Başvurucu, 1/7/2002 tarihinde hareket halindeki bir trenden kopan parçanın eşinin başına çarpması üzerine hayatını kaybetmesinden dolaylı uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle Anayasa’nın 36. ve 40. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 100. 000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, 1/7/2002 tarihinde hareket halindeki bir trenden kopan parçanın eşinin başına çarpması üzerine hayatını kaybetmesinden dolaylı uğradığı maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle açtığı davanın makul sürede sonuçlandırılamaması nedeniyle Anayasa’nın ve maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş ve 000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, başvurucu vekili tarafından 26/7/2013 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 21/11/2013 tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 19/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 22/1/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun eşi, Eskişehir ili Sivrihisar ilçesi Biçer köyü hudutları içinde ve demiryolu kenarında yer alan tarlada çalışmakta iken Eskişehir-Ankara istikametinde seyreden Doğu Ekspresinin geçişi sırasında trenden kopan balatanın başına isabet etmesi sonucu 1/7/2002 tarihinde hayatını kaybetmiştir. Başvurucu ve çocukları olay nedeniyle uğradıkları maddi ve manevi zararların tazmini istemiyle TCDD Genel Müdürlüğüne karşı 22/7/2002 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açmışlardır. Davalı idare vekilince sunulan birinci savunma dilekçesinde davanın idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle görev itirazında bulunulmuştur. Asliye Hukuk Mahkemesi 16/10/2002 tarihinde görev itirazını reddederek görevlilik kararı vermiş, davalı idare vekilinin olumlu görev uyuşmazlığı çıkarılması talebinde bulunması üzerine dava dilekçesi ve eklerini Danıştay Başsavcılığına göndermiştir. Danıştay Başsavcılığı, uyuşmazlığa konu olayda idari yargı yerinin görevli olduğu düşüncesiyle Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmuştur. Uyuşmazlık Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından düşüncesini sunmasını istemiş, Başsavcılık, Danıştay Başsavcılığının başvurusunun kabul edilmesi gerektiği yönünde düşüncesini bildirmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi 28/4/2003 tarih ve E.2003/14, K.2003/21 sayılı kararı ile davanın çözümünde idari yargının görevli olduğuna karar vermiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinin görevlilik kararını kaldırmıştır. Diğer yandan Asliye Hukuk Mahkemesi görev uyuşmazlığı çözülmeden önce dava hakkında işlemden kaldırma kararı almış, daha sonra Uyuşmazlık Mahkemesi kararının dosyaya ibraz edilmesine rağmen 2/7/2003 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermiş, bu karar 17/6/2004 tarihinde kesinleşmiştir. Bunun yanında başvurucu ve çocukları 19/6/2003 tarihinde davalı idareye başvuru yaparak zararın giderilmesini istemişler, idare bu talebe cevap vermeyerek zımnen reddetmiş, zımni ret tarihinden itibaren 60 gün içinde dava açılmamış, ancak başvuru tarihinden yaklaşık 6 ay sonra idarenin 28/1/2004 tarihli olumsuz cevabının 5/2/2004 tarihinde tebliğ edilmesinden itibaren 60 gün içinde 1/4/2004 tarihinde Eskişehir İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Mahkeme, 14/10/2004 tarih ve E.2004/956, K.2004/1272 sayılı kararı ile davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Başvurucu ve çocukları tarafından bu kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onuncu Dairesi “… İdare Mahkemesince, 2577 sayılı Yasanın maddesi uyarınca Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin kararının kesinleşmesinden önce açılan bu davanın süresinde olduğu kabul edilerek, işin esası incelenmesi gerekirken, süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemektedir” gerekçesine yer vererek 27/2/2008 tarih ve E.2005/1113, K.2008/947 sayılı kararıyla Mahkeme kararını bozmuş ve TCDD Genel Müdürlüğünün yaptığı karar düzeltme talebini de reddetmiştir. Bu karar üzerine 9/3/2009 tarihinde dava dosyası Eskişehir İdare Mahkemesi kayıtlarına