19. Ceza Dairesi 2019/31512 E. , 2019/14001 K. "İçtihat Metni" Yeni Akit Gazetesi’nin 12/10/2013 tarihli nüshasında “Koç'un Ödülü Kabulü, İşlenen Suçun İtirafı” başlığı ile yayımlanan yazı nedeniyle ilgilisi Koç Holding Anonim Şirketi ve Divan Turizm İşletmeleri Anonim Şirketi vekili Avukat Uğur Çapkın’ın tekzip talebinin kabulü ile tekzip metninin yayımlanmasına dair İstanbul Anadolu 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/12/2013 tarihli ve 2013/833 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine il
**19. Ceza Dairesi 2019/31512 E. , 2019/14001 K.** **"İçtihat Metni"** Yeni Akit Gazetesi’nin 12/10/2013 tarihli nüshasında “Koç'un Ödülü Kabulü, İşlenen Suçun İtirafı” başlığı ile yayımlanan yazı nedeniyle ilgilisi Koç Holding Anonim Şirketi ve Divan Turizm İşletmeleri Anonim Şirketi vekili Avukat Uğur Çapkın’ın tekzip talebinin kabulü ile tekzip metninin yayımlanmasına dair İstanbul Anadolu 16. Sulh Ceza Mahkemesinin 30/12/2013 tarihli ve 2013/833 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İstanbul Anadolu 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 23/11/2017 tarihli ve 2017/6412 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 23/07/2019 gün ve 4329 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03/08/2019 gün ve KYB - 2019 / 80892 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; Dosya kapsamına göre; 1- İstanbul Anadolu 16. Sulh Ceza Mahkemesince, "haber içeriğine göre, tekzip talep edenleri rencide edici, kişilik haklarına saldırı niteliği taşıyan yorum niteliğinde haber yapıldığı, yapılan haberin basın hak ve özgürlüğünü aşacak aşacak nitelikte olduğu" gerekçesi ile tekzip talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/02/2007 tarihli ve 2007/7-28 esas, 2007/34 sayılı kararında yer alan, “Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır. Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28. vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir. Yargılama konusu haber ve yorum metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez." şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, tekzibe konu haberin niteliği itibariyle basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, Yine benzer bir olay sebebiyle, Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 11/03/2019 tarihli ve 2018/8289 esas, 2019/5452 karar sayılı ilâmında "...başvuran otel ve yöneticileri hakkında, abartılı ve keskin bir dille sunulmuş olsa da kaba bir hakaret veya açık bir suçlama içermeyen, "gezici Koç'un ödülü ayağına geliyor" ve "çapulculara destek verdiler" gibi başlıklarla eleştiri sınırları içinde kalan, somut olaylarla toplumun güncel algı seviyesine hitaben çarpıcı ve dikkat çekici başlıklar atılmak istendiği, yazı içeriklerinin ise yukarıda özetlendiği gibi somut bir olayın kendince yorumlanması ve tüzel kişi yöneticilerinin eleştirilmesinden ibaret olduğu, sırf başvuran tüzel kişinin şeref ve haysiyetinin rencide edilmesi amacıyla kötü niyetli olarak haber yapılmasının söz konusu olmadığı, somut bir olayın hemen ardından güncel bir takım yorumlarda bulunulduğu, bu nedenle haberin basın özgürlüğü çerçevesinde kaldığı anlaşılmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine dayanan ihbarname içeriği, yukarıda yazılı nedenlerle yerinde görüldüğünden, ....sayılı kararının 5271 sayılı CMK'nun 309/4. maddesi uyarınca BOZULMASINA..." şeklinde belirtildiği üzere, Yeni Akit Gazetesi’nin 12/10/2013 tarihli nüshasında “Koç'un Ödülü Kabulü, İşlenen Suçun İtirafı” başlığı ile yayımlanan haberin niteliği itibariyle basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden, 2- Tekzip metninin yayınlanması için Üsküdar 20. Noterliğince Yeni Akit Gazetesi sorumlu müdürü Zekeriya Say'a gönderilen tebligatın, daimi çalışana tebliğ edildiği, ancak muhatabın işyerinde geçici olarak olmamasının sebebinin ve evrakı alan kişinin muhatap adına tebliğ almaya yetkili memur veya müstahdem olup olmadığının açıkça yazılmadığı, dolayısıyla tebligatın bu haliyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 17 ve 20. maddelerine aykırı ve usulsüz olduğu nazara alınmadan, İtirazın bu yönlerden kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü: 1-) Düzeltme ve cevap metninin yayımlanmasına dair birden fazla sebep içeren kanun yararına bozma talebinin incelenmesinde; öncelikle sorumlu müdüre ve devamla mahkemeye başvuru usulünün incelenmesi gerektiği, en sonunda metnin basın özgürlüğü kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması gerekeceği değerlendirilmekle; Kanun yararına bozmaya konu somut uyuşmazlıkta, düzeltme ve cevabı yayımlaması için noter kanalıyla talep edilen sorumlu müdüre gönderilen düzeltme ve cevap metnini içerir tebliğ mazbatasının aslının veya bir örneğinin dosya içerisinde bulunmadığı, bunun yerine sadece "ptt.gov.tr" internet adresi üzerinden bir çıktı alındığı, tebliğin daimi çalışana tebliğ sebebinin ve şeklinin belirlenemediği, 2-) Öte yandan 5187 sayılı Basın Kanunu'nun "Düzeltme ve Cevap" başlıklı 14/3. maddesinin; "Düzeltme ve cevabın birinci fıkrada belirlenen süreler içinde yayımlanmaması halinde yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, birinci fıkra hükümlerine aykırı şekilde yayımlanması halinde ise yayım tarihinden itibaren onbeş gün içinde cevap ve düzeltme talep eden kişi, bulunduğu yer sulh ceza hâkiminden yayımın yapılmasına veya bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılmasına karar verilmesini isteyebilir. Sulh ceza hâkimi bu istemi üç gün içerisinde, duruşma yapmaksızın, karara bağlar." hükmünü içermesi karşısında; Madde metnine göre, talep edenin iki ay içinde göndereceği düzeltme ve cevap metninin sorumlu müdüre tebliği üzerine yayım için tanınan sürenin bitiminden itibaren, 15 günlük hak düşürücü süre içinde, bulunduğu yer Sulh Ceza Hakiminden yayımın yapılmasına karar verilmesini isteyebileceğinin düzenleme altına alındığı, Ancak uyuşmazlığa konu somut olayda, başvuranın noter kanalıyla göndermiş olduğu düzeltme ve cevap metnini içeren ihtarnamenin sorumlu müdürün çalıştığı gazetenin adresinde işyerinde daimi çalışana 09.12.2013 tarihinde tebliğ edildiği, düzeltme ve cevap metninin 10,11,12/12/2013 günleri yayımlanmadığı, buna göre başvuranın en geç 15 gün içinde (en son 27.12.2013 Cuma günü) bulunduğu yer Sulh Ceza Hakimliğine başvurması gerekirken, 30.12.2013 Pazartesi günü başvurduğu anlaşılmakla, Yukarıda yazılı nedenlerle; dosya içerisinde sorumlu müdüre noter kanalıyla gönderildiği anlaşılan düzeltme ve cevap metnini içerir tebliğ mazbatasının aslı veya aslı gibi örneğinin dosyaya celbinin sağlanmasıyla birlikte talep edenin Sulh Ceza Hakimliğine hak düşürücü süre içinde başvurup başvurmadığı yönünden de kanun yararına bozma istemine gidilip gidilmeyeceği hususunda gereğinin takdir ve ifası için, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.