TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR KADİR TANRIKULU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2017/5916) Karar Tarihi: 18/11/2020 Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUNYusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : Kadir TANRIKULU Vekili : Av. Hilal YILMAZ PUSAT I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyet i ve güvenli
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASA MAHKEMESİ BİRİNCİ BÖLÜM KARAR KADİR TANRIKULU BAŞVURUSU (Başvuru Numarası: 2017/5916) Karar Tarihi: 18/11/2020 Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 2BİRİNCİ BÖLÜM KARAR Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUNYusuf Şevki HAKYEMEZ Selahaddin MENTEŞ Raportör : Duygu KALUKÇU Başvurucu : Kadir TANRIKULU Vekili : Av. Hilal YILMAZ PUSAT I. BAŞVURUNUN KONUSU 1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyet i ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. II. BAŞVURU SÜRECİ 2. Başvuru 13/2/2017 tarihinde yapılmıştır.3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön i ncelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. 4. Komisyonca tutuklamanın hukuki olmadığı şikâyeti dışındaki id dialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, başvurunun tutuklamanın huku kiliğine ilişkin kısmının kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. 6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunm uştur. III. OLAY VE OLGULAR 7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçeves inde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 38. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyl e karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüst ü hâl ilan edilmesine kara r verilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihine kadar birçok kez uzatılmıştır. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetull ahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, 12-25). 9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa b ile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır. Bu kapsam da teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkem e üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile ba ğlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü ha kkında gözaltı ve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 51, 350). 10. Başvurucu en son Bakırköy Adliyesinde hâkim olarak görev yap makta iken Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) tarafından 16/7/2016 tarihli karar ile açığa alınmış; 24/8/2016 tarihli karar ile meslekten ihraç edilmiş ve bu karar 29/11/2016 tarihinde kesinleşmiştir. 11. Darbe teşebbüsü sonrasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ta rafından başlatılan soruşturma kapsamında başvurucu 20/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. 12. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı nda ifade vermiştir. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafii de hazır bulunmuştur. Başvurucu; ifadesinde özet olarak eğitim hayatı ile meslek haya tının hiçbir döneminde örgüte müzahir ev ve yurtlarda kalmadığını, HSYK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu ile Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) adaylarına oy vermekle b irlikte açıktan kimseyi desteklemediğini, herhangi bir seçim çalışmasına yahut faaliyet ine katılmadığını beyan etmiştir. 13. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edi lmiştir. Başvurucu, müdafii huzurunda yaptığı savunmasında önceki anlatımlarına benzer beya nlarda bulunmuştur. 14. Başvurucu, Ankara 1. Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusun un ardından 22/7/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan t utuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir: "...Silahl ı Terör Örgütüne Üye Olma suçunun vas ıf ve mahiyeti, kuvvetli suç şüphesinin varl ığını gösteren deliller, HSYK 2. Dairesi'nin 16/7/2016 tarihindeki hakimlikten aç ığa alma karar ı, FETÖ/PDY Silahl ı Terör Örgütü'nün cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti'nin Anayasas ının öngördü ğü düzeni ortadan kald ırmaya veya değiştirmeye te şebbüs eyleminin yak ın ve somut bir tehdit olarak halen devam ediyor olmas ı, 20/07/2016 tarihi itibar ıyla tüm ülke genelinde bu eylem nedeniyle Ola ğanüstü Hal ilan edilmesi, şüphelilerin saklanma veya kaçma şüphesini uyand ıran somut olgular ın varl ığı (ayn ı suç kapsam ında soru şturulan ayn ı statüdeki bir k ısım şüphelilerin kaçm ış olmas ı) fiilin kanunda kar şılığı olan ceza miktar ı, suçun CMK'n ın 100/3 maddesinde sayılan Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 4suçlardan olmas ı ve Avrupa İnsan Haklar ı Sözleşmesi'nin 5. maddesinde yer ala n tutuklamaya ili şkin şartlar ın gerçekle ştiği dikkate al ınarak adli kontrol uygulamas ının yetersiz kalaca ğı anlaşılmakla şüphelilerin CMK'n ın 100. vd. maddeleri gere ğince AYRI AYRI TUTUKLANMASINA...[karar verildi]." 15. Başvurucu hakkında devam eden soruşturma sürecinde Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 10/10/2016 tarihli kararı ile tutukluluğun devamın a hükmedilmiştir. Başvurucu, bu karara itiraz etmiş; Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği 9/1/2017 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. 16. Başvurucu, anılan kararın 18/1/2017 tarihinde tebliğ edildiğ ini beyan etmiştir. 17. Başvurucu 13/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur . 18. Soruşturma sürecinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafınd an 22/6/2017 tarihli yazı ile tutukluluğun orantısız olması, soruşturmanın g eldiği aşama ve mevcut delil durumu itibarıyla başvurucunun serbest bırakılması talep edilmi ş; bu talebi değerlendiren Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından aynı tarihte başvurucu nun tahliyesine karar verilmiştir. 19. