T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/736 - 2025/1055 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/736 KARAR NO : 2025/1055 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2024 NUMARASI : 2022/442 Esas - 2024/324 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/09/2025 Mahalli mahkemesince verilen…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/736 - 2025/1055 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/736 KARAR NO : 2025/1055 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/05/2024 NUMARASI : 2022/442 Esas - 2024/324 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 19/09/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.11.2020 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın müvekkilinin sevk ve idaresindeki motosiklete çarpması sonucu meydana gelen kazada müvekkilinin malul-sakat kaldığını, kazaya asli ve tam kusuruyla sebebiyet veren aracın plakası tespit edilemediğinden Sigortacılık Kanunu 14/2-b maddesi gereği faili meçhul aracın sebep olduğu kaza neticesi oluşan maluliyete ilişkin tazminattan davalının sorumlu olduğunu, kazaya ilişkin ceza soruşturmasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütüldüğünü, müvekkilinin kaza neticesi vücudunun çeşitli yerlerinden ağır şekilde yaralanarak organ ve hareket kaybına uğradığını, tedavilere rağmen eski sağlığına kavuşamayıp malul-sakat kaldığını, müvekkilinin elindeki rapor ve belgelerle maluliyet tazminatının alınması amacıyla davalı ...’na başvurduğunu, fakat davalı ile yasal süresi içinde çözüm bulunamadığını, öte yandan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu gereği Arabulucuya başvurulduğunu, ancak taraflarca gerçekleştirilen müzakerelerden de olumlu bir sonuç alınamadığını belirterek, fazlaya dair dava ve talep hakları ile HMK 107/1-2 maddeleri uyarınca ileride dava harcını artırarak dava değerini yükseltme hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik, 200,00 TL bakıcı gideri, 300,00 TL geçici iş göremezlik ve 19.500,00 TL daimi iş göremezlik olmak üzere toplam 20.000,00-TL malullük-sakatlık (bakıcı gideri, geçici ve daimi iş göremezlik tazminatının) maddi tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt-avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili, yargılama sırasında verilen 04.03.2024 tarihli talep artırım dilekçesi ile daimi iş göremezlik tazminatı talebini 407.057,00-TL, bakıcı gideri tazminatı talebini 2.943,00-TL'ye artırdıklarını bildirmiş, geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerinin ise 300,00-TL olarak aynen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; 07.11.2020 tarihli kaza ile ilgili olarak ... tarafından yazılı başvuru dilekçesinin müvekkiline tebliğ edildiğini, başvurunun eksik evrakla yapıldığının davacı vekiline yazı ile bildirildiğini, 29.11.2020 tarihli CD İnceleme Tutanağında ... plakalı motosiklet sürücüsü ...’ın kırmızı ışık yandığı halde, ışık ihlali yaparak kavşağa girmesi sonucu ... plakalı araç ile çarpıştığını, somut olayda ifade dışında tanık beyanı, kamera kaydı vs. gibi deliller bulunmadığından bir değerlendirme yapılamadığını, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranlarının tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun ZMM Sigortası bulunmayan/plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün kazanın oluşumundaki kusuru ile sınırlı olduğunu, kazaya bir başka araç neden oldu ise plakasının tespiti ile geçerli bir ZMMS poliçesinin bulunup bulunmadığı hususlarının tespit edilmesi gerektiğini, SGK tarafından zarar görene gelir bağlanıp bağlanmadığının belirlenmesi gerektiğini, müvekkilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderleri ile ilgili sorumluluğunun bulunmadığını, temerrüdün oluşmadığını bildirerek, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacının yaralanması ve malul kalması ile sonuçlanan davaya konu kazanın, davacının darp edileceği korkusu ile kaçmaya çalışırken olay yeri kavşağa geldiğinde kendi can güvenliğini sağlamak için trafik kural ve yasaklarına aykırı şekilde kırmızı ışık ihlalinde bulunduğu, dolayısı ile plakası tespit edilemeyen turuncu/kırmızı renkli aracın kimliği belirlenemeyen sürücüsünün davranışının dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde birinci derecede etkili olduğu, davacının yaralanmasına neden olan kazanın meydana