10. Hukuk Dairesi 2023/8415 E. , 2023/8963 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davacı Kurum ile davalı ...Mermer Mobilya San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Kurum ile
**10. Hukuk Dairesi 2023/8415 E. , 2023/8963 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :İş Mahkemesi HÜKÜM/KARAR : Kabul Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın, davacı Kurum ile davalı ...Mermer Mobilya San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyizi neticesinde kararın bozulması üzerine bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı Kurum ile davalı Sernit Mermer Mobilya San. ve Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı Kurum vekili, sigortalı ...'ın 03.11.2003'te geçirdiği iş kazasıyla maluliyeti nedeniyle, 102.951,71 TL peşin sermaye değerli gelir bağlandığını ve istirahat süresi için 5.617,49 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödendiğini, toplam 111.090,30 TL zarara uğranıldığını, müfettişlerce yapılan incelemede ve tazminat davası olarak Kartal 2. İş mahkemesinin 2004/913 E sayılı dosyasında yapılan yargılamada, işverenin %80, ...'nın %20 kusurlu bulunduğunu beyanla kurumun uğradığı zararın kusurlu davalılardan rücuan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ...Mermer A.Ş. vekili, kusur dağılımı ve maluliyet oranına ilişkin itirazları bulunduğunu, kusur atfı yönünden bazı hususların dikkate alınmadığını, kusur hususu neticelenmeden hüküm kurulamayacağını, tazminat davasında alınan kusur raporunun bu dava yönünden bağlayıcı olmadığını, davalı tanık beyanlarını kabul etmediğini, işçilere güvenlik eğitiminin verildiğini, defalarca uyarıldığını, zaman aşımı itirazı bulunduğunu beyanla davanın reddini talep etmektedir. Davalı ..., davanın reddini istemiştir III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.09.2015 tarihli ve 2006/221 E., 2015/367 K. sayılı kararı ile "Mahkememizin 2006/591 Esas 2013/159 Karar sayılı ilamı ile davacı Sernit Şirketinin davalısı Ali Yıldırım'a karşı ve SGK'ya karşı maluliyetin tespiti için dava açtığı ve sonuçta Ali Yıldırım'ın 03.11.2003 tarihinde geçirdiği kaza sebebiyle maluliyetinin %36 olarak tespit edildiği kararın kesinleştiği anlaşılmıştır Dosya üzerinde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınmış, iş kazasında davalı Sernit Şirketinin %80 oranında, işçi ...'nın %10 oranında Ali Yıldırım'ın da %10 oranında kusurlu olduğu bildirimiştir. Rapor hukuka ve usule uygun bulunmuştur Dosya üzerinde konusunda uzman bilirkişide hesap raporu alınmış, rapor hukuka ve usule uygun bulunmuştur Davacı Kurumun sigortalısı Ali Yıldırım'ın davalı Sernit Şirketi nezdinde çalışırken 03.01.2003 tarihinde iş kazası sonucu sol gözünü kaybettiği, yüzünün parçalandığı bu vesileyle kasığından parça alınarak yüzüne yapıştırıldığı, tedavinin bu şekilde yapıldığı, bu kazada davalı Sernit Şirketinin %80 oranında, işçisi ...'nın da %10 oranında kusurlu oldukları davacı Kurumun peşin sermaye değerli bağladığı gelirler ve harcadığı sarf ettiği tedavi masraflarından ve geçici iş göremezlik ödeneğinden sorumlu olduklarının sabit bulunduğu" gerekçesiyle; "Davacının davasının kabulü ile; 1-92.656,53 TL'nin gelirlerin onay tarihi olan 16.02.2006 tarihinden itibaren, 5.055,73 TL'nin 08.11.2013 tarihinden itibaren, 2.268,99 TL 'nin sarf tarihi olan 21.12.2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. İlk Bozma Kararı 1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Daire kararında; "dava, 03.11.2003 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucu sigortalıya bağlanan gelir, tedavi masrafları ile geçici iş göremezlik ödeneğinden oluşan kurum zararının rücuan tazmini istemine ilişkin olup davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesidir. ... Somut olayda, mermer fabrikası işyerinde, çöp torbalarına konmuş parça taşlarının forkliftin bıçağına yüklendiği, kazalının da çöplerin boşaltılması için forklift bıçağına bindiği ve bıçak havadeyken çöpler boşaltıldıktan sonra aynı şekilde geri dönerken işyerinin ana giriş kapısı ile forklift arasında sıkışması ile mahkeme kararına göre %36 oranında sürekli iş göremez hale geldiği iş kazasına ilişkin eldeki davada, Mahkemece %90 kusur üzerinden davalıların sorumluluğu cihetine gidilmiş ise de kusurun oluşa uygun olmadığı, verilen kararın kusur yönünden eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hükme esas alınan 19.12.2013 tarihli tek kişiden oluşan bilirkişi raporunda, işveren hakkında yetkisiz kişiye forklift kullandırma, forklift manevra noktalarının hatalı belirlenmesi, çatal üzerinde işçi taşınmasını yasaklamama gibi nedenlerle kusur izafe edilmiş ise de sigortalının yaşı, tecrübesi, iş deneyimi dikkate alınarak ve forklift üzerine binilerek iş yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, forkliftle insan taşımanın doğru olmadığının herkes tarafından bilinebileceği hususları göz önünde bulundurularak, davalı işverenin kazanın oluşunda iş sağlığı ve işçi güvenliği mevzuatı yönünden kusuru tespit edilmeli, İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda yeniden oluşa uygun rapor alınarak, varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. 2) Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurum'un rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:2003/10, K:2006/106 sayılı kararı ile 26 ncı maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasa'ya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkı, Kanun'dan doğan kendine özgü ve sigortalı ya da hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olup, Kurum alacağının belirlenmesinde dikkate alınması gereken, gelirin ilk peşin sermaye değeridir. Kurumun, sigortalı veya haksahiplerine bağladığı ilk peşin sermaye değerli gelirden fazlasını isteme hakkı bulunmadığı gibi; bağlanan gelirin kesildiği veya kesilmesi gereğinin, yargılama sürecinde ortaya çıktığı durumlarda; Kurumun ödemediği veya ödemeyecek olduğu gelir kesimini rücuan isteyemeyeceği yönü de, tazmine yönelik davada gözetilmesi gereken genel ilkeler arasında bulunmaktadır. Somut olayda ise, %37 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin 99.963,05 TL olduğu ancak iş göremezlik derecesinin tespitine ilişkin ... Anadolu 2. İş Mahkemesi'nin 13.03.2013 gün, E.2006/591, K.2013/159 sayılı kararıyla %36 olarak kesinleştiği, kesinleşen orana göre bağlanması gereken gelirin tespit edilmediği, Mahkemece gelirin artışlı değeri üzerinden hüküm kurulduğu anlaşılmakla; kesinleşen sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden bağlanması gereken ilk peşin değerli gelir kurumdan sorularak belirlenmeli; artışlar hesaba katılmaksızın gelirin ilk peşin değerinin kusur karşılığı üzerinden yapılacak hesap ve değerlendirme sonucuna göre karar verilmelidir. 3) Diğer yandan, rücu davalarında faiz başlangıcı, gelirler yönünden gelir bağlama kararının Kurumun yetkili organınca onaylandığı tarih, geçici iş göremezlik ödeneği yönünden ödeme tarihi, tedavi giderleri için sarf tarihidir. Mahkemece, bu ilkeler karşısında faize; onay, sarf ve ödeme tarihlerinden itibaren hükmedilmesi gerekirken, tedavi masrafı ve geçici iş göremezlik ödeneği yönünden sarf ve ödeme tarihleri hatalı belirlenmek suretiyle hüküm tesisi isabetsizdir. Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler uyarınca araştırma yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve Kanun'a aykırı olup, bozma nedeni" olduğu gerekçesiyle söz konusu karar bozulmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "mahkememizin 10.02.2021 tarihli duruşmasında Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2019/2763 esas 2020/200 karar sayılı ilamı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. 10.02.2021 tarihli celsede İş verenin iş yerinde alması gereken önlemlerin neler olduğu, İş verenin hangi önlemleri aldığı, işverenin hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususlar ayrıntılı bir biçimde incelenmek suretiyle kusurun aidiyeti ve oranını hiç bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde somut olayın gerçekleşme şekline göre hesaplanması için dava dosyasının A Sınıfı İkisi İş Güvenliği Uzmanı, biri hukukçu uzman bilirkişilere tevdii edilmiş 26.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda davalı İşveren Sernit Mermer Mobilya San ve Tic A.Ş.'nin kazanın meydana gelmesinde %80 oranında kusurlu değerlendirilebileceği, davalı ...'nın (forklifti kullanan işçi) kazanın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu değerlendirilebileceği, dava dışı kazalı işçi Ali Yıldırım’ın kazanın meydana gelmesinde %10 oranında kusurlu değerlendirilebileceği, tespit edilmiştir. 30.09.2021 tarihli celsede ise SGK'ya müzekkere yazılarak kesinleşen sürekli iş göremezlik derecesi üzerinden bağlanması gereken ilk peşin değerli gelir in kurumdan sorularak akabinde bozma ilamı doğrultusunda dosyanın Mahkememizce resen seçilecek (bozma öncesi bilirkişi listede varsa öncelik o olsun ) bir hesap bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Dosya sunulan tüm bilgi ve belgeler incelenmiş, dosya konusunda uzman bilirkişiye verilerek rapor alınmış, alınan bu rapor dosya içeriğine, bilimsel verilere, Kanun ve usule uygun bulunarak itibar edildiği" gerekçesiyle; "Davacının davasının kabulü ile; 1- 102.951,71 TL' nin gelirlerin onay tarihi olan 16.02.2006 tarihinden itibaren, 5.617,49 TL 'nin 03.11.2003 tarihinden itibaren, 2.521,10 TL 'nin sarf tarihi olan 03.11.2003 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum ile davalı şirket vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı Kurum vekili, %90 kusurlu olunduğu tespit edildiği halde %70 kusur üzerinden yapılan hesabın hatalı olduğunu beyanla davanın kabulünü ve kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı şirket vekili, kazalının kusurlu olduğunu, tedbir ve uyarılara rağmen kendi isteği ve kusuruyla forkliftin çatallarına bindiğini ve bu şekilde iş yaptığını, bu yönde bir talimat bulunmadığını, kusur ve hesaba itiraz ettiğini beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı) Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK) 2. 