bir deyişle, failin amacı, saldırının defedilmesinden çok, kin duygusunu tatmine yönelik ise meşru savunmada sınırın aşılması değil, ancak haksız tahrik söz konusu olabilecektir. Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veyaşiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır. Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile öğretide de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için; a)Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı, b)Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, c)Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı, d)Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sadır olmalıdır. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda, 765 sayılı Kanun'da yer alan "ağır – hafif tahrik" ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır. Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlememesi önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir. Yargıtay CGK’nun 31.10.2017 tarih, 841 Esas ve 2017/440 sayılı Kararında; “Her iki tarafın da yanlarına öldürmeye elverişli silahları alarak olay yerinde buluşmaları, sanığın araçtan inerken yanına tabancasını da alması, kavga ortamında elindeki sopanın düşmesiyle birlikte tabancasını çekerek babasıyla kavga eden mağdura birkaç kez ateş etmesinin ardından, üzerine doğru bir elinde sopa, diğer elinde bıçakla gelmekte olan maktulü hayati olmayan bölgelerine ateş ederek bertaraf etme imkânı varken maktulün hayati bölgelerini hedef alması ve ilk atışla birlikte yere düşüp tehlikeliliği ortadan kalkmasına rağmen maktule yakın mesafeden birkaç kez daha ateş etmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kasten öldürme eylemini meşru savunma şartları altında gerçekleştirmediği kabul edilmelidir.” Yargıtay CGK’nun 20.12.2018 tarih, 305 Esas ve 2018/669 sayılı Kararında; “Mağdur ve kardeşinin, kavgada yumruk atmak suretiyle sanık ile anne ve babasını basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif şekilde yaraladıkları, sanık ile babasının da yumruk atarak karşılık verdikleri göz önüne alındığında, Sanığın kendisi ve ailesine yönelmiş haksız saldırıyı o anki hâl ve şartlara göre saldırıyla orantılı bir şekilde defetmek yerine, av tüfeğiyle iki el ateş edip mağduru basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ölçüde yaralaması karşısında, saldırı ile savunma arasında orantı bulunmaması nedeniyle meşru savunma şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmelidir.” Yargıtay CGK’nun 19.03.2022 tarih, 2020/1-169 Esas ve 2022/540 sayılı Kararında; “Sanığın evinin önüne gelerek kendisi ile tartışan katılanın silah çıkarması üzerine katılanın baş bölgesini hedefleyerek ağır şekilde yaraladığı olayda, haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğundan doğan ve saldırı ile eş zamanlı bir savunmadan söz edilemeyeceği, Sanıkla katılan arasında meydana gelen karşılıklı silahlı çatışma sırasında sanığın katılanın baş bölgesine ateş ederek katılanı haksız tahrik altında kasten öldürmeye teşebbüs ettiği kabul edilmelidir.” Şeklinde kararları da mevcuttur. II-) Konu ile ilgili somut olay incelendiğinde; Maktül ...'nün, önceki tarihte sanık ...'ın kız kardeşi ile evli olduğu,şahısların boşandıkları, ancak ...'in, eski eşini rahatsız etmeye devam ettiği, buna ilişkin Afyonkarahisar C.Başsavcılığı bünyesinde yürütülen soruşturma dosyalarının da bulunduğu, iki aile arasında bu nedenle uzun süredir husumet bulunduğu, 12/05/2023 tarihinde sanık ...'ın, babası olan ... ile birlikte kaldığı ... kasabasında bulunan ikametlerinde otururken komşuları olan ...'