4. Hukuk Dairesi 2021/10232 E. , 2023/4410 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/536 E., 2020/102 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre,temyiz şartı ve diğer us
**4. Hukuk Dairesi 2021/10232 E. , 2023/4410 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/536 E., 2020/102 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tazminat davasında verilen kararın Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre,temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 27.06.2013 tarihinde meydana gelen çift taraflı trafik kazasında davalı nezdinde kasko sigortalı aracın hasara uğradığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 52.000,00 TL'nin davalıdan reeskont faiziyle tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu aracın kupon tabir edilen parçası olmayan, ikinci eli çok ucuz, tamirinin çok pahalı olduğunu, kazaya karışan iki aracın hasarları, olay yeri ve birbiri ile uyumsuz olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2015 tarihli 2014/217-2015/270 sayılı kararıyla; alınan bilirkişi raporlarının denetime uygun, karar vermeye yeterli ve elverişli olduğu, dava konusu araçta meydana gelen hasar ile 27.06.2013 tarihinde meydana gelen kazanın ve kazanın meydana geldiği iddia edilen yolun birbiri ile uyumlu olmadığı, TTK 1446 ve Poliçe Genel Şartları B.1.5 maddesi gereğince sigorta teminatı dışında kalan bir rizikoyu ve sonucunda oluşan hasarı, teminat kapsamında kaldığını iddia ederek ispat yükünü üzerine alan davacı ... tarafından rizikonun ihbar edilen şekilde ve teminat kapsamında gerçekleştiği dosya kapsamındaki delil ve belgeler ile ve alanında uzman bilirkişilerden alınan ve itibar edilen raporlar ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 26.12.2018 tarih ve 2016/3411E, 2018/12817 K. sayılı ilamı ile ''28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, ..., taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Taraflar arasında akdi bir ilişki olup davalının sorumluluğunun kaynağı davacıyla yaptığı kasko sigorta sözleşmesine aykırılıktır.Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınmalıdır. Davalı şirket ile davacı arasındaki ilişki ise 6502 sayılı Kanunun 3/1 maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmakta olup dava tarihi 10.06.2014'dür.Bu nedenle davacının açtığı tazminat davasında Tüketici Mahkemesi'nin görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.''' gerektiği gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bozmadan sonra İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/86 Esas, 2019/1048 Karar sayılı ve 26.09.2019 tarihli görevsizlik kararı üzerine dosya, İzmir 7. Tüketici Mahkemesinin 2019/536 esasına kaydedilmiştir. Anılan mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporlarının denetime uygun, karar vermeye yeterli ve elverişli olduğu, dava konusu araçta meydana gelen hasar ile 27.06.2013 tarihinde meydana gelen kazanın ve kazanın meydana geldiği iddia edilen yolun birbiri ile uyumlu olmadığı, TTK 1446 ve Poliçe Genel Şartları B.1.5 maddesi gereğince sigorta teminatı dışında kalan bir rizikoyu ve sonucunda oluşan hasarı, teminat kapsamında kaldığını iddia ederek ispat yükünü üzerine alan davacı tarafından rizikonun ihbar edilen şekilde ve teminat kapsamında gerçekleştiği dosya kapsamındaki delil ve belgeler ile ve alanında uzman bilirkişilerden alınan ve itibar edilen raporlar ile ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin görüşüne göre herhangi bir kazanın iddia edildiği şekilde ve yerde meydana gelip gelmediğinin hemen kaza anından sonra araçların konumları değiştirilmeden yapılan fiziki inceleme ve eşleştirme sonucunda veya bu yapılamıyor ise her iki aracın labaratuvar ortamında bir araya getirilerek yine fiziki inceleme sonucunda bir sonuca varılması ya da anılan kazanın model araçlarla yine laboratuvar ortamında simülasyonla yaratılarak değerlendirilmesi gerektiği, ekspertiz raporunda kaza ile hasarın uyumlu olduğunun belirtildiği, tanıkların dinlenilmediğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kasko sigorta poliçesinden kaynaklı hasar bedeli istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1409 ve 1446 ncı maddeleri, Kasko Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme Somut olaya ilişkin polis memurlarınca tutulan kaza tespit tutanağında; sürücü Atilla ... sevk ve idaresindeki araç ile üniversite caddesini (ağaçlı yol) takiben seyir halinde iken, sürücüsü ... sevk ve idaresindeki aracın arka tampon kısmına aracının ön tampon kısmı ile çarpması sonucu yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği, kazanın oluşumunda ...'