Başvuru, özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, özlük haklarına ilişkin olarak açılan davanın süre aşımından reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 13/11/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Türk Hava Yolları Anonim Ortaklığı (THY) bünyesinde kapsam dışı personel olarak genel müdür yardımcısı unvanı ile görev yapmakta iken 2003 yılında emekli olmuştur. Başvurucunun kıdem tazminatı, daha önceki yurt dışı görevlerinde Kurumu zarara uğrattığı gerekçe gösterilerek 646,55 TL tutarında kesinti yapılmak suretiyle 14/7/2003 tarihinde ödenmiştir. Başvurucu 15/7/2003 tarihinde kullanmadığı yıllık izinleri karşılığı olan ücretlerin tarafına ödenmesi istemiyle THY nezdinde başvuruda bulunmuştur. Talebin 22/7/2003 tarihli işlemle reddi üzerine başvurucu, kıdem tazminatından resen kesilen tutarın ve kullanmadığı yıllık izinlerinin karşılığı olan ücretin tazmini için 1/10/2003 tarihinde Bakırköy İş Mahkemesinde dava açmıştır. Bakırköy İş Mahkemesi 8/7/2004 tarihli kararıyla davayı görev yönünden reddetmiştir. Başvurucu, görevsizlik kararının kesinleşmesinin ardından İstanbul İdare Mahkemesi (Mahkeme) nezdinde aynı istemle dava açmıştır. Mahkeme 28/3/2007 tarihli kararıyla, kıdem tazminatının eksik ödendiğinin ödemenin yapıldığı 14/7/2003 tarihinde başvurucu tarafından öğrenildiği ve buna göre 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu uyarınca altmış günlük dava süresi geçirildikten sonra 1/10/2003 tarihinde açılan davanın süresinde olmadığı gerekçesine yer vererek kıdem tazminatına ilişkin istem yönünden davayı reddetmiştir. Kullanılmayan yıllık izinlere karşılık gelen ücretin ödenmesi istemi yönünden ise Mahkeme, uyuşmazlığın adli yargı kolunda görülmesi gereken niteliği haiz olduğu gerekçesine yer vermek suretiyle görev yönünden ret kararı vermiştir. Danıştay Onbirinci Dairesi (Daire) 31/3/2009 tarihli kararıyla, ilamın kıdem tazminatına ilişkin istem yönünden süre aşımı nedeniyle davanın reddedilmesine dair kısmını onamıştır. Daire, yıllık izinlere karşılık gelen ücretin tazmini istemi yönünden davanın görev nedeniyle reddine ilişkin kısmını ise bozmuştur. Bozma gerekçesinde Daire, özelleştirme kapsamında bulunan ya da bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleri bünyesinde kapsam dışı personel statüsünde çalışanların kurumlarıyla aralarında meydana gelen uyuşmazlıklar için idari yargının görevli olduğu yönündeki Uyuşmazlık Mahkemesinin 1/3/1996 tarihli ve E.1995/1, K.1996/1 sayılı kararını esas almıştır. Kısmen onama kısmen bozma kararına yönelik karar düzeltme istemi Dairenin 8/12/2010 tarihli kararıyla reddedilmiş ve ilam, kıdem tazminatına ilişkin olarak verilen davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair karar yönünden kesinleşmiştir. Yıllık izinlere karşılık gelen ücretin tazmini istemi yönünden ise Mahkeme 8/6/2011 tarihli kararıyla bozma ilamına uymuştur. Mahkeme 2577 sayılı Kanun uyarınca idari yargıda dava açma süresinin altmış gün olduğunu vurgulamıştır. Başvurucunun yıllık izin ücretlerine ilişkin ödememe işlemini 22/7/2003 tarihinde öğrendiğini tespit eden Mahkeme, bu tarihten itibaren altmış gün geçtikten sonra ilk kez 1/10/2003 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunduğu gerekçesiyle ret kararı vermiştir. Hüküm, Dairenin 20/9/2012 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemi de 28/5/2014 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 15/10/2014 tarihinde tebellüğ ettikten sonra 13/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. İlgili Mevzuat 2577 sayılı Kanun'un idari dava türlerini belirleyen maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi şöyledir: " İdari dava türleri şunlardır: ... b) İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, " 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir: "Çözümlenmesi Danıştayın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girdiği halde, adli ve askeri yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi halinde, bu husustaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren otuz gün içinde görevli mahkemede dava açılabilir. Görevsiz yargı merciine başvurma tarihi, Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edilir." 2577 sayılı Kanun'un maddesi şöyledir: "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." B. Yargı Kararları Uyuşmazlık Mahkemesinin 1/3/1996 tarihli ve E.1995/1, K.1996/1 sayılı ilke kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarında kapsam dışı personel adı altında İş Yasası çerçevesinde çalıştırılan bir kesim bulunmaktadır. Kapsam Dışı Personel deyimi uygulama alanına girdiğinde, Kanun ve KHK.lerde yer almamakta, sendikalarla işveren arasında aktedilen toplu iş sözleşmelerinde bahis konusu edilmekte ve toplu iş sözleşmesinden yararlananlar “kapsam içi” diğerleri de “kapsam dışı” olarak adlandırılmaktadır.Kapsam dışı personel hakkında düzenlemeye 418 sayılı KHK.de yer verilmiş ise de bu KHK Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. Daha sonra bu personelin 1994 gün ve 527 sayılı KHK.de ve 1994 gün ve 4046 sayılı Yasa’da yer aldığı ve İş Yasası’na tabi olmasına rağmen kamu personeli sayıldığı Yasa’nın sistematiğinden, yani bunlara Yasada memur ve sözleşmeli personelle birlikte yer verilmesinden anlaşılmaktadır. Kapsam dışı personel olarak belirlenen görev unvanlarını taşıyanların kurumda belli bir süre çalıştıktan sonra sendika ile ilişkisini kesen ve daha çok idareci niteliğindeki personel olduğu, bu ayrımdaki amacın, bu kesimin, yetki ve ücretinin tayin ve takdirinin idareye bırakılması ve statülerinin, aslî ve sürekli görevleri genel idare esaslarına göre yürütülen personele yaklaştırılması olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle 4046 sayılı Yasa hükümlerinden, kapsam dışı personelin de kamu personeli sayıldığı sonucu çıkmaktadır.Açıklanan nedenlerle, özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağlı ortaklıklarının özel hukuk tüzel kişiliğine geçiş döneminde kamu kurumu olan vasıflarını tamamen yitirmemiş oldukları, bu kurumlarda çalışan sözleşmeli ve kapsam dışı personelin kamu personeli sayıldıkları, idare ile olan ilişkileri nedeniyle açılan davalarda, işlemin yasaya ve hukuka uygun olup olmadığının incelenmesinin idari yargı yerinin görevine girdiği..." Danıştay Onikinci Dairesi 30/5/1995 tarihli ve E.1995/2819, K.1995/1335 sayılı kararıyla, THY bünyesinde Genel Müdürlük emrinde görev yapan davacının hizmet sözleşmesinin feshine ilişkin işlemin iptali ve tazminat istemiyle açılan davayı esastan hükme bağlayan İstanbul İdare Mahkemesi kararına yönelik görev itirazı içeren temyiz başvurusunu reddetmiş ve kararı onamıştır. Danıştay Onbirinci Dairesi 22/12/2009 tarihli ve E.2007/2678, K.2009/10942 sayılı kararıyla, THY bünyesinde sivil savunma uzmanı olarak görev yapan davacının özlük haklarına ilişkin olarak açtığı davayı esastan karara bağlayan Ankara İdare Mahkemesi kararını onamıştır. Yargıtay Hukuk Dairesi 3/3/2009 tarihli ve E.2008/18865, K.2009/5806sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:"Memur ve sözleşmeli personel statü hukukunu ilgilendirdiğinden, idare ile çıkacak olan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde değil, idari yargı yerinde çözümlenmelidir. Uyuşmazlık Mahkemesinin 1995/1 Esas 1996/1 Karar sayılı ilke kararında, özelleştirme kapsamında olsun ya da olmasın Kamu İktisadi Teşebbüslerinde sözleşmeli personel statüsünde çalışanların, kurumları ile olan ilişkilerinden doğan anlaşmazlıkların çözüm yerinin idari yargı olduğu kurala bağlanmıştır. Yapılan bu açıklamalara göre mahkemece gerekirse davacının şahsi dosyası getirtilmeli ve sözleşmeli personel olup olmadığı yönünde değerlendirme yapılmalıdır. Davacının sözleşmeli personel olduğunun kabulü halinde davanın idare mahkemesinde görülmesi gerektiğinden görev yönünden davanın reddine karar verilmelidir. Eksik incelemeyle karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay Hukuk Dairesinin 2/4/2013 tarihli ve E.2013/4825, K.2013/7026 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir: "Somut olay ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 1996 tarihli ve 1995/1 esas, 1996/1 karar sayılı ilke kararı birlikte irdelendiğinde; davacının kapsamdışı personel statüsünde olduğu, toplu iş sözleşmesi dışında kalan kapsam dışı personel statüsündeki kamu personelinin kurumları ile ilişkilerinden doğan her türlü özlük hakları ile görevine son verilmesi sonucunu doğuran işlemlerden kaynaklanan uyuşmazlıkların görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınmalıdır. Bu durumda, yargı yolu sebebi ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir." Yargıtay Hukuk Dairesi 2/7/2013 tarihli ve E.2012/23643, K.2013/14982 sayılı kararıyla, THY bünyesinde görev yapan davacının emekli keseneklerine ilişkin olarak açtığı davayı esastan karara bağlayan Bakırköy İş Mahkemesi kararını uyuşmazlığın idari yargının görev alanına girdiği gerekçesiyle bozmuştur.