ın kendilerini telefonla arayıp ...'nün, elindeki bıçakla, ikametlerinin önünde bulunan araçlarının lastiklerini kestiğini söylemesi üzerine, sanığın ikametin önüne yanında taşıdığı tabancası ile çıktığı ve kendilerine ait olan traktör, renault araç, römork ve patpatın lastiklerinin kesildiğini ve ...'in evin 200 metre kadar uzağında boş arazide elindeki bıçakla durduğunu gördüğü, bunu gören sanığın maktulün peşinden gittiği, ...'in...'e sinkaflı küfürler sarf ederek hakaretlerde bulunduğu ve bir yandan da elindeki bıçağı sağa sola salladığı, maktulün elindeki bıçakla sanığa doğru gelmeye başladığı, sanığın üzerinden çıkardığı tabanca ile önce havaya doğru ateş ettiği, ancak ...'in bıçakla üzerine gelmeye devam etmesi üzerine ...'ye doğru 4 el ateş ettiği, mermilerin maktulün çenesine, göğsüne, sağ koluna isabet ettiği ve maktul ...'in olay yerinde öldüğü, .... Adli Tıp Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen 15/05/2023 tarihli otopsi raporunda, ölenin vücudunda 4 adet ateşli silah giriş yarası, 2 adet ateşli silah çıkış yarası olduğunun ve ölüm nedeninin ateşli silah yaralanmasına bağlı iç organ hasarı ve iç kanama olduğunun tespit edildiği, kriminal inceleme raporunda, hem maktul hem de sanığa ait tüm svaplar üzerinde atış artıkları tespit edildiği ve maktulün giysisi üzerinde bulunan delinme bölgelerinde yapılan fiziksel ve kimyasal incelemeler neticesinde yapılan atışın "uzak atış" olduğunun tespit edildiği, sanık savunmasında her ne kadar kendisini savunmak maksadıyla eylemlerini gerçekleştirdiğini beyan etmiş ise de, kriminal raporda maktüle isabet eden mermilerin uzak atış olduğunun tespit edilmesi, sanığın maktulün öldürücü bölgelerine 4 kez ateş etmesi nedenleriyle meşru müdafaa hükümlerinin somut olayda uygulama alanı bulmadığı, sanığın maktul ile aralarında husumetbulunması, maktulün sanığın kız kardeşi olan eski eşine eylemleri, yine olay günü maktulün sanığın ikametinin önüne gelip ikametinin önünde bulunan araçlarının lastiklerini kesmesi ve bıçak ile sanığın üzerine yürümesi hususları göz önünde bulundurulduğunda, sanığın olayda haksız tahrik altında maktulü kasten öldürdüğünün kabulünün gerektiği, Somut olayda; sanığın atışlarının uzak atış olduğunun tespit edilmesi sebebiyle, sanığın ateş ettiği anlardaki mesafenin maktulün elindeki bıçakla sanığa karşı yaralayıcı veya öldürücü bir hamle yapabilecek mesafede olmadığı, olayda sanığın her hangi bir yarasının olmaması, sanığın elindeki tabanca ile maktulün ayaklarına ateş ederek etkisiz hale getirebilecek iken özellikle otopsi raporunda görüldüğü üzere maktulün hayati bölgelerine baş ve göğüs bölgelerine 4 el ateş ederek onu öldürdüğü, bu nedenle olayın meşru savunma kapsamında değerlendirilemeyeceği,meşru savunmanın en önemli şartlarından olan saldırı ile savunmanın eş zamanlı olması gerekirken olayda maktulün sanığın araçlarının lastiklerini bıçakla kesip evin uzağında beklerken sanığın evden çıkıp kuş uçuşu 90 metre, yürüyerek yaklaşık 200 metre uzaklıkta bulunan maktulün yanına tabancası ile gitmesinin olayda meşru savunma şartlarının olmadığını gösterdiği, yine sanık tarafından saldırı ile orantılışekilde savunma yapılmadığının sabit olduğu, sanığın maktulün hayati bölgelerini hedef almadan ateş ederek elinde bıçak bulunan maktulü durdurarak maktulden yönelen haksız saldırıyı saldırı ile orantılı biçimde durdurmak imkanı varken bunu yapmayıp maktule hayati bölgelerine 4 kez ateş ettiği göz önüne alındığında orantılılık ilkesinin mevcut olayda bulunmaması sebebiyle, sanık lehine meşru savunma ve zorunluluk hali hükümlerinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Sonuç olarak;Yukarıda anlatıldığı şekilde, olayın yerel mahkemenin verdiği ve İstinaf tarafından esastan red edildiği şekilde haksız tahrik altında kasten öldürme suçu olduğunu düşündüğümüzden kararın Onanması gerekirken, sayın çoğunluğun olayın meşru savunma olduğu belirtilerek beraat kararı verilmesi gerektiği konusundaki Bozma görüşüne katılmıyoruz.