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 25/1/2019 tarihli iddianam esiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istem iyle kamu davası açılmıştır. İddianamede bu suçlamaya esas alınan olgular şöyle özetlenebilir: - Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ile meslekten ih raç edilmiştir. - Tanık olarak ifadesi alınan O.K., başvurucu ile ilgili olarak "2014 y ılı yaz Mart ay ında K ırıkkale Cumhuriyet Ba şsavc ısı olarak atand ım, burada yakla şık 2 y ıl aşkın bir süre ile görev yapt ım. Keskin Hakimi olarak görev yapt ığı belirtilen Kadir TANRIKULU ile seçim döneminde bir münasebetimiz olmad ığından ve evvelinde de kendisini tan ımad ığımdan hakk ında malumat ım yoktur. O dönem Keskin Adliyesinde görev yapan isimlerini şu an hat ırlayamad ığım meslekta şlar ımızın, kadir tanr ıkulu hakk ında malumat sahibi oldu ğunu düşünüyorum. Bu bak ımdan kendilerinden bilgi alınabilir. " şeklinde beyanda bulunmuştur. - Tanık olarak ifadesi alınan Ş.Y.K., başvurucu ile ilgili olar ak "Kadir TANRIKULU'nu 2013-2015 y ıllar ı aras ında K ırıkkale İli keskin ilçesinde birlikte çal ışmam ız nedeniyle tan ırım. Fetö/pdy terör örgütü ile irtibat ve iltisak ı noktas ında herhangi bir eylem ve söylemini görmedim. 2014 y ılında yap ılan HSYK seçimlerinde Kadir TANRIKULU ortada kald ı, herhangi bir aday için aktif aleyhe veya lehe çal ışmas ı olmad ı. Bildiğim kadar ı ile kendisi evliydi. E şi doktordu. E şi K ırıkkale'de görev yapt ığı için tan ışma f ırsat ımız olmad ı. Hat ırlad ığım kadar ı ile çocuklar ından biri fetö ile irtibatl ı bir anaokulunda e ğitim öğretim görmekteydi." şeklinde beyanda bulunmuştur. 20. Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2019 tarihinde iddianamen in kabulüne karar vermiş ve E.2019/58 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşa ması başlamıştır. 21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk d erece mahkemesinde derdesttir. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 5IV. İLGİLİ HUKUK 22. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, 24-39); Mustafa Özterzi [GK], B. No: 2016/14597, 31/10/2019, 33-48; ilgili Yargıtay kararları için bkz. A.L., B. No: 2016/63999, 9/1/2020, 33-35. V. İNCELEME VE GEREKÇE23. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda baş vuru incelenip gereği düşünüldü: A. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü24. Başvurucu; kuvvetli suç şüphesi olmaksızın ve görevinden kay naklanan güvencelere riayet edilmeksizin görevli olmayan bir mahkeme tar afından tutuklandığını, olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığını, tutuklamanın orant ısız bir tedbir olduğunu ve adli kontrol tedbirinin neden yetersiz kalacağının değerlendiri lmedigini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştü r. 25. Bakanlık görüşünde; başvurucu hakkında verilen tutuklama kar arında ilgili makamların tutuklamaya ilişkin ilgili ve yeterli gerekçe göster diği, bu gerekçeler kapsamında başvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağı if ade edilmiştir. 26. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanında; Bakanlık görüşü nün aksine dosyada tutuklanmasını gerektiren bir suç şüphesinin ve tutukla ma nedenin mevcut olmadığını, dolayısıyla tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu iddia etmiştir. B. Değerlendirme27. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin s ınırlanmas ı" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir: "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaks ızın yaln ızca Anayasan ın ilgil i maddelerinde belirtilen sebeplere ba ğlı olarak ve ancak kanunla s ınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasan ın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine ayk ırı olamaz." 28. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenli ği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir: "Herkes, ki şi hürriyeti ve güvenli ğine sahiptir. ... Suçluluğu hakk ında kuvvetli belirti bulunan ki şiler, ancak kaçmalar ını, delilleri n yokedilmesini veya de ğiştirilmesini önlemek maksad ıyla veya bunlar gibi tutuklamay ı zorunlu k ılan ve kanunda gösterilen di ğer hallerde hâkim karar ıyla tutuklanabilir." 29. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 19. mad desinin üçüncü fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 61. Uygulanabilirlik Yönünden 30. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin kullan ılmas ının durdurulmas ı" kena r başlıklı 15. maddesi şöyledir: "Savaş, seferberlik veya ola ğanüstü hallerde, milletleraras ı hukuktan do ğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kayd ıyla, durumun gerektirdi ği ölçüde temel hak v e hürriyetlerin kullan ılmas ı kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasad a öngörülen güvencelere ayk ırı tedbirler al ınabilir. Birinci f ıkrada belirlenen durumlarda da, sava ş hukukuna uygun fiiller sonuc u meydana gelen ölümler d ışında, kişinin yaşama hakk ına, maddî ve manevî varl ığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, dü şünce ve kanaatlerini aç ıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolay ı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmi şe yürütülemez; suçluluğu mahkeme karar ı ile saptan ıncaya kadar kimse suçlu say ılamaz." 31. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığ ı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerken Anaya sa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkin güvence rejimini dikk ate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü bir durumun bulunması ve bunun ilan edilme sinin yanı sıra bireysel başvuruya konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden t edbirin olağanüstü durumla bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyar ınca yapılacaktır ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 187-191). 32. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındaki yapıl anma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendir miştir ( Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, 57). 33. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirini n hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında yapı lacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasının başta Anayasa' nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğer maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ö lçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir ( Ayd ın Yavuz ve di ğerleri , 193-195, 242; Selçu k Özdemir , 58). 2. Kabul Edilebilirlik Yönünden 34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine ka rar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan bu bölümdeki iddiaların kabul edilebili r olduğuna karar verilmesi gerekir. Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 73. Esas Yönünden a. Genel İlkeler 35. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacak g enel ilkeler için bkz. Mustafa Bald ır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, 54-60; Zafer Özer, B. No: 2016/65239, 38-45. b. İlkelerin Olaya Uygulanması 36. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanuni d ayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. 37. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olan ve bir terör örgütü olduğu yargı organlarınca kabul edilen FETÖ/PDY mensubu olduğu suçlamasıyla 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. 38. Diğer taraftan başvurucu 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Ha kimler ve Savcılar Kanunu'nda hâkimlerle ilgili olarak öngörülen usule ilişkin güv encelerin hiçbirine riayet edilmeksizin, yetkili ve görevli olmayan mahkemece tutuklandığı nı iddia etmektedir. 39. Anayasa Mahkemesi, Yıldırım Turan ([GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, 102-147) kararında ilgili kanunlar çerçevesinde konuyu etraflıca değerle ndirmiş ve Yargıta y içtihatlarına da değinerek terör örgütüne üye olma suçunun kişi sel bir suç olduğunu, yüksek mahkeme üyelerinden farklı olarak hâkim ve Cumhuriyet savcıları yönünden ağır ceza mahkemesinin görevine giren suçüstü hâli bulunmasa da kişisel s uçlarına ilişkin olarak soruşturma yürütülmesi için izin şartı bulunmadığını belirterek vergi mahkemesi üyesi (hâkim) olan başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bu lunduğu sonucuna varmıştır. 40. Somut olayda anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucunun ka nuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası yerinde değildir. Bu itibarla başvurucu ha kkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır. 41. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirinin meş ru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanın ön k oşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir. 42. Başvurucu hakkındaki tutuklama ve tutukluluğa itirazın reddi kararlarında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulu nduğu genel olarak belirtilmiş fakat bunlara ilişkin bir açıklamaya yer verilmemiştir. Bununla birlikte başvurucunun HSY K tarafından açığa alınmasına değinildiği görülmektedir. 43. Bununla birlikte başvuruya konu soruşturma dosyasında başvur ucu hakkında iki adet tanık beyanının bulunduğu anlaşılmıştır. Nitekim iddia namede de başvurucunun meslekten ihraç edilmiş olmasının yanı sıra bahsi geçen tanıkla rın beyanlarına yer verilmiştir (bkz. 19). Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 844. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği birçok kararda görevden uzaklaştırma veya kamu görevinden ya da meslekten çıkarma şeklindeki idari k ararların niteliğini dikkate alarak bu kararların verilmesinin karara muhatap olan kişilerin suç işlediklerine dair kuvvetli belirtinin bulunduğu anlamına gelmediği sonucuna varmıştır (diğ erleri arasından bkz. Mustafa Bald ır, 70; Mustafa Açay , B. No: 2016/66638, 3/7/2019, 54; E.A. , B. No: 2016/78293, 3/7/2019, 57; Ali Aktaş, B. No: 2016/14178, 17/7/2019, 53; Mustafa Özterzi , 104; Zafer Özer, 58). Bu itibarla başvurucu hakkındaki gö revden uzaklaştırma veya meslekten çıkarma tedbirlerine ilişkin kararlarda başvuruc uyla ilgili kişisel bir tespit ve değerlendirme bulunmadığından bunların -tek başına- suç işlendi ğine dair kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir. 45. Somut olayda ayrıca başvurucu hakkındaki tanık beyanlarının da kuvvetli suç belirtisi yönünden değerlendirilmesi gerekmektedir. 46. Başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakını doğrudan v e somut olgularla ortaya koyan herhangi bir tanık beyanına rastlanmadığ ı gibi dinlenen tanıklardan Ş.Y.K. ile O.K. ifadelerinde; başvurucunun FETÖ/PDY'ye aidiyet, iltisak veya bu örgütle irtibatına şahit olmadıklarını belirtmelerinin yanı sıra 2014 H SYK seçimlerinde de herhangi bir faaliyette bulunmadığını, taraf tutmadığını beyan etmiştir (bkz. 19). 47. Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespit ve değer lendirmeler kapsamında somut olayda, suç işlendiğine dair kuvvetli belirtin in yeterince ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır. 48. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunup b ulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca bir inceleme yapılmasına gere k görülmemiştir. 49. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetli belirtil er ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasının kişi hür riyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağan dönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. 50. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerde Anaya sa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılma sını düzenleyen 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığının incelenmesi gerekir. 4. Anayasa'nın 15. Maddesi Yönünden51. Somut olayda Anayasa Mahkemesince soruşturma makamlarının su ç işlendiğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadan ba şvurucu hakkında tutuklama tedbirine başvurdukları sonucuna varılmıştır. Bu itibarla olağanüstü hâl döneminde Anayasa'nın temel hak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmas ını ve sınırlandırılmasını düzenleyen 15. maddesinin başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenl iği hakkına yönelik olarak Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvence lere aykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir (benzer yönde bkz. Şahin Alpay [GK], B. No: 2016/16092, 11/1/2018, 110; Mehmet Hasan Altan (2), 157). 52 .Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesini n üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğ ine karar verilmesi gerekir. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 9Selahaddin MENTEŞ bu görüşe katılmamıştır. 5. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kurulu şu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi ile (2) numaralı fıkrası şö yledir: "(1) Esas inceleme sonunda, ba şvurucunun hakk ının ihlal edildi ğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal karar ı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlar ının ortadan kald ırılmas ı için yap ılmas ı gerekenlere hükmedilir (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme karar ından kaynaklanm ışsa, ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ırmak için yeniden yarg ılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yarg ılama yap ılmas ında hukuki yarar bulunmayan hâllerde ba şvurucu lehin e tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava aç ılmas ı yolu gösterilebilir. Yeniden yarg ılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal karar ında açıklad ığı ihlali ve sonuçlar ını ortadan kald ıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir." 54. Başvurucu, 10.000.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuşt ur. 55. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Do ğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kal dırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesi diğer bir kararında i se bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiy le sonuçlanacağına da işaret etmiştir ( Aligül Alkaya ve di ğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019). 56. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğin e karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından söz e dilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duru ma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikle ihlalin kaynağı belirle nerek devam eden ihlali n durdurulması, ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararl arın giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Do ğan, 55, 57). 57. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nı n 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmiştir . 22/6/2017 tarihinde başvurucunun tahliyesine karar verilmiş ve başvurucunun tutuklu luk hâli sona ermiştir. 58. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesinin başvurucu nun uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağı açıktır. Ba şvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik müdahale nedeniyle yalnızca ihlal tes pitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine kara r verilmesi gerekir. 59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.257,50 TL yargılama giderinin başvur ucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 10VI. HÜKÜM Açıklanan gerekçelerle; A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUY LA, B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19. maddes inde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLA L EDİLDİĞİNE Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA, C. Başvurucuya net 30.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazmina ta ilişkin diğer taleplerin REDDİNE, D. 257,50 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3 .257,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE, E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmas ına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar ge çen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA, F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemes ine GÖNDERİLMESİNE, G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 18/11 /2020 tarihinde karar verildi. Başkan Üye Üye Hasan Tahsin GÖKCAN Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Üye Üye Yusuf Şevki HAKYEMEZ Selahadd in MENTEŞ Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 11KARŞIOY Anayasa nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarihl i ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Ka nun un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası gereği bireysel başvuru yoluyla Anayasa Ma hkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel h ak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal e dilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamları n görevidir. Bu nedenle teme l hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle dere ce mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözü me kavuşturulması esastı r (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, 16). Tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilir olması yanı nda telafi kabiliyetini haiz olması ve tüketildiğinde başvurucunun şikâyet lerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Bir başka söyleyişle, etkili olduğu kab ul edilecek olan başvuru yolunun, Anayasa da öngörülmüş güvencelere aykırılık nedeniyle hakkın ihlal edildiğini özü itibarıyla tespit etme ve yeterli giderim sağlama imkânı sunan bir yol olması gerekmektedir. Dolayısıyla mevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeter li olmayıp uygulamada da etkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığın ın kanıtlanmamış olması gerekir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, 29). Bununl a birlikte soyut olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir başvuru yolunun u ygulamada başarıya ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini ha klı kılmaz. Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan başvuru yollar ının bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Ramazan Korkmaz, B. No: 2016/36550, 19/7/2017, 33). Öte yandan, başvurucuların belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusunda sadece bir kuşku duyması, kendilerini söz konusu hukuk yolunu t üketme girişiminde bulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvuruculardan, yorum yetki lerini kullanarak mevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için yargı organlarına başvurmaları beklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukuk y olunun gerçekte olumlu sonuçlanması konusunda makul bir ihtimalin bulunmadığı durumlar da ise başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuru yollarının tüket ilmediği sonucunu doğurmaz. Bununla birlikte bir hukuk yolunun başarısız olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolunun etkili bir şekilde işlediğin e ilişkin emsal davaları n bulunmaması tek başına başvurucuyu bu hukuk yolunu tüketme yükü mlülüğünden kurtarmaz. Zira başvurucunun bu hukuk yoluna başvurması halinde mahkemeleri n içtihatlarını başvurucunun lehine olacak şekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır. Somut olayda 22.07.2016 tarihinde tutuklanan ve 13.02.2017 tari hinde bireysel başvuruda bulunan başvurucunun suç isnadına bağlı tutulma durum u, 22.06.2017 tarihinde serbest bırakılmasıyla (tahliye edilmesiyle) birlikte bu tariht en itibaren sona ermiş bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesince başvurunun incelendiği tari h itibarıyla başvurucunun suç isnadına bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılması hali sona ermiş bulunduğundan, bireysel başvuru kapsamında tutukluluğun hukuki olmadığı yönünd en yapılabilecek olan olası bir ihlal tespiti, başvurucu açısından ancak lehine bir m iktar tazminata hükmedilmesi sonucunu doğurabilecektir. Bunun dışında muhtemel bir ihlal kar arına bağlı olarak başvurucu açısından (örneğin tahliye edilmek gibi) bir sonuç ortaya çıkma yacaktır. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 12Hal böyle olunca, belirtilen duruma bağlı olarak, bireysel başv urunun ikincilli k niteliği gereğince, olayda, aşama itibarıyla bireysel başvuru y olu dışında başvurucuya, tutmanın hukuki olmadığını tespit edecek ve giderim olarak da t azminat ödenmesini sağlayabilecek başka bir hak arama yolunun mevcut olup olmadığı nın incelenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi'nce, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına d ayalı olarak yapılan tüm başvurularda, tutuklama kararının hukuka aykırı old uğuna ilişkin iddia incelenirken ilk olarak şikâyet konusu tutuklamanın kanuni daya nağının bulunup bulunmadığı, ikinci olarak kuvvetli suç şüphesinin mevcut olup olmadığı, üçüncü olarak tutuklamanın meşru bir amacının bulunup bulunmadığı (tutuklama nedenlerinin var olup olmadığı), son olarak da tutuklama tedbirinin ölçülü olup olmad ığı incelenmektedir. 1 Anayasa Mahkemesince yapılan bu inceleme, 5271 sayılı Ceza Muha kemeleri Kanunu'nun 100 ve 101. maddelerde yer alan hükümlerle de uyumlu bir incelemedir. Zira 5271 sayılı Kanun un 100. maddesinin (1) numaralı fıkrasına gö re Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, v erilmesi beklenen ceza vey a güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. Yine aynı Kanunun 101. maddesinin ikinci fıkrasına göre de Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararla rda; a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin öl çülü olduğunu gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Öte yandan, 5271 sayılı Kanun un 141. maddesinin (1) numaralı f ıkrasına (fıkranın a bendine) göre "Suç soru şturmas ı veya kovu şturmas ı s ıras ında; kanunlarda belirtilen ko şullar d ışında yakalanan, tutuklanan veya tutuklulu ğunun devam ına karar verilen, ... ki şiler, maddi ve manevi her türlü zararlar ını, Devletten isteyebilirler." Görüldüğü üzere 141. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi nde de tutuklama için kanunda belirtilen koşullara" atıf yapılmaktadı r. Dolayısıyla Kanunda (kuvvetli suç şüphesi, tutuklama nedeni, ölçülülük gibi) öngörü len koşullara aykırı olarak tutuklandığını düşünen bir kişi için Kanun tazminat isteme ve a lma imkânı öngörmektedir. Anayasa Mahkemesi konuya ilişkin önceki kararlarında; bireysel başvurunun incelenme tarihi itibarıyla başvurucunun tutukluluk halinin son a ermiş olması ve tutuklama tedbirinin ilişkili olduğu kamu davasında verilen beraat veya m ahkûmiyet hükmünün kesinleşmiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmiş olması ha llerinde, başvurucunun tutuklamanın hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik olarak CMK 141/1-a hükmü kapsamında tazminat davası açabileceğini belirtmiş ve mezkûr id diayı başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. 2 Bununla birlikte, başvurucu tahliye edilmiş olsa dahi hakkında açılan kamu davasının devam ediyor o lması veya hakkında verilen beraat veya mahkûmiyet hükmünün kesinleşmemiş olması ha llerinde ise tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına dayalı başvuruları CMK 141/1-a hükmü kapsamı dışında tutmuş ve işin esasını incelemiştir. ______________________ 1 Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16.2.2017. 2 Reşat Ertan, 2013/5700, 15/04/2015, 26; Mehmet Emin Güneş, 20 13/5707, 16/04/2015, 29; Mecit Gümüş 2013/9105, 25/6/2015, 32; Hüseyin Hançer, 2013/8319, 7/1/2016, 39, 40; Ömer Köse, 2014/12036, 16/11/2016, 34 Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 13Anayasa Mahkemesi, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına ilişk in başvurularda yukarıda belirtildiği şekilde ortaya koyduğu yakla şımını sonradan kısmen değiştirmiş bulunmaktadır. Mahkemenin güncel yaklaşımında, tutu klamanın hukuki olmadığı iddiasının CMK 141. madde kapsamında tazminata konu edilebilece ğinin kabul edildiği te k durum, CMK 141/1-e hükmünde düzenlenen tazminat nedenine ilişki n durumdur. Anayasa Mahkemesinin son dönemdeki bir çok kararına göre; başvu ruya konu edilen tutuklamanın ilişkili/ilgili olduğu davada başvurucu hak kında beraat kararı verilmiş veya başlatılan soruşturmada kovuşturmaya yer olmadığına dair k arar verilmiş ve bu kararlar bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla kesinleşmiş is e tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası, CMK 141/1 a ve e hükmünde düzenlenen tazminat yolunun tüketilmediği gerekçesiyle kabul edilemez bulunmaktadır. 3 Mahkeme, bu içtihadında CMK 141/1-e hükmünün yanı sıra CMK 141/1-a hükmünü de dikkate almakta ve sö z konusu hükümlerde öngörülen tazminat yolunu tutuklamanın hukuki olmadığı iddiası yönünden etkili bir kanun yolu olarak nitelendirmektedir. 4 Tutukluluğun hukuki olmadığı iddiasına dayalı tüm başvurularda, belirtilen durum dışındaki tüm hallerde ise işin esası incelenmektedir. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, CMK 141/1-a hükmünde düzenlenmiş olan, kanunlarda belirtilen koşullar dışında tutukluluğun devamına ka rar verilmesi halini de kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii h uzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişilerin tazminat alabil eceğini öngören CMK 141/1-d'de düzenlenen tazminat yoluyla beraber değerlendirmekte dir. Bir başka söyleyişle Mahkeme, tutukluluğun kanuna aykırı bir şekilde gerekçesiz kara rlarla uzatılarak makul sürenin veya kanuni sürenin aşıldığına ilişkin iddiaları, başvu ru yollarının tüketilmemesi gerekçesine dayanarak reddetmekte ve CMK nın 141. maddesinin (1 ) numaralı fıkrasının (a) ve (d) bentlerine birlikte dayanmaktadır. 