DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2284 E. , 2024/1942 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2284 Karar No : 2024/1942 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2024 tarih ve E:2017/3860, K:2021/4725, Temyiz No:2023/398 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamınd…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/2284 E. , 2024/1942 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2284 Karar No : 2024/1942 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av.... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2024 tarih ve E:2017/3860, K:2021/4725, Temyiz No:2023/398 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/12/2021 tarih ve E:2017/3860, K:2021/4725 sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, bu karara yönelik davacının temyiz isteminde bulunulması üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2024 tarih ve E:2017/3860, K:2021/4725, Temyiz No:2023/398 sayılı kararıyla; temyize konu kararın 05/06/2023 tarihinde davacı vekilinin e-tebligat adresine tebliğ edildiği, bu karara karşı en geç 04/07/2023 tarihi mesai saati bitimine kadar temyiz başvurusunda bulunulması gerekmekte iken, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde belirtilen 30 (otuz) günlük temyiz süresi geçirildikten sonra 18/12/2023 tarihinde kayda giren dilekçe ile temyiz isteminde bulunulduğu görüldüğünden temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Daire kararının tarafına tebliğ edilmediği, dava ile ilgili yazışmaların, tarafına tebliğ edilmesini, bir avukatının olmadığını, dosyasına 15/01/2019 tarihinde sunulan yazışmaların bizzat şahsıyla yapılmasını isteyen ek beyan dilekçesine rağmen avukatıyla yazışmaya devam edildiği, oysa bunun bir azil niteliğinde olduğu, mobil uygulamadan takip ettiğinde ayrıntısı görünmeyen kararın, harç masrafları tarafına mesajla geldiğinde ve bilgisayardan tesadüfen ayrıntılarını 20/11/2023 tarihinde öğrendiğinde ise kararın çok önceden verildiği ve vekiline tebliğinin 05/06/2023 tarihinde yapıldığını gördüğü, bunun üzerine kararı temyiz ettiği, esas kararla ilgili vekilinin tarafını bilgilendirmediği, vekil olarak tayin ettiği kişinin fiilen işi bıraktığı, adına iş takip etmeyi sonlandırdığının anlaşıldığı, gerçeğe uygun olarak karar verme, gerçeği, adaleti sağlama konusundaki özeni göstermesi gereken mahkemelerin, şekli şartların başvurucuları daha da mağdur etmemesini sağlamaya yönelik kararlar almasının hukukun, vicdanın ve hakkın bir gereği olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: İLGİLİ MEVZUAT : Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun "İşi sonuna kadar takip etme zorunluluğu ve başkasını tevkil" başlıklı 171. maddesinde, "Avukat, üzerine aldığı işi kanun hükümlerine göre ve yazılı sözleşme olmasa bile sonuna kadar takip eder." düzenlemesi mevcuttur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "Vekile ve kanuni mümesile tebligat" başlıklı 11. maddesinde; vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olduğu hükme bağlanmıştır. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde; Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin, sayma suretiyle belirtilen davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği belirtilmiş; "Temyiz Dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında ise, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde, kararı veren merciin temyiz isteminin reddine karar vereceği kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin, tarafların vekilleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine yürürlüğe konulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Vekilin azli ve istifasının şekli" başlıklı 81. maddesinde, "(1) Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi ile Anayasal güvenceye bağlanan hak arama hürriyeti, temel hak kategorisinde yer almasının yanında, diğer temel hak ve hürriyetlerin korunması ve kullanılmasında üstlendiği görev nedeniyle de hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Bu yönüyle, hak arama hürriyeti, niteliği itibarıyla bünyesinde birden fazla ilkeyi barındıran bir hukuki müessese görünümü arz etmektedir. Bu ilkelerden biri de adil yargılanma hakkının da en önemli unsurlarından birini teşkil eden mahkemeye erişim hakkıdır. Hak arama hürriyetinin tam olarak hayata geçirilebilmesi için mahkemeye erişim hakkının tanınması yeterli olmamakta, ayrıca tarafların bu hakkın etkin kullanımını sağlayan vasıtalarla donatılması zorunluluk arz etmekte, bu vasıtaların başında ise bilgilendirilme hakkı gelmektedir. Davanın tarafları, ancak yargılamanın aşamalarından bilgi sahibi olmaları halinde etkin bir şekilde mahkemeye erişme ve haklarını savunma olanağına sahip olabilecektir. Bahse konu anayasal ilke, çoğu usul yasasında olduğu gibi, 2577 sayılı Kanun'da da gözetilmiş ve idari yargılamada tarafların davanın aşamalarından bilgilendirilmesini öngören hükümler ihdas edilmiştir. Tarafların, dosyaya sunulan dilekçeler ve savcı düşüncesi hakkında bilgilendirilmelerini öngören ve yukarıda aktarılan düzenlemeler bu türden hükümlerdir. Dolayısıyla, davaya taraf olanların davanın aşamalarıyla ilgili olarak bilgilendirilmesini ve bu