T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/7388 Karar No : 2025/1674 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, böbrek taşı şikayetiyle gittiği Ceyhan Devlet Hastanesinde yapılan işlem sonucu ür…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/7388 E. , 2025/1674 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/7388 Karar No : 2025/1674 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, böbrek taşı şikayetiyle gittiği Ceyhan Devlet Hastanesinde yapılan işlem sonucu üreter avülsiyonu gelişmesi (idrar borusunun kopması) ve sonrasında böbreğini kaybetmesinde davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen zarara karşılık 150.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan tedavi evrakları içerisinde davacıya uygulanan tedaviye ilişkin yapılacak tedavinin risklerinin anlatıldığına ilişkin üreterorenoskopi rıza belgesinin sunulduğu, anılan onam belgesinde oluşabilecek komplikasyonlara ilişkin davacının aydınlatıldığı, davacıya uygulanan tedavide, tedaviyi uygulayan davalı idare personellerine atfı kabil ihmal veya kusur bulunmadığının Adli Tıp Kurumu raporu ile belirlendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesince; maddi tazminat isteminin tamamının reddine karar verilmesi nedeniyle davalı idare lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka uygun olacağından, Mahkeme kararının maddi tazminat yönünden davalı lehine hükmedilen ve nispi olarak hesaplanan 14.750,00 TL vekalet ücretinin maktu 1.090,00 TL'yi aşan kısmının kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile kararın maddi tazminat yönünden davalı lehine hükmedilen ve nispi olarak hesaplanan 14.750,00 TL vekalet ücretinin, maktu 1.090,00 TL'yi aşan kısmının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin Mahkeme kararı kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, idrar borusunun koparılmasının böbrek taşı ameliyatları için belirtilen komplikasyonlardan olmadığı, hekimin görevini özenle yerine getirmediği, halen eski sağlığına kavuşamadığı, ikinci ameliyatına kadar 6 ay harici hortumla yaşamak zorunda kaldığı, böbreğin kaybına sebep olunduğu, kısacası böbrek taşı için başvurduğu hastanede böbreğini kaybettiği, yeniden rapor alınması gerektiği iddialarıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden, davacının 17/05/2016 tarihinde sol yan ağrısı şikayeti ile Ceyhan Devlet Hastanesine başvurduğu, yapılan tetkik ve incelemeler sonucu üreter (böbrekleri ve idrar torbasını birbirine bağlayan idrar yolu) taşı tespit edildiği, bol su tüketimi ve medikal tedavi önerisi ile taburcu edildiği, 25/05/2016 tarihinde şiddetlenen sol yan ağrısı şikayeti ile tekrar başvurduğu, sol üreter taşı tanısı ile yapılan üreteroskopi (kapalı yöntemle idrar yoluna girilmesi) enasında sol üreter avülsiyonu (yırtılma) geliştiği, bunun üzerine operasyon genişletilerek üreterdeki avülsiyonun onarımının yapıldığı, ameliyat sonrasında Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, sonrasında böbreğinde hidronefroz (idrar yolundaki sıvı akışının durması sonucu böbrekte şişme) saptanması üzerine 22/07/2016 tarihinde böbreğine nefrostomi kateteri (böbreği delerek idrarı deriden çıkarma işlemi) yerleştirildiği, 05/12/2016 tarihinde ise Adana Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesinde nefrostografide üreterde geçiş olmaması üzerine nefrektomi (böbreğin çıkarılması) ameliyatı yapıldığı, 16/01/2017 tarihinde taburcu edildiği, akabinde davacı tarafından böbrek taşı şikayeti ile başvurduğu hastanede böbrek taşı kırma işlemi sırasında idrar borusunun koparıldığı, uzun süre harici hortumla yaşamak zorunda bırakıldığı, sonrasında böbreğini kaybettiği ve hastanede uzun süre enfeksiyon ile mücadele ettiği, 40 gün boyunca hastanede yattığı, yaşanılan süreçte idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat istemiyle davalı idareye başvuru yapıldığı, davalı idare tarafından bu başvuruya cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, bilirkişiliğine başvurulan İstanbul Adli Tıp Kurumu 7. Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun ...tarih ve ... karar sayılı raporunda özetle; "...sol yan ağrısı şikayeti nedeniyle başvuran hastanın yapılan muayene ile tetkiklerinde sol proximal üreter taşı tespit edilerek üreterorenoskopi ile taş çıkarma ameliyatı yapılmış olduğu, ameliyatın endikasyonu olduğu, taş için yapılan cerrahi girişimler arasında söz konusu ameliyat şeklinin uygulanan yöntemlerden biri olduğu, bunun yanı sıra ameliyat sırasında ortaya çıkan üreter avülsiyonunun bu tür ameliyatlar esnasında ortaya çıkabilen 'komplikasyon' olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonun zamanında fark edilerek ameliyat edildiği ve sonrasında takip için sevk işleminin gerçekleştirildiği, şikayetlerinin olması üzerine 22/07/2016 perkütan nefrostomi takılarak takibine devam edildiği, nefrostografide üreterde geçiş olmaması üzerine 05/12/2016 tarihinde nefrektomi yapıldığı, komplikasyon yönetiminin uygun olduğu cihetle; dava konusu olayda kişinin tedavisine katılan sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idareye atfı kabil kusur bulunmadığı oy birliği ile mütalaa olunur." görüşlerine yer verilmiştir. İdare Mahkemesince anılan rapor hükme esas alınarak davanın reddine karar vermiş, davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu temyize konu karar ile vekalet ücreti yönünden kabul edilmiş, uyuşmazlığın esası yönünden ise reddedilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesiyle "bilirkişi" konusunda atıfta bulunulan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 450. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun'un 447. maddesinin 2. fıkrası ile mevzuatta 1086 sayılı Kanun'a yapılan atıfların, 6100 sayılı Kanun'un bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, hakimin, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar vereceği öngörülmüş; "Bilirkişi raporunun verilmesi" başlıklı 280. maddesinde, bilirkişinin, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye vereceği, raporun verildiği tarihin rapora yazılacağı ve duruşma gününden önce birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; "Bilirkişi raporuna itiraz" başlıklı 281. maddesinin 1. fıkrasında ise, tarafların, bilirkişi raporunun, kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri düzenlenmiştir. 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu'nun 1. maddesinde, adalet işlerinde bilirkişilik görevi yapmak üzere Adalet Bakanlığına bağlı Adli Tıp Kurumu kurulduğu; 2. maddesinde, Adli Tıp Kurumunun, mahkemeler ile hakimlikler ve savcılıklar tarafından gönderilen adli tıp ile ilgili konularda bilimsel ve teknik görüşlerini bildirmekle yükümlü olduğu; 15. maddesinde, Adli Tıp Üst Kurullarının, adli tıp ihtisas kurulları ve ihtisas daireleri tarafından verilip de mahkemeler, hâkimlikler ve savcılıklarca kapsamı itibarıyla yeterince kanaat verici nitelikte bulunmadığı sebebi de belirtilmek suretiyle bildirilen işleri, adli tıp ihtisas kurullarınca oybirliğiyle karara bağlanamamış olan işleri, adli tıp ihtisas kurullarının verdiği rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile ihtisas dairelerinin rapor ve görüşleri arasında ortaya çıkan çelişkileri, adli tıp ihtisas kurulları ile Adli Tıp Kurumu dışındaki sağlık kuruluşlarının heyet hâlinde verdikleri rapor ve görüşler arasında ortaya çıkan çelişkileri konu ile ilgili uzman üyelerin katılımıyla inceleyeceği ve kesin karara bağlayacağı düzenlenmiş iken, 703 sayılı "Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname" ile anılan hükümler yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 No.lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2., 3. ve 16. maddelerinde, yukarıda yer verilen hükümler aynı şekilde yeniden getirilmiştir. Diğer taraftan, manevi tazminat, patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminat miktarının idarenin kusurunun ağırlığını ya da sorumluluğunu ve zarar doğuran olayla ilgisini ortaya koyacak şekilde belirlenmesi, olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli bir tutarı aşmaması gerekmektedir. İdarenin, sunduğu sağlık hizmetinden sorumluluğu noktasında, maddi tazminat talepleri için tıbbi uygulama neticesinde meydana gelen zarar ile idarenin eylemi arasında doğrudan illiyet bağının varlığı gerekli ise de, manevi tazmin noktasında böyle bir gereklilikten söz edilemez. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için sunulan sağlık hizmeti sırasında oluşan bir takım eksiklikler ve aksaklıklar yeterli görülmektedir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kişilerin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının tıbbi ihmal nedeniyle ihlal edildiği iddiasıyla açılan tam yargı davalarında, hizmet kusurunun tespitine yönelik olarak ilk derece mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin somut tıbbi verileri kullanarak, sahip olduğu tıbbi bilgilerden hareketle her türlü şüpheden uzak, nesnel bir sonuca varması ve buna göre de somut gerekçelerle kanaat bildirmesi gerekmekte olup; bilirkişiye başvurulmasındaki amacın, hukuka uygun karar verebilmek için gerekli verilere ulaşmak olduğu göz önünde