1. Ceza Dairesi 2023/5893 E. , 2024/1170 K. MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddes…
**1. Ceza Dairesi 2023/5893 E. , 2024/1170 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 ... maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 ... maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, sanık hakkında hükmedilen netice cezanın türü ve miktarı itibariyle, 1412 sayılı Kanun'un 318 ... maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.03.2015 tarihli ve 2014/166 Esas, 2015/321 Karar sayılı kararının katılan vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Birleşen) 3. Ceza Dairesinin, 17.10.2018 tarihli ve 2017/19780 Esas, 2018/15494 Karar sayılı kararıyla özetle; sanığın savunma hakkının kısıtlanması, eksik inceleme ve hesap hatası neticesinde fazla ceza tayini nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 2. ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2023 tarihli ve 2018/932 Esas, 2023/22 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, 87 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık hakkında eksik ceza tayin edildiğine ve takdîri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, 2. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına ve sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılan ve sanığın olay tarihinde ... Er Eğitim ... Komutanlığında askerlik görevlerini yaptıkları, olay günü yine taraflar gibi askerlik görevini ifa etmekte olan tanıklar ... ve F.Ö arasında kavga çıktığı, katılanın kavgayı ayırmak için müdahalede bulunduğu, bu sırada tanık F.Ö’nün yanında bulunan sanığın, katılanın baş bölgesine yumrukla vurmak suretiyle sol temporalde hayat fonksiyonlarını orta (3.) derecede etkileyecek şekilde kırığa, sol frontoparietalde epidural kanama sonucunda hayatî tehlike geçirmesine neden olacak, yüzünde sabit iz oluşturacak ve iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa neden olacak şekilde yaralandığı kabul edilmiştir. 2. Sanık savunması, katılanın beyanları, tanıkların anlatımları, ... Adlî Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 13.01.2014 ve17.05.2019 tarihli adlî muayene raporları, tutanaklar, nüfus ve adlî sicil kayıtları ile diğer tüm deliller dava dosyasında mevcuttur. IV. GEREKÇE Sanığın aşamalarda üzerine atılı suçu işlediğini kabul etmediği, katılanın kendisine yumruk atan kişinin yüzünü tam olarak göremediğini ancak eylemi gerçekleştiren kişinin sarışın, açık tenli, göbeksiz ve kemikli olduğunu beyan ederek sanığı fotoğrafından da teşhis edemediğini belirttiği, tanıkların olay anına ve suçun sübutuna ilişkin görgüye dayalı bilgilerinin bulunmadığı, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin varsayıma dayalı iddialar dışında mahkûmiyetine yeter kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. ÖN SORUN Katılanın kendisini yaralayan kişiyi tam olarak göremediğini ancak fiziki özelliklerine göre eşkal bilgisi verebildiğini belirtmesi karşısında; olay tarihinde tanıklar ... ile F.Ö arasında çıkan kavga sırasında olay yerinde bulunan kişilerin tespiti ile bu kişilerin askerlik görevlerini yaptıkları sırada çekilen herhangi bir fotoğraflarının temin ve tespiti sonucu usulüne uygun teşhis işlemi yapılacak şekilde düzenlenip katılana da gösterilmesi, bunun sonucuna göre sanığın hukukî durumunun tayin edilmesi gerektiği şeklindeki eksik incelemeye yönelik üye ...'in görüşü heyetçe ön sorun yapılarak adı geçen Üyenin karşı oyu ve oy çokluğuyla reddedilmiştir. VI. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle ... 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.01.2023 tarihli ve 2018/932 Esas, 2023/22 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği suçun sübutu yönünden yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 ... maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, ön sorun yönünden üye ...'in, netice karar yönünden üye ... ve üye ...'ın karşı oylarıyla oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.02.2024 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y İncelenen davada hukuki uyuşmazlık konusu olan husus mevcut delillerin sanığın mahkûmiyetin yeterli olup olmadığı yolundadır. Her ikisi de vatani görevini yapan er olan sanık ve katılan arasındaki darp nedeniyle katılan TCK'nin 87/2-a maddesi kapsamında yaralanmıştır. Aslında her ikisi de bir kavganın doğrudan tarafı değildir. Yine er olan ... ve ... arasında askeri gazinoda kavga olmuş bu kavga esnasında olay yerinde olan katılan aldığı yumruk darbesiyle yaralanmıştır. Adlî Tıp Kurumu ilgili raporuna göre bu yumruk darbesi ile meydana gelen sonuç arasında illiyet bağı vardır. Katılanın beyanı, tanık anlatımları dikkate alındığında olay yerinde sadece ve sadece sanığın fizikî özellikleri katılana yumruk atan kişiye uymaktadır. Her ne kadar bazı tanıklar, katılanın askeri revirde de darp edildiğini söylemiş ise de bunu katılan dahil doğrulayan yoktur. Kaldı ki katılanın yaralanma sonucu kafasına almış olduğu darbe olarak belirlenmiştir. Kimi tanıkların, "Batmanlı askerin yanındaki" kişi olarak betimlediği, tüm kişilerin özellikle kemik yapısı ve ten rengi ile ayrıksı olarak tanımladığı sanık hakkında bir şüphe kalmamıştır. Bu gerekçeler ve dosya kapsamına göre sanık hakkındaki mahkûmiyet kararının onanması gerekir iken delil yetersizliği nedeniyle kararın bozulması yolunda görüş bildiren Sayın çoğunluğa katılmıyoruz.