Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden TSK) ilişiğin kesilmesi ile ilgili işleme karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğin kesilmesi ile ilgili işleme karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 8/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 14/5/2015 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 26/5/2015 tarihli yazısında Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. Birinci Bölüm tarafından 21/9/2016 tarihinde yapılan toplantıda, verilecek kararın Bölümler tarafından önceden verilmiş kararlarla çelişebileceği anlaşıldığından başvurunun Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görülmüş ve başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı emrinde muvazzaf astsubay statüsünde görev yapmakta iken hakkında gönderilen isimsiz e-posta ile ahlaki düşüklük içinde olduğu ve cinsel zafiyeti bulunduğu iddia edilmiş, bunun üzerine Kurmay Başkanı emriyle idari tahkikat süreci başlatılmış, bu tahkikat sonucunda sıralı sicil üstleri tarafından başvurucu hakkında ahlaki durumu nedeniyle "Türk Silahlı Kuvvetlerinde kalması uygun değildir." ortak kanaatini içeren 24/4/2012 tarihli ayırma sicil belgesi düzenlenmiştir. 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin (Astsubay Sicil Yönetmeliği) maddesi gereğince Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde oluşturulan Komisyonda başvurucunun durumu değerlendirilmiş ve Komisyon 7/8/2012 tarihli kararı ile başvurucu hakkında ayırma işlemi tesis edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 13/8/2012 tarihinde Hava Kuvvetleri Komutanı tarafından onaylandıktan sonra Genelkurmay Başkanının onayına sunulmuş, Genelkurmay Başkanı tarafından da Hava Kuvvetleri Komutanlığı kararı doğrultusunda işlem yapılmasının uygun görüldüğü belirtilmiştir. Bunun üzerine 6/11/2012 tarihli kararnameye dayanılarak resen emekliye sevk edilmek suretiyle başvurucunun TSK ile ilişiği kesilmiştir. Başvurucu, TSK’dan çıkarılmasını gerektiren bir disiplinsizliği veya adli eylemi mevcut olmadığı hâlde disiplinsizlik ve ahlaki durumu nedeniyle ilişiğinin kesildiğini, kendisine isnat edilen özel hayata ilişkin eylemlerin on beş yıl öncesine ait olduğunu, birçoğunun ise gerçekle ilgisi olmadığını, takdirlerle dolu başarılı bir sicile sahip olmasına ve herhangi bir disiplin cezası bulunmamasına rağmen bu durumun dikkate alınmadığını, tesis edilen ayırma işleminin ölçülülük yönünden hukuka aykırı olduğu gibi sebep ve amaç unsurları yönünden de hukuka aykırı olduğunu belirterek yürütmenin durdurulması ve ayırma işleminin iptali talebiyle Millî Savunma Bakanlığı aleyhine Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinde 2/1/2013 tarihinde dava açmıştır. AYİM Birinci Dairesinin 22/1/2013 tarihli ara kararı ile dava dosyasındaki mevcut bilgi ve belgeler çerçevesinde başvurucu hakkında tesis edilen ayırma işleminin uygulanması hâlinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve hukuka açıkça aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmemesi gerekçesiyle yürütmenin durdurulması talebi reddedilmiştir. Davalı idare tarafından sunulan savunma dilekçesinde her askerin ahlaki yaşayışının kusursuz ve lekesiz olması gerektiği, ahlak olgusunun yalnızca arzu edilen bir durum değil görevin başarıyla icra edilebilmesi için bir koşul olduğu vurgulanmış; kamu hizmetinin yürütülmesinde zararlı olacak kişilerin idare mekanizmasının dışına çıkarılmasının kaçınılmaz olduğu ve idarenin başvurucu hakkında tesis edilen ayırma işleminde takdir yetkisinin objektif sınırları içinde kaldığı, dava konusu ayırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Davalı idare tarafından ayrıca 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesi kapsamında AYİM'e gizli belge ve bilgiler gönderilmiştir. Davalı idarenin savunma dilekçesine karşı 27/3/2013 tarihinde AYİM'e sunulan dilekçe ile başvurucu, Komutanlık makamına kim tarafından gönderildiği belli olmayan bir ihbar mektubu üzerine başlatılan idari tahkikat kapsamında kendisine tamamen özel hayatına ilişkin sorular sorulduğunu, meslek yaşamının ilk yıllarında ve yaklaşık on beş yıl öncesinde henüz evli olmadığı dönemde kız arkadaşları olduğunu, bu ve buna benzer özel konuların soruşturma kapsamında incelendiğini, kendisine isnat edilen ahlak dışı hareketlerde bulunduğu iddiasının gerçek dışı olduğunu, sicil not ortalamasının tam nota yakın olarak pekiyi seviyesinde olduğunu, meslek yaşamı boyunca herhangi bir disiplinsizliğinin bulunmadığını, bir kısmının doğruluğunu kabul ederek detaylarıyla anlattığı özel hayatına ilişkin eylemleri nedeniyle amirlerinden daha önce herhangi bir uyarı veya ceza almadığını, aksine yirmi iki yıllık meslek yaşamı boyunca birçok takdir belgesi ile taltif edildiğini, soyut birtakım iddialarla savunma hakkı tanınmadan hakkında sonuçları itibarıyla çok ağır bir yaptırım olan ayırma işleminin tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. AYİM Başsavcılığı tarafından sunulan 13/6/2013 tarihli ve 2013/118 sayılı düşünce yazısında, başvurucunun eş cinsel olarak bilinen kişilerle irtibatta olduğu ve pek çok kadınla cinsel birliktelik yaşadığı yönünde iddialar içeren isimsiz bir ihbar mektubu üzerine istihbarat çalışması başlatıldığı, bu kapsamda başvurucunun beyanları dikkate alınarak ayırma işlemi tesis edildiğinin anlaşıldığı ancak başvurucunun yaşadığı bu ilişkilerin rıza dışı veya menfaate dayalı olduğuna ya da cinsel zafiyeti nedeniyle görevini ve görevinden kaynaklanan hususları suistimal ettiğine veya askerî disiplini olumsuz etkilediğine dair bir bilgi ya da belgenin bulunmadığı, söz konusu ilişkilerin tamamıyla başvurucunun dokunulmaz özel hayat sınırları içinde cereyan ettiği, başvurucunun cinsel hayatının kamu görevi ve asker kişi sıfatı ile bağdaşmayacak vahamet derecesine ulaşmadığı, başvurucunun statü dışına çıkarılmasını gerektirecek ağırlıkta bir disiplin zafiyeti veya ahlaki düşüklük içinde bulunduğuna dair yeterli somut olgu olmadığı, ayrıca ayırma işlemine esas olan tüm bilgilerin başvurucu hakkındaki imzasız bir ihbar mektubunda yer alan soyut ve dayanaksız iddialardan hareketle Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Başkanlığı tarafından yürütülen bir idari tahkikat kapsamında bizzat başvurucu tarafından dile getirildiği, bu hâli ile dahi bu hususların idari işleme esas alınmasının mümkün olmadığı ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun eş cinsel eğilimleri bulunduğu tespitinde bulunulmasına rağmen bu hususta adli bir soruşturma başlatılmamasının dikkat çekici olduğu zira isnat edilen eylemlerin 22/5/1930 tarihli ve 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunu’nun maddesi uyarınca askerî suç vasfında olduğu ancak ayırma işlemine konu eylemler hakkında adli bir soruşturma yapılmadan doğrudan ve yalnızca idari yaptırım yoluna başvurulmuş olmasının ayırma işleminin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ortaya koyduğu, imzasız bir ihbar mektubu ile başvurucunun beyanı dışında dayanak başkaca bir delilin bulunmadığı, mevcut delil durumunun TSK'dan ayırma işlemi için yeterli olmadığı, dış âleme yansımayan cinsel yaşamı nedeniyle başvurucu hakkında ayırma işlemi tesis edilmesinin ölçülülük ilkesiyle de bağdaşmadığı, işlemin hukuka aykırı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği şeklinde değerlendirmelerde bulunulmuştur. AYİM Birinci Dairesinin 8/10/2013 tarihli ve E.2013/76, K.2013/947 sayılı kararı ile dava reddedilmiştir. Kararda, başvurucunun cinsel yaşamına ilişkin detaylara yer verilmiş ve iddialarla uyumlu olarak somut olgu ve olayların ifade alma işlemi esnasında anlatıldığı, başvurucunun ahlaki durumunun TSK'nın güvenilirliğini sarsacak derecede kötü nitelik arz ettiği, hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketler sergilemediği, ayırma işlemini tesis eden idare tarafından kişi yararı ile kamu yararı arasındaki denge gözetilerek, ölçülü ve nesnel olarak takdir yetkisinin kullanıldığı, başvurucunun sabit görülen eylemleri nedeniyle işlem tesis edilmesinde herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, profesyonel ve muvazzaf bir rütbeli olan başvurucunun beyanlarından dolayı disiplin işlemine tabi