5 Belirtilen durumla birlikte, Mahkemece, gözaltının hukuki olmad ığına ilişkin şikâyetlere dayalı başvurularda da CMK nın 141. maddesindeki ta zminat yoluna başvurulması gerektiği söylenmektedir. Bir başka söyleyişle, gö zaltının hukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerde de davanın mahkûmiyetle sonuçlanıp sonuçla nmadığına, davanın devam ediyor olup olmadığına bakılmaksızın başvuru yollarının tüketil memesi nedeniyle kabu l edilemezlik kararı verilmektedir. 6 Anılan kararlarda bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak davanı n esasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündeki Yargıtay kararlarına at ıf yapıldığı için gözaltı nın hukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerde CMK nın 141. maddesindek i yolun tartışmasız bir biçimde etkili bir hukuk yolu olduğu iddia edilebilir ise de; Y argıtay tarafından istikrarlı bir biçimde tersine oluşturulmuş bir uygulama tespit edilmediği sür ece, tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına dayalı başvurularda başvuru yollarının tüket ilmemesi nedeniyle kabu l edilemezlik kararı verilirken, bu konuda Yargıtay uygulamasının var olup olmadığına bakılmasına gerek olmadığından ve biraz önce değinilen ka rarlarda atıf yapılan Yargıtay ____________________ 3 Kamil Erdoğan, B. No: 2017/4023, 19/4/2018, 40; Bilal Canpolat , 37-43; Fatma Maden, 49; Ertuğru l Raşit Benal, B. No: 2016/25245, 17/7/2018, 42 4 Fatma Maden, 47, Ertuğrul Raşit Benal, 40 5 Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, 54; İrfan G erçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, 37 6 Neslihan Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, 30- 38; Ahme t Ünal, B. No: 2016/17624, 9/5/2018, 24-26. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 14 kararları 7 somut delil olmadan gerçekleştiği iddia edilen bir gözaltına a lınmayla ilgili olmadığından anılan iddiaya itibar edilmesi mümkün değildir. 8 Hal böyle olunca, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuka ayk ırı olduğu iddialarının her ikisini de içeren başvurularda, Anayasa Mahkem esince, gözaltı tedbirine dai r iddia yönünden tazminat yoluna başvurulması gerektiğine karar v erilirken, tahliye edilmiş bir başvurucunun tutuklama tedbirine ilişkin iddiasında tazminat yo lunun gösterilmemesi çelişkili bir durum oluşturmaktadır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nce, etkili bir başvuru yolunun b ulunup bulunmadığının belirlenmesinde başvurulan uygulamaya atıf yapma yaklaşımından B.T. kararıyla vazgeçilmiştir. B.T. kararında, geri gönderme merkezl erindeki tutma koşullarının kötü muamele oluşturduğu iddiasına dayalı başvuru, başvuru yoll arının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi, geri g önderme merkezlerindeki koşulların kötü muamele oluşturduğu iddiasını, uygulamada başar ıyla sonuçlandığını gösteren herhangi bir örneğini tespit etmemiş olmasına rağmen, tam yargı davasına konu edilebileceğini belirterek incelememiştir. İdari gözetim altında tutulma koşullarına karşı etkili bir başv uru yolunun bulunmadığı iddiasına dayalı başvuruda Mahkeme; AİHM'nin Türk h ukukunda tutulma koşullarına karşı etkili bir başvuru olmadığına dair kararları bulunduğunu belirttikten sonra, yasal düzenlemeyle oluşturulan ve kanunun objektif anlamına bak ıldığında var olduğu hususunda bir tereddüt uyandırmayan bir hukuksal yolun fiilen d enenmemiş veya kullanılmamış olmasının söz konusu yolun etkili olmadığı veya b ulunmadığı sonucuna ulaşılabilmesi bakımından yeterli olmayacağı tespitinde bulunmu ş, bu tespit kapsamında da bu güne kadar böyle bir davanın açıldığını ve tazminata hükmedi ldiğini gösteren herhangi bir mahkeme kararının mevcut olmamasına dayanılarak tazminata ilişk in etkili bir başvuru yolunun bulunmadığının söylenmesinin hatalı olacağını ifade etm iştir. 9 Cafer Yıldız kararında da benzer bir değerlendirmeyle kabul edi lemezlik kararı verilmiştir. Anayasa Mahkemesi, Cafer Yıldız kararında, tutuklu luk incelemeleri sonucunda verilen kararların tebliğ edilmemesi ya da tutukluluğa yapılan itirazın karara bağlanmaması nedeniyle tutuklama işlemine karşı başvuru imkanlarından yararl andırılmamaya ilişkin iddiaların CMK nın 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendi kapsamında açılacak davada incelenebileceği gerekçesiyle kabul edilemezlik kararı v ermiştir. Mahkeme, buradaki tazminat yolunun başarıyla uyguladığını gösteren emsal davalar bulunmamasına rağmen böyle bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia ed ebilmeyi ortaya koyacak bir durum da söz konusu olmadığı için bu türden şikâyetlere çözüm g etirmeye elverişli nitelik taşıyan bu yola işlerlik kazandırmak ve yasal düzenlemenin kaps amını belirlemek amacıyla derece mahkemelerine başvurulmasında yarar bulunduğunu belirtmi ştir.10 _________________ 7 Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılı kararı 8 Benzer durumlar bakımından, Yargıtay uygulamasında tazminat yol unun başarıyla uyguladığını gösteren emsal kararlar bulunmamakla birlikte, böyle bir hukuk yolunun k esinlikle başarısız olacağını iddia edebilmey i ortaya koyacak bir durum da söz konusu değildir. 9 B.T. [GK], B. No: 2014/15769, 30/11/2017, 40-60. 10 Cafer Yıldız, B.No: 2014/9308, 9/1/2018, 37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, 37-40. