4. Hukuk Dairesi 2015/16406 E. , 2017/7870 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 31/07/2012 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 09/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya …
**4. Hukuk Dairesi 2015/16406 E. , 2017/7870 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 31/07/2012 gününde verilen dilekçe ile alacak istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 09/06/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, aidat alacağı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davacı kurum, 132 sayılı Kanun’un 11. maddesi gereğince, davalının 2007, 2008, 2009, 2010 yıllarına ait aidat borcundan kaynaklanan alacağın tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili ise, aidat istemine konu yıllarda müvekkili kurumun özelleştirme programı kapsamında olması nedeniyle 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerinin uygulanamayacağını, Tedaş’ın herhangi bir Bakanlığın denetimi altında da bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, 132 sayılı Kanun'un 11. maddesi gereği 233 sayılı KHK’ya tabi olmanın davalı kuruluşun aidat yükümlülüğü için ön şart niteliğinde olduğu, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 37. maddesi uyarınca 2006 yılında özelleştirme kapsamına alınan davalı kuruluşa 233 sayılı KHK’nin uygulanamayacağı, dolayısıyla aidat yükümlülüğünün ortadan kalktığı, özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulunun denetimine tabi olmasının da bu sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Aidat isteminin dayanağı olan 132 sayılı Türk Standartları Enstitüsü Kuruluş Kanunu’nun 11. maddesinde davacı kurumun gelirleri arasında; “Türk Standartları Enstitüsünün çalışma konuları ile ilgili oldukları veya çalışmalarından doğrudan doğruya yahut dolayısıyla faydalandıkları ilgili Bakanlıklarca Türk Standartları Enstitüsünün mütalaası alınarak tespit edilen 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi teşekkül, müessese ve ortaklıklarla, Bakanlıkların teftiş ve denetlemesi altındaki birlik, kurum ve ofislerin her yıl bütçelerine koyacakları (5.000) lira maktu aidat ile bir evvelki yılın bilançosuna göre tahakkuk eden safi kârlarının binde birine tekabül eden nisbi aidatlar (4603 sayılı Kanuna tabi bankalar hariç)” yer almaktadır. Bu maddeden açıkça anlaşılacağı üzere; hem 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi teşekkül, müessese ve ortaklıklar, hem de Bakanlıkların teftiş ve denetlemesi altındaki birlik, kurum ve ofisler aidat ödeme yükümlülüğü altındadır.