yeniden girmiş, Mahkeme Danıştay kararına uyarak dava dosyasının tekemmülünü sağlamış, 17/06/2009 tarihli ara kararı ile davalı idareden tüm bilgi ve belgeleri içeren işlem dosyasının gönderilmesi, 16/10/2009 tarihli ara kararı ile Sivrihisar Cumhuriyet Başsavcılığından soruşturma dosyasının gönderilmesi, 10/12/2009 tarihli ara kararı ile Sivrihisar Asliye Ceza Mahkemesinden ceza davası dosyasının gönderilmesi istenmiş, 2/6/2010 tarihinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, hazırlanan bilirkişi raporu 13/8/2010 tarihinde tebliğe çıkarılmış, davalı idare 25/8/2010 tarihinde bilirkişi raporuna itiraz etmiştir. Eskişehir İdare Mahkemesi 8/10/2010 tarih ve E.2009/157, K.2010/707 sayılı kararı ile “Açıklanan nedenlerle; davacılardan Mustafa Bayrı'nın maddi tazminat talebinin kabulü, manevi tazminat talebinin ise kısmen kabulü ile TL maddi, TL manevi tazminat tutarının ve diğer davacılar Savaş, Mutlu ve Gökhan Bayrı'nın manevi tazminat taleplerinin kabulü ile adı geçen davacıların herbiri yönünden TL manevi olmak üzere toplam TL maddi TL manevi tazminat tutarının ilk kez görevsiz yargı merciinde davanın açıldığı 22/07/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, davacılardan Mustafa Bayrı'nın fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddine…” şeklinde karar vermiştir. TCDD Genel Müdürlüğü tarafından 11/1/2011 tarihinde yapılan temyiz başvurusu, Danıştay Onuncu Dairesinin 29/4/2013 tarih ve E.2011/3900, K.2013/3780 sayılı kararı ile reddedilmiş ve Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir. Bu karar başvurucu vekiline 17/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiş, 26/7/2013 tarihinde de bireysel başvuru yapılmıştır. Mahkemenin karar verdiği tazminat tutarı TCDD Genel Müdürlüğünce 1/8/2013 tarihinde ödenmiştir. Diğer yandan Danıştay Onuncu Dairesinin temyiz hakkında verdiği karara karşı TCDD Genel Müdürlüğü 23/8/2013 tarihinde karar düzeltme talebinde bulunmuş olup, halen bu konuda bir karar verilmiş değildir.B. İlgili Hukuk 6/1/1982 tarih ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Kapsam ve nitelik” kenar başlıklı maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde yapılır.” 2577 sayılı Kanun’un “Dilekçeler üzerine ilk inceleme” kenar başlıklı maddesinin (3) ve (4) numaralı fıkraları şöyledir:“(3) Dilekçeler, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki,b) İdari merci tecavüzü,c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı,f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları,Yönlerinden sırasıyla incelenir.(4) Dilekçeler bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durum; görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirilir. Tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmez ve 15 inci madde hükümleri ilgili hakim tarafından uygulanır. 3 üncü fıkraya göre yapılacak inceleme ve bu fıkra ile 5 inci fıkraya göre yapılacak işlemler dilekçenin alındığı tarihten itibaren en geç onbeş gün içinde sonuçlandırılır.” 2577 sayılı Kanun’un “Dosyaların incelenmesi” kenar başlıklı maddesinin (5) numaralı fıkrası şöyledir: “Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; diğer mahkemeler için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de ilan edilecek öncelikli işler gözönünde bulundurulmak suretiyle geliş tarihlerine göre incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara bağlanır. Bunların dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve tekemmül tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.” 2577 sayılı Kanun’un “Kararın bozulması” kenar başlıklı maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir: “Kararın bozulması halinde dosya, Danıştayca kararı veren mahkemeye gönderilir. Mahkeme, dosyayı diğer öncelikli işlere nazaran daha öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir.” 2577 sayılı Kanun’un “Tebliğ işleri ve ücretler” kenar başlıklı maddesi şöyledir: “Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işleri, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır. Bu suretle yapılacak tebliğlere ait ücretler ilgililer tarafından peşin olarak ödenir.”