Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, idari eylemden doğan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davasının süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 10/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucunun Tokat'ın Zile ilçesinin Bağlarpınarı köyünün muhtelif mevkilerinde tarla vasfında taşınmazları bulunmaktadır. Başvurucuya ait söz konusu tarım arazilerinin yanından dere geçmektedir. Başvurucu 23/2/2009 tarihinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) Bölge Müdürlüğüne müracaat etmiş ve 13/2/2009 tarihinde yağan yağmurun etkisiyle derenin taşması neticesinde tarım arazilerinin zarar gördüğünü belirterek derenin ıslah edilmesini istemiştir. DSİ Bölge Müdürlüğü 25/2/2009 tarihli cevap yazısı ile dere yatağı içinde bulunan ağaçların kesildiğinin kendilerine bildirilmesi hâlinde ve makine imkânları ölçüsünde ıslah çalışmalarının yapılacağını başvurucuya bildirmiştir. Başvurucu, söz konusu yazı üzerine arazileri üzerindeki ağaçları kesmiştir. Başvurucu 10/6/2009 tarihinde Zile Asliye Hukuk Mahkemesine (Asliye Hukuk Mahkemesi) başvurmuş ve yağış sonucu oluşan dere taşkını nedeniyle arazilerinde toprak kaybı meydana geldiğini ve ürünlerinin zarar gördüğünü belirterek bu sebeple uğradığı zararın tespit edilmesini istemiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince 11/6/2009 tarihinde mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 8/7/2009 tarihli tespit raporunda, başvurucunun arazilerinin yanında bulunan derenin bahar aylarında yağan yağmurlardan dolayı taştığı belirtilmiş; bu sebeple her bir taşınmazda oluşan zarar miktarı, sel suyuna bağlı olarak toprak kaybından dolayı arazinin değerinin düşmesine ve ürün zayiatına ilişkin olmak üzere ayrı kalemler hâlinde hesaplanmıştır. Söz konusu rapor 12/8/2009 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. 14/9/2009 tarihinde DSİ'ye müracaat eden başvurucu, her yağış sırasında gerçekleşen dere taşkınına bağlı olarak arazilerindeki toprak kaybının devam ettiğini belirterek dere yatağına perde beton yapılmasını talep etmiş; ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesince tespit edilen taşınmaz zararının tazminini istemiştir. DSİ tarafından başvurucunun söz konusu başvurusuna herhangi bir cevap verilmemiştir. Başvurucu 10/8/2010 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde; derenin ıslah edilmemesi/perde beton yapılmaması nedeniyle her yağışta ve özellikle taşkın olduğunda arazilerinin zarar görmeye devam ettiğini belirtmiş, değer kaybı ve ürün zayiatından oluşan taşınmaz zararının tazminine karar verilmesini istemiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi 11/10/2011 tarihli kararıyla davayı görevsizlik nedeniyle reddetmiştir. Kararın gerekçesinde idarenin hizmet kusurundan doğduğu ileri sürülen zarara ilişkin tazminat talebinin uyuşmazlık konusu edildiği davanın görüm ve çözümünün idari yargının görev alanına girdiği belirtilmiştir. Başvurucu, söz konusu kararı temyiz etmiştir. Başvurucu temyiz dilekçesinde; DSİ'nin eyleminin haksız fiil teşkil ettiğini,zira dere yatağındaki ağaçların kesilmesi hâlinde ıslah çalışmalarına başlanacağının kendisine bildirilmesi üzerine ağaçları kestiğini, somut davada aynı zamanda ağaç zararının da tazminini talep ettiğini ifade etmiş, haksız fiilden doğan zararın tazmini talebiyle açılacak davaların adli yargıda görüldüğünü belirterek görevsizlik kararının bozulması gerektiğini ileri sürmüştür. Yargıtay Hukuk Dairesi 27/6/2012 tarihinde başvurucunun temyiz istemini reddetmiş ve Asliye Hukuk Mahkemesinin 11/10/2011 tarihli görevsizlik kararını onamıştır. Onama kararı 2012 yılının Temmuz ayı içinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, görevsizlik kararının kesinleşmesi üzerine 3/8/2012 tarihinde Tokat İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) tam yargı davası açmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde, idarenin yönlendirmesiyle ağaçları kestiği hâlde derenin ıslah edilmemesi nedeniyle arazilerinin her yağışta su altında kaldığını, dere taşkınlarından dolayı arazilerindeki toprak kaybının devam ettiğini belirtmiş, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla Asliye Hukuk Mahkemesince tespit edilen ve değer kaybı ile ürün zayiatından oluşan taşınmaz zararının tazminine karar verilmesini istemiştir. İdare Mahkemesi 10/12/2013 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Kararın gerekçesinde idarenin kamu hizmetlerini mali kaynaklarının elverdiği ölçüde ve plan dâhilinde yerine getireceği ifade edilmiş, hiç kimsenindava yolu ile idareyi genel bir kamu hizmetini yapmaya zorlayamayacağı ya da yapılmamış olan kamu hizmetinden dolayı zarar tazmini talep edemeyeceği değerlendirmesine yer verilmiştir. Buna göre somut davadaki zarar tazmini talebinin hukuken yerinde olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Başvurucu, anılan karara karşı itiraz yoluna gitmiştir. Sivas Bölge İdare Mahkemesi (Bölge İdare Mahkemesi) başvurucunun itiraz istemini reddetmiş ve gerekçesini değiştirmek suretiyle itiraza konu İdare Mahkemesi kararını onamıştır. Onama kararının gerekçesinde, başvurucunun davalı idareye 14/9/2009 tarihinde tazminat talebiyle başvurduğu hatırlatılmış; söz konusu istem hakkında altmış gün içinde cevap verilmemesi üzerine bu sürenin bittiği tarihten itibaren idari dava açma süresi içinde dava açılması gerektiği belirtilmiştir. Başvurucunun bu süreler geçtikten sonra görevsiz yargı yerinde 10/8/2010 tarihinde açtığı davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken işin esası incelenerek davanın reddi yolunda verilen Mahkeme kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmediği ifadeedilmiştir. Başvurucunun karar düzeltme istemi de Bölge İdare Mahkemesinin 28/5/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Nihai karar 12/6/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu 10/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Görevli olmayan yerlere başvurma" kenar başlıklı maddesi şöyledir:" Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir. Adli veya askeri yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra birinci fıkrada yazılı otuz günlük süre geçirilmiş olsa dahi, idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabilir."