Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ... tarihinde yüksek gerilim tesisleri işletme sorumluluğu hizmet sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereğince elektrik mühendisi olan müvekkili şirket yetkilisi ...'un davalı şirketin ... Otelin yüksek gerilim tesislerinin işletme sorumluluğunu ... tarihinden başlamak üzere her ay düzenli olarak kontrollerini yaparak aylık kontrol formlarını düzenlediğini, hizmet sözleşmesinin 8. maddesinde işletme sorumluluğ
davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1989 yılında ... A.Ş. ismiyle kurulan Türkiye’nin en eski ve köklü konteyner forwarding şirketlerinden olduğunu, müvekkil şirketin 25 yılı aşan sektör deneyimiyle Türkiye ticaretinin global piyasalarda entegre olmasında rol almakta olan Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Afrika bölgelerindeki en tanınmış ve güvenilir firmalarından biri olduğunu, müvekkili şirketin %74 sermayesine tekabül eden hisselerinin maliki olan dava dışı hissedar ... Lojistik Anonim Şirketi, ilgili hisseleri 30.12.2011 \ tarihli Hisse Alım Sözleşmesi uyarınca davalı hissedarlar ..., ..., ..., ... ile birlikte dava dışı ...’dan 2011 yılında devir aldığını, davalıların %24’üne tekabül eden sahibi oldukları bakiye hisseleri de satmak istediklerin... Hizmetleri Anonim Şirketi’ne bildirdiklerini, müvekkili şirket bünyesinde hisse devir işlemlerinin gerçekleşmesi ve tamamlanması süreci devam ederken, davalılardan müvekkil şirket hissedarı ...’ın kardeşi davalı ...'ın 26.08.2016 tarihinde davacı şirket ile aynı alanda faaliyet gösteren ...’ni kurduğunu, davalıların vâkıf oldukları müvekkil sirkete ait müşteri portföyü ve ticari sırlarını kullanarak faaliyetlerine devam ettiklerini, davalıların organize bir şekilde hareket ederek davalı şirket ... A.Ş. üzerinden davacı şirketin ticari sırlarını ve müşteri protföyünü kullanarak haksız rekabet teşkil eden eylemlerde bulunduğunu, gerçek dışı ve yanıltıcı beyanlarla rekabette öne geçmeye çalıştığını, davacı şirketin uzun seneler boyunca çalıştığı müşterilerin davalılardan ..., ..., ..., ...'ın davacı şirketteki hisselerini satmayı beyan etmelerinı ve davalı ...’nin kurulmasını takiben davacı şirketten hizmet alımlarmı durdurduklarını, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle müvekkilinin uğradığı manevi zararın tazmini gerektiğini, bu nedenlerle fazlaya dair her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, huzurdaki davanın kabulü ile öncelikle tedbir kararı verilmek suretiyle haksız rekabetin önlenmesine, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin tespiti ve meni, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle (halihazırda belirsiz ancak yargılama aşamasında gerekli incelemeler yapıldıktan sonra tespit edilebilecek olan maddi tazminat miktarı açısından) şimdilik 100.000 TL maddi tazminatın haksız rekabet teşkil eden eylemlerin başlangıç tarihinden itibaren (davalıların kurduğu ... A.Ş. şirketinin kuruluş tarihi olan 26.08.2016 tarihinden itibaren) işleyecek en yüksek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalıların haksız rekabet teşkil eden eylemleri sebebiyle 100.000 TL manevi tazminatın, haksız rekabet teşkil eden eylemlerin başlangıç tarihinden itibaren (davalıların kurduğu ... A.Ş. şirketinin kuruluş tarihi olan 26.08.2016 tarihinden itibaren) işleyecek ticari işlerde uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, tüm yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar ..., ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkilleri ile hisse devir sürecinde olduklarına, bağımsız denetim raporu firmasından rapor alındığına ve hesaplama işlemlerinin yapıldığı süreçte olduklarına ilişkin beyanlarının eksik ve yanıltıcı beyanlar olduğunu, davacı firma ile müvekkilleri arasında hisse alım sözleşmesi bulunmakta olup söz konusu dava dosyasında mübrez sözleşme uyarınca davacı taraf müvekkilleri hisselerini satışa arz ettiği takdirde almayı, müvekkillerinin ise 31.12.2014 tarihinden sonra davacı firma satın almak istediğini bildirdiği takdirde satmayı karşılıklı taahhüt ettiklerini, ancak müvekkillerinin hisselerini satışa arz ettiğini üç defa noter kanalı ile bildirdiği halde davalı tarafından hiçbir suretle bir yanıt gelmediğini ve aksiyon alınamadığını, huzurda ki davanın gerçek dışı kurgudan ibaret olduğunu ve müvekkillerini belirtmiş olduğu hukuki süreçlerde yıpratma ve yıldırma amacı ile ikame edildiğini, davacı şirketin müşteri kayıplarının ve cirodaki düşüşün müvekkilinin hisselerini satışa arz ettikten sonraki döneme isabet ettiğini, bununda haksız rekabet içeren eylemlerin kanıtı olduğunu beyan etmiş