tutulacağını bilebilecek ve algılayabilecek durumda olduğu, bu bakımdan ifade öncesi bir süre bekletilmesinin günlük yaşantısında değişikliğe neden olsa bile bu durumun aynı yaş ve fizikteki bir insan için yasak usul olarak addedilemeyeceği, gerçeği söylemesi gerektiği hususunun bildirilmesinin kanuna aykırı vaat kapsamında olmadığı zira başvurucu hakkında söz konusu iddiaları içeren ihbar mektubu alınması üzerine idari soruşturma başlatıldığı ifade edilmiştir. Karara katılmayan bir üye tarafından kaleme alınan karşıoy yazısında, ifadenin başvurucunun özel hayatı dahil olmak üzere tüm yaşantısını sorgulayan bir çerçeveyi kapsadığı, ifadelerin olumsuz şartlar altında alındığı ve ifade tespitinde hukuka aykırılıkların bulunduğu yönünde ısrarla ileri sürülen iddialara rağmen bu ifadelerin hukuken geçerli sayılmasının mümkün olmadığı, geçmişte olduğu ileri sürülen ancak başvurucunun ve başka bir personelin ifadeleriyle şimdiki zamana taşınmaya çalışılan olguların, başvurucunun kendi ifadesine dayanılarak kanıtlanmasının ve ayırma işlemine dayanak alınmasının hukuka aykırılık oluşturduğu, personelin giz alanlarına girilerek elde edilen birtakım bilgi ve belgelerin nereden ve kimden geldiği belli olmayan ihbar yazısıyla ifşa edilerek ilgili personel hakkında işlem başlatılmasının hukuka aykırı olduğu, başvurucunun yaş ve fiziki yapısı gibi subjektif özelliklerine göre direnç göstermesi gerekir şeklindeki yaklaşımın hukuk dışılığa kapı aralamak anlamına geleceği ve çok iyi seviyede sicil notu ortalamasına sahip olan başvurucunun kamu hizmetinin yürütülmesinde aksamaya neden olduğunu söylemenin gerçekçi olmadığı şeklinde değerlendirmelere yer verilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme talebi, aynı Dairenin 4/3/2014 tarihli ve E.2014/233, K.2014/199 sayılı kararıyla reddedilmiş ve karar 14/3/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 8/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 4/5/2016 tarihli yazısı ile, yargılama dosyasına sunulmuş olan ve başvurucunun TSK’dan ilişiğinin kesilmesi işlemine dayanak oluşturan belgelerin gönderilmesi istenmiştir. Hava Kuvvetleri Komutanlığının 3/6/2016 tarihli yazısı ile idari işlemin dayanağını oluşturan belgeler bazı bölümleri karartılarak Anayasa Mahkemesine sunulmuştur. Başvurucu hakkındaki gizlilik dereceli belgelerin incelenmesinden Hava Kuvvetleri Komutanlığınca istihbarata karşı koyma hassasiyetleri çerçevesinde başvurucunun 18/5/2012 tarihinde ifadesinin alındığı, söz konusu ifade tutanağında hangi kapsamda başvurucunun ifadesine başvurulduğu hususunun belirtilmemiş olduğu anlaşılmıştır. Aynı şekilde söz konusu tutanağın “ifadeyi alan” kısmı karartılmış olduğundan ifadenin hangi birim tarafından alınmış olduğu anlaşılamamıştır. Anılan ifade metninde başvurucuya, şimdiye kadarki görev aşamaları ve kimlerle ikamet ettiği, mesai arkadaşlarına cinselliği çağrıştıran el ve kol şakaları yapıp yapmadığı, İnternet vasıtasıyla veya yüz yüze tanıştığı kadınlardan ilişki yaşadıklarının kimler olduğu, grup hâlinde cinsel ilişki yaşayıp yaşamadığı, yaşadı ise kimlerle, nerede ve ne zaman bu tür ilişkiler yaşadığı, eş cinsel kişilerle ilişki yaşayıp yaşamadığı, yaşadı ise nerede ve nasıl yaşadığı, ilişki yaşadığı kadınların kendisinden TSK hakkında bilgi almaya yönelik bir girişimde bulunup bulunmadığı, uyuşturucu kullanıp kullanmadığı hususlarının sorulduğu görülmüştür. Başvurucu, anılan soruları yanıtlamış ve ifade tutanağını imzalamıştır. Soruşturma konusu olaylara ilişkin olarak başvurucu dışında başvurucunun birlikte çalıştığı B.Ş. isimli bir kişinin de ifadesinin alınmış olduğu, bu kişiden başvurucu hakkında bildiklerini anlatmasının istendiği ve başvurucunun mesai arkadaşlarına cinselliği çağrıştıran el ve kol şakaları yapıp yapmadığı hususunun sorulduğu anlaşılmaktadır. B.