tutulduğunda, bilirkişilerin uyuşmazlık konusunda özel ve teknik bilgiye sahip olan kişiler arasından seçilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Buna ek olarak, bilirkişi veya bilirkişilerce düzenlenen raporda, sorulara verilen cevapların şüpheye yer vermeyecek şekilde açık, rapor içeriğinin ise hükme esas alınabilecek nitelikte olması gerekmektedir. Doğrudan sağlık hakkını ilgilendiren bu tür davalarda, olayların oluşumuna ilişkin olarak delilleri değerlendirmekle görevli olan mahkemelerce, somut verilere dayanmayan, bilimsel değerlendirme içermeyen, yalnızca varsayıma dayalı olarak görüş bildiren bilirkişi raporlarının hükme esas alınması halinde, kişilerin anayasal haklarını korumaya yönelik yeterli yargısal güvence sağlanmamış olacaktır. Bakılan davada, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunda her ne kadar dava konusu olayda kişinin tedavisine katılan sağlık görevlilerinin uygulamalarının tıp biliminin genel kabul görmüş ilke ve kurallara uygun olduğu, söz konusu sağlık hizmetini sağlık personeli aracılığı ile yürüten idareye atfı kabil kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmiş ise de; raporun aşağıda belirtilecek hususlar yönünden idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı noktasında karar verilebilmesi için yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu hususlar şu şekildedir; -Davacıya yapılan üreterorenoskopi işlemi sırasında üreter avülsiyonu gelişmesi komplikasyon olarak belirtilse de sonuç olarak böbreğin kaybına sebebiyet verildiğinden böbrek kaybı yaşanmasının üreterorenoskopi işleminin risklerinden ve komplikasyonlarından biri olup olmadığı hususunun tatmin edici şekilde açıklanmadığı görülmektedir. -Bunun yanında davacı tarafından, 05/12/2016 tarihinde nefrektomi ameliyatı yapıldıktan sonra 16/01/2017 tarihinde taburcu edilebildiği, hastanede uzun süre enfeksiyon ile mücadele ettiği, 40 gün boyunca hastanede yattığı, bu sürecin kusurlu yürütüldüğü iddiasında bulunulmasına karşın anılan sürece ve enfeksiyon kapmasına yönelik bir değerlendirmeye yer verilmediği görülmektedir. Bu itibarla, yukarıda belirtilen hususların açıklığa kavuşturulması amacıyla ilgili Adli Tıp Kurumu Üst Kurulundan, davacının iddialarının göz önünde bulundurulduğu, tıbbi sürecin bir bütün halinde ele alındığı, yukarıda yer verilen hususlara açıklık getirecek tutarlı, anlaşılır ve bilimsel değerlendirmeler içeren bir rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu durumda, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun vekalet ücreti yönünden kabulü, esas yönünden reddine reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bütün hekimlik uygulamalarının hastalar yönünden belirli bir risk oluşturduğu, bu risklerin hekimlik uygulamalarının doğasından kaynaklanmakta olduğu ve büyük kısmının hekim tarafından gerekli dikkat ve özen gösterilmiş olsa bile kaçınılmaz nitelik taşıdığı, hekimin, tıbbi girişimi bilim ve meslek kurallarına uygun ve özenle yerine getirdiği takdirde ortaya çıkan komplikasyonlardan ya da istenmeyen durumlardan dolayı sorumlu tutulamayacağı, bunun yanında Anayasa'nın 56. maddesi hükmü uyarınca sağlık hizmetlerinin yürütülmesinin Devlet’e bir görev olarak yüklendiği, idari sorumluluğun genel şartları olarak, “bir zararın varlığı”, “zararı doğuran işlem veya eylemin idareye yüklenebilir olması” ve “zarar ile idari olgu arasında nedensellik bağının bulunması" şeklinde sıralanabilecek koşulların birlikte ve bir bütün olarak gerçekleşmiş olması koşuluyla idarenin sorumluluğu yoluna gidilebileceği, hastanın, kamu hizmetinden yararlanan bir kişi olarak kendisine sunulan sağlık hizmetinden dolayı zarar görecek olursa, Devlet veya ilgili kamu tüzel kişisi aleyhine İdare Hukuku esaslarına göre dava açabileceği kuşkusuzdur. Uyuşmazlıkta, yeniden alınacak raporda tıbbi işlemlerde kusur bulunmadığı yönünde görüş bildirilmesi halinde dahi yukarıda aktarılan hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, olayın vuku buluş şekli, davacının olaydan etkilenme durumu, böbrek taşı şikayeti ile gittiği hastanede böbreğini kaybetmesi sonucunun doğması, davacıda yapılan işlemlerde gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği yönündeki endişe ve şüphelerin giderilememesi ile yine olayın bundan sonraki yaşamı üzerindeki neticeleri dikkate alındığında duyulan elem ve ızdırabın kısmen de olsa karşılığı olarak manevi tazminata hükmedilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/03/2025 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. kurum //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };