Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 14/3/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 10/8/2016 tarihli kararı ile -Çameli hâkimi olarak görev yapmakta olan- başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 31/8/2016 tarihinde meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısı üzerine başvurucu, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının (Başsavcılık) talimatıyla 11/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucu 15/8/2016 tarihinde müdafii huzurunda Başsavcılıkta ifade vermiş, ifadesinde özetle FETÖ/PDY ile bir ilgisinin bulunmadığını savunmuştur. Başsavcılık, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı tarihte Denizli Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Başvurucunun sorgusu Denizli Sulh Ceza Hâkimliği tarafından 15/8/2016 tarihinde yapılmış, başvurucunun müdafii de sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu ifadesinde FETÖ/PDY'nin herhangi bir toplantısına katılmadığını, herhangi bir örgütten talimat almadığını, yirmi bir yıl avukatlık yaptığını, avukatlık yaptığı dönemde de FETÖ/PDY ile bağlantılı herhangi bir şirketin veya kişinin vekilliğini de üstlenmediğini, Bank Asyaya para yatırmadığını, örgütle ilişkili hayır kurumlarına herhangi bir şekilde maddi veya manevi destek vermediğini, hakkındaki suçlamanın sadece istihbari bilgilere dayalı olduğunu düşündüğünü, hukukumuzda istihbari bilgilerin delil olamayacağını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca kızı E.N.nin ortaokulu bitirmesinden sonra Çameli'ne yeni geldiğinde okuyabileceği standartlarda bir okul olmadığından kızını Aydın'da bulunan Yesevi Lisesine kaydettirdiğini, daha sonra Millî Güvenlik Kurulu kararı ile bu okulun paralel yapıyla alakalı olduğu ilan edilince kızının kaydını aldırmak istediğini ve müracaatını da yaptığını fakat okullar arası geçisin 31 Temmuz'da yapılacağı belirtildiğinden kaydını aldıramadığını, okuldaki görevlilerin geçiş işlemini yapacaklarını söylediklerini, kendisinin FETÖ/PDY ile herhangi bir bağlantısının ve irtibatının olmadığını beyan etmiştir. Başvurucunun müdafii, dosyada atılı suçları işlediğine dair bir delil bulunmaması nedeniyle müvekkilinin serbest bırakılmasını talep etmiştir. Sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:"Şüpheliler Ö., S.İ., S.A., Murat Deveci, A.K. ve U.S.nin üzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan şüphelilerin suçluluğu hakkında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların mevcut olduğu, salıverilmeleri halinde delilleri karartma ve kaçma ihtimallerinin bulunduğu, söz konusu hususların adli kontrol hükümleri ile sağlanmasının mümkün olmadığı kanaatine varıldığından, şüphelilerin atılı suçtan CMK.nın 100 ve devam eden maddeleri uyarınca TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.] " Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, Denizli Sulh Ceza Hâkimliği 29/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başsavcılık 9/9/2016 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 9/1/2017 tarihinde yetkisizlik kararı vererek dosyayı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir. Başvurucunun tutukluluk durumu ve tahliye talebini inceleyen Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 3/2/2017 tarihinde tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, Antalya Sulh Ceza Hâkimliği 2/3/2017 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan kararın kendisine 10/3/2017 tarihinde tebliğ edildiğini beyan ederek 14/3/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı 27/11/2017 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. FETÖ/PDY'ye ve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel açıklamaların yer aldığı iddianamede başvurucunun gerek organik olarak gerekse örgütsel nitelikli eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür. İddianamede suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir:i. Başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle HSYK'nın 31/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ihraç edildiği belirtilmiştir.ii. Başvurucunun kullanmakta olduğu cep telefonu üzerinde yapılan HTS analizi sonucu düzenlenen rapor içeriğine göre haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlardan soruşturma yürütülen kişilerle telefon irtibatının bulunduğu ileri sürülmüştür.iii. Başvurucunun çocuklarının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı nedeniyle kanun hükmünde kararname (KHK) ile kapatılan eğitim kurumlarında eğitim gördükleri bildirilmiştir.iv. Başvurucunun eşi A.nin ByLock abone listesinde kaydının