ise de müşteri kayıpları ve cirodaki düşüş yeni gelen idareciler tarafından müşteri portföyünün korunamadığını ve şirketin iyi idare edilemediğinin kanıtı olduğunu beriterek, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin halen davacı şirketin %24 ortağı ve Yönetim Kurulu üyesi olduğunu, davacı şirketin faaliyet alanı kapsamına giren hiçbir ticari faaliyeti bulunmadığını, bu nedenle her hangi bir rakiplik durumu söz konusu olmadığından, yapılan bir rekabetten ve bu rekabetin haksız olduğundan söz etmeye olanak bulunmadığını, davacı şirketin müvekkili tarafından kurulduğunu, 23.11.2016 tarihinde haksız ve hukuka aykırı şekilde yönetim kurulu başkanlığının gasp edilmesine kadar, şirketin yönetim kurulu başkanı ve genel müdürü olduğunu, şirket halen şirkette %74 pay sahibi/hakim ortak ... Lojistik A.Ş. tarafından atanan yönetim kurulu üyeleri tarafından idare edildiğini, yönetim kurulu üyesi olan davalı ...'in yönetim kurulu toplantılarına çağrılmadığı gibi şirketin iş ve işleyişi ile ilgili hiçbir bilgi de kendisine verilmediğini, açıklanan nedenlerle, davacı şirketle rekabet edecek bir faaliyeti olmayan davalı müvekkilinin davada davalı ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK'nın 55.maddesinde haksız rekabet teşkil eden eylemleri tanımlanıp sayıldığını, bu eylemlerden somut olarak müvekkilin hangisini gerçekleştirdiğinin iddiadan anlaşılamadığını, birisi için teminat gösterilmesinin, borcuna kefil olunmasının, parasal destek/kredi sağlanmasının haksız rekabet olarak nitelendirilemeyeceğini belirterek, davanın öncelikle pasif husumet ehliyeti (davalı sıfatı) yokluğundan reddine, işin esasına girilmesi halinde ise esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ... ve ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerden davalı ... Aslan’ın hissedarı ve yöneticisi olduğu ... faaliyeti dışında, bireysel bir ticari faaliyeti bulunmadığını, bu nedenle davada taraf olma ehliyetinin mevcut olmadığını, TTK'nın 54 ve devamı maddelerinde yapılan düzenlemenin bir sonucu olarak, dürüst ve bozulmamış bir rekabetten söz edilebilmesi için öncelikle bir rekabetin varlığının söz konusu olması gerektiğini, rekabetin var olması için de davalı müvekkili tarafından bireysel olarak gerçekleştirilen ticari faaliyetin varlığının şart olduğunu, bu nedenlerle yasal düzenlemenin bir sonucu olarak, davalı ...’ın davada, davalı taraf ehliyeti bulunmadığını, bu nedenle davanın esasına girilmeksizin, bu davalı açısından reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinin içeriği ve genel dizaynından, davanın açılması gerekçesi olarak gösterilen nedenlerin hiç birinin doğrudan müvekkili ... ve yetkilisi olduğu diğer davalı ... ile bağlantılı olmadığını, davacı şirketin, davalı müvekkili ...’ın iş akdini haksız feshi sonrasında, müvekkilinin uzun yıllar çalıştığı ve bildiği iş alanı ile ilgili faaliyette bulunmak amacıyla diğer davalı ... kurduğunu, daha önce davacı şirkette çalışan ve gerek iş akdi işveren tarafından fesih edilen ve gerekse kendi isteği ile işten ayrılan kişiler tarafından kurulan benzer nitelikte çok sayıda şirket bulunduğunu, şirketin kurulumu sonrasında, dürüst rekabet ilkelerine uygun olarak ticari faaliyetlerini sürdürdüğünü ve halen de sürdürmeye devam ettiğini, dava dilekçesi içeriğinde, müvekkili şirkete yönelik iddiaların gerçeklerle bağdaşmadığını, piyasa koşullarında yürütülen normal ticari faaliyetlerin, haksız rekabet olarak sunulması durumunun söz konusu olduğunu, dava dilekçesinde yazılı olan ve müvekkile atfedilip, müvekkil tarafından da gerçekleştirilen faaliyetlerin hiç birinin haksız rekabet/dürüst rekabet ilkelerine aykırı davranış olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığını, tüm bu nedenlerle, davacının haksız rekabet teşkil edecek eylemlerinin bulunduğu yönündeki iddialarının haksız olduğunu belirterek; davalı ... hakkındaki davanın öncelikle davalı sıfatı yokluğu nedeniyle reddine, davanın esasına girilmesi halinde her iki müvekkili yönünden davanın reddine, müvekkiline ait ticari sır niteliğindeki bilgilere davacının ulaşmasının engellenmesi ve bilirkişi raporunda yer almasının önlenmesine yönelik tedbirlerin mahkemece alınmasına, dava ve dava sürecinde aleni hale gelecek bilgi ve sırlar sebebiyle müvekkilin uğrayacağı zararların tazminini isteme hakkının saklı tutulmasına, davanın açılmasının müvekkili yönünden davacının haksız rekabeti niteliğinde olması sebebiyle, davacıya yönelik müvekkilin haksız rekabetin önlenmesi ve haksız rekabet nedenine dayalı maddi ve manevi tazminat istemli dava açması hakkının saklı tutulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.