506 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesine göre; İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir. Anılan madde ile davalının Kurumun rücu alacağından sorumluğu ancak kusurunun varlığı halinde mümkündür. Kusur raporlarının, 506 sayılı Kanun'un 26 ıncı, 4857 sayılı Kanun'un 77 nci ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğünün 2 vd. maddelerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. 4857 sayılı Kanun'un 77 nci maddesi; “İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler. İşverenler, işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar...” düzenlemesini içermektedir. Anılan düzenleme, işçiyi gözetim ödevi ve insan yaşamının üstün değer olarak korunması gereğinden hareketle; salt mevzuatta öngörülen önlemlerle yetinilmeyip, bilimsel ve teknolojik gelişimin ulaştığı aşama uyarınca alınması gereken önlemlerin de işveren tarafından alınmasını zorunlu kılmaktadır. İş kazasının oluşumuna etken kusur oranlarının saptanmasına yönelik incelemede; ihlal edilen mevzuat hükümleri, zararlı sonuçların önlenmesi için koşulların taraflara yüklediği özen ve dikkat yükümüne aykırı davranışın doğurduğu sonuçlar, ayrıntılı olarak irdelenip, kusur aidiyet ve oranları gerekçeleriyle ortaya konulmalıdır. 3. Değerlendirme 1.Eldeki davada verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Önceki bozma ilamında; "Mahkemece hükme esas alınan 19.12.2013 tarihli tek kişiden oluşan bilirkişi raporunda, işveren hakkında yetkisiz kişiye forklift kullandırma, forklift manevra noktalarının hatalı belirlenmesi, çatal üzerinde işçi taşınmasını yasaklamama gibi nedenlerle kusur izafe edilmiş ise de sigortalının yaşı, tecrübesi, iş deneyimi dikkate alınarak ve forklift üzerine binilerek iş yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, forkliftle insan taşımanın doğru olmadığının herkes tarafından bilinebileceği hususları göz önünde bulundurularak, davalı işverenin kazanın oluşunda iş sağlığı ve işçi güvenliği mevzuatı yönünden kusurunun tespit edilmesi" gereğine işaret edilmiştir. Somut olayda, Kurum sigortalısının temizlik işçisi olarak çalıştığı, yemek saatinde arıtma bölümünde çalışan, forklift sürücü belgesi olmayan diğer davalı işçiyle anlaşmak suretiyle mutat olmayan bir şekilde forklift çatallarının üzerine binerek çöp toplama işini yaptığı, yine forkliftin çatalları üzerinde iken topladıkları poşetleri de oradaki çöp kamyonuna sürücünün forklifti kaldırıp kamyon hizasına getirerek çöpü attıktan sonra, forklift sürücüsü davalı ...'in sigortalıyı forklift çatallarından indirmeyi unuttuğu, bu haliyle fabrika kapısından içeri girmesi sırasında forklift üzerinde bulunan sigortalının kafasının kapının üst tarafına çarparak yaralanması kazasında olağan olmayan yöntemlerle hayatın olağan akışına aykırı şekilde ve kendi hayatını hiçe sayacak riskli bir pozisyona sokan sigortalının kusurunun %10 oranından çok daha fazla olacağının, yine aynı şekilde forklift kullanma ehliyeti olmayan davalı ...'in forkliftte yük yerine insan taşıdığı, insan taşımanın tehlikeli olduğunu bilebilecek durumda olduğunu, bundan başka forklifti kaldırdığını ve üzerinde insan olduğunu unutacak kadar dikkatsiz ve sorumsuz olduğu gözönünde bulundurulduğunda, sigortalıdan daha fazla kusurlu olduğu gözetilmek suretiyle yeniden işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş kazasının vuku bulduğu iş kolunda uzman bilirkişi heyetinden; kusur oran ve aidiyeti konusunda oluşa uygun rapor alınarak hüküm kurulması gerekirken teknik ve oluşa uygun olmayan genel ibarelerin tekrarından ibaret olan kusur raporuna dayanılarak hüküm tesis edilmesi usul ve Kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. 2) Hesabın %100 kusur üzerinden ve talebi de aşacak şekilde yapılarak hüküm kurulması hatalı olup, bozma sonrasında yeniden yapılacak yargılamada davalı ...'in kararı temyiz etmediği gözetilerek yeniden yapılacak hesaba göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan Mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgililere iadesine, Dosyanın kararı veren Mahkemeye gönderilmesine, 28.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.