bulunduğu ileri sürülmüştür.v. Başvurucunun adına 340639 numaralı Digitürk üyeliğinin bulunduğu, söz konusu üyeliğin başlangıç tarihinin 1/5/2001, iptal tarihinin ise 13/1/2012 olduğu bildirilmiştir. vi. Başvurucu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu yönünde beyanların bulunduğu belirtilmiştir. İddianamede başvurucuya yöneltilen eyleme ilişkin olarak aynı dönemlerde staj yaptıkları anlaşılan eski yargı mensubu R.S.nin kendisi hakkında yürütülen soruşturmada verdiği beyanlara dayanılmıştır. Bu beyanların içerikleri özetle şöyledir: - Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/.. numaralı soruşturma dosyasında 4/1/2017 tarihli beyanında "....Kimin tuttuğunu bilmediği Dikmen Keklikpınarındaki evde akademideki birkaç arkadaş ile birlikte zaman zaman Risale-i Nur ve Fethullah Gülen'in kitaplarını okuduklarını, bu arkadaşlarından bir kısmının Denizli'den T., R.A. ve Murat Deveci isimli kişiler olduğunu ... FETÖ örgütü ile bağlantısı olduğunu düşündüğü kişinin Denizli Çameli'nde çalışan Murat Deveci isimli kişi olduğunu, diğerlerinin isimlerini hatırlamadığını, 15 Ağustos 2012 yılındaki kura kararnamesinde akademiden tanıdığı Fetullahçı olduğunu bildiği isimler olduğunu..." ifade etmiştir.- İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/. numaralı soruşturma dosyasında 7/2/2017 tarihli beyanında ise "... 2012 yılının başlarında Hakimlik stajına Ankara’da Adalet Akademisinde başladığını, Akademide yatılı olarak kaldığını, Akademide staj yaptığı dönem içerisinde Denizli’de avukatlık yaptığı dönemden tanıdığı ancak akademide hakim-savcı adayı olarak bulunan S.O., R.A., Murat Deveci ve T. isimli kişiler ile S.O.nun odasında zaman zaman bir araya gelip Risaleyi Nur, Fetullah Gülen'in kitaplarını okuyup sohbet ettiklerini, kendilerini genelde S.O.nun odasına çağırdığını, grubun sorumlusunun S.O. olduğunu..." ifade etmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"... FETÖ/PDY silahla terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olan şüphelinin;1)Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 17/5/2017 tarih 39873195-01-E.7101011 sayılı yazısına göre çocuklarının okul kaydı,2) Şüphelinin FETÖ/PDY örgüt üyesi olduğunu gösterir olay ve davranışlarını anlatan etkin pişmanlık kapsamında verilmiş olan R.S.nin beyanı,3) Şüpheli Murat DEVECİ'ye ait *** *** **** numaralı gsm hattının 17/12/2013 - 02/03/2017 tarihleri arasında yapmışolduğu görüşmeleri gösterir 30/05/2017 tarihli HTS Bilirkişi Raporu,4) Şüphelinin Digitürk üyeliğine dair Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketinin 28/06/2017 tarihli yazısı,ve tüm soruşturma kapsamında elde edilen deliller gözetildiğinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşıl[mıştır.]" Antalya Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 30/11/2017 tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2017/395 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkemece 5/4/2018 tarihinde yapılan ilk duruşmada başvurucunun savunması alınmıştır. Başvurucu savunmasında özetle isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. Başvurucu, yapılan duruşma sonunda Mahkemece tahliye edilmiştir. Başvurucu hakkında bilgi sahibi olan bir kısım tanık, talimat yoluyla Mahkemece dinlenilmiştir. Adı geçen tanıkların beyanları şöyledir: - R.S. beyanında "Ben dönem avukatlık mesleğinden hakimlik mesleğine geçen grubun 2012 yılında akademide staj yaptığım esnada sanık Murat DEVECİ'yi tanıdım. Kendisi stajın ilk döneminde bizim sınıftaydı. Hatırladığım kadarıyla Fethiye'liydi. Bizim dönemden olan S.O. isimli kişi beni bir yere sohbete davet etmişti. Akademiden gideceğimiz bu eve araba ile gittiğimizde aracın içerisinde sanık Murat DEVECİ'yi de gördüm. Birlikte Dikmen Keklikpınar'da bulunan bir apartmanın hatırladığımda kadarıyla katına gittik. Bu eve sohbete gittiğimiz de benimle beraber başkaca bizim dönemden arkadaşlar olan T., R.A., Murat DEVECİ ve S.O. geliyordu. Her sohbette beşimiz birden hazır olmayabiliyorduk. İşi çıkan gelmeyebiliyordu. Ama genel itibariyle biz bu 5 kişi Keklikpınar'daki bu eve staj süremiz olan 6 ay içerisinde 6-7 defa gitmiş olabiliriz. Daha fazla olduğunu sanmıyorum. Sanık Murat DEVECİ'de bu sohbetlerden birden fazla kez geldiğini biliyorum. Bizim stajımız temmuz ayı başında bitti. Dolayısıyla staj bitiminden sonra sanıkla herhangi bir görüşmemiz olmadı. Katıldığımız sohbetlerde Risale-i nur, Fethullah GÜLEN'in kitapları okunur, videoları izlenirdi. Bu sohbetlerin bizler arasındaki sorumlusu S.O.idi. Bu sohbetlere bir iki defa Yargıtay Tetkik Hakimi olan ve aynı zamanda akademide derslere giren A.