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 15Tahliye edilen ve hakkında açılan kamu davası devam eden kişini n CMK 141/1-a kapsamında açacağı tazminat davasında kuvvetli suç şüph esinin ve tutukluluğun diğer kanuni şartlarının bulunmadığına ilişkin yapılacak tespit in devam eden kamu davasını etkileyebilecek olması ve tazminat davasını yürüten mahkemenin bu tür değerlendirmelerden kaçınabileceği ihtimali yahut hakkında mahkûmiyet hükmü verilen ve bu hüküm kanun yolu incelemesi aşamasında olan veya kesinleşen kişilerin açacakları tazminat davasında mahkemenin, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olup olmadığı te spitini kanun yolu merciinin verdiği veya vereceği karara rağmen yapıp yapamayacağ ı hususları da kanun yolunun etkililiği açısından elbette ki büyük önem taşımaktadır . Bununla birlikte, bu bağlamda, kişinin tutuklanması ve tahliye edilmesi ile hakkında beraat veya mahkûmiyet hükmü verilmesi arasında belirleyici ölçüde bir bağlantı olmadı ğını söylemek yerinde olacaktır. Belirtilen duruma göre, bir kişinin tutuklanması hukuka uygun o lmakla birlikte bu kişi kamu davasından beraat edebilir ya da tutuklanması huku ka aykırılık arz ederken hakkında açılan davada mahkûmiyet sonucuna varılabilir. Bu nede nle CMK 141/1-a kapsamında açılacak bir davada tutukluluğun hukukiliğine ilişki n olarak kişi hakkındaki ceza davasından bağımsız bir inceleme yapılmasının mümkün olduğu son ucuna varılmalıdır. (Muzaffer Korkmaz, Koruma Tedbiri Nedeniyle Tazminat Davaları v e Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2019, s . 93). Tutukluluğun hukukiliğinin incelenmesinde, tutuklamanın ilişkili/ilgili oldu ğu davada mahkûmiyet vey a beraat kararı verilmiş olmasının ya da davanın devam ediyor olm asının bir önemi olmamalıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesince de, mahkûmiyet kararı verilmesi veya davanın devam ediyor olması durumunda da tutuklamanın hukukiliği incele nmektedir. 11 Eğer bir davanın devam ediyor olması veya davada mahkûmiyet kararı veril mesi tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesine engel teşkil ediyor olsaydı, Anayas a Mahkemesinin de böyle bir inceleme yapamaması gerekirdi. Dolayısıyla bir davada beraat ve ya takipsizlik kararı verilmesi tutuklamayı kendiliğinden hukuka aykırı hale getirmey eceği gibi mahkûmiyet kararı verilmesi de kendiliğinden tutuklamanın hukuka uygun old uğunu göstermez. Nitekim Anayasa Mahkemesi Mehmet Özdemir 12 başvurusunda beraat kararı verilmiş olan başvurucunun tutuklanmasının hukuka uygun olduğuna karar vermiş iken, Ali Bulaç 13 başvurusunda hakkında mahkûmiyet kararı verilen başvurucunun tu tuklanmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir. Esasen CMK 141/1-a hükmünün de, tutuklamanın hukukiliği bağlamı nda bu hükme dayalı olarak dava açılmasını kişi hakkındaki yargısal sü recin bitmesine ve kesinleşmiş bir kararın varlığına bağlı tutmadığı anlaşılmaktad ır. Konuya ilişkin Yargıtay kararlarında da 14 anılan hükümde düzenlenen tazminat nedeninin, yargısal sürecin kesinleşmesine bağlı olarak tazmina ta konu edilebilecek tazminat nedenleri arasında sayılmadığı görülmektedir. Söz konusu kararl ara göre, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonra haklarında kovuş turmaya yer olmadığına veya beraatlarına karar verilen, yine mahkûm olup da göza ltı ve tutuklulukta geçirdikleri ____________________ 11 Bkz. Besime Konca, B. No: 2017/5867, 3/7/2018. 12 Mehmet Özdemir, B. No: 2017/37283, 29/11/2018 13 Ali Bulaç [GK], B. No: 2017/6592, 3/5/2019 14 bkz. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 1/7/2015 tarihli ve E.2014/20 624, K.2015/12265 sayılı, 1/10/2012 tarihli ve E.2012/21752, K.2012/20353 sayılı kararları. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 16 süreleri, hükümlülük sürelerinden fazla olan veya işlediği suç için kanunda öngörülen cezanın sadece para cezası olması nedeniyle zorunlu olarak bu c ezayla cezalandırılanlar hakkında, mutlaka davanın esasıyla ilgili olarak verilen kararı n kesinleşmesini beklemek zorunluluğu bulunmaktadır. Hal böyle olunca uygulamada, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olduğu iddiasına yönelik CMK 141/1-a hükmüne dayalı tazminat davasının , tutuklamanın ilişkili/ilgili olduğu ceza davası derdestken açılamayacağına i lişkin kesin bir kabulü n bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, yukarıda da belirtildiği üzere tazminat davasını i nceleyecek ola n derece mahkemesinin tutuklama şartlarını incelemekten imtina ed ebileceği şeklindeki bir görüşün kabulünün de mümkün olmadığını belirtmek gerekmektedir. Zira CMK 141/1-a hükmü karşısında tazminat mahkemesinin de (ağır ceza mahkemesin in de) tutuklama koşullarının var olup olmadığını inceleyebilmesi gerekmektedir. Anılan hükme göre tutuklamanın kanunda öngörülen şartlara uygun olup olmadığını t espit etmek tazminat mahkemesinin kanundan kaynaklanan görevi durumundadır. Nitekim kovuşturma aşamasında yargılamayı yürüten herhangi bir ağır ceza mahkemesi nin verdiği tutuklama vey a tahliye kararı, yapılan itiraz üzerine bir başka ağır ceza mahk emesi tarafından, tutuklama şartlarının var olup olmadığı incelenerek kaldırılabilmektedir. Bu konuda herhangi bir tartışma bulunmamaktadır. Böyle olunca da bir ağır ceza mahkeme sinin veya sulh ceza hâkimliğinin verdiği tutuklama kararının hukuka aykırı olup olm adığının tazminat mahkemesince tespit edilmesinin önünde de herhangi bir engel bu lunmadığı sonucuna varılmaktadır. Suç isnadına bağlı olarak tutukluluk halini içerenler dışındaki tutuklamanın hukuki olmadığına ilişkin şikâyetlerde CMK 141/1-a daki tazmina t yolunun tüketilmesini n aranması, Anayasa Mahkemesinin tutukluluk statüsünün sona ermi ş olması kaydıyla tutukluluğun makul süreyi aştığına yönelik iddiaların, CMK nin 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) ile (d) bentlerinde düzenlenen tazminat yoluna konu edilmesi gerektiğine ilişkin yaklaşımıyla da uyumluluk gösterir. 15 Zira tahliye edilen ve hakkındaki kamu davası devam eden veya aleyhine verilen mahkumiyet hükmü k anun yolu aşamasında olan veya kesinleşen kişinin Anayasa Mahkemesi içtihadı doğrult usunda bireysel başvuru öncesi uzun tutukluluk iddiasına ilişkin açacağı tazminat davas ında ilk derece mahkemesi, tutukluluğun devamına ilişkin kararların hukuka uygunluğunu inc eleyecek, bu incelemeyi yaparken de kuvvetli suç şüphesinin var olup olmadığını ve diğe r tutuklama nedenleriyle birlikte devam edip etmediğini gözetecektir (Muzaffer Korkmaz, a.g.e., s.94) Nitekim Anayasa Mahkemesi nce de tutukluluğun makul süreyi aştığına ili şkin olup esastan incelenen başvurularda kuvvetli şüphenin var olup olmadığı, tutuklama ned enlerinin devam edip etmediği de incelenmektedir. 