gelmesinde plakası tespit edilemeyen turuncu/kırmızı renkli aracın kimliği belirlenemeyen sürücüsünün davranışının etkili olması nedeniyle davalı ... davacının bu kaza nedeniyle uğradığı bedensel zararlardan dolayı davacıya karşı yasal mevzuat hükümleri uyarınca sorumlu olduğu, kaza nedeniyle davacının meydana gelen zararının, geçici bakıcı tazminatı karşılığı 2.943,00 TL, sürekli iş göremezlik tazminatı karşılığı ise 1.944.172,71 TL olduğu, davacının kaza tarihindeki yaşı ve buna ilişkin Yargıtay kararları uyarınca geçici iş göremezlik zararının bulunmadığı, davacının uğradığı zararlardan davalının yasal limitler uyarınca sorumlu olduğu, davacı tarafça davalının sorumlu olduğu yasal limit gözetilerek talep artırımında bulunulduğu, buna göre davacının davasının dava ve talep artırım dilekçeleri kapsamında kısmen kabulü ile davacının daimi iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri zararına yönelik taleplerinin kabulüne, daimi iş göremezlik zararı nedeniyle talep edilen 407.057,00-TL ile bakıcı gideri zararı nedeniyle talep edilen 2.943,00-TL olmak üzere toplam 410.000,00-TL'nin dava tarihi olan 20.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının geçici iş göremezlik zararına yönelik olarak talep ettiği 300,00-TL tutarındaki talebinin yerinde olmaması nedeniyle reddine, davacının talep edilen alacaklara davalının temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesine yönelik feri nitelikteki taleplerinin, davanın yargılama yapılmasını gerektirmesi ve davacının uğradığı bedensel zarardan kaynaklanan tazminat taleplerinin, ticari nitelikte olmaması nedeniyle yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "1-Davacının davasının dava ve talep artırım dilekçeleri kapsamında KISMEN KABULÜ ile, 2-Davacının daimi iş göremezlik zararı ve bakıcı gideri zararına yönelik taleplerinin kabulü ile, daimi iş göremezlik zararı nedeniyle talep ettiği 407.057,00-TL ile bakıcı gideri zararı nedeniyle talep ettiği 2.943,00-TL olmak üzere toplam 410.000,00-TL'nin dava tarihi olan 20.06.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz oranları uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Davacının geçici iş göremezlik zararına yönelik olarak talep ettiği 300,00-TL tutarındaki talebinin REDDİNE, 4-Davacının talep edilen alacaklara davalının temerrüt tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülmesine yönelik feri nitelikteki taleplerinin yerinde görülmemesi nedeniyle REDDİNE," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı ... istinaf dilekçesinde; sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araçların neden olduğu kazalar hakkında, bu aracın varlığı kesin deliller ile tespit edilemediği takdirde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/3244 Esas ve 2014/3427 Karar sayılı kararında da; "Davacı tarafından öncelikle maddi vakıanın ispatı ve kazaya neden olan araç ve aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunmaması gibi hususların ispatı gerekir. Mahkemece bu hususta davacıya ispat imkanı verilerek... incelendikten sonra, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasının bulunup bulunmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir." denildiğini ve Türk Medeni Kanunu 6. maddesi doğrultusunda davacı tarafın, iddialarını ispat etmekle yükümlü olduğunu, TBK'nın 50. maddesi; “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.” hükmü gereğince, başvuru sahibi, plakası tespit edilemeyen aracın varlığını ve kusurlu bulunduğunu ispat etmek ile yükümlü olduğunu, görüntülerin incelenmesinde, bahsi geçen traktörün varlığının kesin olarak tespit edilmediğini, varlığı kesin olarak ispat edilememiş bir traktörün kusur oranı ile değerlendirilme yapılmasının mümkün olmadığını, kamera kayıtlarının incelenmesinde, kaza anında bir traktörün varlığının tespit edilemediğini, söz konusu kaza ile ilgili düzenlenen 29.11.2020 tarihli CD İnceleme Tutanağında,... plakalı motosiklet sürücüsü ...’