Ç.de gelip giderdi. Bize sohbetlerin yer ve tarihini S.O. söylerdi. Bu sohbetlerde ilerde ne yapacağımıza dair yada tercihlerimizin ne olduğuna dair herhangi bir şey söylenmedi. Sanık Murat DEVECİ'yle mesleğe atandıktan sonra herhangi bir görüşmem olmamıştır. Dolayısıyla FETÖ ile ilgisinin devam edip etmediğini bilmiyorum. Soruşturma aşamasındaki ifadede geçen diğer kişilerin sanıkla herhangi bir ilgileri olup olmadığını bilmiyorum." şeklinde ifade vermiştir.- A. ifadesinde "Ben sanığı tanırım. Sanık 2011 yılına kadar Fethiyede serbest avukatlık yaptı, meslektaşım olması nedeniyle tanırım. 2011 ya da 2012 yılında hakimliğe geçti. Hakimliğe geçtikten sonra hakimlik yaptığı dönemle ilgili bir bilgim yoktur. 2011 yılına kadar sohbetlere gittiğini duydum. Ancak kimin tarafından söylendiğini hatırlamıyorum, somut olarak şu kişiden duydum diyemem. Bu beyanlarım da etkin pişmanlık kapsamında vermiş olduğum beyanlarımda geçiyor. Sanığın FETÖ terör örgütü ile bağlantısının olup olmadığını bilmiyorum, benim gittiğim sohbet ortamlarında kendisini görmedim" şeklinde beyanda bulunmuştur.- Z.G. beyanında "Ben sanığı önceden meslektaş olmamız nedeniyle tanırım, kendisi de Fethiye'de bir dönem avukatlık yapmıştır, daha sonra 2011 yılında hakimlik sınavını kazanarak hakim olmuştur, bundan sonra kendisini hiç görmedim, görev yerini dahi bilmem. Sanığın söz konusu yapıya ilişkin bir bağının olup olmadığına dair bir bilgim yoktur, bizim tanışmış olduğumuz dönemde vatanına milletine bağlı bir kişi olarak gördüm, örgüt üyesi olduğunu gösterecek bir davranışına denk gelmedim, ben kendim bu suçtan dolayı 7 gün boyunca tek başıma gözaltında kaldım, psikolojim olumsuz etkilendi, intiharın eşiğine geldim, bu nedenle sağlam kafayla beyanda bulunamamış olabilirim, sanık aleyhine bir beyanım olmadığını hatırlıyorum ama ismi geçmiştir, sanığın aleyhine bir beyanım olmuşsa da doğru değildir, benim şimdiki beyanlarıma itibar edilsin" şeklinde ifade vermiştir. Anılan tanık soruşturma evresindeki beyanında ise başvurucuyla ilgili olarak kendisinin bir dönem sohbet hocalığı da yaptığını, sohbet konularının dinî konular olduğunu, sohbete çiftlerin geldiğini, sohbetlerin erkekler ayrı yerde bayanlar ayrı yerde ancak aynı evde yapıldığını ve bu sohbetlere o zamanlar avukat olan hâkim Murat Deveci ile eşi ev hanımı A.nin de katıldığını ifade etmiştir. - A. ifadesinde "Ben 2010 yılından önce Altınbaşak Eğitim Kurumlarının ortağıydım, sanık da bu şirkete ortaktı, kendisini bu vesileyle tanırım, bu şirketten sanık 2010 yılında hissesini devrederek ayrıldı, bu tarihten sonra sanığı hiç görmedim, örgütle bağlantısına ilişkin bir bilgim yoktur, somut olarak anlatabileceğim bir bilgiye sahip değilim" şeklinde beyanda bulunmuştur.- A.E. beyanında "Ben sanığı tanımam, kendisiyle hiçbir diyaloğum olmadı, önceden avukat olduğunu duymuştum, neden tanık olarak çağrıldığımı bilmiyorum, kendisi aleyhine veyahut lehine herhangi bir beyanım olmamıştır, sanığın bu örgüte ilişkin bağının olup olmadığın dair en ufak bir bilgim yoktur" şeklinde ifade vermiştir. Anılan tanık soruşturma evresindeki beyanında ise Altınbaşak Eğitim Kurumlarının kurucuları olarak A., Av. N.G., o zamanlar avukat olan Murat Deveci, A.K. gibi isimler olduğunu bildiğini ifade etmiştir. Mahkeme 5/3/2020 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgi kısmı şöyledir: "... Somut olayda sanık hakkında dosya kapsamı ile deliller incelendiğinde; yukarıda ayrıntısı verilen zaman, mekan ve somut eylem bakımından birbiri ile uyumlu tanık anlatımlarından anlaşılacağı üzere sanığın örgütsel toplantılara hakimlik stajı dönemi de dahil olmak üzere katıldığı, uzun bir zamana yayılan bu eyleminin süreklilik arz ettiği ve yine sanığın örgüte müzahir Altınbaş Eğitim Kurumlarında beyana göre 2000 yılının başından 2010 yılına kadar uzun süreli ortaklığının olduğu sabit olmakla, sanığın hts kayıtları üzerinde yapılan incelemede 2014 HSYK seçimlerinde aday gösterilen bağımsız adaylar ile çok sayıda görüşmesinin olduğu, bu suretle sanığın örgüt ile irtibatını devam ettirdiğe mahkememizce kanaat getirildiği görülmekle uzun yıllar ilişkisini kesmeden örgüt içerisinde kalan sanığın atılı terör örgütüne üyelik suçunu işlediği yönünde mahkememizce tam bir vicdani kanı hasıl olmakla ..." Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmüne karşı istinaf yoluna başvurmuştur. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla Antalya Bölge Adliye Mahkemesinde derdesttir. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§ 24-39; Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-