21. Hukuk Dairesi 2017/4760 E. , 2017/10821 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 13. İş Mahkemesi A) Davacı İstemi: Davacı, 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile iptal tarihinden itibaren biriken aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabı: Daval
**21. Hukuk Dairesi 2017/4760 E. , 2017/10821 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 13. İş Mahkemesi A) Davacı İstemi: Davacı, 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile iptal tarihinden itibaren biriken aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. B) Davalı Cevabı: Davalı SGK vekili özetle; yetki, görev, derdestlik ve zamanaşımı itirazları ile birlikte davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C)İlk Derece Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı: İlk derece Mahkemesince;“Davacının eski eşi ... ile boşanmasından, sonra tanık beyanları ve tüm deliller dikkate alınarak boşanma kararından sonra davacının taşındığı yeni adresinde ise evlilik birliğinin sorumluluğunu gerektirecek şekilde fiilen birlikte yaşamadıkları zaten gemilerde çalışan davacının eski eşinin yaşantısının büyük bir bölümünü gemilerde geçirdiği, sadece bazı özel günlerde boşanma kararı sonucu velayeti davacıya bırakılan kızını görmek için geldiği anlaşıldığı, tarafların yani davacı ve eski eşinin birlikte karı-koca hayatı yaşadıkları hususu davalı SGK tarafından ispat edilemediğinden ve bu durumda davanın kabulü ile kurumca yapılan maaş kesme işleminin iptaline, kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren ödenmesi gerektiğinin tesbitine, karar vermek gerekli görülmüş olup, dosyada yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor da hükme esas alınarak tanık beyanları SGK kayıtları ve diğer belgeler gözönünde tutularak davanın kabulü gerekli görülmüştür. ” gerekçesiyle davanın KABULÜ ile davalı kurumun davacı ile ilgili aylık kesme işleminin İPTALİNE, babasından kesilen aylığın kesildiği tarihten itibaren faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu ; Davalı SGK vekili; yerel mahkemece davacı ile eski eşinin birlikte yaşayıp yaşamadıklarının yeterince araştırılmadığı, denetmenin 14.04.2013 tarihinde yaptığı incelemesinde davacının ev sahibinin beyanının alındığını, eşi ile 2009-2012 tarihleri arasında beraber oturduklarını beyan ettiğini, davacı ile eski eşinin beraber yaşadıklarının ev sahibinin beyanıyla ortaya çıktığını, Kurum işleminde bir yanlışlık olmadığını ileri sürmüş ve resen gözetilecek sebeplerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. D) Bölge Adliye Mahkemesi Gerekçesi ve Kararı : [adres satırı maskelendi] E) Temyiz: Davalı SGK vekili; “Denetmen incelemesi 17.04.2013 tarihinde yapılmış ve davacının ev sahibinin yazılı beyanı alınmış ve davacı eşi ile 2009-2012 yılları arasında evinde oturduklarını boşandıklarını duyduktan sonra ev sahibinin boşanmalarına rağmen kendi evinde oturamayacaklarını söylemesi üzerine evden çıkarttığı, kendi evinde ikamet ettikleri süre zarfında eski eşinin sürekli davacı ile birlikte kaldığını beyan etmiştir. Davacı 10.12.2002 tarihinde eşinden boşanmış ve 01.12.2003 tarihinden itibarende yetim aylığı almaya başlamıştır. Ev sahibinin beyanından da anlaşılacağı üzere boşandıktan sonra eşiyle beraber belirtilen evde yaşadıkları sabittir. Somut olayda muvazaa açık bir şekilde görülmektedir. ” gerekçeleriyle yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. F) Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Dava; 5510 sayılı Yasa'nın 56/2.fıkrası uyarınca boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespit edilmesi nedeni ile ölüm aylığının kesilmesine ilişkin davalı Kurum işleminin iptali ile iptal tarihinden itibaren biriken aylıkların faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Hüküm, davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir. Davanın, yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56. maddesinin ikinci fıkrasıdır. Fıkrada: “Eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir. Bu kişilere ödenmiş olan tutarlar, 96. madde hükümlerine göre geri alınır.” düzenlemesine yer verilmiştir. Düzenleme