suretle iddia ve savunma haklarını etkin bir şekilde kullanabilmesini temin eden bahse konu düzenlemelerin ihlali, yargılamanın usule uygun olarak gerçekleşmemesine neden olmakta ve yargılama neticesinde tesis edilen kararın bozulmasını gerektirmektedir. Öte yandan, yukarıda yer verilen Avukatlık Kanunu ve Tebligat Kanunu hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı; vekil-müvekkil ilişkisinin ortadan kalkabilmesi için vekilin azledildiğinin veya vekilin istifa ettiğinin bir dilekçeyle bildirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Yargıtay içtihatlarına göre de, avukatın noterden gönderilen azilname olmadan da davacı tarafından mahkemeye sunulan belgede, belirtilen tarihten itibaren dosyanın kendisi veya başka bir vekil tarafından takip edileceği, avukatın tüm görev ve sorumluluklarından ibra edildiği belirtildiği takdirde, avukatın dava ve takiplerinin sonlandırılması ve azledilebilmesi mümkündür. Dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacı tarafından sunulan 11/09/2018 ve 31/12/2018 tarihli dilekçelerde, dosyanın akıbeti hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi, vekilinin olmadığının bilinmesi, yazışmaların bizzat tarafına yapılmasının istenildiği belirtilmiş ise de, tebligatların avukata yapılmasına devam edildiği ve davacının söz konusu istemi hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bakılan davada, davacı tarafından sunulan dilekçelerin içeriği göz önünde bulundurulduğunda, dilekçelerin vekilini azletmeye ilişkin olduğu ve Daire kararının davacıya tebliğ edilmesi gerekirken azledilen vekile tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, temyize konu Daire kararının davacı tarafından azledilen vekiline tebliğ edildiği, davacıya tebliğ edilmediği hususu dikkate alındığında, davacı tarafından sunulan ve 18/12/2023 tarihinde kayda giren temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu itibarla, Dairece verilen temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin kabulüne; 2.Temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/03/2024 tarih ve E:2017/3860, K:2021/4725, Temyiz No:2023/398 sayılı kararının BOZULMASINA, 3.Tekemmülü sağlanmak üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine, 4. Kesin olarak, 03/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. GEREKÇEDE KARŞI OY X- 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve...sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesince davanın reddi yolunda verilen 23/12/2021 tarih ve E:2017/3860, K:2021/4725 sayılı karara karşı davacı tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine, Dairenin ...tarih ve E:..., K:..., Temyiz No:...sayılı kararı ile, temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davacı tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dosyaların incelenmesi" başlıklı 20. maddesinde, "(1) Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir. (2) Taraflardan biri ara kararının icaplarını yerine getirmediği takdirde, bu durumun verilecek karar üzerindeki etkisi mahkemece önceden takdir edilir ve arakararında bu husus ayrıca belirtilir." hükmü yer almıştır. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin, tarafların vekilleri konusunda yollamada bulunduğu 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu yerine yürürlüğe konulan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Vekilin azli ve istifasının şekli" başlıklı 81. maddesinde, "(1) Vekilin azli veya istifasının, mahkeme ve karşı taraf bakımından hüküm ifade edebilmesi için, bu konudaki beyanın dilekçeyle bildirilmesi veya tutanağa geçirilmesi ve gerektiğinde ilgilisine yapılacak tebligat giderinin de peşin olarak ödenmesi zorunludur." hükmüne yer verilmiştir. Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından sunulan 11/09/2018 tarihli dilekçede, dosyanın akıbeti hakkında ayrıntılı bilgi verilmesi, vekilinin olmadığının bilinmesi, yazışmaların bizzat tarafına yapılmasının istenildiğinin belirtilmesi üzerine 19/09/2018 tarihli kıdemli tetkik hakimi yazısıyla, dosyada vekili olarak görünen Av.Sabahattin Karagöz'ü azledip etmediğinin bildirilmesinden sonra dilekçesindeki talebinin değerlendirileceği hususu davacıya tebliğ edilmiş, anılan yazıya cevap verilmemesi üzerine tebligatların avukata yapılmasına devam edildiği görülmüştür. Bakılan davada, davacının yukarıda yer verilen dilekçesinin içeriğinden, vekilini azletme hususunda iradesinin ne yönde olduğunun anlaşılamadığı, Dairece, gereğinin yerine getirilmemesinin verilecek karar üzerindeki etkisine yönelik ihtarı da içerecek şekilde yapılacak ara kararı ile davacının vekilini azledip azletmediğinin sorulması suretiyle bu konudaki iradesinin netleştirilmesi gerektiği, dolayısıyla salt kıdemli tetkik hakimi yazısıyla bu eksikliğin giderilemeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, vekilin azledilip azledilmediği hususu araştırılmadan eksik inceleme sonucu verilen temyiz isteminin süre aşımı nedeniyle reddine ilişkin temyize konu Daire kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Beşinci Dairesinin 18/03/2024 tarih ve E:2017/3860, K:2021/4725, Temyiz No:2023/398 sayılı kararının, usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.