14. Hukuk Dairesi 2013/7350 E. , 2013/10412 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.07.2013 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşü…
**14. Hukuk Dairesi 2013/7350 E. , 2013/10412 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17.07.2013 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, meradan müşterek yararlanma hakkına yapılan elatmanın önlenmesi istemine ilişkindir. Davalı köy tüzel kişiliği vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 05.11.2010 tarihli bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen ve taraf köylerce ortak kullanılan meraya davalı köyün müşterek kullanıma elatmasının önlenmesine karar verilmiş, Dairemizin 03.06.2011 tarihli 2011/5651 esas 2011/7258 karar sayılı ilamı ile, taşınmazın 679 parsel sayısı ile ... Köyüne tahsis edilip edilmediği hususu üzerinde durulmamış olması ve bu belgeler tümüyle getirilerek yerine yöntemine uygun biçimde uygulanmamış olması, yapılacak uygulama sonucu dava konusu meranın davalı köye tahsis edildiği anlaşılırsa, davacı köyün kadim yararlanma hakkına dayanamayacağı belirtilerek karar bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamı doğrultusunda gerekli araştırmalar yapılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmü, davalı köy tüzel kişiliği vekili temyiz etmiştir. Taşınmazların bulunduğu mahalde, 4342 Sayılı Mera Kanununa göre bir çalışma yapılmandan uyuşmazlığın 4342 Sayılı Mera Kanununun 4/2. maddesindeki “komisyonun henüz göreve başlamadığı yerlerde evvelce çeşitli kanunlar uyarınca yapılmış olan tahsislere ve teessüs etmiş teamüllere göre; mera, yaylak ve kışlakların köy veya belediye halkı tarafından kullanılmasına devam olunur” hükmü gereğince çözümlenmesi gerekecektir. Kısaca, anılan yasa hükmü doğrultusunda bir tahsis varsa taşınmazın taraf köylerden hangisine tahsis edildiğinin, evvelki yasalara göre yapılmış bir tahsis yoksa teessüs etmiş teamüllerin (kadim kullanma durumu) ne olduğunun saptanmasıyla uyuşmazlık çözümlenmelidir. Davalı köy, yörede 1972 yılında 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu hükümlerine göre çalışmalar yapıldığını ve bu kanuna uygun kurulan 17 numaralı Toprak Tevzi Komisyonunun dava konusu taşınmazı 679 parsel sayısı altında ... Köyüne tahsis ettiğini savunmuş, buna ilişkin belgeleri mahkemeye sunmuştur. Mahkemece bozma sonrası yapılan keşifte alınan 13.07.2012 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın 679 parsel sayısı ile ... Köyüne tahsis edilen yer olduğu belirlenmiştir. Bu durumda dava konusu meranın davalı köye tahsis edildiği anlaşıldığından davacının kadim yararlanma hakkına dayanması mümkün olmadığından davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 09.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.