Başvuru, somut gerekçelere dayandırılmadan uzun süre tutuklu olarak yargılanma ve makul sürede mahkeme huzuruna çıkarılmama nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği hakkındadır.
Başvuru, somut gerekçelere dayandırılmadan uzun süre tutuklu olarak yargılanma ve makul sürede mahkeme huzuruna çıkarılmama nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği hakkındadır. Başvuru, 26/4/2013 tarihinde Adana Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 30/1/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 15/5/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 15/5/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığının 11/6/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. 20/5/2015 tarihinde yapılan toplantıda başvurunun niteliği itibarıyla Genel Kurul tarafından karara bağlanması gerekli görüldüğünden Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca başvurunun görüşülmek üzere Genel Kurula sevkine karar verilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediği iddiasıyla Mersin Sulh Ceza Mahkemesinin 12/1/2012 tarihli ve 2012/26 sayılı kararıyla tutuklanmıştır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir: “…Üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, CMK.100/1 maddesi uyarınca, kuvvetli suç şüphesinin varlığının bulunması, sanığın kaçması ve saklanması ve delillerin yok edilmesi ihtimalinin ayrıca şüphelinin üzerine atılı suçun CMK.100/3-11 maddesinde yer alan suçlardan da olması dikkate alınarak şüphelinin CMK 100/1-2-a-b/1, 100/3-11 ve maddeleri gereğince tutuklanmasına karar verilmiştir. ” Başvurucu hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığı ( madde ile görevli) tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (2) numaralı fıkrası ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun maddesinde belirtilen “PKK terör örgütü adına suç işlemek” suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu hakkında kamu davasının açılma nedenleri şu şekilde anlatılmıştır:“…terör örgütünün amaç, eylem ve talimatları doğrultusunda örgütsel faaliyet yürütmek, örgüte katılımları organize etmek, gençleri provoke ederek yönlendirmek amacıyla Mersin iline şüpheli U. K.’nın yanına geldiği, Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2011/17784 nolu soruşturma evrakında PKK terör örgütünün amaç, eylem ve talimatları doğrultusunda PKK/KCK terör örgütü adına eylem ve faaliyet göstermekte iken soruşturması sonrası tutuklandığı anlaşılan şüpheli F.A. ile ilgili olarak şüpheli U.K.’nıın ifadesinde; "....F. isimli şahıs üç hafta önce bana gençlik yapılanmasından sorumlu düzeyde KADRO olan bir şahsın geleceğini ve iki gün boyunca evden çıkmaması gerektiğini, Mersin gençlik yapılanmasından sorumlu olacağını, kendisine ilişki kurmasında yurtsever olarak yardımcı olmamı istedi, 2012 günü bu şahıs evimize geldi ve kendini F.’nın gönderdiğini söyledi......" şeklindeki beyanından anlaşılacağı üzere şüpheli Gamze EROL'un terör örgütü PKK/KCK'nın gençlik yapılanması YDG-M içerisinde sorumlu düzeyde faaliyet gösterdiğinin anlaşıldığı….” Adana Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/78 sayılı dosyasında 4/4/2012 tarihinde tensiben yapılan incelemede “mevcut delil durumu, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, tutuklu kalınan süre” dikkate alınarak başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir. Anılan Mahkemece; “yapılacak işlemler, mevcut duruşma günleri ve işin kapsamı dikkate alınarak tutuklu sanığın tutukluluk durumunun” 4/5/2012 ve 4/6/2012 tarihlerinde dosya üzerinden incelenmesine karar verilmiştir. Mahkemenin 12/6/2012 tarihli celsesinde “üzerine atılı suçların niteliği, kanıt durumu, kaçma ve delilleri karartma olasılığı gözetilerek” başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir Başvurucunun tahliye talepleri sırasıyla 25/9/2012, 18/12/2012 ve 14/3/2013 tarihli celselerde reddedilmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiştir Başvurucu, 14/3/2013 tarihli celsede “üzerine atılı suçların niteliği, kanıt durumu, kaçma ve delilleri karartma olasılığı, sanığa isnat edilen suçlarla ilgili kanunda öngörülen ceza miktarı gözetilerek” verilen tutukluluk hâlinin devamına ilişkin karara karşı 15/3/2013 tarihinde Adana Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur. Adana Ağır Ceza Mahkemesi, 20/3/2013 tarihli ve 2013/156 Değişik İş sayılı kararıyla “üzerine atılı suçun CMK 100 ve devamı maddesi kapsamında olması, dosya kapsamı, kaçma ve delilleri karartma olasılığı, isnat edilen suçlarla ilgili kanunda öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında Adli Kontrol Hükümlerinin yetersiz kaldığı, tutuklama tedbirinin suç ve cezaya göre ölçülü olduğu” gerekçesiyle itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya 16/4/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, 26/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP üzerinden edinilen bilgiye göre Adana Ağır Ceza Mahkemesi, 30/5/2013 tarihli kararıyla hukuki ve fiilî irtibatın bulunmasını gerekçe göstererek dava dosyasının İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/19 sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar vermiştir. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 11/2/2014 tarihli duruşmada tutuklu kaldığı süreyi dikkate alarak başvurucunun tahliyesine karar vermiştir.B. İlgili Hukuk 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun maddesinin (1) ila (6) numaralı fıkraları şöyledir:“(1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza dörtte birinden yarısına kadar artırılır.(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.(5) Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır.(6) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.) Örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyen kişi, ayrıca örgüte üye olmak suçundan da cezalandırılır. Örgüte üye olmak suçundan dolayı verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir.(Ek cümle: 11/4/2013-6459/11 md.) Bu fıkra hükmü sadece silahlı örgütler hakkında uygulanır.” 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir: a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa. b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma, Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir: a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),...” 5271 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini, b) Tutuklama nedenlerinin varlığını, c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu, gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.(3) Tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. (4) Tutuklama kararı verilmezse, şüpheli veya sanık derhâl serbest bırakılır.(5) Bu madde ile 100 üncü madde gereğince verilen kararlara itiraz edilebilir.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 5271 sayılı Kanun’un maddesinin ilgili tarihte yürürlükte bulunan hâliyle (1) numaralı fıkrası şöyledir:“Soruşturma evresinde şüphelinin tutukevinde bulunduğu süre içinde ve en geç otuzar günlük süreler itibarıyla tutukluluk hâlinin devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından 100 üncü madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.”