16 Ayrıca, bu konuya ilişkin olup başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı verilen başvur ularda da, tazminat davasına bakacak olan mahkemenin de kuvvetli suç şüphesinin ve tutuklama nedenlerinin var olup olmadığını değerlendireceği varsayılmaktadır. Aksinin kabulü ha linde bu tür başvurularda kişilerin tazminat davası yoluna yönlendirilmemesi gerekirdi. S onuç olarak, eğer tazminat davasına bakacak mahkeme, uzun tutukluluk şikâyetlerinde kuvvetli şüphenin, tutuklama _________________ 15 İrfan Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016, 19, 37 16 Bkz. Örneğin, Hüsnü Aşkan, B. No: 2015/4057, 31/10/2018, 45, Halas Aslan, B. No: 2014/4994 , 16/2/2017, 87. Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 17 nedenlerinin var olup olmadığını inceleyebiliyorsa, tutuklaman ın hukukiliği şikâyetlerinden kaynaklanan davalarda da tutuklamanın hukukiliğini inceleyebilm elidir. Bu noktada Mustafa Avcı kararına 17 da değinmek gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi, bu başvuruda başvurucunun uzun tutukluluk şikâyetini , inceleme tarihi itibarıyla tahliye edilmiş olması nedeniyle CMK 141 de düzenlenen tazminat yolunun tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. 18 Başvurucunun, tutuklanmasına neden olan fiillerin tamamının siyasi faaliyetleri ile ilgili olduğu ve bu sebeple s iyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak ise Anayasa Mahkemesi; başvurucunun uzun tutuklulu k şikâyetiyle ilgili açacağı tazminat davasında ilk derece mahkem esinin hukuka aykırılığı tespit ve yeterli giderim sağlama hususlarında karar verirken tedbirin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı dışında siyasi faaliyette bulunma hakkına müdahale teşkil edip etmediği de dâhil olmak üzere somut olayın tüm koşullarını dikkate almak durumunda olac ağını belirtmiştir. Anayasa Mahkemesi, CMK nin 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun; gözaltı, yakalama, tutuklama gibi tedbirlerinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkın ın yanı sıra diğer temel haklara müdahale sonucunu doğurması hallerinde de etkili bir kanun yolu niteliğini haiz olduğunu ifade etmiş ve bu kabulü doğrultusunda siyasi faaliyette bulunm a hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden de başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir. 19 Bu olayda başvurucunun, tutuklanmasına neden olan fiillerin ta mamının siyasi faaliyetleri ile ilgili olduğu ve bu sebeple siyasi faaliyette bulunma hakkının ihlal edildiği iddiası zımnen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına benzemekt edir. Bu kişinin CMK 141. maddedeki yola başvurması durumunda tazminat mahkemesi ifade öz gürlüğünün ihlal edilip edilmediğini tespit edebiliyorsa, diğer bir deyişle başvurucunu n tutuklanmasına konu eylemlerin siyasi faaliyetler kapsamında olup olmadığını tespit edebiliyorsa, tutuklamanın hukuki olup olmadığını da elbette ki tespit edebilir. Zira deli ller değerlendirmeden tutuklamanın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğinin tespit edebilmes i mümkün değildir. Yukarıda belirttiğimiz gibi Anayasa Mahkemesi beraat veya takip sizlik kararı verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi halinde kişilerin 141. mad denin (e) veya a) bendi uyarınca tazminat alabilmelerinin mümkün olduğunu belirterek ba şvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlik kararı vermektedir (F atma Maden (B. No: 2016/28719, 17/7/2018, Ertuğrul Raşit Benal, B. No:2016/25245, 17/7/2018). Anayasa Mahkemesi bu kararlarında CMK nın 141/1-a bendine de atıf yapma ktadır. Ancak CMK nın 141. maddenin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine başvurulması için, CMK da, tutuklamayla ilgili/ilişkili davanın beraatla veya takipsizlik kararıyla son uçlanması şartı aranmamaktadır. Tutuklamaya konu davanın beraatla veya takipsizlik kararıyla so nuçlanması şartı 141/1-e bendi için geçerlidir. Kanaatimizce beraat veya takipsizlik hal inde CMK 141/1-e bendindeki hükmün tutuklamanın hukukiliği açısından birincil nitelikte etk ili bir yol olmadığını belirtmek gerekir. 141/1-e bendi uyarınca tazminat istenebilmes i için tutuklamanın hukuki olup olmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Kişi beraat edince bu bent kapsamında tutuklamanın hukuki olup olmadığına ilişkin bir tespit yapılmad an otomatik olarak tazminat ödenmektedir. Oysa bir yolun etkili kabul edilmesi için o yolun hakkın ihlal edildiğini tespit edebilmesi ve ihlali giderebilmesi gerekir. 20 AİHM de Mergen ve diğerleri kararında benzer __________________ 17 Mustafa Avci, B. No: 2014/1545, 22/3/2018 18 Mustafa Avci, 27 19 Mustafa Avci, 35-38 20 Mergen ve diğerleri/Türkiye kararı, 36 Başvuru Numarası : 2017/5916 Karar Tarihi :18/11/2020 18 gerekçelerle 141/1-e bendindeki yolun tüketilmesi gerektiği it irazını reddetmiştir. Dolayısıyla bu bağlamda 141/1- e bendinin değil, 141/1-a bendin in etkili bir yol olduğu söylenebilir. Nitekim Anayasa Mahkemesi de bu durumu göz önüne alarak bu kararlarında 141/1-a bendine de atıf yapma gereği duymuştur. 141/1-a bendi b eraat veya takipsizliğe bağlı olmadığı için tahliye durumunda da bu yolun etkisiz olduğunu sö ylemek mümkün değildir. Yukarıda açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde tutuk lamanın hukuki olmadığı şikâyetlerine dayalı başvurularda, tutuklamanın ilgili/ilişkili olduğu dava mahkûmiyetle sonuçlanmış olması veya kişinin tahliye edilmiş hallerinde de C MK nın 141. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Tutuklamanın hukukiliği değerlendirilirken, tutuklamanın uygula ndığı tarihteki şartlara bakılmalıdır. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen va him olayların toplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY nin örgütlenmesinin karmaşıklığı, Bu yapılanmanın yarattığı görünür açık tehlike, d arbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelinde binlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki on binlerce eylemin aynı anda işlenmesi, çoğunluğu kamu görevlisi olan çok sayıda kişi hakkında yürütülen soruşturmalar, olayların arz ett iği vahamet dikkate alındığında tutuklama tedbirinin temelsiz ve keyfi olduğu söylenemez. Açıkladığım gerekçelerle başvurunun başvuru yollarının tüketilm emesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun görüşüne k atılmadım. Üye Selahaddin MENTEŞ