ile ölen sigortalının kız çocuğu veya dul eşi yönünden, boşanılan eşle boşanma sonrasında fiilen birlikte olma durumunda, ölüm aylığının kesilmesi ve ödenmiş aylıkların geri alınması öngörülmektedir. Buna göre, daha önce sosyal güvenlik kanunlarında yer almayan, boşanılan eşle fiilen birlikte yaşama olgusu, gelir veya aylık kesme nedeni ve bağlama engeli olarak benimsenmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde de açıklandığı üzere, düzenleme ile hakkın kötüye kullanımının olası uygulamaları engellenmek istenmiş ve bu amacın gerçekleştirilebilmesi için kötüye kullanımın varlığı belirlendiği takdirde ilgiliyi haktan yararlandırmama; hakkın kötüye kullanılması durumunda hak sahipliğinin ortadan kalkması ve dolayısıyla gelir veya aylıktan yararlandırılmama yöntemi benimsenmiştir. 5510 sayılı Yasa'nın 56. maddesinde oldukça yalın olarak; "eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen" ibareleri yer almakta olup kanun koyucu tarafından örneğin; "sosyal güvenlik kanunları kapsamında ölüm aylığına hak kazanmak amacıyla eşinden boşanan", " hak sahibi sıfatını haksız yere elde etme amacıyla eşinden boşanan", "gerçek boşanma iradesi söz konusu olmaksızın (muvazaalı olarak) eşinden boşanan" veya bunlara benzer ifadelere yer verilmemiş, sade olarak kaleme alınan metinle uygulama alanı genişletilmiştir. Maddede, boşanma amacına/saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden, gerek Kurum'ca, gerekse yargı organlarınca uygulama yapılırken, eşlerin boşanma iradelerinin gerçekliğinin/samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmamalı, boşanmanın muvazaalı olup olmadığına ilişkin herhangi bir araştırma/irdeleme ve boşanma yönündeki kesinleşmiş yargı kararının geçerliliğinin sorgulaması yapılmamalı, özellikle kesinleşmiş yargı organının verdiği karara dayanan "boşanma" hukuki durum ve sonucunun, eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığının araştırılmasının bir başka organın yetki ve görevi içerisinde yer almadığı, kaldı ki, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda "anlaşmalı boşanma" adı altında hukuki bir düzenlemenin de bulunduğu dikkate alınmalıdır. Şu durumda sonuç olarak vurgulanmalıdır ki, boşanma tarihi itibariyle gerçek/samimi boşanma iradelerine sahip olan (evlilik birliği temelinden sarsılan) veya olmayan tüm eşlerin, maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren her ne sebeple olursa olsun eylemli olarak birlikte yaşadıklarının saptanması durumunda gelirin/aylığın kesilmesi zorunluluğu bulunmaktadır. Somut olayda ; davacının 10/12/2002 tarihinde eşi ...’dan boşandığı, 14.11.2003 tarihinde vefat eden babasından dolayı yetim aylığı bağlandığı, Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından düzenlenen 17/04/2013 tarih ve 45 sayılı rapora göre davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının tespit edildiği, bu rapora dayanılarak davacının aylıklarının kesildiği, borç miktarı ve dönemine ilişkin dosyada bilgi olmadığı , anlaşılmıştır. [adres satırı maskelendi] Sosyal Güvenlik Denetmeni tarafından tanzim edilen raporun içeriği, davacının eşinin gemi adamı olması nedeniyle zaman zaman işi icabı evden geçici olarak ayrıldığı, ancak işin bitiminde evine döndüğünün tutanak ve taraf tanığı beyanlarıyla ortaya konulması, daacı ve eşinin nikahsız birlikte yaşadıkları gerekçesiyle ikamet ettikleri evden evsahibi tarafından çıkarılmaları hususları birlikte değerlendirildiğinde davacı ve eşinin boşandıktan sonra birlikte yaşamaya devam ettikleri sabit olup 5510 sayılı yasanın 59/2. maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin de aksi ispat edilemediğinden, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur. O halde, davalı SGK vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden hüküm kurulması gerekirken, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASI gerekmiştir. G)SONUÇ: Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı 6100 sayılı HMK'nun 373/1. maddeleri uyarınca (KALDIRILMASINA), ilk derece mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle (BOZULMASINA), dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.