Başvurucu Ankara içme suyu üzerine hazırladığı raporlarla ilgili olarak basın yayın organlarında yer alan haberlerde geçen ifadelerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına hakaret edildiği iddiasıyla cezalandırıldığını, bu nedenle düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu Ankara içme suyu üzerine hazırladığı raporlarla ilgili olarak basın yayın organlarında yer alan haberlerde geçen ifadelerde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına hakaret edildiği iddiasıyla cezalandırıldığını, bu nedenle düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvuru, 19/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde, belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 28/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm başkanı tarafından 31/3/2014 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 1/4/2014 tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın yazılı görüşü 30/5/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulmuştur. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 11/6/2014 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. A. Olaylar Başvurucu radyasyon onkolojisi uzmanıdır ve Tıp Kurumu Derneğinin genel Sekreterliğini yürütmektedir. 2008 yılı haziran ayında, kamuoyunda Ankara ilinin içme suyunda arsenik miktarına ilişkin bir tartışma başlamış ve başvurucu üyesi bulunduğu derneğin internet sitesinde başka bir uzman ile birlikte üç ayrı rapor düzenlemiştir. Söz konusu raporlarda yer alan bazı ifadelerin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanına hakaret niteliğinde olduğu iddiasıyla başvurucu hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 20/5/2009 tarihli iddianamesi ile kamu davası açılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda Ankara Asliye Ceza Mahkemesinin 28/10/2010 tarihli kararı ile başvurucunun hakaret suçundan 080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Başvurucu, söz konusu kararı temyiz etmiş, başvurucunun temyiz talebi Ankara Asliye Ceza Mahkemesinin 3/12/2010 tarihli ek kararı ile kararın itiraza tabi olduğundan bahisle reddedilmiş; dosya itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 6/12/2010 tarihli kararı ile itirazı reddetmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı kesinleşmiştir. Başvurucu, Ankara Asliye Ceza Mahkemesinin 3/12/2010 tarihli temyiz talebinin reddine dair ek kararını temyiz etmiştir. Yargıtay Ceza Dairesinin 5/3/2013 tarihli ilamı ile temyiz talebi reddedilmiştir. Başvurucu bir kez daha Ankara Asliye Ceza Mahkemesine itiraz dilekçesi vermiş; Mahkeme, 7/10/2013 tarihli kararında, itiraz konusu kararın daha önce Ağır Ceza Mahkemesince incelendiğini ve 6/12/2010 tarihinde kesinleştiğini belirterek itirazı reddetmiş ve dosyayı itiraz merciine göndermiştir. İtiraz mercii olan Ankara Ağır Ceza Mahkemesi, 9/10/2013 tarihli kararı ile İlk Derece Mahkemesinin itirazın reddine dair gerekçesini yerinde bularak itirazı bir kez daha reddetmiştir. Ankara Ağır Ceza Mahkemesinin kararı 21/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 19/11/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesinin (12) numaralı fıkrası şöyledir:“Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:“(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir. (3) İtirazı incelemeye yetkili merciler aşağıda gösterilmiştir:…c) Asliye ceza mahkemesi hâkimi tarafından verilen kararlara yapılacak itirazların incelenmesi, yargı çevresinde bulundukları ağır ceza mahkemesine ve bu mahkeme ile başkanı tarafından verilen kararlar hakkındaki itirazların incelenmesi, o yerde ağır ceza mahkemesinin birden çok dairesinin bulunması hâlinde, numara olarak kendisini izleyen daireye; son numaralı daire için birinci daireye; o yerde ağır ceza mahkemesinin tek dairesi varsa, en yakın ağır ceza mahkemesine aittir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kanunda yazılı olan hâller saklı kalmak üzere, itiraz hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilir. Ancak, gerekli görüldüğünde Cumhuriyet savcısı ve sonra müdafi veya vekil dinlenir. (2) İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir. (3) Karar mümkün olan en kısa sürede verilir.(4) Merciin, itiraz üzerine verdiği kararları kesindir; ancak ilk defa merci tarafından verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebilir.”