ın yakın takip kuralını ihlal ettiğinden asli kusurlu olduğunun sürücülerin beyanlarından ve kaza yerinde yapılan incelemelerden anlaşıldığı, karşı araç sürücüsü ...'in kusurunun olmadığı belirtilmiştir. Ekspertiz raporunda; 02.07.2013 günü ihbar üzerine aynı gün aracın bulunduğu servise gidilerek yapılan ekspertizde aracın ağır hasarlı olduğunun görüldüğü, e-devlet sistemi üzerinden yapılan araç sorgulaması sonucu aracın Türk Ekonomi Bankasından rehinli olduğunun tespit edildiği, sigortalı araç üzerinde gerçekleşen hasarın gerçekleşmiş olan kaza ile uyumlu olduğunun görüldüğü, ancak araç lifte kaldırıldığında aracın karteri ve şanzıman gövdesinde oluşan hasarların nasıl oluştuğu ile ilgili bir kanaat oluşmadığı, çünkü aracın karteri sol ön köşesinden hasarlı olup bu parça motor traversinin arkasında ve üstte kaldığı, bu parçanın bu şekliyle hasarlanabilmesi için motor travesinde sürtme ve vuruk izlerinin oluşması gerektiği, aynı şekilde şanzıman gövdesinin yine motor travesinin arkasında olup aldığı darbenin eş zamanlı olarak motor travesinde de olması gerektiği, lakin motor travesinin herhangi bir kısmında darbe, sürtme ve ezik görülmediği, karterin üzerinde oluşan hasar izlerinin sert bir cismin karteri delmesi neticesi ile oluşabilecek bir iz olup gerek araç üzerinde gerekse olay yerinde bu hasarı oluşturabilecek ize rastlanmadığı belirtilmiştir. 19.12.2014 tarihli heyet raporunda da kaza ile hasarın uyumsuz olduğu belirtilmiştir. Aksi ispat edilinceye kadar geçerli resmi belge olan Trafik Kazası Tespit Tutanağına göre davacının aracının karşı araca arkadan çarptığı belirtilmiştir. İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/363 Değişik İş sayılı dosyasında alınan 02.10.2013 tarihli raporda ise kazaya karışan araçlardaki bulgulara yer verildikten sonra araçlarda hasar izlerinin böyle bir kazaya neden olabilecek nitelikte olmadığı, sonuç olarak her iki araçtaki hasarların KTT’de belirtildiği şekilde ve kaza yeriyle uyumlu olmadığı belirlenmiştir. Yine dosya kapsamında aldırılan 19.12.2014 tarihli, trafik uzmanı, makine mühendisi ve sigorta uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti raporunda ise dava konusu araçta oluşan hasar ile kazanın ve kazanın meydana geldiği yerin uyumsuz olduğu belirlenmiştir. Dosyada mevcut Trafik Kazası Tespit Tutanağı ile hasar tespiti ile ilgili olarak İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/363 Değişik İş sayılı dosyasında alınan 02.10.2013 tarihli içerisinde iki makine mühendisinin bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyet raporu ile dosya kapsamında aldırılan 19.12.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunun çelişkili olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; olay yerinde tutulan kaza tespit tutanağı içeriği ve davacıya ait araçta hasarın meydana geldiği yerler dikkate alındığında arkadan çarpan davacıya ait araçta nasıl bir hasar meydana geldiği hususunun netleştirilmek suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerekirken, davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş olup alanında ehil bilirkişi heyetinden önceki raporlar irdelenerek kaza ile oluşabilecek hasarın belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir. VI. KARAR Değerlendirme bölümünde açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile mahkeme kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 27.03.2023 tarihinde Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Somut olayda, Trafik Kazası Tespit Tutanağına KTT) göre davacının aracının karşı araca arkadan çarptığı belirtilmiştir. İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/363 Değişik İş sayılı dosyasında alınan 02.10.2013 tarihli raporda ise kazaya karışan araçlardaki bulgulara yer verildikten sonra araçlarda hasar izlerinin böyle bir kazaya neden olabilecek nitelikte olmadığı, sonuç olarak her iki araçtaki hasarların KTT’de belirtildiği şekilde ve kaza yeriyle uyumlu olmadığı belirlenmiştir. Yine dosya kapsamında aldırılan 19.12.2014 tarihli, trafik uzmanı, makine mühendisi ve sigorta uzmanından oluşan üç kişilik bilirkişi heyeti raporunda ise dava konusu araçta oluşan hasar ile kazanın ve kazanın meydana geldiği yerin uyumsuz olduğu belirlenmiştir. KTT, aksi ispat edilinceye kadar geçerli belgelerdendir. Ancak dosyada mevcut olan ve hasar tespiti ile ilgili olarak İzmir 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/363 Değişik İş sayılı dosyasında alınan 02.10.2013 tarihli içerisinde iki makine mühendisinin bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyet raporu ile dosya kapsamında aldırılan 19.12.2014 tarihli bilirkişi heyet raporunun KTT ile uyumsuz olduğu, diğer bir deyişle KTT’nin aksini kanıtladığı anlaşılmaktadır. Bu durumda KTT’nin içeriğine, dolayısıyla kazanın mevcudiyetine, diğer bir anlatımla kazanın oluş şekline dair tespit davacı tarafça kanıtlanamamıştır. Alınan bilirkişi kurulu raporlarında davacının aracında mevcut olan hasar izleri tek tek belirlenmiş; kazaya karışan araçların marka, model ve teknik özellikleri (yükseklik, sağlamlık, sürtünme ve darbe vs.) ile kazanın meydana geldiği yer ve yolun özellikleri göz önüne alındığında bu hasarların KTT’deki oluşa uygun olmadığı açıkça belirlenmiştir. Kaza tarihi göz önüne alındığında, bu aşamadan sonra böyle bir tespitin yapılabilmesi de artık mümkün değildir. KTT’nin güvenilirliğinin ve ispat kuvvetinin bilirkişi raporlarıyla ortadan kaldırıldığına göre KTT’de açıklanan oluşa göre hasar tespiti yapılması kanaatimce doğru değildir. Bu nedenle kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki ilk derece mahkemesi kararının hukuka ve oluşa uygun olduğundan onanması gerektiği düşüncesindeyim.