1. Hukuk Dairesi 2010/6685 E. , 2010/7395 K. "" MAHKEMESİ : MUCUR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/03/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın maliki olduğu 539 ve 546 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakım akti ile davalı torununa temlik ettiğini, işlem tarihinde murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığını, aynı zamanda yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, mirasçılar adına tapu iptal ve tescile …
**1. Hukuk Dairesi 2010/6685 E. , 2010/7395 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : MUCUR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 19/03/2009 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, miras bırakanın maliki olduğu 539 ve 546 parsel sayılı taşınmazlarını ölünceye kadar bakım akti ile davalı torununa temlik ettiğini, işlem tarihinde murisin hukuki ehliyetinin bulunmadığını, aynı zamanda yapılan işlemlerin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek, mirasçılar adına tapu iptal ve tescile ya da tenkise karar verilmesini istemiştir. Davalı, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddiaların kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil ya da tenkis isteklerine ilişkindir. Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan E.K., maliki olduğu 539 ve 546 parsel sayılı taşınmazlarını 29.12.2005 tarihinde ölünceye kadar bakma akti ile davalı torununa temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacı, miras bırakanın temlik tarihinde ehliyetsiz olduğunu, aynı zamanda yapılan işlemin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bilindiği gibi; davranışlarının, eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayırt edebilme kudreti (gücü) bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, borç (yükümlülük) altına girebilme ehliyetinden söz edilemez. Nitekim Medeni Kanunun “ fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir “ biçimindeki 9. maddesi hükmüyle hak elde edebilmesi, borç ( yükümlülük ) altına girebilmesi, fiil ehliyetine bağlamış. 10. maddesinde de, fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile ergin ( reşit ) olmayı kabul ederek “ ayırt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır. “ hükmünü getirmiştir. “Ayırtım gücü “ eylem ve işlev ehliyeti olarak ta tarif edilerek aynı yasanın 13. maddesinde “ yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkes bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahiptir.” denmek suretiyle açıklanmış, ayrıca ayırtım gücünü ortadan kaldıran önemli nedenlerden bazılarına değinilmiştir. Önemlerinden dolayı bu ilkeler, söz konusu yasa ile öteki yasaların çeşitli hükümlerinde de yer almışlardır.