21. Hukuk Dairesi 2015/21388 E. , 2016/14727 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar…
**21. Hukuk Dairesi 2015/21388 E. , 2016/14727 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir. Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dava; davacının 26.09.2002 – 18.02.2007 tarihleri arasındaki çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece; 506 ve 5510 sayılı Yasaların ilgili maddelerinde yurt dışında çalışan işçinin ancak sosyal güvenlik sözleşmesi olması ya da topluluk sigortasına tabi olması ya da isteğe bağlı sigorta yolu ile sigortalı sayılmasının mümkün olduğu, davaya konu olayda bu koşulların hiç birinin gerçekleşmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işyerinde tekniker olarak çalıştığını beyan eden davacının davalı şirketin Türkiye'deki işyerinden 15.01.1990 – 26.09.2002 tarihleri arasında davalı Kurum'a çalışma bildirildiği, ancak talep edilen dönemde herhangi bir çalışma olmadığı, davacının 15.10.2002 tarihinde isteğe bağlı sigortalı olmak için davalı Kurum'a başvurdupu, ancak hiç prim ödemesi bulunmadığı, bordro tanığı tarafından davacının talep ettiği dönemde yurtdışında davalı şirkete bağlı olarak çalıştığının beyan edildiği, Davacı ile davalı şirket arasında 26.09.2002 – 31.10.2004 tarihleri arasında geçerli olacak ve davacının davalı şirketin .... .ne sattığı araçlar için ...'nde serviste teknisyen olarak çalışacağına dair hizmet sözleşmesi mevcut, sözleşmede davacıya ... primi ödenmeyeceği yazmakta, davalı şirket tarafından “ilgili makama” başlığı ile davacının isteği üzerine verilen belgede; davacının 26.09.2002 tarihinde iş aktinin feshedildiği ve şirketin yurtdışı kadrosunda göreve başladığı, bu tarihten itibaren ... hizmetlerinden yararlandırılmadığının belirtildiği, ... Büyükelçiliği tarafından; davacının ...'nde 17.10.2002 – 0102.2007 tarihleri arasında işçi sıfatı ile çalıştığına dair hizmet belgesi verildiği, davacının yurtdışında çalıştığı dönemde ailesinin Türkiye'deki sağlık masraflarının özel sağlık sigortası kapsamında davalı şirket tarafından karşılandığı, davacının yurtdışında bir takım askeri alanlara girebilmesi yurtdışındaki askeri makamlar tarafından verilen izin belgesinde; davacının davalı şirket adına çalıştığının yazmakta olduğu, iznin bitiş tarihinin 03.08.2006 olduğu, davacı ile... Projeleri Tesisi arasında imzalanan 01.11.2005 tarihli iş sözleşmesinde davacının 17.10.2002 tarihinden itibaren süresiz olarak iş bitene kadar çalışacağının kararlaştırıldığı, davacı tarafından iş bu dosyada talep ettiği süreler yönünden işçilik alacaklarına ilişkin dava açıldığı ve mahkemece; davacının ailesinin davalı şirket tarafından sigortalanmış olduğu, bir takım belgelerde davacının yurtdışında davalı şirketin elemanı olarak çalıştığının bildirildiği gerekçeleri ile davanın kabul edildiği, kararın onanarak kesinleştiği, ..Kurumu tarafından davacı ile davalı şirket arasında yurtdışına gitmek üzere hizmet merkezlerinde iş sözleşmesi imzalanmadığının bildirildiği anlaşılmaktadır. Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Yasa'nın 7. maddesinde; işveren tarafından geçici görevle yabancı ülkelere gönderilen sigortalıların bu Kanunda yazılı hak ve yükümlerinin bu görevi yaptıkları sürece de devam edeceği belirtildikten sonra 86. maddesinde, Kurum'un, 2. ve 3. maddelere göre sigortalı durumunda bulunmayanların .... Bakanlığı'nca onanacak genel şartlarla ( iş kazalariyle meslek hastalıkları), (hastalık), (analık), (malûllük, yaşlılık ve ölüm) sigortalarından birine, birkaçına veya hepsine toplu olarak tabi tutulmaları için, işverenlerle veya dernek, birlik, sendika ve başka teşekküllerle sözleşmeler yapabileceği, sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerin yurt dışındaki iş yerlerinde çalışmak üzere giden Türk işçilerine istekleri durumunda 85. madde hükümlerinin uygulanacağı açıklanmıştır. Diğer taraftan 5510 sayılı Yasa'nın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5. maddesinin (g) bendinde, ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan ülkelerde iş üstlenen işverenlerce yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçilerinin 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacakları ve bunlar hakkında kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümlerinin uygulanacağı, bu sigortalıların uzun vadeli sigorta kollarına tabi olmak istemeleri durumunda, 50. maddenin 2. fıkrasındaki Türkiye’de yasal olarak ikamet etme şartı ile aynı fıkranın (a) bendinde belirtilen şartlar aranmaksızın haklarında isteğe bağlı sigorta hükümlerinin uygulanacağı, bu kapsamda, isteğe bağlı sigorta hükümlerinden yararlananlardan ayrıca genel sağlık sigortası primi alınmayacağı belirtilmiş, 10. maddesinde de 4. maddenin 1. fıkrasının (a) bendinde sayılan sigortalıların işverenleri tarafından geçici görevle yurt dışına gönderilmeleri durumunda, bu görevleri yaptıkları sürece, sigortalıların ve işverenlerin sosyal sigortaya ilişkin hak ve yükümlülüklerinin devam edeceği hüküm altına alınmıştır. 506 sayılı Yasa'nın 7. ve 5510 sayılı Yasa'nın 10. maddeleri kapsamında sigortalı sayılabilmek için Türkiye Cumhuriyeti ile yabancı ülke arasında sosyal güvenlik sözleşmesi düzenlenmemiş olması, tüzel kişi Türk işverenin şirket merkezinin Türkiye’de bulunması, gerçek veya tüzel kişi Türk işverenin Türkiye’de iş yapmak koşulu aranmaksızın Türkiye’de tescil edilmiş ya da tescil edilebilir nitelikte işyerinin olması, Türk işveren ile Türk işçi arasında yabancı ülkede yerine getirilecek iş görme edimine ilişkin bireysel iş sözleşmesinin Türkiye’de yapılması, Türk işçinin işbu yazılı veya sözlü hizmet sözleşmesinin Türk işçiye yüklediği iş görme ediminin yerine getirilmesi gereği olarak yurt dışında yaşamasının sürekli olmayıp geçici nitelik taşıması gerekmektedir. Anılan maddelerde “geçici görev” kavramı bakımından herhangi bir süre sınırlaması öngörülmediğinden, görevin geçici mi yoksa sürekli mi olduğunun belirlenmesinde her somut olayın özelliği, bu yönde hizmet akdinin sigortalıya yüklediği iş görme ediminin niteliği, iş süresini belirlemeye ilişkin iş hayatının olağan akışı ve Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Somut olayda ise; davacının davalı şirketin Türkiye'de bulunan işyerindeki çalışmasının 26.09.2002 tarihinde sona erdiği, daha sonra davalı şirket ile davacı arasında; 26.09.2002 – 31.10.2004 tarihleri arasında geçerli olacak ve davacının davalı şirketin ...'ne sattığı araçlar için ...'ndeki servisinde teknisyen olarak çalışacağına dair hizmet sözleşmesi bulunduğu anlaşılmakla; davacının yurtdışında davalı şirkete bağlı olarak geçici görev ile çalışıp çalışmadığı yeterinde irdelenmeden sonuca gidilmesi isabetsiz olmuştur. Mahkemece yapılacak iş; 15.01.1990 – 26.09.2002 tarihleri arasında davalı şirketin sigortalısı olduğu anlaşılan davacının, 506 sayılı Yasa'nın 7. maddesi kapsamında geçici görev ile yurtdışına götürülüp götürülmediği, topluluk sigortasına tabi olup olmadığı, davalı şirket ile Kurum arasında 506 sayılı Yasa'nın 86. maddesine göre topluluk sigortasına dair sözleşme olup olmadığı ve var ise kısa vadeli sigorta kollarını kapsayıp kapsamadığı, davacının Türkiye İş kurumu aracılığıyla yurtdışına gönderilip gönderilmediği araştırılıp değerlendirilerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir. Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine 05.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.