3. Hukuk Dairesi 2020/10350 E. , 2021/39 K. "" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; Eczane işletmecisi olduğunu…
**3. Hukuk Dairesi 2020/10350 E. , 2021/39 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı; Eczane işletmecisi olduğunu, sigortalıların muayene katılım payını tahsil etmemek için reçete girilip silinmesi, bir başka eczane için reçete girilip silinmesi eylemlerine iştirak ettiği ve muayene katılım payları ertelenmiş reçeteleri fatura ettiği gerekçesiyle davalı kurumun 2012 protokolünün 5.3.15 maddesi gereğince 24.000 TL cezai şart uygulanmasına ve 2.615,71 TL reçete bedelinin yasal faizi ile beraber kuruma iadesinin karar altına aldığını, muayene ücretinin zaman içinde kaybolmayan her zaman tahsili mümkün alacaklardan olduğunu, muayene ücreti ödenmediği için ilaç vermekten kaçınamayacağını, en azından hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini ileri sürerek; kurum işleminin iptalini talep etmiştir. Davalı; davacı tarafından yapılan işlemler ile muayene ücretlerinin ötelendiğini ve kurum zararına neden olunduğunu uygulanan cezanın taraflar arasında yürürlükte bulunan protokole uygun olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece; davanın reddine dair verilen karar, davacı tarafın temyizi üzerine Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 09/04/2019 tarihli ve 2016/10728 Esas 2019/4747 Karar sayılı kararı ile somut olayda 5510 sayılı yasanın Geçici 62. maddesinin değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkemece, uyulan bozma kararı gereğince, mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan rapor esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile 25/07/2014 tarihli ve 07/68494226-66240430 sayılı ve 24.000 TL tutarlı cezai şartın 3.075 TL tutarındaki bölümünün iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmamasına göre, davacı tarafın sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi hükmüne göre, mahkeme çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Buna göre, seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerektiği kuşkusuzdur. Somut olayda, hükme dayanak alınan bilirkişi raporu, konunun uzmanı olmayan mali müşavir bilirkişi tarafından hazırlandığından anılan rapor hükme dayanak alınacak nitelikte değildir.