Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; Bu Kanunda, Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yay
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından davaya konu 261 nolu bağımsız bölümün Bakırköy ... Noterliğinin 17.04.2018 tarih ve ... yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Ön Ödemeli Konut Satış Vaadi Sözleşmesi ile davalılardan satın alındığını, davalı ... şirketinin davalılar arasındaki sözleşmede satmayı vaad eden, diğer davalı ... şirketinin ise inşaatın yapımını üstlenen şirket olduğunu, sözleşmede konu olan taşınmazın fiyatının 2.800.000 TL olarak belirlendiğini, müvekkilinin bu bedeli davalı ... şirketine ödemiş olduğunu, yine sözleşmede taşınmazın teslim tarihinin Aralık 2018 tarihi olarak belirlenmiş olduğunu, konu olan taşınmazın geç de olsa müvekkiline teslim edilmiş olduğunu, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 9. maddesinde alıcıya tapu devrinin düzenlenmiş olduğunu, müvekkilinin sözleşme ile üstlendiği tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olmasına rağmen tapu devrinin yapılmaması üzerine Noter ihtarnamesi ile davalılardan tapu devrinin yapılmasını talep ettiğini, davalı ... şirketinin Noter kanalı ile diğer davalı ... şirketi ile olan sözleşmesini fesih ettiğini, ancak bu feshin müvekkili şirket açısından geçerli ve bağlayıcı olmadığını, zira müvekkili ile davalı ... şirketi arasında imzalanan sözleşmenin tarihinin 17.04.2018 tarihi olduğunu ve taşınmazın fiili olarak geç de olsa Ocak 2019 tarihinde müvekkili şirkete teslim edilmiş olduğunu belirtmişler ve de netice ve talep olarak da açıklanan sebepler ile dava konusu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile müvekkili şirket adına tesciline, bu talebin kabul görmemesi halinde müvekkilince satım bedeli olarak ödenen 2.800.000 TL nın ödeme tarihi olan 25.04.2018 tarihinden itibaren bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizi üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini talep etmişlerdir. ... Yapı cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin diğer davalı şirket ile yapmış olduğu sözleşme çerçevesinde davacıya dava konusu villanın satılmış ve davacıya yer tesliminin de yapılmış olduğunu, ancak diğer davalı şirketin yarattığı haksız ve mesnetsiz muaraza nedeni ile tapu devrinin yapılamamış olduğunu, müvekkili şirketin ve diğer davalının projenin lansmanını yani tanıtımını proje ortaklığı olarak birlikte yaptıklarını, diğer davalının yarattığı haksız ve mesnetsiz muarazanın giderilmesi için müvekkili şirket tarafından diğer davalı şirket aleyhine dava açıldığını, dava konusu villanın tapusunun diğer davalı şirket üzerinde olup esasında davacıya devri gerektiğini, davalı taraflar arasındaki sözleşmenin karma nitelikte olmakla birlikte adi ortaklık unsuru öne çıkan bir sözleşme olduğunu, bu sebeple tarafların hak ve yükümlülüklerinin adi ortaklık hükümleri çerçevesinde belirlenmesi gerektiğini belirtmişler ve de sonuç ve istem olarak da davacı taleplerinin müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. ... cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili ile daavacı arasında mülkiyetin devri talebine vücut verecek hiçbir hukuki işlem bulunmadığı gibi bunun dışında başka bir işlemin de mevcut olmadığını, bu nedenle davacının müvekkili şirkete bir husumet yöneltemeyeceğini, diğer davalının söz konusu villaların maliki olmadığından başkalarına tasarrufi muamele ile devretme hususunda tasarruf yetkisine de sahip bulunmadığını, davacının kendisi ile hiçbir sözleşme ilişkisi bulunmayan, kendisine satış ve tescil vaad etmiş olmayan müvekkiline karşı tescil ve terditli olarak tazminat davası açmasının mümkün olmadığını, davacı taleplerinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taleplerinin kendi içinde hukuken çelişkili olduğunu, bu taleplerin bir arada ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin davalı sıfatı bulunmadığını, diğer davalı şirketin bedelini ödemek suretiyle müvekkilinden satın alması gereken taşınmazlar için belirlenen satış bedellerini ödemediğinden sözleşmenin müvekkilince feshine sebep olmuş, böylece davacıyı da mağdur ederek taşınmaz mülkiyetini devir borcunu imkansız hale getirmiş olduğunu, davalı taraflar arasındaki sözleşmenin tipik bir gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi niteliği taşıdığını belirtmişler ve de sonuç ve istek olarak da açıklanan sebepler ile maddi ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.