Ş. tarafından verilen ifadede, başvurucu ile ilgili bilgilere yer verilmiş; ayrıca başvurucunun anlatımıyla öğrenildiği beyan edilen bir kısım olaya ilişkin anlatımlarda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu’nun “Çeşitli nedenlerle Silahlı Kuvvetlerden ayrılacak astsubaylar hakkında yapılacak işlem” kenar başlıklı maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan (b) fıkrası şöyledir: “Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma:Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T. Emekli Sandığı Kanunu hükümleri uygulanır.Bu sebeplerin neler olduğu ve bunlar hakkındaki sicil belgelerinin nasıl ve ne zaman tanzim edileceği, nerelere gönderileceği, inceleme ve sonuçlandırma ile gerekli diğer işlemlerin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı Astsubay Sicil Yönetmeliğinde gösterilir. Bu gibi astsubaylardan durumlarının Yüksek Askerî Şura tarafından incelenmesi Genelkurmay Başkanlığınca gerekli görülenlerin Silahlı Kuvvetlerden ayırma işlemi, Yüksek Askerî Şura kararı ile yapılır.” Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan “Disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle ayırma usulleri” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Aşağıdaki sebeplerden biri ile disiplinsizlik veya ahlâkî durumları gereği Türk Silâhlı Kuvvetlerinde kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesine ait bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyenler hakkında, hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:a. Disiplin bozucu hareketlerde bulunması, ikaz veya cezalara rağmen ıslah olmaması, b. Hizmetin gerektirdiği şekilde tavır ve hareketlerini ikazlara rağmen düzenleyememesi,c. (Değişik:RG-13/06/2003-25137) Aşırı derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olması,...e. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde ahlâk dışı hareketlerde bulunması, ...” Astsubay Sicil Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan “Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle ayırma sicil belgesi düzenlenmesi ve uygulanacak usuller” kenar başlıklı maddesinin ilgili bölümü şöyledir: “Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma iki şekilde yapılır. a. Ayırma işleminin sıralı sicil üstlerince başlatılması: Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma sicil belgesinin düzenlenmesinde, süre söz konusu olmayıp, her zaman düzenlenebilir. Temel nitelikler hariç olmak üzere, diğer niteliklere işaret konulmaz. Sicil üstleri, sicil belgelerinin temel nitelikler ve son bölümdeki kendilerine ait olan kanaat hanelerine bu Yönetmeliğin 60 ncı maddesindeki disiplinsizlik ve ahlâkî durumlardan hangisine göre kesin kanaate vardıklarını belirttikten sonra ‘Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir’ kanaatini yazarak imzalar ve gerekli belgeleri ekleyerek, bekletmeden sıralı sicil üstlerinin tümünün kanaatlerinin yazılmasını sağladıktan sonra, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Başkanlığına gönderirler. ... Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Başkanlıklarına gelen bu siciller, ilgili şubelerce karargâhta bulunan dosya ve diğer belgelerle karşılaştırılarak incelenir ve bunlar Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı karargâhında; Kurmay Başkanının başkanlığında personel, istihbarat ve harekât başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları ve gerekli gördükleri şube müdürleri ile kıdem, personel yönetim şube müdürleri ve adlî müşavir veya hukuk işleri müdürlerinden oluşan komisyona sevk edilir. Bu komisyon tarafından, düzenlenen sicilin Kanun ve Yönetmeliklere uygunluğu, ekli belgelerin yeterliliği ve geçerliliği yönünden incelendikten sonra bir değerlendirme yapılır. Gerekirse, sicil üstlerinin şifahî veya yazılı görüşleri alınır; bilgi veya belge isteğinde bulunulabilir. Komisyon, yapmış olduğu inceleme ve değerlendirme sonucunda almış olduğu kararı, bir tutanak ile Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayına sunar ve alınacak onaya göre işlem yapılır. Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı tarafından emekliliği uygun görülmeyenlerin sicilleri, mazbata edilerek şahsî dosyalarına konur ve bunların görev yerleri değiştirilir. Emekliliği, Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı tarafından onaylanan personelin dosyaları, Genelkurmay Başkanlığına gönderilir. Genelkurmay Başkanlığına gelen dosyalar, personel başkanlığınca adlî müşavirlikle koordine edilerek, Yüksek Askerî Şûra kararına sunulup sunulmaması yönünden incelenir ve Genelkurmay Başkanının tasvibine sunulur. Genelkurmay Başkanı tarafından, durumları Yüksek Askerî Şûrada görüşülmesi gerekli görülenler hakkındaki istemler, ilk Yüksek Askerî Şûra toplantısında gündeme alınarak haklarında kesin karara varılır ve işlemleri tamamlanır. Genelkurmay Başkanının, durumlarını Yüksek Askerî Şûrada görüşülmesine gerek görmediği astsubayların dosyaları, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığına iade edilir. Bu gibi astsubaylar hakkında, Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının daha önce verdiği karara göre işlem yapılır... Bu Yönetmeliğin 60 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde yazılı fiillerden dolayı haklarında ‘Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir’ sicili düzenlenmesi gereken astsubaylar ile mevcut belgelerin ast kademelere intikali sakıncalı görülen astsubaylar hakkında, bu belgelere dayanarak Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı tarafından sicil düzenlenebilir. Bu şekilde düzenlenen sicile göre kesin işlem yapılır. b. Ayırma işlemlerinin personel başkanlıklarınca başlatılması: Sıralı sicil üstlerince haklarında ‘Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir’ sicili düzenlenmemesine rağmen, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığı Personel Başkanlıklarınca bütün rütbelerdeki safahatı kapsayacak şekilde sicil belgeleri, özlük dosyaları ve varsa kişi hakkındaki özel dosyaların incelenmesi sonucu durumları, bu Yönetmeliğin 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasında yazılı fiillerden biri, birden fazlası veya hepsine birden uyan personelin tespiti hâlinde, bunlar, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen komisyona sevk edilirler. Komisyon, inceleme ve değerlendirme sonucunda aldığı kararı bir tutanak ile Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayına sunar... Emekli edilmesi uygun görülenler hakkında Kuvvet Komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanı ile Genelkurmay Başkanı tarafından ‘Silâhlı Kuvvetlerde Kalması Uygun Değildir’ şeklinde sicil düzenlenir ve bunlar hakkında, bu maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen şekilde işlem yapılır.” 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun “Disiplin” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Disiplin: Kanunlara, nizamlara ve amirlere mutlak bir itaat ve astının ve üstünün hukukuna riayet demektir. Askerliğin temeli disiplindir. Disiplinin muhafazası ve idamesi için hususi kanunlarla cezai ve hususi kanun ve nizamlarla idari tedbirler alınır.” 211 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“Silahlı Kuvvetlerde askeri eğitim ile beraber ahlak ve maneviyatın yükseltilmesine ve milli duyguların kuvvetlendirilmesine bilhassa itina olunur.Cumhuriyete sadakat, vatanını sevmek, iyi ahlaklı olmak, üste itaat, hizmetin yapılmasında sebat ve gayret, cesaret ve atılganlık, icabında hayatını hiçe saymak, bütün silah arkadaşları ile iyi geçinmek, birbirlerine yardım, intizam severlik, yapılması men edilen şeylerden kaçınmak, sıhhatini korumak, sır saklamak her askerin esas vazifesidir.” 6/9/1961 tarihli ve 10899 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yönetmeliği’nin maddesinin ilgili kısmı şöyledir:“Asker, kendisinden beklenen vazifeleri hakkıyla yapabilmek için yüksek ahlâk ve kuvvetli maneviyata sahip olmalıdır. Her askerde bulunması lâzım gelen ahlakî ve mânevi vasıflar şunlardır: …(h). İyi ahlâk sahibi olmak: Askerin ahlâkı ve yaşayışı kusursuz ve lekesiz olmalıdır. Asker, esrarkeşlikten, sarhoşluktan, yalancılıktan borçtan ve kumardan, dolandırıcılıktan, ahlâksız kimselerle düşüp kalkmaktan, hırsızlıktan, yağmadan, yakıp yıkmaktan ve sair bütün fenalıklardan sakınmalıdır. Bunlar vazifenin yapılmasına mâni olurlar, yaşayışı, sıhhati, azim ve cesareti bozar; namusu, lekeler, manevi şahsiyeti öldürür ve her biri ayrı ayrı cezaları üstüne çeker…”