ın kırmızı ışık yandığı halde, ışık ihlali yaparak kavşağa girerek ... plakalı araç ile çarpışması sonucu kazanın meydana geldiğinin görüldüğünü, plakası belli olmayan aracın varlığı şüpheden uzak kesin bir biçimde ispat edilemediğini, eksik belge ile başvurulması nedeniyle dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, sağlık kurulu raporunun usulüne uygun olmadığını, davacı tarafından dosyaya kazandırılan İzmir Katip Çelebi Üniversitesi raporu ile hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi raporu arasında çelişki bulunduğunu, dosyada alınan kusura ilişkin bilirkişi raporlarında davacı ... kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu bulunmuşken tazminata hak kazanmış olmasının usul ve yasalara aykırı olduğunu, Hukukun genel prensiplerinden olan “kimse kendi kusurundan yararlanamaz” ilkesinin, kişinin kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesini engelleyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Dava, trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik ile bakıcı gideri talebine ilişkindir. Uyuşmazlık; plakası tespit edilemeyen aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacının uğradığı maddi tazminat talebine ilişkindir. Davalı vekilince, plakası tespit edilemeyen aracın varlığına ilişkin herhangi iz ve delilin bulunmadığı, kazanın, plakası tespit edilemeyen aracın çarpması ile oluştuğuna dair bir dayanağının bulunmadığı savunulmuştur. Bu konudaki ispat külfetinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca davacı tarafa ait olduğu açıktır. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun ... başlıklı 14. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde; "Hesaba...Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, ... başvurulabilir." düzenlemesi yer almaktadır. Dosya kapsamından, davacının kaza ile aynı gün trafik kazası kaydıyla Ankara Şehir Hastanesine giriş yapıp tedavi gördüğü, kaza nedeni ile başlatılan soruşturma dosyasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından daimi arama kararı verildiği, düzenlenen görüntü inceleme tutanağında mobese kayıtlarında plakası tespit edilemeyen kırmızı/turuncu renkli ... marka aracın bulunduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının bir trafik kazası neticesinde yaralandığı ve delillerle desteklenmiş beyanına göre bu kazaya plakası ve sürücüsü belirsiz bir aracın neden olduğu anlaşıldığından ...’nın sorumluluğunun söz konusu olduğu gözetilerek işin esasına girilerek inceleme yapılmasında bir isabetsizlik bulunmamıştır. Dosya kapsamına dava dilekçesi ile sunulan Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından düzenlenen raporda, Sol ayak 2. 3. ve 4. metatars kırığına bağlı, Tablo 3.29 Ayak parmaklarının ankilozuna bağlı özürlülük, 2. 3. ve 4. parmak ankiloze, kişinin özürlülük yüzde oranı; % 4 (dört) olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınana Hacettepe Üniversitesi tarafından düzenlenen raporda ise, ... oğlu, 06/06/2004 doğumlu ...'ın dosyasının incelenmesi, yapılan muayene ve değerlendirmesi sonucunda; 08/11/2020 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen yaralanmalar dikkate alınarak, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel engel oranı hesaplandığında; a) Sol ayak kemiklerindeki çoklu kırıklar ve ayak medialindeki yumuşak doku deformitesi sebebiyle simetrik yürüyüş sağlayamadığı ve yürüyüş esnasında sol ayak üzerine basma fazında ağırlığını laterale verdiği dikkate alındığında; Kas İskelet Sistemi — Alt Ekstremiteye Ait Sorunlarda Engellilik Oranları — Tablo 3.4 — Yürüyüş bozukluğuna göre engellilik oranları —&— “Hafif: c. Hasta (a) ve (b) şıklarını taşıyor ve bazen uzunyürüyüşlerde koltuk değneği veya baston kullanıyor.” maddesine göre %18 olduğu, 08/11/2020 tarihli kazaya bağlı kişinin tüm vücut engel oranının “%18 (yüzdeonsekiz) olduğu, sekel halini aldığı ve sürekli olduğunun belirlendiği, her iki raporun da kaza tarihinde yürürlükte olan Yönetmeliğe göre düzenlenmiş olmasına karşın, maluliyet oranlarının faklı belirlendiği, hükme esas alınan maluliyet raporunda, çelişkinin sebebine, maluliyetin belirlenme şekline ve kaza ile maluliyet sebepleri arasındaki illiyete ilişkin bir belirleme yapılmadığı anlaşılmakla, mahkemece maluliyet raporları arasındaki çelişki giderilmeden yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, yukarıda açıklanan hususlardaki değerlendirmeler yapılarak sonucuna göre karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 07/05/2024 tarihli, 2022/442 Esas - 2024/324 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 4. Genel İcra Dairesi'nin 2024/37517 Esas sayılı dosyasına depo edilen 780.000,00 TL bedelli teminat mektubunun YATIRANA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.